Üsküdar’da çalışma yapılırken su borusu patladı

Üsküdar’da çalışma yapıldığı sırada iş makinası su borusunu patlattı. Patlayan borudaki su metrelerce yükseğe çıkarken, o anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.

Olay dün 15:30 sıralarında Üsküdar Hakimiyeti Milli Caddesi üzerinde meydana geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri ve İSKİ çalışma yaptığı sırada, iş makinesi su borusunu patlattı.

DHA’nın haberine göre, patlamanın etkisiyle basınçlı su metrelerce yükseldi. Çevredeki esnaf, ilk şoku atlattıktan sonra dükkanlarının kepenklerini kapatarak dükkanlarını korumaya çalıştı. Akan su, ekipler tarafından kesildi ve tamir işlemi yapıldı.

“KABUSU YAŞADIK”

Borunun patladığı sırada dükkanda çalışan Selçuk Yıldız, “Bir anda su havaya fırlamasıyla korktuk.Herhalde ana boruyu patlattı. Biz 20 dakika kabus gördük vallahi. Çünkü göz gözü görmedi felaket fırtına şeklinde böyle sanki üstümüze geliyordu. Sanki böyle bir anda gökyüzü simsiyah gibi oldu. Bayağı yükseldi. Hatta esnaflarımız kepenklerini kapattılar hemen. Ne olur ne olmaz diye. Tabii on beş yirmi dakika falan sürdü sonradan suyu kestiler.

İtfaiye falan da geldi zaten. Buradaki kepçenin operatörü hemen uyanıklık yaptı. O kepçenin ağzıyla hemen suyun üstüne koydu kepçeyi. Yoksa daha çok büyük sıkıntı olacaktı burada. O suyun çıkmasıyla beraber sağa sola taş parçaları falan fırlattı. Biz burada afet gibi sanki. İlk olarak biz ne olduğunu anlamadık. Sonradan fark ettik ana borunun patladığını. Burada dün İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ’nin çalışması vardı” şeklinde konuştu.

Üsküdar’da kumar oynayan 21 kişiye 72 bin 849 lira ceza

Üsküdar’da yeni tip koronavirüs (Kovid-19)  tedbirlerine uymayarak ruhsatsız bir işyerinde bir araya gelip kumar oynadıkları belirtilen 21 kişiye 72 bin 849 lira para cezası kesildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Kovid-19 tedbirleri kapsamında yapılan çalışmalarda, Üsküdar Küplüce Mahallesindeki bir adreste kumar oynandığı ihbarı üzerine polis ekipleri harekete geçti.

Söz konusu adresin dernek olarak faaliyet gösterdiğine dair tabelasının olduğu ve çok sayıda kişinin içeri girip çıktığını belirleyen ekipler, yaptıkları baskında ruhsatsız olduğu tespit edilen iş yerindeki 21 kişi hakkında işlem yaptı.

Buradaki 21 kişiye  1593 Sayılı Umum Hıfzıssıhha Kanununa uyarınca 72 bin 849 lira para cezası kesilirken, baskın yapılan yer mühürlenerek faaliyetlerine son verildi.

Üsküdar okullar arası online satranç turnuvası

Türkiye Satranç Federasyonu Üsküdar İlçe Temsilciliği ilçe geneli ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerimizin katılımına yönelik okullar arası online satranç turnuvası düzenliyor. Okullar Arası Online Satranç Turnuvasıyla Eğitim, antrenman ve centilmenlik esaslarında dönem sonu satranç etkinliği yapılması planlanıyor.

Turnuva 7 Şubat 2021 Pazar günü saat 14:00’te düzenlenecek.

Turnuvalar chess.com platformu üzerinden 5 dakika+2 saniye düşünme süresinde ve 8 tur düzenlenmesi planlanmıştır. Turnuva sonunda yaş kategorilerinde bireysel sıralamalar yapılacak olup, her ilçe düzeyinde okulların turnuvaya katılan öğrenci dağılımlarına göre yönergede belirtilen Okul Satranç Derecelendirme Endeksi (OSD) ilkokul, ortaokul ve lise düzeyine göre ayrı ayrı hesaplanarak, ilçe düzeyinde ve il düzeyinde dereceye girecek okullara yönergelerde belirtilen kupa ödülleri verilecektir.

Online kayıt için tıklayınız.

