Beylerbeyi Tarihi Tüneli hala açılmadı

1829 yılında temeli atılan Beylerbeyi Sarayı Tarihi Tüneli, son olarak 2017 yılında trafiğe kapatıldı. Restorasyon sebebiyle kapatılan tünelin kısa sürede açılacağı söylense de Üsküdar’i Beylerbeyi’ne direkt olarak bağlayan tünel 4 yıl geçmesine rağmen açılmadı. 

II. Mahmud tarafından yaptırılan Beylerbeyi Sarayı Tarihi Tüneli 1832’de açılmıştır. 230 metre uzunluğundaki tünel öncelikle Beylerbeyi Sarayı’nı ana yoldan ayırmak için yaptırılsa da sonrasında Beylerbeyi ve Üsküdar’ı birbirine bağlayan karayolu olarak kullanılmıştır. İşletmesi İBB’ye ait olan tarihi tünel Boğaziçi Köprüsü inşa edildikten sonra, 1975’te yaya ve araç trafiğine kapatılmıştır. 

Beylerbeyi Sarayı Tarihi Tüneli 19 Eylül 2016’da yeniden trafiğe açıldı. Çengelköy Üsküdar istikametindeki yolda Boğaz trafiğini rahatlatması ve eski tarihi dokuyu yaşatması planlanan tünel 2017’de kapatıldı. Restorasyon ve bakım çalışmaları sebebiyle kapatıldığı belirtilen tünelle ilgili Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen açıklamada bulunmuştu:

“Birtakım zemin sıkıntıları yaşadık. Tünelin bu kullanımdan dolayı, üst kısmında taşları tutan sıvalar var, o sıvalarda dökülmeler ortaya çıktı. Tünelimiz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon birimi tarafından alınan karar gereği kapatıldı. Şimdi bakıma alındı. Tünel yakında tamamlanıp tekrar açılacak. Hiç kimse endişe etmesin. Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu gözetiminde de restorasyonu yapılıyor. Tabi tarihi bir eser, tarihi bir doku var orada, onu bozmamamız lazım. Hemen hızlıca yeni bir tamir-tadilatla tüneli açacağız. Bir iki aya açılacak. Çok zor bir iş değil. Çünkü çok güzel estetik bir tünel. O güzelliği yok etmeyelim diye önceden bir tedbir almış olduk.”

Bir iki ay içinde açılacağı söylenen tünelin kapanmasının üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen Beylerbeyi Sarayı Tarihi Tüneli halen kapalı, ne zaman açılacağıyla ilgiliyse bir bilgi yok. 

Harem Otogarı’nda aşı uygulaması başladı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca dün akşam (29 Haziran) sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile tren ve otobüs garlarında oluşturulan merkezlerde koronavirüs aşısı hizmetinin başladığını duyurmuştu.

Koca’nın bu açıklamasının ardından, Üsküdar sınırları içerisinde yer alan Harem Otogarı’nda aşılama uygulaması bugün itibariyle başladı.

Üsküdar İlçe Sağlık Müdürlüğü aşı ekipleri tarafından Harem Otogarında oluşturulan merkezde, isteyen otogar çalışanları ve yolcuları aşılanabiliyor.

Vatandaşlar, sıra beklemeden aşı vurulmasında engel teşkil edecek bir durum olmadığı sistemden teyit edildikten sonra kurulan mobil aşı merkezinde aşılarını olabiliyor.

İkinci doz aşısını otogarda yaptıran 58 yaşındaki Mesut Çakır, yaptığı açıklamada, yerinde aşı uygulamasından memnun olduğunu belirtti.

Herkese aşı olmasını tavsiye eden Çakır, “Hastaneden randevu alacaktım. Gerek kalmadı. Böyle bir uygulama için teşekkür ederim.” dedi.

