Üsküdar pazarında enflasyonun izini sürdük

gazete üsküdar

Mart ayından itibaren Türkiye’yi etkisi altına alan koronavirüsle birlikte, birçok sektör ve kurum büyük zarara uğradı. Her geçen gün değişen döviz kurları ve artan fiyatlar gıdada nasıl etki gösterdi? Üsküdar semt pazarında vatandaşa ve pazarcıya fiyatları sorduk.

“Türkiye bitik durumda”

Pazarcılara yönelttiğimiz satışlarının nasıl gittiği ve insanların alım gücüyle ilgili gözlemlerine dayalı aldığımız cevaplar, pek farklılık göstermiyor. Semt pazarında satış yapan bir pazarcı durumu şöyle ifade ediyor: “Her şey pahalı, insanlar da maalesef alışveriş yapamıyor. Türkiye, bitik durumda.” Esnaf, yükselen fiyatları ülke ekonomisine bağlarken pandemi nedeniyle de insanların eskisi kadar pazar alışveriş yapmadığını dile getiriyor. Geçimlerini “günlük” kazançlarıyla devam ettirmeye çalıştıklarını söyleyen pazarcılar, bireysel yatırım ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını, ancak günü çıkartabildiklerini ifade ediyor. Farklılık gösteren cevaplar arasında yer alan bir başka düşünce ise; pazarda patates, üzüm, limon gibi gıdaların uygun fiyatta satıldığı yönünde oluyor. Gıda yelpazesinde et, peynir ve şampuan gibi ihtiyaçların çok daha pahalı olduğunu ifade eden bir pazarcı, satış yapmak için harcadıkları vergi ve benzin tutarlarının sadece zarar olduğunu ifade ediyor.

“Pazardan 1 ₺ ile geri dönüyorum

Üsküdar semt pazarında vatandaşa yönelttiğimiz fiyat ve bütçe ilişkisinde çoğunluk zar zor geçindiğini ve tutumlu olmaya çalıştığını ifade ediyor. 150-200 ₺ ile haftalık pazar alışveriş yapan vatandaşlar, istedikleri her şeyi değil daha çok ihtiyaç temelli ilerlediklerini vurguluyor. Üsküdar pazarında mikrofon uzattığımız başka bir vatandaş ise: “Çok pahalı, geçinemiyoruz. Emekli maaşı yetmiyor, zor şartlarda yaşıyoruz. Beş liranın altında hiçbir şey yok. Domates salatalık bile pahalı, eve 1₺ ile geri dönüyorum.” şeklinde cevap veriyor. Durumun ülke gelir düzeyini açık eden başka bir boyutu ise kimi vatandaşın zorlanmadan alışveriş yapabildiği oluyor. Fiyatlarda herhangi bir yükseklik görmeyen vatandaşlardan bazıları, ekonominin iyi olduğunu vurguluyor.

Cengiz Özdemir: Üsküdar insanların zihninde artık bir Instagram cornerdır

Cengiz Özdemir, sosyal medyadaki ismiyle söylersek; Kültürİstanbul, bilhassa İstanbul’un kültürel ve mimarî geçmişi ile ilgili yaptığı paylaşımlar, kaleme aldığı yazılarla tanınıyor. Kendisiyle yaşadığı şehir Üsküdar’ı konuştuk, diyor ki: “Üsküdar, İstanbul’un herhangi bir yerine denk düşmez, biz onu muhayyilemizde bir yere denk düşürmeye çalışırız.”

Şair Ömer Erdem, “Üsküdar Asya’dır Çin’e kadar” diyerek şehrin imgesini imler bir bakıma. Üsküdar, İstanbul’un neresine denk düşer size göre?

