Palamuttan levreğe merak edilenleri balıkçılara sorduk

gazete üsküdar balık

Geçtiğimiz haftalarda tezgaha konulan balıklar, geçen seneye göre fiyat değişikliğine uğrayarak satışa sunuldu. Üsküdar Balıkçılar Çarşısı’nda değişen balık fiyatlarının güncel durumunu ve balık türlerini sorduk.

Balık sezonunun açılmasıyla Palamut, levrek, hamsi ve daha birçok çeşit tezgahlarda yerini buldu. Vatandaş geçtiğimiz günlerde palamutun az olmasından isyan ederken aynı zamanda fiyatların da arttığını söylemişti. Peki balıkçılar için durum ne? Fiyatlar ve balık ticareti hakkında onlar ne düşünüyor?

“Palamut var”

Palamudun, sezonun ilk açılışında az olduğunu belirten balıkçılar, bu durumda değişen hava koşullarının etkili olduğunu belirttiler. Ekim ortası itibariyle palamut mevsiminin geldiğini ve bu konuda bolluk yaşandığını ifade ederken, kimi balıkçılar durumun değişerek hamside azlık yaşandığını söyledi.

“Bu sene balık bol diyorduk ama umduğumuz gibi olmadı. Bundan sonra olması şansı da az”

Palamudun giderek artış göstermesi ve hamsinin az olmasını ekosisteme bağlayan balıkçılar durumu şöyle ifade etti: “Hamsi bu sene satışa çıkmayabilir çünkü yok. Sebebiyse artan palamut balığının hamsi balığını yiyerek türevi azaltması.” . Balık bolluğunu genel değerlendirme altında yorumlayan bazı balıkçılar, bu seneden umutlu olduklarını fakat durumun bekledikleri gibi sonuçlanmadığını söyledi. İşin kötüsü ise durum böyle giderse, bu sürecin devam edeceğini belirttiler.

Balık fiyatları düşecek mi?

Vatandaşın en çok merak ettiği soru ise fiyatlar düşecek mi? Üsküdar Balıkçılar Çarşısı’nda mikrofon uzattığımız çoğu balıkçı, fiyatların havalar soğudukça düşeceğini belirtirken özellikle hamsinin az olmasıyla fiyatının oldukça arttığını belirtiler. Geçtiğimiz senelere oranla fiyatlarda artış olduğunu dile getiren balıkçılar, palamudun bu sene bol olmasıyla geçen seneden daha ucuz olduğunu da ifade ederek balık fiyatlarında hava durumunun etkili olduğunu belirttiler.

Palamut nasıl pişirilmeli?

Palamudun hem sağlıklı hem de lezzetli pişirme tekniklerini anlatan balıkçılar, iki yöntem belirtti; palamudun bu sene yağlı olması sebebiyle fırında yapılmasının sağlık açısından daha faydalı olacağını belirten balıkçılar, lezzet konusuna önem veren müşteriler için kızmamış yağda sallayarak kızartılmasının lezzetli olacağını ifade etti.

Üsküdar Belediyesi maske dezenfektan ve su tasarruf aparatı dağıtacak

gazete üsküdar su tasarruf

Üsküdar Belediyesi maske, dezenfektan, tohumlu kalem ve su tasarruf aparatı dağıtacaklarını duyurdu.

Pandemi dönemin başlarında vatandaşların maske ve dezentektan teminini kolaylaştırmak için çoğu belediye bu ürünleri hanelere ulaştırmıştı. Vaka sayılarının artması ve maskenin hayatımızın bir parçası olmasıyla Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, paylaştığı video tweet’te maske ve dezenfektan dağıtımına tekrar başlayacaklarını duyurdu. Kit olarak dağıtılacak ürünlerde maske, dezenfektan, organik kalem ve su aparatı bulunuyor.

Tükenen su kaynaklarına tasarruf çözümü

İstanbul barajlarındaki su seviyesinin %30 kadar gerilemesiyle Üsküdar Belediyesi bir düzenleme yaptı. Üsküdar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü personellerinden oluşan dev ekiple, 200 bini aşkın hane, binlerce işyeri ve esnafa yüzde 40 tasarruf sağlayan musluk aparatları ücretsiz olarak dağıtılmaya başlandı. Aparatın yanı sıra, pandemi koşullarında gerekli önlem ve hijyen tedbirlerinin sağlanması için maske ve dezenfekte dağıtımı da yapılıyor.