Daha fazla bilgi ve satranç turnuvası yönergesi içim: istanbul.tsf.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Üsküdar’daki Tarihi Mimar Sinan Çarşısı’nın geleceği belirsiz

gazete üsküdar mimar sinan

Tarihi Üsküdar Mimar Sinan Çarşısı 1583 yılında Nurbanu Valide Sultan tarafından yaptırılmasından sonra birçok kez farklı amaçlar için kullanılmış ve 1962 yılında sahibi Mehmet Bey tarafından çarşıya dönüştürülmüş. Mimar Sinan Çarşısı Üsküdar Meydanı düzenlemesi kapsamında 2017 yılında kamulaştırıldı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne verildi. Kamulaştırma kararının üzerine çarşı esnafı hukuki sürece başvurdu. Sürecin sonuçlanmaması üzerine 3 Eylül’de Mimar Sinan Çarşısı zabıta ekipleri ve vakıf yetkililerinin Çarşı’ya gelmesi ile boşaltıldı.

Mimar Sinan Çarşısı’nın tarihi altyapısı

Günümüzde Üsküdar Mimar Sinan Çarşısı olarak bilinen Mimar Sinan Hamamı, Sultan III. Murat’ın annesi Nurbanu Valide Sultan tarafından Atik Valide Külliyesi’ne gelir sağlamak için 1583 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmış. Hamam; Yeşil Direkli Hamam, Büyük Hamam ve Valide-i Atik Hamamı olarak da biliniyor. Yeşil Direkli Hamam olarak adlandırılmasının sebebi, önceden hamamın camekan kısmında ya da dış kapısının yanında bulunan yeşil direkler. Aynı zamanda Mimar Sinan Hamamı klasik Türk hamam ve mimarisinin izlerini taşıyor. 18.yy’da vakıf kullanımından çıkarak şahıs malı olduğu bilinen Hamam Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle kapatılmış. Tarihi hamam bu dönemden sonra tütün deposu, marangozhane gibi değişik amaçlar için kullanılmış ve oldukça zarar görmüş.

Hamam’ın satın alınması ve çarşı olarak kullanılmaya başlanması

1932 yılında Mehmet Bozkurt Bey Mimar Sinan Hamamı’nı satın alıp ilavelerini kaldırmış ve üç adet dükkan yaptırmış. 1958 yılında imar hareketleri kapsamında Mavi Köşe olarak bilinen bu dükkanlar ve camekan kısmı yıkılmış ve günümüze ulaşamamış. Hamam, 1962 yılında sahibi Mehmet Bey tarafından restore edilerek yine değişikliğe uğramış ve çarşı olarak kullanıma açılmış. Yeni adı ile Mimar Sinan Çarşısı Üsküdar’ın tarihi çarşılarından biri olarak sayılmaktadır.

Mimar Sinan Çarşısı’nın kamulaştırılması

2016 yılında kentsel dönüşüm kapsamında yenileme çalışmalarının başlaması planlanan Mimar Sinan Çarşısı’nın kamulaştırılmasına karar verildi. Çarşı esnafının kamulaştırma kararına olumsuz yaklaşması üzerine dükkan sahipleri mahkemeye başvurdu ve kamulaştırma kararı tartışılmaya başlandı. 2017 yılında Üsküdar Meydanı yenileme çalışmaları kapsamında Mimar Sinan Çarşısı kesin olarak kamulaştırıldı. Çarşı’nın kamulaştırılmasının ardından esnaf ‘acele kamulaştırma’ gerekçesi ile yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi talebinde bulundu. 2018 yılında ise esnafa Danıştay kararı beklenmeksizin tahliye tebligatları gönderilmeye başlandı.

Mimar Sinan Çarşısı kamulaştırılmasında esnafın Çarşı’yı tahliye edilmesi istendi fakat yürütme bir süre sonra durduruldu. 2019 yılında Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen Üsküdar Mimar Sinan Meydanı, Çarşısı ve Otopark düzenlemelerinin yıl içerisinde son bulacağını belirtmişti.

Mimar Sinan Çarşısı’nın tahliyesi ve esnafın durumu

Pandemi döneminde yeniden gündeme gelen konu ile tahliye işlemlerinin yapılması kararlaştırıldı. Twitter üzerinden yayınlanan haberlere göre Karantina döneminde dükkanları üç buçuk ay kapalı kalan esnaf, 1 Haziran’da yeniden dükkanlarının açılması ile kira ödemeleri ile karşı karşıya kaldı. 3 Eylül günü zabıta ekipleri ve vakıf yetkililerinin Çarşı’ya gelmesiyle beraber Çarşı boşaltıldı. Çeşitli kurumlara başvurduklarını belirten esnaf, cevap alamadıklarını ve dükkanları boşaltmak için istedikleri sürenin sağlanmadığını belirtti.

Bu süreç nasıl devam edecek? Bundan sonra ne olacak?