Geçmiş için Ömer Erdem’in söylemi bir gerçeği yansıtıyor olabilir. Günümüz küresel şehirlerinin “kendilerine ait” bir kimliklerinin kaldığına inanmıyorum. Bu kimlikler daha çok kendi ideolojik muhayyilemizde kaldı. Üsküdar’a hususiyet kazandıran her şey küresel kentin ezici hegemonyası altında yok olup gidiyor. Bu açıdan Üsküdar’ın Beyoğlu’ndan, Beyoğlu’nun Sancaktepe’den, Sancektepe’nin Kadıköy’den çok bir farkı kalmamaya başladı. Bu kimlikler ayrıca çok tartışmalıdır. Peyami Safa, Fatih-Harbiye’yi yazarken bu ezberler üzerinden bir karşıtlık kurmuştu; ama biz biliyoruz ki İstanbul’un en yoksul kesimleri yakın zamana kadar Beyoğlu’nun arka sokaklarında yaşadılar yahut Harbiye’nin aşağısındaki Dolapdere’de. Aynı kaderdaşlık içinde Fatih’in en yoksulları da Sulukule’de ya da Zeytinburnu’nda ikamet ederdi. Sonra küresel kent kanunları işledi ve herkes yerinden yurdundan edildi. Ne Fatih ne Harbiye ne Üsküdar artık kendine ait bir kimliğin taşıyıcısı değildir. Dolayısıyla Üsküdar İstanbul’un herhangi bir yerine denk düşmez, biz onu muhayyilemizde bir yere denk düşürmeye çalışırız sadece. 

Son senelerde şantiye alanına dönüşen bir Üsküdar var. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

İlk paragrafta bahsettim tekrara düşmeyi göze alarak söyleyeyim. Küresel kent mekaniği 150 senedir bu şehirde sistematik olarak yerel ve otantik olan ne varsa süpürüyor. Geriye nostalji corner köşeleri kalıyor. Günümüzde bunlar Instagram corner oldu. Hayran olduğumuz şey aslında o köşelerin bize sunduğu sadece güzel bir backround imkânı. Önüne geçip fotoğrafı çekip unutuyoruz. Üsküdar da bu süreçten nasibini aldı. Üsküdar’ın şantiye olması muhafazakâr görünümlü modern ya da modern görünümlü belediyecilik anlayışı için zaten olması gereken bir şey. Bundan elbette rahatsızlık duyalım ama öncelikle kendimize karşı dürüst olalım. Kapitalizme bu kadar entegre olup asrı saadet hülyaları kurmak düpedüz iki yüzlülüktür. 

Fuat Sevimay; Orhan Pamuk’u ‘karşı’nın, Tanpınar’ı ise Üsküdar’ın yazarı olarak anar. Sizce Üsküdar’ı anlatan en iyi şair-romancı kimdir?

Bizler yazarları, şairleri, edebiyatçıları, hep bir mahalleye ve coğrafyaya, muhite havale etmeyi seviyoruz. ‘Karşı kim?’, ‘Biz neyiz?’ sorusuna cevap veremediğimiz sürece de bu 300 yıllık itiş kakış sürer gider. Orhan Pamuk bence Türk edebiyatında Tanpınar’ı en iyi anlamış ve ondan epeyce beslenmiş bir yazar. Tanpınar da yaşasaydı Pamuk’u okumaktan ve onunla sohbet etmekten büyük keyif alırdı. Tanpınar’ın muhiti de yıllarca tartışıldı. Tanpınar sağcı mı solcu mu, muhafazakâr mı modern mi? Bu tartışma meleklerin cinsiyeti tartışmasına benzer. Tanpınar da Pamuk da iyi romancıdırlar ve kendi muhitlerinden, o muhitlerin güdük zihniyetinden bağımsız olarak, o muhitlere rağmen iyi romancıdırlar. Bu nedenle onları ait oldukları muhitin bir marifeti olarak iyi romancı görmek gösterdikleri olağanüstü çabaya saygısızlıktır. “Üsküdar’ı en iyi anlatan şair-romancı kimdir?” bilmem ama “bir ex-ressam olarak Üsküdar’ı en iyi çizen ressam Hoca Ali Rızadır.” derim. 

“En güzel gün batımı Salacak’tadır”

Üsküdar’ın en sevdiğiniz muhiti neresi size göre?

Çiçekçi ve Salacak taraflarını severim. Yıllarca oralarda oturdum, lebiderya bir evim oldu. En güzel gün batımı buradadır. Ayrıca çiçekçi İhsaniye taraflarında kendimi hep çok rahat hissettim. İhsaniye’nin ara sokaklarından Çürüksulu yalısının yanından aşağıya inen yokuş ve merdivenler, o sokaklar şahanedir. 

Beylerbeyi’nde yaşıyorsunuz. Buranın özel köşeleri nereleri?