Su kaynaklarıyla ilgili açıklama yapan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen şunları ifade etti: “Marmara’da sonbahar, kurak geçiriyor. 15 milyon nüfuslu İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan barajlarda birkaç aylık su kaldı. Sadece hizmet değil çözüm üreten bir sosyal belediyecilik anlayışı, bu sorunun çözümü noktasında harekete geçilmesini gerektirirdi. Biz de öyle yaptık. Dev su tasarrufu kampanyası başlattık. Bugün tüm Üsküdar’da yüzlerce görevliden oluşan ekibimizle su tasarrufu için özel musluk aparatlarımızın dağıtımını gerçekleştirdik. 30 saniyelik basit bir işlemle musluk ucuna takılan aparatlar, tazyik oranını artırırken harcanan sudan yüzde 40 tasarruf sağlıyor. Çok basit ama etkili bir çözüm. 200 bini aşkın hane ile binlerce işyeri ve esnafa bu aparatları ücretsiz olarak dağıttık. Dev su tasarrufu kampanyası ile diğer belediyelere örnek olacak bir proje geliştirdik. Su tasarrufu için tüm Üsküdarlılarla el ele verdik. Birlikte bereketli güzel günleri inşa edeceğiz.” 

Üsküdar’da Cumhuriyet Bayramı kutlamaları

gazete üsküdar cumhuriyet bayramı

29 Ekim Cumhuriyetimizin 97. yıldönümünü Üsküdar’da pandemi koşullarına göre kutlandı. Gerçekleşen resmi törenlerin ardından Üsküdar Meydanı’nda bisiklet turu etkinliği düzenlendi.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında ÜSBİP(Üsküdar Bisiklet Peloton Spor Kulübü) üyeleri bir araya gelerek bisiklet turu düzenledi. Sabah saatlerinde 50 kişinin katıldığı bisiklet turunda, Türk bayrakları ve flamalar ile 29 Ekim coşkusu yaşandı. Üsküdar Şemsi Paşa’da başlayan tur Harem Otogarı’nda son buldu. Bisiklet turu etkinliklerine Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’de katıldı.

İnsan Hikayeleri: Üsküdar’da yorgancı olmak – Saffet Uzun

gazete üsküdar yorgancı

Üsküdar Bağlarbaşı’nda uzun yıllardır yorgancılık yapan Saffet Uzun ile mesleğini ve yorgancılığa bakış açısını konuştuk. Yaptığı işten yorgan türlerine kadar birçok konuyu anlattı.

Bağlarbaşı’nda yorgancı dükkanı olan Saffet Uzun, mesleğinin geçmişte ve şu an nasıl olduğunu anlatırken insanların yorgancılığa bakış açısını, kimlerin alışveriş yaptıklarını ve kaybolmakta olan mesleklerine dair pek çok konuyu anlattı.

“Sanatımız teknolojik çağa yenik düştü”

Mesleğinin aile gelenekleri nedeniyle devam ettiren Saffet Uzun, bu alışkanlığın yeni nesilde artık kalmadığını da söylüyor. Çırak-kalfa ilişkisinin giderek azaldığını ve en önemlisi yorgancılığın giderek değer yitirdiğini ifade eden Uzun, durumu şöyle özetliyor: “Sanatımız teknolojik çağa yenik düştü.”

Neden Üsküdar?

Üsküdar İstanbul’un tarihinde en eski yerlerden biri olma özelliğini taşırken birçok meslek grubu geçmişten geliyor. Saffet Uzun’a “Neden Üsküdar’ı tercih ettiniz?” sorusunu yönelttiğimizde: “Üsküdar zaten ikamet ettiğimiz ilçe, burası benim eski bir akrabamındı fakat yaşlanıp bırakacağını söyleyince ben devraldım. Ben 12 yıldır buradayım ama burası eski bir dükkan.” şeklinde cevaplıyor.

“Kafadan yapılan bir şey değil”

Saffet Uzun, yorgan yapım teknikleri hakkında bilgi verirken öncelikle pamuk ve kumaşın bilinmesi gerektiğini ifade ediyor. Pamuk ve kumaşın dikilmesiyle oluşan yorganın bilinmeden yapılacak bir iş olmadığını “Kafadan yapılan bir şey değil.” şeklinde ifade ediyor. Eski zamanlarda çok sık kullanılan yün, elyaf ve benzer türlere göre çok daha sağlıklı olarak nitelendiriyor. Eskiden insanların ağrılarını kesmesi için yün kullandığını belirten Uzun, pamuk ve yünün sararıyor olmasını şu şekilde açıklıyor: “Yün ve pamuk sağlıklı bir araçtır ve zamanla sararır çünkü naylon ya da elyaf gibi değildir, sizin terinizi çektiği için zamanla rengi değişir.”