İlk doz aşısını olan 46 yaşındaki Alparslan Kılıç da “Anons geçtiler. Ben de hastaneye gitmeye vakit bulamamıştım. Güzel bir çalışma, hoşumuza gitti. Çok memnunum. İnsanların, ‘aradık, ulaşamadık, nasıl yapacağız, şu gün işim var.’ diyerek sonraya ertelemeleri vardır ama ayaküstü 2 dakikada aşımızı olduk.” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 30 Haziran 2021 saat 15.00 itibari ile Türkiye’de 49.590.882 doz aşı uygulandı.

Birinci doz aşısını yaptıranların sayısı 34.518.388 kişi iken, ikinci doz aşısını da olan kişi sayısı 15.072.494.

İstanbul’da ise şu ana kadar 9.079.710 doz aşı uygulandı.

Süleyman Faruk Göncüoğlu: Üsküdar’a yeni anlamlar yüklendikçe Üsküdar’da bir kimlik sorunu oluştu

Süleyman Faruk Göncüoğlu, İstanbul üzerine kaleme aldığı monografilerle tanınan bir sanat tarihçisi. Kentlilik bilincini her zaman vurgulayan Göncüoğlu, “Restorasyon; geri dönüşü olmayan bir yoldur. Bir eseri ihya edeceğiz derken; şehrin kültür hatırasını ortadan kaldırmanız işten bile olmayabilir.” diyor.

Üsküdar, bilhassa son zamanlarda restorasyon yanlışlıklarıyla da gündemde. Bir sanat tarihçisi olarak bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Restorasyon mevzuu esasında bir kültürel mevzu ama bir o kadar da fizikî bir gerçeklik. Onarımın kültürel yönü şudur: Bir aidiyet duygusu hissedersiniz. Ancak bu duyguyu tıpkı binalarda olduğu gibi tahrip etmemek gerekir. Şemsipaşa, halk dilindeki ifadesiyle Kuşkonmaz Camii önündeki yaya yolu meselesini örnek verelim. İstanbul’da uzun yıllar belediye başkanlığı yapmış çok büyük katkıları olan Mimar Kadir Topbaş dönemde yapılan bu proje, maalesef kötü bir uygulama olmuştur. Olaya sadece bir mühendislik olarak bakıldığı için de bugün Şemsipaşa Camii’nde yaşananlar bir şehircilik kargaşasıdır. Tekrar edeyim: Restorasyon; o bölgede o eserin geçmişi ile alakalı duygusal bağını, tarihini, coğrafyasını çok iyi bakmak demek aslında. Bugün maalesef, onarım dendiğinde sadece eski fotoğraflar baz alınıp; ‘o dönemin özellikleridir’ ön kabulü ile işe girişiliyor. Şunu da unutmamak gerekir: Restorasyon; geri dönüşü olmayan bir yoldur. Bir eseri ihya edeceğiz derken; şehrin kültür hatırasını ortadan kaldırmanız işten bile olmayabilir.

Üsküdar; Marmaray, Metro ve çokça otobüs durakları ulaşılabilir ve epey kalabalık bir meydana sahip oldu. Bu yoğunluk şehrin dokusunu örseliyor mu?

Üsküdar, tarih boyunca Anadolu’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Anadolu’ya açılan bir kapı olmuştur. Dolayısıyla bu ‘altın şehir’ her zaman yoğun ve kalabalık olmuştur. Evet, geçmiş dönemlerde bir Üsküdar meydanından bahsedemeyiz ama şehir her daim kalabalığın ayak sesleriyle yoğrulmuştur. Üsküdar bölgesi, İstanbul’un en zengin esnaf çarşısında olduğu yerdi eskiden. Hatta çok yakın tarihlere kadar Kadıköy’den Üsküdar çarşısı alışverişe gelinirdi ama bugün maalesef Üsküdar çarşısı çökmüş vaziyette. Nüfus yoğunluğu, eski kaliteyi, gelenekselliği büyük oranda ortadan kaldırdı. Günümüzde o geleneksel Üsküdar çarşısı ve Üsküdar esnafının tarzı, yerini düşük profile terk etmiş durumda. Yoğunluk, belki Üsküdar’a bir hareket getirdi, iş merkezlerini canlandırdı ama eski doku, eski örf, eski âdetler örselenmiş oldu. Olaya bu yönden bakarsak; Üsküdar büyük bir kayıp yaşıyor.