Beylerbeyi’nde yeniyim. İskele ve önündeki çınarı çok severim. Yukarıya doğru Bedevî tekkesinin bulunduğu sokaklar, Küplüce mezarlığına çıkan ölümcül yokuşlarda manzara çok güzeldir. Sahili dardır, ama Hamid-i Evvel Camii, iskele önü meyhaneleri, Mehmet Akif Köşkü, Beylerbeyi Sarayı’nın yanındaki park görülmeye değer köşelerdir. 

“Kız Kulesi sadece kendisiyle meşgul olduğundan bencil gelmiştir bana”

Üsküdar bir kadın olsaydı ona ne söylerdiniz?

“Makyajını sil öyle gel.” derdim. 

Kız Kulesi mi, Çamlıca mı?

Kız Kulesi çok bencil gelir bana, sadece kendisiyle meşguldür, kendisini gösterir ve bir anlamda dominanttır da. Çamlıca ise size her yeri ve gerçeği gösterir, hükmetmez. Kendisini değil olanı gösterir. Bu yüzden ‘Çamlıca’ derim. 

Üsküdar Küçüksu Mahallesi’ne çocuk köyü yapılıyor

gazete üsküdar

Üsküdar Belediyesi tarafından Küçüksu Mahallesi’nde yapılması planlanan Çocuk Köyü projesi, Üsküdar’da çocukların doğal hayatı tanımasını hedefliyor.

81 dönümlük arazi üzerine yapılması planlanan Çocuk Köyü’nde, tarlalardan küçük ve büyükbaş hayvana kadar birçok unsurun bulundurulması planlanıyor. Meyve sebze ağaçları ile desteklenen proje çocukların şehir hayatından bir nebze olsun uzaklaşıp köy yaşamına dair bilgiler edinmesini hedefliyor. Tamamen kendi emekleriyle yaptıkları eylemlerin karşılığını almaları, çocukların eğitim ve özgüveni için yararlı olacağı düşünülüyor.

Sosyal medya hesaplarından projenin ilk taslak görsellerini paylaşan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “Küçüksu Mahallemizde 81 dönümlük büyük bir arazi üzerine kuracağımız Çocuk Köyü’nün ilk taslak proje görsellerini Dünya Çocuk Günü’nde paylaşalım istedim. Şu kadarını söyleyeyim; dünyada eşi benzeri olmayan bir proje üzerine çalışıyoruz. Çocuklarımıza rüya gibi bir yer yapacağız.” diyerek projenin ilerleme kaydettiğini paylaştı.

“Kentsel” değil sınıfsal bir dönüşüm hikayesi: Kirazlıtepeliler bu manzarayı görecek mi?

gazete üsküdar1

Bugün İstanbul boğaz öngörünümü için çok önemli bir konuma sahip olan ve Çamlıca Camii yakınlarında bulunan Üsküdar’a bağlı Kirazlıtepe Mahallesindeyiz. 2015 yılında mahalle için çıkan kentsel dönüşüm projesi, vatandaşları mağdur ederek birçok sorun yaşamalarına sebep oldu.

2015 yılında çıkan kentsel dönüşüm projesi kararının ardından, Kirazlıtepe Mahallesi’nde sıkıntılar başladı. Sayılmayacak hukuksuzluğa uğrayan vatandaşlar başta insan hakları mevzuatına aykırı olacak şekilde yaşadıkları sorunları mahkemeye götürdüler. Mahkemenin verdiği “durdurma kararı” sonrasında devam eden proje süreci, Kirazlıtepeliler için hiç de kolay olmadı. Moloz yığınları arasında kalan, elektrik su ve doğalgazsız yaşamaya mecbur bırakılan mahalleli neler söyledi? Başta hukuki süreci takip eden ve Kirazlıtepe Mahallesi davasında avukat olan Onur Cingil ve vatandaşlar ile görüşerek, Kirazlıtepe’nin güncel durumunu öğrendik.