Bu konu hakkında insanların bir algısı olduğunu söyleyen Saffet Uzun, yorganların geçmişteki gibi kalın ve ağır olmadığını da belirtiyor. Kaliteli yorganların 250-300 ₺ olduğunu ve 20-30 sene kullanıldığını ifade eden yorgancı Saffet Uzun, aslında bunun dayanıklık süresine göre pahalı olmadığını ifade ediyor.

“Bir elin parmağını geçmeyecek kadar yorgancı kaldı”

Yorgancıların değersizleştiğini belirtirken sözlerini şu şekilde devam ettiriyor: “Yorgancı deyip geçmemek lazım tabi. Kala kala bir elin parmağını geçmeyecek kadar kaldık şurada. Müşterilerimizin sahip çıkmasını bekliyoruz. Bir yorgan yaptırdığı zaman sadece ürüne değil esnafa da sahip çıkmış oluyorlar aslında. Bu teknolojik çağın altında eziliyoruz ama yapacak bir şey yok.”

Nevmekan Selimiye restorasyon çalışmaları devam ediyor

selimiye- gazete üsküdar

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen Twitter’da paylaştığı tweet ile Nevmekan Selimiye görsellerine ait fotoğraflar paylaştı.

1802 yılında Nizam-ı Cedid askerlerinin yıkanması için Selimiye Kışlasıyla beraber yapılan hamam, Sultan III. Selim tarafından inşa edilmişti. Zamanla bakımsız kalarak kullanılmayan tarihi mekan, restorasyon çalışmaları altına alınarak Nevmekan Selimiye olarak dönüşüme girdi. Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen bununla ilgili şöyle bir tweet paylaştı:

Büfeler yıkıldı: Üsküdarlılar ne düşünüyor?

Geçtiğimiz haftalarda Salacak Kentsel Tasarım projesi kapsamında Kız Kulesi’nin karşısındaki büfeler yıkılmıştı. Üsküdarlılara büfelerin yıkılmasıyla ilgili ne düşündüklerini sorduk.

Üsküdarlılar, büfelerin kaldırılmasıyla ilgili fikirlerini belirtti. Vatandaşların bir kısmı, işini kaybeden veya zarara uğrayan insanları etkilediği için kötü bir durum olduğunu söylerken bir kısmı ise büfelerdeki fiyatların yüksek, sahilin de düzensiz olduğunu düşündükleri için büfelerin yıkılmasıyla alakalı “iyi oldu” dedi.

“Hem iyi oldu hem kötü oldu”

Salacak sahilinde mikrofon uzattığımız bir vatandaş, durumu hem iyi hem kötü olarak değerlendirirken kimisinin buradan ekmek parasını çıkarttığını ama bunu yaparken fiyatları fazla tuttuğu için büfelerin yıkılmasının iyi olduğunu da söyledi.

“Akşam hep tinerci doluyor”

Salacaktaki büfelerin zamanında orada satış yapan vatandaşlar, büfeler kaldırıldığından beri geç saatlerde tinercilerin meydanı işgal ettiğini vurgulayarak eskisi gibi aile düzeni kalmadığını belirtirken çok fazla kişinin buradan geçim sağladığını ve artık o insanların işsiz kaldığını söylediler.

“Gayet yerinde bir karar”

İstanbul’da uzun zamandır yaşadığını ve Salacak sahilinde sık sık vakit geçirdiğini belirten bazı vatandaşlar, büfe ve minder görüntüsünün mekana zarar verdiğini ve büfelerin yıkılmasının iyi olduğunu vurguladılar.

Vatandaşlara büfelerin kaldırılmasıyla ilgili sorduğumuz soruların devamında, kentsel tasarım yarışması yapıldığını ve belli projeler doğrtusunda Salacak sahilinin dönüşeceğini söylediğimizde vatandaşların çoğu bu durumu onaylıyor. Yapılması planan projeler beğeni toplarken alanın tekrar kamusal hale getirilmesini onaylıyor. Fakat bazı vatandaşlar ise tamamen büfeler bazında düşünerek büfelerin geri getirilmesini istiyor.