AK Parti Eski Üsküdar İlçe Başkanı Halit Hızır, Çarşı’nın kamulaştırıldığı dönemde bundan sonraki süreçte müze galeri olarak hizmet etmeye devam edeceğine dair açıklamalarda bulunmuştu. Üsküdar’da bulunan esnafın projeler hayata geçene kadar yerinden edilmeyeceğini belirten Hızır esnafın endişelenmemesi gerektiğini dile getirmişti.

Gazete Üsküdar olarak Vakıflar Genel Müdürlüğüne Mimar Sinan Çarşısı’nın durumu ile ilgili bilgi almak için yaptığımız başvuru olumsuz sonuçlandı. VGM önümüzdeki dönemde Çarşı’nın durumuna ilişkin bilgi veremeyeceklerini belirtti.

Onur Cingil: ‘Çarşı esnafı maddi ve manevi olarak çok yıprandı’

gazete üsküdar

Tarihi Mimar Sinan Çarşısı’nın kamulaştırılarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne verilmesinin ardından birçok insan mağduriyet yaşadı. Çarşı’da uzun yıllardır çalışan esnaf, bu kamulaşmanın ardından dükkanlarını terk etmek zorunda kaldılar. Hukuki süreçte avukatlıklarını yapan Onur Cingil ve gözü yaşlı esnaf Gazete Üsküdar’a yaşadıklarını anlattı.

Mimar Sinan Çarşısı’nın kamulaştırılma süreciyle ilgili Gazete Üsküdar’a konuşan Avukat Onur Cingil, sürecin vakıf-mülk ilişkisinden çıktığını şöyle aktardı: “Mimar Sinan Çarşısı vakıflara ait bir mülkken özel bir şahsa devredilmiştir ve bugün mağdur olan tüm çarşı esnafı da o tarihlerden bu yana en az 30-40 yıldır kiracılık ilişkisini sürdürmüştür. Daha sonra son yıllarda ihtilaf konusu olduğu şekliyle Vakıflar buradaki özel şahsa devri iptal etmek istediği davayı açmış ve bu dava çarşı esnafının mülk sahibi aile tarafından kaybedilmiştir.”

Avukat Onur Cingil hukuki süreçte gönüllü olarak esnafın yanında olduğunu belirtirken mahkeme döneminde kiracıların mekanları terk etmesi için fahiş derece kiraların arttığını da belirtti. Bu zor sürecin esnafı maddi ve manevi açıdan mağdur ederek ilerlediğini belirten Cingil, tahliyeyi önlemek için açılan davada alınan yürütmenin durdurulmasını, kararının son kertede siyasi baskıyla kaldırıldığını ve esnafların işletmelerini göz yaşlarıyla terk ettiğini anlattı. Mahkemenin şu anki süreci hakkında idare mahkemesinde tahliyenin hukuksuz olduğuna ilişkin davanın hala devam ettiğini ve kesinleşen bir şey olmadığını belirten Cingil, Mimar Sinan Çarşısı’nın durumunu şöyle değerlendirdi: “Vakıflar burada bir müzeden bahsediyor. Üsküdar Belediye Başkanı 2019 adaylık sürecinde burada kütüphane ve kültür merkezinden bahsetti. Vakıflara ait Vakıf Katılım Bankası’nın burada bir şubesi olacağı elimize geçen projelerde mevcut. Bu anlatılanların hepsinin yapılması mümkün değil. Bunların yanında projelerde Kalyon İnşaatın adı geçiyor. Ne olacağı belli değil fakat süreci takipteyiz. Etrafı sarılmış durumda çarşının içeride ne yapılıyor bilinmiyor. Kamuoyuna açıklanan bir şey halen yok. Halkı dikkate alan bir birim de yok.”

Emre Gülener: ‘Biz çarşıya gözümüz gibi baktık senelerce’

30 yıldır esnaflık yapan Emre Gülener, bu mesleği babasından devraldığını ve 50 yıla yakın bir süredir ailecek çarşı esnaflığı yaptıklarını belirtti. Çarşı’dan tahliye edilmeleriyle başlayan süreci anlatan Emre Gülener, geçen süreçte başka bir dükkan açıp açmadıklarına ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Benim başka bir yerim vardı yine orada işime devam etmeye çalışıyorum. Fakat bu süreçte kamulaştırmanın yapılmasından sonra bizlere işgal parası yazdılar ve hepimizin şu an çok fazla borcu var. Bizlere herhangi bir yardımda bulunulmadı. Orada olduğun gibi olamaz hiçbir yer. Binaya yapılan tadilatları esnaflar da karşıladı, bizim çarşıda çok emeğimiz var. Biz çarşıya gözümüz gibi baktık senelerce. Hiçbir yer 50 yıllık dükkanımız gibi olamaz.