Eski Üsküdar ile Yeni Üsküdar arasında sadece zaman ve mekân farkı yok. Sizin Üsküdar’ınız nereye denk düşüyor?

Bence Üsküdar üç yerle tarif olunur: Mihrimah Sultan Külliyesi, Yeni Valide Külliyesi ve Üsküdar çarşısı. Üsküdar meydanı dediğimiz alan bu üç temel üzerine kurulmuştur. Ama şehre bütün olarak bakacak olursak Atik Valide Külliyesi’ni pekâlâ dâhil edebiliriz bu şemaya. Üsküdar; bugün değişiyor, görece gelişiyor ve hâliyle bozluyor. Ama bu saydığım yerler ayakta olduğu müddetçe Üsküdar, bir şekilde var olacaktır. Fakat Üsküdar’a yeni anlamlar yüklemeye çalışırken bu esaslar dikkate alınmadığı için Üsküdar’da yavaş yavaş bir kimlik sorunu oluştuğunu da ifade etmek isterim.

Ara Başlık: “Üsküdar; İstanbul’un Anadolu’ya Anadolu’nun İstanbul’a açılan kapısıdır.”

İstanbul’un İlkleri kitabınızdan hareketle Üsküdar’da kaybolan en değerli hatıra neydi?

Üsküdar, pek çok ilklere ev sahipliği yapmış bir şehir. Bunun sebebi de başta ifade ettiğim üzere İstanbul’un Anadolu’ya Anadolu’nun İstanbul’a açılan kapısı olmasıdır. Bilhassa sosyal donatı olan külliyeler bölgesi bu ilklerin başını çeker. Bence Üsküdar’ın İstanbul’a en güzel hediyesi ‘Üsküdar tavrı’ denilen ezan musikisidir. Bu özellik şimdilerde tekrardan canlılık buluyor ki bu yerinde bir gelişmedir. Bir de Yahya Kemal’in ifadesiyle Üsküdar; İstanbul’un fethini seyreden semttir. Yine burası, esasında kesintisiz olarak Mekke-Medine’ye bağlanan noktanın başına teşkil ettiği için Kâbe toprağı olarak da tarif edilmiştir, Osmanlı boyunca. İlk İslam ordularının İstanbul’u seyrettiği yerdir Üsküdar. İstanbul’un ilk Türk mezarlığı addedilen Karacaahmet’in teşekkül ettiği yerdir yine. İstanbul’un simgelerinden olan Kız Kulesi bir Üsküdar güzelidir. Belki paradoks olacak ama Çamlıca Tepesi’ne yapılan yeni kule de İstanbul’un yeni sembolü olarak gündeme geldi.

İcadiye’de ikamet ediyorsunuz… Tanpınar aynı adlı şiirinde şöyle der: Bir gün İcadiye’de veya Sultantepe’de/Bir beste kanatlanır, birden olduğun yerde/Bir kâinat açılır, geniş, sonsuz, büyülü/Bugünün rüzgarında yıkanan mazi gülü…” Peki, siz mahallenizi nasıl tarif edersiniz?  