Kirazlıtepe Mahallesi kentsel dönüşüm sürecinde yeni dönem

gazete üsküdar

Üsküdar Kirazlıtepe Mahallesi’nde yapılacak olan kentsel dönüşüm projesi kapsamında, mahalle sakinlerinin yaşadığı mağduriyet ve belediye uyuşmazlıkları ile ilgili mahalle avukatı Onur Cingil Üsküdar Belediye Binası önünde basın açıklaması yaptı.

Bu toplanmamız son üç yılda belki 33 belki 43 defa oldu.”

Basın açıklamasında Avukat Onur Cingil, üç yıllık süreç içerisinde verdikleri mücadeleyi “Bu toplanmamız son üç yılda belki 33 belki 43 defa oldu” diyerek belirtti. Devam edecek süreç hakkında bilgiler paylaşan Cingil, 800’ün üzerinde hak sahibinin bezdiğini belirtti. Cingil: “Her gün çevik kuvvet getirildi, bütün basın ve Üsküdar buna şahit.” dedi.

Basın açıklamasının tam metni:

Kirazlıtepe’de tam 3 yıldır kentsel dönüşüm çilesi yaşanıyor.

Tam 3 yıl önce, riskli olmayan bir mahalle riskli alan ilan edildi, riskli olmadığı belgelenince bu sefer İmar Mevzuatına aykırılıkta da riskli alan olacağı torba yasa ile eklendi, 2/3 çoğunluk sağlansın diye parseller hukuksuzca bölündü, böl – parçala –yut taktiği uygulandı, bunlar tutmayınca halk korkutuldu, kandırıldı, bıktırıldı, bezdirildi. Her gün tebligat, zabıta, polis, çevik kuvvet gönderen Üsküdar Belediyesi ve Bakanlık insanları bezdirdi.

Evlerini yıktıkları yurttaşların molozlarını kaldırmadılar, molozlardan yayılan asbesti halka soluttular, çöp toplamadılar, çevik kuvvetleri halkın üstüne saldılar.

Çocuklar molozların üstünde oynadılar, okullarına molozların üstünden gittiler.

İlk yıkıma cami ile başladılar. AKP’li Üsküdar Belediyesi mahallesinin camisini bile yıktı.

Son süreçte, hepinizin şahitliğinde, evlerinde yaşayan insanların elektriklerini, sularını, doğalgazlarını kestiler.

82 yaşındaki Naci amcanın elektriğini ketsiler, Naci amca karanlıkta düşütü kalçasını kırdı. 60 yaşındaki Koah hastası Avni abi makinesini bağlayacağı bir elektrik bulamadı.

Gelinen son noktada artık Kirazlıtepe’de kalan son hak sahipleri de bıktı, illallah etti.

Buraya dualarla değil, beddualarla geldiler, bela okuyarak geldiler.

Buradan örnek bir dönüşüm, gerçek bir kentsel bir dönüşüm bu anlayışla çıkmaz.

Kentsel dönüşüm rant için, müteahhit için değil halk için yapılsın diye uğraştık, uğraşmaya devam edeceğiz.

Mücadelemizin ilk bölümü bu şekilde sonlandı.

Şimdi Üsküdar Belediye Başkanı’nın, kentsel dönüşüm sürecinde 2/3 çoğunluğu sağlayamadığı dönemde attığı imza ile oluşan ve basın açıklamamız ile dağıttığımız mutabakat metninin takipçisi olacağız

Hiç kimse merak etmesin, Kirazlıtepe, Kirazlıtepelilerin kalacak.

Herkes evine kavuşana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Saygılarımızla.

Av. Onur CİNGİL

Kirazlıtepe Kentsel Dönüşüm Mağdurları Avukatı

Üsküdar Üniversitesinde yeni eğitim yılı başladı. Peki süreç nasıl ilerleyecek?

gazete üsküdar

Mart ayından beri kapalı olan üniversiteler bazı kararlar doğrultusunda eğitime başladı. Çoğu üniversite hibrit eğitim uygulayacağını bildirirken bazı üniversiteler ise süreci tamamen online devam ettireceğini bildirdi. Üsküdar Üniversitesi Gazetecelik bölümü başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve Üsküdar Üniversitesi öğrencilerine süreçle ilgili sorular sorduk.

Prof. Dr. Süleyman İrvan, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Gazetecilik Bölümü başkanı. Ağırlıklı olarak gazetecilik alanında eğitim veren İrvan, gazeteci etiği, gazetecilik ve haberciliğin her türüyle ilgileniyor.