‘Mağduriyetin boyutlarını sizlere anlatamam orada bir geçmiş var, hem maddi hem manevi olarak çok yıprandık’

Mahkeme sürecine ilgin konuşan esnaf Gülener, VGM’den bilgi alamayınca CİMER’e başvurduklarını, CİMER’in ise tekrar VGM’ye yönlendirdiğini belirtti. Çok kısa sürede boşaltma talimatı verilmesinin ardından bütün esnafın mağdur olduğunu belirten Gülener “ Mağduriyetin boyutlarını sizlere anlatamam orada bir geçmiş var, hem maddi hem manevi olarak çok yıprandık. Ben kiracı olduğumdan Çarşı’nın Vakıf Katılım Bankasına 25 yıllığına restorasyon karşılığı verildiği bilgisi iletildi fakat ne olacağını tam olarak bilmiyoruz.” şeklinde konuştu.

Neşe Yalçın: ‘Eşyalarımı almadan çıkmak zorunda kaldım’

40 yıldır Mimar Sinan Çarşısı’nda esnaflık yapan Neşe Yalçın, Şafak Modaevi’nin işletmeciliğini yapıyordu. Burada varlıkları Çarşı’ya ve Üsküdar’a değer katarak devam ettiren esnaf Yalçın, buranın kamulaştırılıp VGM’ye verilmesinin ardından büyük mağduriyet yaşadığını belirtti. Buraya yerleştikleri dönemde Çarşı’ya yatırım yaptıklarını ifade ederken kamulaşma sürecinin ardından borçlu çıktıklarını belirtti. Tahliye sürecini sabahın altısında yapmak zorunda kaldıklarını belirten Yalçın durumu şöyle özetledi: “Eşyalarımı alamadan çarşıdan çıkmak zorunda kaldım. Çok üzgünüm. Devletime saygılıyım devletime saygımdan ses çıkaramadım. Çok üzgünüm ve mağdurum.

‘Ben emekliyim, ödemelerimi şu an yapamıyorum. Bize maddi bir yardımda bulunulmadı’

Yeni bir dükkan açma süreci hakkında konuşan esnaf, kamulaşma sürecinin ardından maddi durumlarının çok kötü olduğunu belirtti. Maddi hiçbir yardımda bulunulmadığını belirtirken CİMER’e yazı yazdıklarını fakat seslerini duyuramadıklarını da belirtti.

Mahkeme sürecine ilişkin konuşan Yalçın, 65 yaş üzerinde olduğunu ve aylardır çalışamadığını belirtti. Bu durumun esnaf adına zaman tanılarak yapılsa dahi iyi olacağını söylerken süreç hakkında bilgi alamadığını belirtti.

Meryem Özden ve Ali Özden: “Günlük kazanan insanlardık biz, birikimimiz yoktu”

2000’den beri Çarşı’da çalışan Meryem ve Ali Özden esnaflığa önce kuyumculukla başladılar. 7 sene kuyumculuk yaptıktan sonra kafe işletmeciliği yapmaya başladılar. Çarşı’nın kamulaştırılmasının ardından herhangi bir yerde çalışmayan Özden çifti, bu durumun öncesinde de pandemi nedeniyle kapalı olduklarını belirtti. Tahliye sürecini anlatan Özden çifti şu ifadeleri kullandı: “Oradan apar topar çıkarılınca yer bulamadık, biz dükkanımız için hâlâ yer arıyoruz. Günlük kazanan insanlardık biz, birikimimiz yoktu. Şu an Çarşı’nın en mağdur insanlarından biriyiz sanırım. Kiralar çok pahalı o yüzden hala yeniden dükkanımı açamadım. Şu an maddi olarak tüketmiş bulunmaktayız. Bizlerle maddi-manevi ilgilenilmedi. Biz sizi buradan çıkarıyoruz, mağdur olmayın denilmedi. Bize dükkanımızı yeniden açmak için bir yer gösterilmedi.”

Mahkeme sürecine ilişkin, oradan çıkarıldıktan sonra mahkeme sürecinin bir şey ifade etmediğini belirten çift, geriye alınacak bir şey olmadığını belirtti.

Üsküdar Kısıklı’da 19 milyon TL’ye arsa satışı

İstanbul Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü, Üsküdar Kısıklı’da bulunan 1.645 metrekarelik arazisini 18 milyon 950 bin TL tahmini bedelle satışa çıkardı. 