“Burası bir hazine arazisi değil burada herkesin tapusu var”

Olayın uzun süredir takipçisi olan Avukat Onur Cingil, belediyenin sadece Kirazlıtepe Mahallesi’ne değil bütün İstanbula zarar verecek asbes salınımı hakkında açıklamalar yaparken olayın bilinmeyen tarafını şunları söylerek aydınlattı: ” Burada 5 yıl önce Üsküdar belediyesi, Belediye Kanunu çerçevesinde bir dönüşüm yapmak istedi. 2017 yılında riskli alan ilan edilen Kirazlıtepe Mahallesi’nin eteğine çok kısa bir zaman önce yapılan Çamlıca Camii var. O caminin buraya yapıldığı düşünülünce, zeminin ne kadar sağlam olduğunu tahmin etmek mümkün. E tabii daha sonrasında bir torba yasa çıkarılarak: “Zeminde değil, binalarda imar mevzuatına aykırılık varsa orası da riskli alandır.” dediler. Burada 3 yıldır ciddi bir psikolojik baskı var. İmza atarak evlerini terk eden insanların evlerini yıktılar fakat o molozları kaldırmadılar. Bu molozlar kaldırılmaması insanları sadece psikolojik değil sağlık açısından da oldukça etkileyecek. Lağımlar, oksitlenen demirler ve inşaat kalıntılarından kalan salınım olması, teknik rapora göre kanser riskinin çok yüksek olduğunu saptadı. Bu risk sadece Üsküdar için değil, İstanbul ve Üsküdar’ın bacası yüksek olarak düşünüldüğünde buradan bütün İstanbul’a ciddi bir asbes salınımı olduğunun kanıtı oldu. Kanunsuzluk ve hukuksuzlukla bu insanları evlerinden çıkarmaya çalıştılar. Birçok defa buraya otobüslerle çevik kuvvet geldi fakat bu hukuksuz olduğu için geri gittiler. Burada 7 parsel vardı, her bir parselden ikişer üçer parsel çıkardılar. Bunu kamu yararına yapmadılar. Neden yaptılar biliyor musunuz? Parseli küçültürseniz hak sahibi sayısı azalır, her parsel küçültmede bir miktarı kamuya terk edilir. Terk edilen kısım Toki’ye verilir. Belediye tarafından oluşturulan “Kirazlıtepeliler kentsel dönüşüm istemiyor mu?” algısı tamamen yanlıştır. İstiyorlar, ilk günden beri istiyorlar fakat hukuki bir şekilde. Tek istedikleri; benim evim şurada olacak garantisi. Belediye ve bakanlık bunu garanti eden hiçbir sözleşmeyi imzalamadı ve bu da bölge halkını ciddi derecede mağdur ederek endişeye sürükledi. Burada muazzam bir manzara var soruyorum; Bu manzarayı Kirazlıtepeliler görecek mi?

“Bu devleti affetmiyorum”

Mahalle sakinlerinden Kadriye Onat, imza attıklarını fakat bunu içlerinden gelerek değil tebligatların elektrik su ve doğalgaz kesintilerinin ardından zorla yaptıklarını söylerken şu cümleleri söyledi: Tebligat bize de geldi. Biz gittik dilekçe verdik ve iki hafta müsade ettiler. Bugün bu zorlamaya rağmen gidip imzayı attık, içim çok dolu söyleyecek çok şeyim var ama bir şey diyemiyorum. Sadece bu devleti affetmiyorum, hakkımı da helal etmiyorum.

“Tehdit etmek için geldiler buraya bizi korkutmak için çabuk çıkın kağıt var dediler

Mahalle sakinlerinden ismini vermeyen başka bir vatandaş da kiraya çıktığını ifade ederken diğer bütün mahalleli gibi şunları söyledi: “1.500 ₺ kira yardımı yapıyorlar. Kira 3.500-2.500, e cebimden ödeyeceğim çünkü sadece emekli maaşım var. Ama benim burada 250 m² yerim var, üç daire verip 110 bin ₺ borçlandırıyorlar. Adamlar buraya geldiler daha önce, neden geldiler? Çabuk çıkın, elimizde kağıt var diyerek tehdit etmek için.

“Elektriksiz susuz yaşıyorum”

Kirazlıtepe Mahallesi hakkında haberlerde ve özellikle sosyal medyada gündeme gelen bir başka konu ise vatandaşların elektrik su ve doğalgazlarının kesildiğiydi. Mahalle sakinlerinden Hakkı Akgül, bu insanlardan biri olduğunu söylerken durumunu şöyle ifade etti: “Benim elektriğim, suyum, doğalgazım üçü de birden kesildi. Araştırdım niye yapıyorsunuz? dedim. Haberleri yok. “Sizin elektriğiniz var görünüyor.” dediler. Sonra üçünü de kökten kestiler, biz de evi vermek zorunda kaldık.