Yeni eğitim yılında çoğu üniversitesi hibrit eğitim kararı aldı. Uygulamalı olan derslerin okuldan yapılacak olmasını riskli buluyor musunuz?

Üniversiteler farklı kararlar aldı. Bazıları online eğitime geçti bazıları da bizim gibi karma olarak devam etti. Hem karma hem de dijital eğitim veriyoruz. Açıkçası bu tartışılacak bir konu. Geleceği öngöremediğimiz için mevcut konuma göre konuşuyoruz. Hayat bir şeklide devam ediyor. İnsanlar işlerine gidiyorlar. Hayatın bir şekilde aksamadan sürmesi gerekiyor. Üniversitelerin de ona göre bir orta yol bulmaları gerekiyordu. Biz bütün öğrencileri aynı anda sınıfa sokmuyoruz. Belli kriterler çerçevesinde okula alıyoruz. Her sınıf için belirlenmiş kapasiteler var. Kaldı ki üniversite sadece ders değil, bunun içinde sosyalleşme de var bir araya gelip sohbet etme de var. Sokağa çıktığımız her an risk var. Bu süreci belli kurallar çerçevesinde yürütmeye çalışacağız. İleride vakalar artarsa farklı tedbirler alınması gerekebilir. Öğrenciye okula hiç gelme demek de bana doğru gelmiyor. Dolayısıyla böyle bir orta yol bulduk.

Bazı eğitimciler bu durumu bir neslin kaybolması olarak değerlendiriyor. Siz de mi öyle düşünüyorsunuz yoksa üniversitelerde uzaktan eğitim etkili oluyor mu?

Nereden baktığınıza bağlı olarak değişir. Şu anda belki de yüz yılda bir yaşanacak bir olay yaşanıyor. Her şeyin artıları ve eksileri var. Birazcık artılarından da bakmak lazım. İnsan koşullara çabuk uyum sağlayabilen bir canlı. Biz hocalar olarak ne yapacağımızı bilemiyorduk. Aslında bizim için de bir tazeleme oldu. Teknoloji kullanıyormuşuz gibi geliyordu ama aslında kullanmıyormuşuz. Şimdi her şeyi bilmen gerekiyor. Biz bu pandemiyi otuz sene önce yaşamış olsaydık yani internet öncesi dönemde yaşamış olsaydık muhtemelen okulları kapatmış olacaktık çünkü öğrenci fiziksel olarak okula gelemiyor internet de yok. Aslında biz her koşulda ders yapabilecek durumdayız. Tek sahip olmanız gereken internet ve cep telefonu ya da bilgisayarınız olacak. Yaşam boyu öğrenmeyi şu anda aslında biz deneyimliyoruz. Öğrenci bir yandan çalışıyor diğer yandan dersi takip ediyor.

Önümüzdeki yıllarda üniversitelerde “eski eğitim düzeninin” değişerek şu anki(hibrit) hali alması ihtimaller dahilinde mi?

YÖK bu sene şöyle bir karar aldı: Mevcut eğitimlerinizi %30 olacak şekilde online hazırlayın dedi daha sonra bu oranı %40’a kadar çıkardı. YÖK uzun vadeli öngörüyor. Normal koşulara geçtiğimizde gene bu eski düzene dönülmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğitimi sadece ders olarak düşünmemek lazım. Üniversite tam bir sosyalleşme alanı. Öğrenciler yeni ve farklı kültürlerden arkadaşlar edinecek, hocalar ile sohbet edecek. Ders araları çok kıymetli o aralarda arkadaşları ile bir arada olacak. İnsanların en fazla anlattığı şeyler üniversite yıllarıdır. Normal koşullara geçildiğinde üniversite binada olmalı. Öğrenci bunu tatmalı bir arada hüzünlenmeli bir arada eğlenmeli.

Öğrenciler ne düşünüyor? Pandemi onları nasıl etkiledi?

Üsküdar Üniversitesin Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde okuyan üç farklı sosyal şartlara sahip öğrenciye koronavirüs sürecini nasıl geçirdiklerini ve şu anki beklentilerini sorduk.

Mart ayından sonra üniversitelilerin eğitime ara vermesiyle birçok öğrenci memleketine döndü. Yeni eğitim yılında alınan kararlar doğrultusunda çoğu üniversiteli ailelerin yanında kalmayı tercih etti. Siz uygulamalı dersler için mi geldiniz yoksa bu sürece bir şekilde ayak uydurmak için mi?