Üsküdar Kısıklı Mahallesi 785 ada, 82 parselde bulunan, 1645 metrekare yüzölçümüne sahip arsa, İstanbul Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü tarafından “gayrimenkul karşılığı trampa” yöntemiyle satışa çıkardı. Cumhuriyet’te yer alan habere göre; taşınmaz için 18 milyon 950 bin TL tahmini bedel belirlendi. Satış duyurusunda ihalenin açık teklif usulü ile 25 Aralık 2020 Cuma günü saat 10.30’da yapılacağı, dosyaların aynı gün saat 16.00’ya kadar teslim edilebileceği bildirildi. İhaleye yabancılar da katılım sağlayabilecek. 

TAKAS EDİLECEK ARAZİ DE İSTANBUL’DA OLACAK 

Trampaya teklif edilecek gayrimenkulün İstanbul sınırları içinde yer alması, imarının bulunması, tapusunda şerh ve vergi/harç borcu olmaması, üzerinde işgal bulunmaması şartı koşuldu. Ayrıca, teklif edilecek arazinin değerinin, aynen satılacak olan gibi belediye emlak değerinin yüzde 20 fazlası ederinde olması gerektiği aktarıldı.

Boğaziçi öngörünüm alanını imar barışı kapsamına alan düzenlemenin iptali Resmi Gazete’de yayınlandı

Anayasa Mahkemesinin, Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesindeki bazı alanların imar barışından yararlandırılmasına, bu bölgelerde daha önce alınmış yıkım kararları ve tahsil edilemeyen para cezalarının iptal edilmesine olanak tanıyan kanun hükmünün iptaline ilişkin kararının gerekçesi Resmi Gazetede yayımlandı.

TBMM’de 27 Aralık 2018’de çıkarılan 7159 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile İmar Kanununa ekleme yapılmış, Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içerisinde belirlenen alanlarda yer alan taşınmazların maliklerinin yapı kayıt belgesinden yararlanmasının önü açılmıştı. Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesine ait kroki ile sınır ve koordinat listesinde değişiklik yapan kanun ile Sarıyer, Beykoz ve Üsküdar‘daki bazı bölgeler bu kapsama dahil edilmişti. Düzenlemeyle bu bölgelerde daha önce alınmış yıkım kararları ve tahsil edilemeyen para cezaları da iptal edilmişti.

CHP, kanunun buna olanak tanıyan hükümlerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açtı. Anayasa Mahkemesi, düzenlemeyi oy birliğiyle iptal etti. Yüksek Mahkemenin gerekçesi Resmi Gazetede yayımlandı. 

Gerekçede, teklif sahibinin TBMM Plan Bütçe Komisyonundaki görüşmeleri sırasında, “imar barışı uygulamasıyla hem vatandaşın mağduriyetinin giderildiği hem de yapıların kayıt altına alındığı, Boğaziçi bölgesinin sadece yapılaşmanın olduğu bir kısmının imar barışı kapsamına alındığı” şeklinde açıklama yaptığı hatırlatıldı. 

Düzenleme ile afet risklerine hazırlık gerekçesiyle ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla 31 Aralık 2017’den önce yapılmış yapılar için yapı kayıt belgesinin verilmesinin öngörüldüğü belirtilen gerekçede, bu belgenin ruhsata aykırı yapıya, su, elektrik, doğal gaz bağlayabilme imkanı ile yapıyı kullanabilme hakkı sağladığı aktarıldı. Gerekçede, düzenleme ile ayrıca bu bölgelerde daha önce alınmış yıkım kararları ve tahsil edilemeyen para cezalarının iptal edilmesinin de öngörüldüğü hatırlatıldı.

– “Düzenleme yapılırken çevre ile kültür ve tabiat varlıklarına vereceği zarar da gözetilmeli” 

Kanun koyucunun, Anayasadaki görevlerini yerine getirmek amacıyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu vurgulanan gerekçede ancak bu yapılırken düzenlemeyi gerekli kılan kamu yararı ile bölgedeki doğal güzellikler, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ve geliştirilmesi biçimindeki kamu yararı arasındaki makul dengenin kurulması gerektiği ifade edildi.

Gerekçede, düzenleme yapılırken, kurallarla Boğaziçi Alanında yapılan imara aykırı yapıların yıkılmasının önlenmesinin ve bu alana yapılan imara aykırı yapılar nedeniyle verilen idari para cezalarının iptal edilmesinin, çevre ile kültür ve tabiat varlıklarına vereceği zararın da gözetilmesi gerektiği kaydedildi. 

Medeniyetlerin beşiği İstanbul’un Boğaziçi Alanının, içerdiği doğal güzellikler, tarihi, kültür ve tabiat varlıklarıyla önemli bir değer olduğu ve bu alana tarihin her döneminde büyük önem atfedildiği belirtilen gerekçede, bu eşsiz bölgenin, doğal güzelliğinin yanı sıra milli tarih ve kültür açısından da çok önemli eser ve değerleri barındırdığına işaret edildi. 