Benim mahallem bir zaman tüneli gibi. Bugün çarpık yapılaşmaya feda edilmiş İstanbul’da, İstanbul dokusunu muhafaza eden yerlerin başında İcadiye- Kuzguncuk hattı yer alır. 19. Yüzyıl başlarında yavaş yavaş uygulamaya koyulan ızgara planlı şehir sisteminin İcadiye’de görürüz. Smet, bu yapısını hâlâ, bir şekilde koruyor, inşallah da bozulmaz. Klasik anlamda Üsküdar esnafı dediğimiz profille gene İcadiye hudutlarında karşılarsınız. Bana kalırsa İcadiye; Üsküdar-Bağlarbaşı-Altunizade arasında transit geçiş noktasında yer aldığından dolayı fazla dikkat çekmemiş ve fazla tahrip edilmemiş bir muhit. Hiç kuşku yok ki İcadiye-Kuzguncuk, çok renkli kozmopolit İstanbul’un en güzel ve anlamlı yerlerin başında geliyor. Mesela bu özel sınırlar içine Çengelköy’ü dâhil edemiyorum; çünkü Çengelköy artık bir yok oluşun sonucudur.

Bu semtte, hâlâ ‘ikinci zaman’ı hissettiğiniz yerler neresi?

İstanbul’un bugün günübirlik turizm güzergâhlarının başında Kuzguncuk geliyor. Kuzguncuk, bir tarih sergisi gibi. Eski İstanbul sokak dokularını hâlen kendi bünyesinde yaşayan güzide ve müstesna bir semt. Sivil mimari örnekleri görebileceğiniz, çok sesliliği muhafaza eden, Boğaziçi’nin bu eski köyü, benim için ‘ikinci zaman’ı hissettiğim yerdir, diyebilirim. Çünkü İstanbul’da semt denince benim aklıma önce Kuzguncuk geliyor.

Üsküdar’da çalışmak için en iyi 15 mekan

Freelancer bir çalışan iseniz ya da bir öğrenci iseniz Üsküdar’da çalışmak veyahut ders çalışmak için huzurlu, sakin bir yer arıyorsanız, sizler için derlediğimiz Üsküdar’da çalışmak için en iyi 15 mekanı listeledik.

  • NEV MEKAN

Üsküdar Belediyesi tarafından işletilen Nev Mekan kütüphaneyi andıran dekoruyla özellikle öğrencilerin en uğrak yerlerinden birisi. Lezzetli yemekleriyle ve uygun fiyatlarıyla hizmet veren bir kitap kafe olan Nev Mekan kitapseverlerin vazgeçemeyecekleri ‘sanat galerisi, sahne ve kitaplı kahve konseptiyle’ çalışmak için tercih edebileceğiniz yerlerden birisi. Nev Mekan Bağlarbaşı, Nev Mekan Sahil ve Nev Mekan Selimiye olmak üzere üç şubesiyle 7/24 hizmet vermekte. Bağlarbaşı ve Sahil şubelerinde öğrenciler ve kitapseverler için kütüphanesiyle kitap okumak ve çalışmak için en uygun ortama sahip.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Nev Mekan

Nev Mekan Bağlarbaşı

Nev Mekan Sahil

Nev Mekan Selimiye

  • KİTAPLI KAHVE

İstanbul’da ender mekanlardan olan Kitaplı Kahve gürültüden uzak huzurlu ve keyifli bir mekan. Kitaplı Kahve içerisinde; etüt odaları, seminer salonları, workshop etkinlik alanları, ders çalışma masaları ve yaklaşık 5000 kitaplı kütüphanesi ile kitap okumak, ders çalışmak veya sessiz bir yer arayanların tercih edebilecekleri yerlerden birisi. İçerisinde bulunan bahçesi ile yaz aylarında keyifle vakit geçirebileceğiniz açık bir alan sunuyor.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Kitaplı Kahve
  • PULAT ÇİFTLİĞİ

 Kuzguncuk, İcadiye Caddesinde bulunna Pulat Çiftliği, çiftlikte üretilen ürünler ile hazırlanmış yemekleri ile sessiz sakin ortamıyla çalışanlar için tercih edilen yerlerden birisi. Üst katlarında çalışmak için ideal sessizliği sahip olan Pulat Çiftliği Kuzguncuk’ta yaşayanların sıklıkla tecih ettikleri mekanlardan birisi.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Pulat Çiftliği
  • STARBUCKS

Starbucks hakkındaki eleştirileri bir kenara bırakıp huzurlu, sessiz sakin bir yer arayanların uğrak mekanların biri haline geldi. Çalışmak için en çok tercih edilen Starbuck Üsküdar Merkez, Altunizade ve Capitol AVM’de bulunan şubeleriyle tercih edebileceğiniz mekanlardan birisi olabilir.