İlayda Savaş: Bu eğitim yılı başladığında okula gelip gelmeme konusunda endişelerim vardı. Hem maddi açıdan hem de sağlık açısından. Sonra ailemle konuşup Antalya’da onlarla kalmamın daha mantıklı olacağına karar verdik. Çünkü vakalar bahsedilenden daha fazla ve virüs de tehlikeliydi. Uygulamalı derslerim için de hocalarıma durumu izah edip online yürütmemin sorun olup olmadığını sordum onlar da bir sorun olmayacağını söyleyince ben de ailemle kaldım.

Hatice Ural: İstanbul’da yaşadığım için ailemle kalmak gibi ya da sürece ayak uydurmayla ilgili bir tercihte bulunmam gerekmedi.

İrem Özcan: Ben zaten İstanbul’da yaşıyordum hem de okuluma yürüme mesafesindeyim o yüzden benim için bir şey değişmedi.

İlkokulların ve meslek liselerinin bir kısmı eğitime başladı. Ardından üniversite öğrencileri sosyal medyada günlerce gündemden düşmeyen başlıklar oluşturdu. Bu, eğitim endişesi yüzünden mi yoksa düzen endişesi mi?

İlayda Savaş: İlkokul ve lise düzeyinde eğitimlerin başlaması da bence korkutucu. Devlet gerekli önemi ve güveni vermiyor. İstanbul’a gelirsem KYK yurdunda veya eve çıkmam gerekiyordu tabi bunlar da hep masraf bu dönemde çok çeşitli ihtiyaçlarım ortaya çıktı o yüzden hepsine karşı biraz endişe duyuyorum.

İrem Özcan: Birçoğunun sadece aile evinden uzaklaşmak istediği için böyle yaptığını düşünüyorum. Birçoğunun da okuduğu bölümler uzaktan eğitimden verim alınacak bölümler olmadığı için böyle yaptığını düşünüyorum yani %40’ı falan eğitim içindir.

Hatice Ural: Üniversite öğrencileri eğitim endişesi taşıdıkları için süreçle ilgili sosyal medya hesaplarında sayısız başlıklar oluşturdu.

Kayıt dondurma gibi bir seçeneği düşündünüz mü?

İlayda Savaş: Bu durumu son güne kadar çok sık düşündüm. Eğitimimi düzgün koşullarda yüz yüze almak istiyordum ama bazı kaygılarım vardı. Üniversitede tam burslu okuyorum. Başta bu burs kesilir mi diye düşündüm sonrasında ÇAP başvurum olumlu sonuçlandı ve böyle bir şeye cesaret etmedim.

Hatice Ural: Hayır düşünmedim çünkü kaybedecek zamanım yok. Seneye virüsün biteceğinin garantisi yok.

İrem Özcan: Hayır, tam tersi Çift anadal yapmayı düşündüm. Psikoloji veya çocuk gelişimi istiyorum.

Üniversitelerin açılma süreci uzarsa ne yapacaksınız?

İlayda Savaş: Yapabileceğim hiçbir şey yok. Online şekilde mezun olma korkum giderek artacak. Üniversite hayatımda güzel vakit geçirip eğlenebileceğim zamanlara özlem duyacağım.

İrem Özcan: Stajımı erkenden yapmayı düşünüyorum. Okulların açılması uzarsa online eğitim alırken bir yandan çalışabileceğim bir işe girmeyi düşünüyorum.

Hatice Ural: Üniversitelerin açılma süreci uzarsa beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok. Okulumu seviyorum.

Üsküdar pazarında enflasyonun izini sürdük

gazete üsküdar

Mart ayından itibaren Türkiye’yi etkisi altına alan koronavirüsle birlikte, birçok sektör ve kurum büyük zarara uğradı. Her geçen gün değişen döviz kurları ve artan fiyatlar gıdada nasıl etki gösterdi? Üsküdar semt pazarında vatandaşa ve pazarcıya fiyatları sorduk.