– Çevre, kültür ve tabiat varlıkları yönünden neden olunacak zarar ile sağlanacak yarar dengesi 

Türkiye’de en çok kayıtlı tescilli kültür varlığı bulunan şehir olan İstanbul’da Boğaziçi’nin, tescilli binaların en yaygın bulunduğu bölgelerin başında geldiği de belirtilen gerekçede, şunlar kaydedildi:

“Bölge, insanlığın ortak mirasını oluşturan önemli kültür ve tabiat varlıklarına sahiptir. Bundan dolayı Boğaziçi sahil şeridi ve öngörüm bölgesinin korunması, hayatta olan bireylerin yanı sıra gelecek kuşakları da ilgilendirmektedir. Bütün bu nedenlerle Boğaziçi sahil şeridi ve öngörüm bölgesinin doğal güzellikleri ile kültürel ve tarihi değerlerinin korunması ve geliştirilmesinde önemli bir kamu yararı bulunduğu aşikardır. 

Bu çerçevede kurallarla öngörülen şehirlerin yeniden inşası ve imarı açısından kaynak temininin başka yöntemlerle elde edilmesinin mümkün olduğu, bunun için ender bir doğal güzellik ile tarihi ve kültürel değerlere sahip Boğaziçi Alanının korunmasıyla bağdaşmayacak düzenlemeler getirilmesinin menfaatler arasında makul bir denge kurulmasını engellediği anlaşılmaktadır. Çevre ile kültür ve tabiat varlıkları yönünden neden olunacak zarar ile sağlanacak yarar gözetildiğinde kurallarda çevre ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma ve geliştirmeye ilişkin devletin pozitif yükümlülükleri arasındaki adil dengenin kurulmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasanın 56 ve 63. maddelerine aykırıdır.”

Üsküdar, sokağa çıkma kısıtlamasında sakin bir hafta sonu geçirdi

İçişleri Bakanlığının genelgesi doğrultusunda Cuma günü saat 21.00’den itibaren başlayan sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle Üsküdar sakin bir hafta sonu geçirdi.

Vatandaşlar kısıtlamaya genel olarak uyarken, sokak ve caddelerde genelge doğrultusunda dışarı çıkmalarına izin verilen az sayıda kişinin olduğu gözlendi. Saat 10.00-17.00 saatleri arasında izin verilen iş yerlerinde mesai devam ederken, vatandaşların mağdur olmamaları için market, fırın, kasap, manav, kuruyemiş ve paket servis hizmeti veren lokantalar çalışmalarını sürdürdü.

Cadde ve sokakların sakin olduğu gözlenirken vatandaşların ekmek almak ve markete gitmek için dışarı çıktığı görüldü. Her zaman yoğunluğun yaşandığı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile D-100 karayolunda az sayıda araç görülürken, kent genelinde trafik sakin seyretti. Polis ekipleri trafiği kontrol ederken, belirli noktalarda denetim yaptı. Ekipler, durdurulan araçlardaki vatandaşların izin belgelerini kontrol etti. Ekipler ayrıca motorlu kuryelerin de izin belgelerine bakarak görevli olup olmadıklarını inceledi. Kentteki toplu taşıma araçları ile otobüs, metrobüs ve metro durakları da sakin olurken, çok az sayıda kişinin duraklarda beklediği görüldü.

Meydan ve sahilde sessizlik 

Kısıtlama nedeniyle Üsküdar meydanı ve sahil kesimi de sessizliğe büründü. Üsküdar belediyesi görevlileri sahildeki güvercinlere yem verdi.

Üsküdar Sahili’nde olta balıkçılığına yönelik tedbirler denetlendi

İçişleri Bakanlığınca 81 ilin valiliğine gönderilen “Olta Balıkçılığına Yönelik Tedbirler” konulu genelge doğrultusunda zabıta ve polis ekipleri Üsküdar Sahili’nde denetim gerçekleştirildi.

Üsküdar Belediyesi Zabıta ekipleri ile İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin katıldığı denetimlerde, olta balıkçıları maske, mesafe ve hijyen tedbirleri ile sigara içmemeleri konusunda uyarıldı.
Zabıta ekipleri, Üsküdar Meydanı’ndaki sahil hattına da “Rast gele, 3 metre mesafe” yazılı çıkartmalar yapıştırdı.Üsküdar Belediyesi Zabıta Amiri Kubilay Ay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, denetim kapsamında olta balıkçılığı yapılan alanda 3 metre ölçümü yapılarak çıkartmalar yapıştırıldığını söyledi.Balıkçıların sağlığı için gün boyu denetimler gerçekleştirdiklerini belirten Ay, “Hem havadan drone ile hem de sahada devriye şeklinde denetimlerimizi yaptık. Denetimler genelgeye istinaden Kovid-19 tedbirleri kalkana kadar devam edecek.” diye konuştu.Üsküdar Sahili’nde denetimler gün boyu sürecek.