“Kendi yağımızda kavrulup yaşamımızı sürdürüyorduk.”

İki engelli oğlu için, yıllar önce tamamen oğullarının ihtiyaçlarına ve gündelik yaşamına göre ev yapan bir başka vatandaşın oğlu ise şunları söyledi: “Kentsel dönüşüme kadar burada kendi halimizdeydik, kendi yağımızda kavrulup yaşamımızı sürdürüyorduk. Kentsel dönüşüm meselesinden sonra sıkıntılar başladı. Yasal haklarımız yeterince tanınmadı, daha sonrasında çevremizdeki insanlar imza atarak gitmeye başladı. Biz bu süreci istemiyorduk fakat bu sürece katılmak zorunda kaldık.

“Bize hakkımızı versinler.”

Mahalle sakinlerinden Ali Osman Bayram, Necla Güncüm ve Miran İynem de mağduriyetlerinin diğer mahalleliyle aynı olduğunu ifade etti. Tek isteklerinin hem birbirlerinden kopmamak hem de maddi zorluğa düşmemek olduğunu ifade eden Bayram, Güncüm ve İynem “Bize senin yerinde şurada olacak deyip imzalı hukuki bir teklif getirsinler. Tamam diyelim. Hakkımızı vermiyorlar.” ifadelerini kullandı. Bu durumun rezillik olduğunu söyleyen Necla Güncüm: Niye bu rezillik? Bize hakkımızı versinler gideceğiz. Hepsi onların olsun, istemiyoruz.” dedi.

Mahalle’nin avukatı Onur Cingil durum hakkında yaptığı açıklamalarının ardından kamuoyu vicdanına seslenerek şunları söyledi: Buraya, bakan bakan yardımcısı ve kentsel dönüşüm daire başkanı geldi. Herkese sordular: “Bize güvenmiyor musunuz?” diye ve buradaki herkes “Size güvenmiyoruz” dedi. Burada kimse imza atmaya güle oynaya gitmiyor, lanet okuyarak gidiyor. Bu dönüşüm de dönüşüm değil o yüzden. Dönüşüm insan odaklı olmalı, rant değil. Rant kimin olacak? Buraya “Çakaltepe” denildiği zamanda gelen, mahallenin ilk muhtarı Şaban amcanın mı olacak? Yoksa Koah hastanın Avni amcanın, makinesini bağlayacağı elektriği kesenler mi olacak? Bunu da kentsel dönüşüm tarihinde kara bir leke olarak göreceğiz.

Fotoğraf galerisi için:

Üsküdar’a minik dostlarımız için mama düzenekleri yerleştirilecek

gazete üsküdar

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, sosyal medya üzerinden paylaştığı bir tweet ile Üsküdar’a kedi ve köpeklerin su ile mama ihtiyaçlarını karşılayacak düzenekler yerleştirileceğini bildirdi.

Daha öncede kurulan düzenekler; Marmaray Üsküdar, Zeynep Kamil Parkı, Kirazlıtepe Şenlik Parkı, ve Ünalan gibi yerlere konulmuştu. Mama ve su haznesi bulunan düzenekler, belirli aralıklarla takviye yaparak küçük dostların beslenmesini sağlıyor.

Hilmi Türkmen, Üsküdar’da mümkün olan yerlere düzenek konulacağını belirtirken, paylaştığı tweet’in altına vatandaşlar adres vererek ihtiyaç olduğunu bildirdi.

Üsküdar Minyatür Yarışması başladı

gazete üsküdar

Üsküdar Belediyesi tarafından düzenlenen yarışma önemli bir sanat ve tarih merkezi olan Üsküdar’ın geçmiş ve kültürel yanının aktarılabileceği, basılı ya da dijital tüm mecralarda Üsküdar Belediyesi tarafından kullanılabilecek eserleri seçilecek.