“Türkiye bitik durumda”

Pazarcılara yönelttiğimiz satışlarının nasıl gittiği ve insanların alım gücüyle ilgili gözlemlerine dayalı aldığımız cevaplar, pek farklılık göstermiyor. Semt pazarında satış yapan bir pazarcı durumu şöyle ifade ediyor: “Her şey pahalı, insanlar da maalesef alışveriş yapamıyor. Türkiye, bitik durumda.” Esnaf, yükselen fiyatları ülke ekonomisine bağlarken pandemi nedeniyle de insanların eskisi kadar pazar alışveriş yapmadığını dile getiriyor. Geçimlerini “günlük” kazançlarıyla devam ettirmeye çalıştıklarını söyleyen pazarcılar, bireysel yatırım ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını, ancak günü çıkartabildiklerini ifade ediyor. Farklılık gösteren cevaplar arasında yer alan bir başka düşünce ise; pazarda patates, üzüm, limon gibi gıdaların uygun fiyatta satıldığı yönünde oluyor. Gıda yelpazesinde et, peynir ve şampuan gibi ihtiyaçların çok daha pahalı olduğunu ifade eden bir pazarcı, satış yapmak için harcadıkları vergi ve benzin tutarlarının sadece zarar olduğunu ifade ediyor.

“Pazardan 1 ₺ ile geri dönüyorum

Üsküdar semt pazarında vatandaşa yönelttiğimiz fiyat ve bütçe ilişkisinde çoğunluk zar zor geçindiğini ve tutumlu olmaya çalıştığını ifade ediyor. 150-200 ₺ ile haftalık pazar alışveriş yapan vatandaşlar, istedikleri her şeyi değil daha çok ihtiyaç temelli ilerlediklerini vurguluyor. Üsküdar pazarında mikrofon uzattığımız başka bir vatandaş ise: “Çok pahalı, geçinemiyoruz. Emekli maaşı yetmiyor, zor şartlarda yaşıyoruz. Beş liranın altında hiçbir şey yok. Domates salatalık bile pahalı, eve 1₺ ile geri dönüyorum.” şeklinde cevap veriyor. Durumun ülke gelir düzeyini açık eden başka bir boyutu ise kimi vatandaşın zorlanmadan alışveriş yapabildiği oluyor. Fiyatlarda herhangi bir yükseklik görmeyen vatandaşlardan bazıları, ekonominin iyi olduğunu vurguluyor.

Cengiz Özdemir: Üsküdar insanların zihninde artık bir Instagram cornerdır

Cengiz Özdemir, sosyal medyadaki ismiyle söylersek; Kültürİstanbul, bilhassa İstanbul’un kültürel ve mimarî geçmişi ile ilgili yaptığı paylaşımlar, kaleme aldığı yazılarla tanınıyor. Kendisiyle yaşadığı şehir Üsküdar’ı konuştuk, diyor ki: “Üsküdar, İstanbul’un herhangi bir yerine denk düşmez, biz onu muhayyilemizde bir yere denk düşürmeye çalışırız.”

Şair Ömer Erdem, “Üsküdar Asya’dır Çin’e kadar” diyerek şehrin imgesini imler bir bakıma. Üsküdar, İstanbul’un neresine denk düşer size göre?

Geçmiş için Ömer Erdem’in söylemi bir gerçeği yansıtıyor olabilir. Günümüz küresel şehirlerinin “kendilerine ait” bir kimliklerinin kaldığına inanmıyorum. Bu kimlikler daha çok kendi ideolojik muhayyilemizde kaldı. Üsküdar’a hususiyet kazandıran her şey küresel kentin ezici hegemonyası altında yok olup gidiyor. Bu açıdan Üsküdar’ın Beyoğlu’ndan, Beyoğlu’nun Sancaktepe’den, Sancektepe’nin Kadıköy’den çok bir farkı kalmamaya başladı. Bu kimlikler ayrıca çok tartışmalıdır. Peyami Safa, Fatih-Harbiye’yi yazarken bu ezberler üzerinden bir karşıtlık kurmuştu; ama biz biliyoruz ki İstanbul’un en yoksul kesimleri yakın zamana kadar Beyoğlu’nun arka sokaklarında yaşadılar yahut Harbiye’nin aşağısındaki Dolapdere’de. Aynı kaderdaşlık içinde Fatih’in en yoksulları da Sulukule’de ya da Zeytinburnu’nda ikamet ederdi. Sonra küresel kent kanunları işledi ve herkes yerinden yurdundan edildi. Ne Fatih ne Harbiye ne Üsküdar artık kendine ait bir kimliğin taşıyıcısı değildir. Dolayısıyla Üsküdar İstanbul’un herhangi bir yerine denk düşmez, biz onu muhayyilemizde bir yere denk düşürmeye çalışırız sadece. 