Üsküdar Belediyesi, gazeteci Nilay Örnek’in programını olduğu gibi kopyaladı

Gazeteci Nilay Örnek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla Üsküdar Belediyesine, kendisine ait program formatını ve program ismini “çaldıkları” gerekçesiyle tepki gösterdi. Üsküdar Belediyesi ise ‘çalıntı’ yorumlarını sildi.

Üsküdar Belediyesinin yapımcısı olduğu, Manga grubunun solisti Ferman Akgün’ün sunuculuğunu yaptığı “Nasıl Olunur” isimli programın Ömür Akkor’un konuk olduğu ilk bölümü ile geçtiğimiz günlerde internet üzerinden yayınlanmıştı. 

Program sosyal medyada büyük ilgi görmüş, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen de programla ilgili bir paylaşımda bulunmuştu.

Üsküdar Belediyesi tarafından yaptırılan programın isminin ve formatının çalıntı olduğu ortaya çıktı.

Gazeteci Nilay Örnek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla Üsküdar Belediyesine, kendisine ait program formatını ve program ismini “çaldıkları” gerekçesiyle tepki gösterdi.

Mart 2019’dan beri aynı isim ve aynı formatla program yapan Örnek, konuya ilişkin yaptığı paylaşımda “İnsanlar her şeyi, herkesi bilmek zorunda değil. Ha bir Google insana neler öğretiyor o ayrı, insan iş yaparken yapacağı formata, isme bir bakar bence.” ifadelerini kullandı.

Programın belediye tarafından Youtube’daki paylaşımının altına yazılan ve programın “çalıntı” olduğuna dair yorumlar ise belediye tarafından silindi.

Nilay Örnek de yapılanlar karşısında, “Edepli davranmaya çalışıyorum ama inanılmaz bu yapılan. Perşembe gününden beri bu programın sanatçısına, konuğuna, belediyeye durumu iletiyorum. İletildi, görüldü. Nasıl Olunur isminde aynı formatta iki yıldır yaptığım ve 100’üncü bölümüne az kalmış bir podcast yayınım var ve aynısını yapmak şart mıdır?” ifadelerini kullandı.

Örnek, ayrıca yapım şirketinden ise kendisine “Merhaba. Bilmiyorduk. Konuyla ilgileneceğiz. Teşekkürler bilgilendirme için.” yanıtının verildiğini açıkladı.

Nail Kitabevi: Güzel kahve eşliğinde, güzel semtte, güzel edebiyat

Nail Kitabevi, Kuzguncuk’un müstesna bir köşesi. Semtin ruhuyla uyumlu bir çatı altında kitap ve kahve kokusu el ele. Nail’in sahibi Erhan Nailoğlu, kitabeviyle ilgili “Önündeki çınar ağacı eskiden insanların buluşma noktasıymış.” diyor.

Kuzguncuk’a göre yeni ama Kuzguncuk denince akla gelen ilk yerlerdensiniz. Bize biraz Nail’in tarihini anlatır mısınız?

19. yüzyıl sonlarında inşa edilen Çırağan Sarayı’nın yapımıyla aynı dönemle denk gelen binamızın Balyan ailesinin baş ustalarından biri tarafından yapıldığı düşünülüyor. Binamızın şu an kitabevi/kafe olarak işletilen zemin katı uzun süre Kuzguncuk’un meşhur sakinlerinden Berber Muzaffer’in dükkânı olarak hizmet vermiş. Muzaffer’in çayı içilmeden güne başlanmaz, akşam selamını almadan da eve gidilmezmiş. Yani Facebook’tan yıllar evvel bu sevimli dükkân sayesinde insanlar birbirlerine bağlanır, sohbet eder, güzel zaman geçirirlermiş. İşte biz de bu güzel geleneği keyifle sürdürmeyi amaçlıyoruz.

Kitap-Kahve konseptini başarılı bir şekilde uyguluyorsunuz. Bu fikir nereden çıktı?