Üsküdar’da gerçekleştiren Minyatür Yarışmasının amacı, amatör yada profesyonel sanatçıların özgün eserlerini üretilmesi amacı taşıyor. 7 Ekim 2020 tarihinde duyurulan yarışma için 15-30 Aralık 2020 tarihleri arasında eserler gönderilecek. 12 Şubat 2021’de açıklanacak sonuçlar için yarışmaya katılım şartları açıklandı;

  • Yarışmaya katılım ücretsizdir.
  • Yarışma her yaştan katılımcıya açıktır. 18 yaşın altında olan katılımcılar yarışmaya veli iznini içeren muvafakatname ile katılabilir.
  • Yarışmaya seçici kurul üyeleri ve Üsküdar Belediyesi çalışanları katılamazlar.
  • Daha önce sergilenmiş, sosyal medya da dâhil olmak üzere herhangi bir mecrada yayınlanmış, taklit veya kopya eserler yarışmaya katılamaz.
  • Üsküdar Minyatür Yarışması, minyatür sanatının desteklenmesi, Üsküdar’a dair özgün sanatsal eserlerin üretilmesi ve bu eserlerin Üsküdar Belediyesi tarafından güncel formlarda basılı ya da dijital ortamlarda kullanılması amacıyla tertip edildiğinden derecelendirmeye girmeye hak kazanan eserler katılımcılara iade edilmez.
  • Katılımcılar, Üsküdar Belediyesi’nin yarışma sonucunda derecelendirmeye girmeye hak kazanan eserleri kitap, broşür, el ilanı, katalog, logo, afiş, billboard, tanıtım materyalleri, turizm dökümleri, sosyal medya gibi baskılı ve dijital ortamlarda yapılacak olan çalışmalar ve sair çalışmalarda süresiz ve sınırsız olarak kullanılabileceğini kabul eder.
  • Yarışma sonucunda derecelendirmeye girmeye hak kazanan eserler mülkiyet ve telif hakları ile birlikte Üsküdar Belediyesi’nde kalacaktır. Dereceye giren katılımcılardan telif haklarının kullanımı için taahhütname alınacaktır.
  • Yarışmaya katılan tüm yarışmacılar Üsküdar Belediyesi tarafından belirlenen yarışma şartlarını okumuş ve onaylamış kabul edilirler.
  • Üsküdar Belediyesi, yarışma koşullarında değişiklik yapma, yarışmayı erteleme ve yarışmayı iptal etme hakkına sahiptir.

• Yarışmacılar en az 25 cm, en fazla ise 75 cm ebatlarına sahip olan eserler ile yarışmaya katılabilirler.

• Yarışmaya katılacak olan eser üzerinde herhangi bir isim, unvan, mühür vb. tanıtıcı bir sembol veya ibare bulunmamalıdır.

• Eserin arka bölümüne eserin görünümüne zarar vermeyecek bir şekilde 4 rakam ve 2 harfe sahip 6 karakterli bir rumuz yazılmalıdır.

Ödüller;

A. Derece
İlk üçe giren her bir yarışmacıya dereceleri açıklanmayacak şekilde aşağıdaki ödüller verilecektir.

A: 6000 TL (Altıbintürklirası)

B: 6000 TL (Altıbintürklirası)

C: 6000 TL (Altıbintürklirası)

B. Mansiyon

D: 2000 TL (İkibintürklirası)

Kadıköy-Üsküdar yolu üzerinde bulunan duvar peyzajı polemiğe yol açtı

gazete üsküdar

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve İBB sözcüsü Murat Ongun arasında Kadıköy-Üsküdar yolunda bulunan dikey duvar peyzajı hakkında polemik yaşandı.

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen sosyal medya üzerinden paylaştığı bir tweet ile Kadıköy-Üsküdar yolu arasında yer alan peyzaj çalışması hakkında şunları söyledi: “Burası Güney Afrika’da bir banliyo mahallesi ya da ana arterde olmayan bir duvar olsaydı sorun yoktu. Fakat burası Kadıköy Üsküdar arasındaki ana yol. Buradan her gün milyonlarca insan geçiyor. Keşke yeşili, renk renk çiçekleri görmeye devam etselerdi. İnsan üzülmeden edemiyor”

Bu eleştirisinin ardından Türkmen’in tweetine cevap veren , İstanbul Büyükşehir Belediye Sözcüsü Murat Ongun “Yüksek maliyetli, suni ve sürdürülebilirliği zorlu olan peyzaj çalışması yerine sanatsal çalışmalar yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullanarak eleştiri okunu Türkmen’e yöneltti.