Yol tarifi için tıklayınız

Üsküdar Merkez, Altunizade ve Capitol şubelerinden birini tercih edebilrisiniz.

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Starbucks cafe
  • MİHRİMAH KAHVE

Osmanlı esintilerini devam ettiren dekoru ile farklı mekanlardan birisi. Mekânın ambiyansı, kitaplığı ve her masasında bulunan kitapları ile çayınızı yâda kahvenizi alıp çalışmak için sessiz bir ortam sunuyor. Freelancer çalışan ve öğrenciler için ideal mekanlardan birisi.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Mihrimah Kahve cafe
  • HEMHAL

Üsküdar Marmaray çıkışı Valide-I Cedid cami yanında bulunan Hemhal cafe çay, kahve, dünya mutfağı yemekleri, pasta ve tatlı menüsü ile tercih edebileceğiniz yerlerden birisi. Boğaz manzaralı terası açık ve kapalı alanları toplantı salonu ve bahçesinde bulunan oturma alanları freelancer çalışan ve öğrenciler için huzurlu, sessiz ve sakin bir yer. Çalışmak için Üsküdar’da bulunan gidebileceğiniz yerlerden birisi.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Hemhal cafe
  • FABRİKAFA

Aziz Mahmut Hüdai Mahallesi Gülfem Sokak’ta bulunan mühendislik tasarımı dekorasyonu ile farklı mekanlardan birisi. Fabrikafa, Türkiye’nin mühendislik temalı ilk kafesi. Burada kahvenin yanında 3D yazıcıdan robotik kodlama ekipmanlarına kadar birçok şey bulabilirsiniz. İçerisinde yer alan bahçesinde keyifle vakit geçirebileceğiniz ve çalışmak en ideal yerlerden birisi. Girişimcilerin mutlak görmeleri gereken yerlerden birisi.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Fabrikafa cafe
  • ABBARA

İsmini Mardin’de bulunan taş evlerin altındaki geçitlerden alan Abbara kafeye girer girmez gürültü bitiyor ve sizi serin bir esinti karşılıyor. Türk kahvesinin özenle hazırlanıp ikram edildiği bu mekân aslında kültür sanat etkinliklerinin gerçekleştiği bir yer. Mekân edebiyat söyleşilerinin yanı sıra iki katlı mekânın küçük odalarında öğrenciler ders çalışabiliyor. Haftanın belli günleri ise Farsça dil eğitimi, bendir, ney, kaligrafi dersleri veriliyor. Bu dersler için de ne öğrencilerden ne de öğretmenlerden bir ücret talep edilmiyor. Ayrıca kütüphanesindeki kitapları ödünç alabilirsiniz. Freelancer ve öğrenciler için Üsküdar’da bulunan merkezi yerlerden birisi.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Abbara cafe
  • KUZGUNCUK BOSTAN KAFE

Kuzguncuk Mahallesi İcadiye Caddesinde bulunan Kuzguncuk Bostan kafe şehrin gürültüsünden kaçıp doğa ile baş başa kalmak isteyenlerin uğrak yerlerinden birisi. Bostana bakan manzarası ile çalışanların gitmek için tercih etmek isteyebileceği yerlerden birisi. Çalışmak için ideal sessizliğe sahip ve aynı zamanda vejetaryen ve vegan alternatiflerde bulabilirsiniz.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Kuzguncuk Bostan kafe
  • NAİL KİTAPEVİ