Nail Kitabevi bir ticari proje ya da rant yatırımı değil. Tamamıyla sosyal sorumluluk tarafı baskın, kültürel bir proje. Yayınladığımız kitapların içerikleri, düzenlediğimiz etkinliklerin çerçevesi bu düşünceyle doğru orantılı. İçeride kaliteli kahve satan bir kafenin bulunması çağımızın beğenilerine ve eğilimlerine hitap edebilmek için kurgulandı. Sürükleyici bir romanın sayfalarını, keyifli bir cumbada çevirirken yanında içimizi ısıtacak sıcacık bir içecek iyi gider diye düşündük. Hatta bizim çok sevdiğimiz sloganımız zannedersem bu bakış açımızı dile getiriyor: “Güzel semtte, güzel edebiyat, güzel kahve eşliğinde!”

Böylesi tarihî bir binaya kitap-kahve açma süreci nasıl gelişti?

Kitabevi ve yayınevi projesi benim için aslında bir çocukluk hayaliydi. İstanbul’da çocuk ve gençken sık sık uğradığım Kuzguncuk’taki tarihi doku beni çok etkilerdi. Gelip gittiğim zamanlarda kimi binalardan esinlenir ve onların hikayelerini düşünürdüm. İleride bir kitapçı/kitabevi kurabilmek en büyük isteklerimden biriydi. İşte yine böyle bir Kuzguncuk gününde şu anki Nail Kitabevi’ni kurduğumuz binayı gördüm. Metruk hâldeydi. Başlamış ama yarım kalmış bir restorasyon projesiydi. Sonradan Berber Muzaffer’in dükkânı olarak anıldığını öğrendiğim bu güzel yapı, her yönüyle çok farklı ve ilgi çekiciydi. Mimari tasarımını ve zemine oturuşunu, ana caddeyle ve çevresiyle kurduğu mekân ilişkisini çok sevdim. Ardından da bir kitap ve sanatsever olarak hayallerini kurduğum mekânı bulduğumu hissettim.

“Kitabevinin önündeki çınar ağacı eskiden insanların buluşma noktasıymış”

Önündeki çınar ağacı size ne söylüyor peki?

Mahalle kültürünün devam ettiği, kozmopolit, kilise, cami ve sinagogun iç içe olduğu bir semt olan Kuzguncuk’ta Nail Kitabevi’nin önündeki çınar ağacı eskiden insanların buluşma noktasıymış.Çınar ağacı sağlamlığı, yıllar geçtikçe daha da büyümeyi ve güçlenmeyi simgeler bir yönüyle de. Biz de kitabevimize gelirken çınar ağacımızın yanından her geçişimizde kitabevimiz ve yayınevimizin çınar gibi uzun ömürlü olmasını ve yaş aldıkça büyüyüp güzelleşmesini diliyoruz.

Yazar etkinlikleriniz de kahveniz kadar meşhur. Bugüne kadar hangi yazarları ağırladınız, unutamadığınız bir anınız var mı? Bir de kahvenizin hikâyesini dinlemek isteriz?

Canan Karatay, Refika Birgül, Mario Levi, Mutlu Tönbekici, Tülin Kılıç, İsmail Aksoy, Selçuk Aydemir, Perihan Mağden, Noa Shabtai, Pierre Mejlak ve daha ismini hatırlayamadığım birçok yazar misafirimiz oldu. Gerek söyleşi- imza günü etkinlikleri gerek fotoğraf/resim sergilerimiz keyifli geçmekte, ziyaretçilerimiz de beğenilerini dile getirmektedirler. Etkinlikler arasında ilk aklımıza gelen Canan Karatay’ın imza günü etkinliğinde kendisiyle yüz yüze tanışmayıp kitapları sayesinde zayıflayan okurlarının deneyimlerini anlatmalarından bahsedebiliriz. Kahvelerimize gelince, İtalya’dan getirilen özel kahve makinesiyle yapılıyor. Çekirdekler ise son dönemde epey moda olan Avusturya’nın ünlü markası Julius Meinl. Latte’den Americano’ya, Espresso’dan Mocha’ya, Cortado’dan Flat White’a kadar farklı çeşitleri tadabilirsiniz.

Kuzguncuk’u üç kelimeyle anlatır mısınız?

Çok kültürlülük, mahalle, komşuluk.

Bu Boğaziçi köyünün hangi köşesi sizin için özel?

Tarihî dokusuyla birçok kişinin ortak buluşma noktası olan kitabevimizin bulunduğu binamız.

Erhan Nailoğlu bize biraz kendinden bahsedebilir mi?

Ben uzun yıllar tekstil sektöründe hem üretim hem de yurtiçi ve yurtdışı ticaret alanlarında çalışmış ve hâlâ da bu işi sürdüren biriyim. Nail Kitabevi&Yayınevi&Kafe ise benim hayallerimin gerçekleştiği nokta.