Üsküdar için yağış uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü İstanbul için yağış uyarısında bulundu. Özellikle Üsküdar Çamlıca ve çevre ilçelerde etkili olması beklenen sağanak yağışın yer yer dolu şeklinde görülmesi öngörülüyor.

Üsküdar’da geçtiğimiz günlerde aniden bastıran sağanak yağış, kimi yerlerde yağmur kimi yerlerde dolu olarak etkisini göstermişti. Vatandaşa zor anlar yaşatan hava durumu, sosyal medyada gündeme gelerek dolu tanelerinin araba camlarını kırdığı belirtilmişti.

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklığın ardından, yağış uyarısında bulunan Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 8-9 ve 10 Ekim tarihleri için sağanak yağış beklediklerini açıkladı. Hafta sonu 32°’ye kadar çıkan hava durumunun yağış sonrasında mevsim normallerinde seyredeceği biliniyor.

İBB Şehir Tiyatroları yeni sezonu 16 yeni oyunla açıldı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları 29 Eylül Salı günü yeni sezon için perdelerini açtı. Üsküdar Kerem Yılmazer ve Musahipzade Celal Sahnesi’de 14 oyun sahne alacak.

İBB şehir tiyatroları eserlerini artık tek perde ve küçük oyuncu kadrolarıyla sahneleyecek. “Sezon Minimal” başlıklı yeni sezon, 16 yeni oyun prömiyeri yaparken, özel tiyatrolara destek amacıyla 50 ekip de İBB sahnelerine konuk olacak.

Üsküdar’da hangi oyunlar yer alacak?

Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde yer alacak oyunlar:

Kıyıya Oturmanın Böylesi

Lelio ve Flaminia’nın aşkını sahneleyecek oyunda, Merve Engin “Gabrielliano” stilinde anlatacak.

Tarih: 29 Eylül Salı 20.30

Şişman Güzeldir

İdeal beden algısı üzerinden tasarlanan oyunun başrolünde Füsun Demirel yer alıyor.

Tarih: 1 Ekim Perşembe 20.30

Gölge Veri

Dans ve hafıza arasındaki ilişkiyi irdeleyen oyun geçmiş ve gelecek belleği ele alıyor.

Tarih: 3 Ekim Cumartesi 20.30

Mağrur Fil Ölüleri

Semaver Kumpanya’nın romantik oyunu “Mağrur Fil Ölüleri” akıcı rejisi ve temposu yüksek oyunculuklarıyla izleyenleri nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor.

Tarih: 6 Ekim Salı 20.30

Joko’nun Doğum Günü

Oyun, sistemin insan bedenini ve aklını kontrol altına alma hırsını, ezen-ezilen ilişkisi üzerinden absürd bir anlatım biçimi ile ele alıyor.

Tarih: 8 Ekim Perşembe 20.30

Less Than No Time

Kareografi ve performansını Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı’nın sergilediği oyun Türkçe çevirisiyle “Andan Daha Kısa” anlamına geliyor.

Tarih: 10 Ekim Cumartesi 20.30

Kısraklı Kadın

Terk ettiği Anadolu toprakıyla Batı arasında bocalama yaşayan bir kadının hikayesini anlatan oyun, daha önce İngiltere, Almanya, İsveç ve Hollanda gibi ülkelerde sahnelendi.

Tarih: 27 Ekim Salı 20.30( Prömiyer) 29 Ekim Perşembe 20.30 31 Ekim Cumartesi 20.30

Musahipzade Celal Sahnesi

Ay Carmela!

İç savaş dönemini anlatan oyunda,  iki varyete oyuncusu  Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alındıktan sonra istemedikleri bir gösteriye zorlanıyorlar. Peki bu savaşı nasıl sahneleyecekler?

Tarih: 29 Eylül Salı 20.30 1 Ekim Perşembe 20.30 3 Ekim Cumartesi 20.30 13 Ekim Salı 20.30 15 Ekim Perşembe 20.30 17 Ekim Cumartesi 20.30

Sevdadır

Arkadaş Z. Özger, 1960’lı yıllarda şiir yazmaya başlamıştır. Düşünsel birikimin özümsendiği ve toplumsal hareketliliğin oluştuğu dönemlerdir. İkinci Yeni’nin olanaklarını kullansa da aynı zamanda eleştirir. Toplumla sürekli bir çatışma halindedir. İçtenlikle anlatır. 1973 Yılında henüz 25 yaşında yitirdiğimiz Arkadaş Z. Özger’in şiirleri çeşitli dergilerde yayınlanır. Ancak ölümünden sonra kitap haline getirilir.  Çok erken yaşta yitirdiğimiz şairin bugüne aslında ne kadar fazla şey söylediğine tanık oluyoruz.