Son senelerde şantiye alanına dönüşen bir Üsküdar var. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

İlk paragrafta bahsettim tekrara düşmeyi göze alarak söyleyeyim. Küresel kent mekaniği 150 senedir bu şehirde sistematik olarak yerel ve otantik olan ne varsa süpürüyor. Geriye nostalji corner köşeleri kalıyor. Günümüzde bunlar Instagram corner oldu. Hayran olduğumuz şey aslında o köşelerin bize sunduğu sadece güzel bir backround imkânı. Önüne geçip fotoğrafı çekip unutuyoruz. Üsküdar da bu süreçten nasibini aldı. Üsküdar’ın şantiye olması muhafazakâr görünümlü modern ya da modern görünümlü belediyecilik anlayışı için zaten olması gereken bir şey. Bundan elbette rahatsızlık duyalım ama öncelikle kendimize karşı dürüst olalım. Kapitalizme bu kadar entegre olup asrı saadet hülyaları kurmak düpedüz iki yüzlülüktür. 

Fuat Sevimay; Orhan Pamuk’u ‘karşı’nın, Tanpınar’ı ise Üsküdar’ın yazarı olarak anar. Sizce Üsküdar’ı anlatan en iyi şair-romancı kimdir?

Bizler yazarları, şairleri, edebiyatçıları, hep bir mahalleye ve coğrafyaya, muhite havale etmeyi seviyoruz. ‘Karşı kim?’, ‘Biz neyiz?’ sorusuna cevap veremediğimiz sürece de bu 300 yıllık itiş kakış sürer gider. Orhan Pamuk bence Türk edebiyatında Tanpınar’ı en iyi anlamış ve ondan epeyce beslenmiş bir yazar. Tanpınar da yaşasaydı Pamuk’u okumaktan ve onunla sohbet etmekten büyük keyif alırdı. Tanpınar’ın muhiti de yıllarca tartışıldı. Tanpınar sağcı mı solcu mu, muhafazakâr mı modern mi? Bu tartışma meleklerin cinsiyeti tartışmasına benzer. Tanpınar da Pamuk da iyi romancıdırlar ve kendi muhitlerinden, o muhitlerin güdük zihniyetinden bağımsız olarak, o muhitlere rağmen iyi romancıdırlar. Bu nedenle onları ait oldukları muhitin bir marifeti olarak iyi romancı görmek gösterdikleri olağanüstü çabaya saygısızlıktır. “Üsküdar’ı en iyi anlatan şair-romancı kimdir?” bilmem ama “bir ex-ressam olarak Üsküdar’ı en iyi çizen ressam Hoca Ali Rızadır.” derim. 

“En güzel gün batımı Salacak’tadır”

Üsküdar’ın en sevdiğiniz muhiti neresi size göre?

Çiçekçi ve Salacak taraflarını severim. Yıllarca oralarda oturdum, lebiderya bir evim oldu. En güzel gün batımı buradadır. Ayrıca çiçekçi İhsaniye taraflarında kendimi hep çok rahat hissettim. İhsaniye’nin ara sokaklarından Çürüksulu yalısının yanından aşağıya inen yokuş ve merdivenler, o sokaklar şahanedir. 

Beylerbeyi’nde yaşıyorsunuz. Buranın özel köşeleri nereleri?

Beylerbeyi’nde yeniyim. İskele ve önündeki çınarı çok severim. Yukarıya doğru Bedevî tekkesinin bulunduğu sokaklar, Küplüce mezarlığına çıkan ölümcül yokuşlarda manzara çok güzeldir. Sahili dardır, ama Hamid-i Evvel Camii, iskele önü meyhaneleri, Mehmet Akif Köşkü, Beylerbeyi Sarayı’nın yanındaki park görülmeye değer köşelerdir. 

“Kız Kulesi sadece kendisiyle meşgul olduğundan bencil gelmiştir bana”

Üsküdar bir kadın olsaydı ona ne söylerdiniz?

“Makyajını sil öyle gel.” derdim. 

Kız Kulesi mi, Çamlıca mı?

Kız Kulesi çok bencil gelir bana, sadece kendisiyle meşguldür, kendisini gösterir ve bir anlamda dominanttır da. Çamlıca ise size her yeri ve gerçeği gösterir, hükmetmez. Kendisini değil olanı gösterir. Bu yüzden ‘Çamlıca’ derim.