Kuzguncuk Mahallesi, İcadiye Caddesinde bulunan Nail Kitapevi kitap kurtları için müthiş bir mekan. Sakin, huzurlu ve her çeşitten kitaplarıyla kendinizi evinizde gibi hissedebileceğiniz çalışmak için ideal mekanlardan birisi. Çalışırken veya kitap okurken aynı zamanda içecek ağırlıklı menüsüyle de keyifle vakit geçirebilirsiniz.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Nail Kitapevi
  • ŞEMSİ PAŞA KÜTÜPHANESİ

Harem yolu üzerinde bulunan ve boğaza sıfır Şemsi Paşa Kütüphanesi çalışmak için en çok tercih edilen yerlerin başında gelir. Bazen çalışmayı bırakıp balıkçılara, martılara, boğazın sularına, Beşiktaş’a bakmamak işten bile değil… Çalıştıktan sonra çıkıp hemen yanında ki çay bahçesinde çay içip simit yiyebileceğiniz ender yerlerden birisi. Sabahın erken saatleri ile beraber yavaş yavaş dolmaya başlayan kütüphanede geç kaldığınızda yer bulamayabilirsiniz.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Resmi tatil günleri hariç, hafta içi: 10:00 – 16:00, hafta sonu: Kapalı

Şemsi Paşa Kütüphanesi
  • AŞİYAN KİTAP VE KAHVE

Sultantepe, Selman Ağa Çeşme Sokakta bulunun Aşiyan Kitap ve Kahve çalışmak için sessiz sakin, huzurlu bir ortam arayanların tercih edebileceği yerlerden birisi. Mihrimah Sultan Camii, masmavi deniz ve denizde yüzen vapurlara karşı bakır çaydanlıkla gelen demli çayın eşliğinde çalışmak için en ideal ortamlardan birisi.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Aşiyan Kitap ve Kahve cafe
  • ÇALI KAHVESİ

Bağlarbaşı metro çıkışında bulunan sakin ortamıyla aile ve arkadaşlarınızla huzurlu vakit geçirebileceğiniz yerlerden birisi. Üst katında bulunan rahatça çalışabileceğiniz çalışma odaları sayesinde sessiz sakin bir ortamda rahatsız edilmeden çalışabilirsiniz. Kitap okumak için tercih edilen yerlerden birisi. 

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Çalı Kahvesi cafe
  • ÜSKÜDAR GİZLİ BAHÇEM

Mimar Sinan, Selam-ı Ali Efendi Caddesinde bulunan aparmanlar arasında kalmış Gizli Bahçem geniş bahçesiyle çalışmak isteyen öğrenciler ve çalışanlar için sessiz, sakin ideal mekanlardan birisi. Daha çok üniversite öğrencileri tarafından gidilen Gizli Bahçem’de sizleri geçmişe götürecek dekorasyonu ile tercih edebileceğiniz yerlerden birisi.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Gizli Bahçem cafe
  • SERA HOUSE CAFE

İcadiye, Cemil Meriç Sokakta bulunan Sera House Cafe 1890 yılında inşa edilmiş bir Osmanlı köşkü. Ders çalışmak veya çalışanlar için otantik bir bahçe havasında ideal yerlerden birisi. Şehrin yorucu temposundan bunalmış, küçük sıcak bir mola vermek isteyenlerin ilk durakların birisi. Sera House Cafe’de meyve ağaçlarının gölgesinde kitap okumak veya çalışmak için tercih edebileceğiniz yerlerden birisi.

Yol tarifi için tıklayınız

Çalışma saatleri: Covid -19 tedbirleri nedeniyle değişiklik gösterebilir.