Tarih: 6 Ekim 20.30

Kral

Eugene Ionesco’nun “Kral Ölüyor” adlı komedisini yeni bir dramaturji ve metin çalışmasıyla “Kral” adıyla sahneliyor.

Tarih: 8 Ekim 20.30

Lanet Olası Lanet Kuş

Martı’nın uyarlamasını ele alan oyun martı’nın kendisinin değil ama yıllarca yapılan karamsar, depresif, huysuz, uyumsuz, mutsuz gösterimlerinin parodisini anlatıyor.

Tarih: 10 Ekim Cumartesi 20.30

Ahududu

Şiddetli ve adaleti sorgulayan oyun, . İçinde birçok tenhası olan, aynı zamanda tek bir espri üzerine gidebilen bir kara komedi.

Tarih: 20 Ekim Cumartesi 20.30

Şatonun Altında

William Shakespeare’in Macbeth oyunundan yola çıkılarak uyarlanan metin, Lecoq pedagojisinin en özgün stillerinden biri olan Bufonlar oyunun temel yapısını oluşturuyor.

Tarih: 22 Ekim Perşembe 20.30

Nihayet Makamı

İşgal altındaki İstanbul’da, bir zamanların şöhretli şairesi Şehvar Hanım’ın yalnız hayatı, bir ziyaretle değişir. 

Tarih: 24 Ekim Cumartesi 20.30

Üsküdar Belediye Meclisinde dört isim CHP’den istifa etti

Gazete Üsküdar CHP haberi

Üsküdar Belediye Meclisi’nin CHP’li üyeleri Hüseyin Kazan, Selahattin Kamışoğlu, Köksal Durmuş ve Ahmet Başbaydar dün gece partilerinden istifa etti. Konuyla ilgili irtibat kurduğumuz Hüseyin Kazan ve Ahmet Başbaydar Gazete Üsküdar’a istifalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Köksal Durmuş ve Selahattin Kamışoğlu ise telefonlarımıza cevap vermedi.

Gazete Üsküdar olarak Ahmet Başbaydar’a ve Hüseyin Kazan’a ulaştık. İstifa durumları hakkında yönelttiğimiz sorulara, Ahmet Başbaydar istifa durumunu doğrulayarak istifası ile ilgili neden belirtmek istemediğini ifade etti. Başbaydar başka bir partiye geçme durumunun olmadığını vurgularken Hüseyin Kazan istifası için İBB’yi işaret etti.

“Bu durum büyükşehirle alakalı, meclis üyelerini kâle almadılar!”

İstifa süreçleri hakkında açıklama yapan Hüseyin Kazan: ”Biz 4 kişi istifa ettik bu durum büyükşehirle alakalı, meclis üyelerini kâle almadılar! Üsküdarlıların şikayetlerini ileteceğimiz bir mecra yok, 1977’den beri Üsküdar’da ikamet ediyorum, Üsküdarlıların talepleri var fakat Ekrem İmamoğlu bunları dikkate almıyor. Bizleri dış kapının dış mandalı gibi gördüler. Bizler atama ile gelmedik, seçimle geldik. Büyükşehir Belediyesi daire başkanlarıyla değil danışmanlarla yönetiliyor. Ekrem İmamoğlu Üsküdar’a geliyor fakat biz bunu basından görüyoruz. Vatandaşa cevap veremedik. İleride olacak projeleri, bizler basından duyuyoruz. Başka partiye geçme durumum yok fakat mücadelemiz Üsküdar, biz yine Üsküdarlılar için çalışacağız.” dedi.

Hüseyin Kazan’a çeşitli medya organlarında çıkan, Canan Kaftancıoğlu’na ait söylemler sonrası istifa ettikleri iddiasını sorduğumuzda ”Canan Kaftancıoğlu’nun sözleri ile istifamızın bir alakası yok.” diyerek sözlerini noktaladı.

İstifa eden 4 ismin belediye meclisi üyeliğine ise devam ediyor.

Gazete Üsküdar Haber Merkezi