Sera House cafe

Aşı karşıtları Üsküdar’da sosyal mesafesiz etkinlik düzenledi

Üsküdar’da bulunan Abbara Kahve, aşı karşıtlarının buluşmasına ev sahipliği yaptı. Kendilerini “Plandemi Platformu” olarak tanıtan grup tarafından organize edilen etkinliğe çok sayıda kişi katıldı. Katılımcıların maske ve mesafe kurallarına dikkat etmediği görüldü.

Etkinliğe katılmak için gelenler kafeye sığmazken, birçok kişi yola taşarak kalabalığa sebep oldu.

Programda, koronavirüs pandemisinin çözümü için geliştirilen aşılara karşı propaganda yapıldı.

Platform yetkilileri bu etkinliği Yenikapı Meydanı’nda yapmak istemiş fakat Valilik izin vermemiş.

Onur Yürüyüşü’nün engellendiği ve birçok kişinin gözaltına alındığı saatlerde Üsküdar’da gerçekleşen bu etkinlik sosyal medya kullanıcılarının da hedefindeydi.

Üsküdar’daki bu parkın başına gelmeyen kalmadı

Çağımızın kaçınılmaz gerçeği kentleşme sebebiyle her geçen gün yeşil alanlarımızı kaybediyoruz. Özellikle İstanbul gibi metropol şehirlerde betonlaşma çığ gibi büyüyor. Üsküdar da gittikçe grileşen semtlerden yalnızca biri.

Üsküdar Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan yeşil alan önce bölgedeki kafenin müdahaleleri daha sonra da belediyenin kayıtsızlığı sebebiyle betonlaşmıştı. Trafo yapılacağına dair söylentiler neticelenmese de bölgenin son durumu pek iç açıcı değil.

Yeşil alan yıllar içinde nasıl betonlaştı?

20 Ağustos 2020 tarihinde yayınladığımız “Bir parkın yok edilme hikayesi” başlıklı haberimizde İmam Nasır ve Eski Keresteciler sokaklarının kesişiminde bulunan yeşil alanın zamanla nasıl betonlaştığını gözler önüne sermiştik. 2015 yılında Üsküdar Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne ait olan yeşil alan fotoğraflarla da belgelenmekte.

Google Street View – Ekim 2015

2019 yılındaysa bölgede yer alan Suppa Kafe’nin masa ve sandalyelerle yeşil alana taşması sonucu çimler kaybolmuş, daha sonra belediyeye ait tabelanın da kaldırıldığı görülmüştü. İmar planlarında da park alanı olduğu açıkça görülen bölge 2020 yılında taşlarla kaplandı. Yeşil alanı işgal eden söz konusu işletmenin bulunduğu parselin de park alanı olarak kayıtlarda olduğunu göz önününe aldığımızda bölgenin tamanında herhangi bir yapı olmaması gerektiğini de anlıyoruz. 

Google Street View – Temmuz 2020

Belediye’den durumla ilgili yanıt gelmedi

Gazete Üsküdar – Nisan 2021

Gittikçe betonlaşan bölgede, Üsküdarlıların şikayetleri sonrası sökülmesi beklenen taşlar yerli yerinde dururken, haberin yayınlanmasının ardından ulaştığımız Üsküdar Belediyesi de sorularımıza karşı sessiz kalmıştı. 

Şimdi ne olacak?

Bahsi geçen yeşil alandaki ağaçların söküleceği, bölgeye beton döküleceği ve trafo yapılacağı söylentisi mahalle sakinlerini endişelendirmişti. Beton alanın eski haline döndürülmesi istenirken kararlarda değişiklik olmamış gibi gözüküyor.

Gazete Üsküdar – Haziran 2021

Bölgede park alanlarının işgal edilmemesi yasasına hali hazırda karşı geliniyor. Ağaçların sökülmesi ve bölgeye trafo yapılmasıysa belediye meclis kararı olmadan mümkün değil. Trafo çalışmasıyla ilgili yeni bir gelişme olmadı ve taşla örülen kısımlar yeniden çimlendirildi ancak yerinden edilen ağaçların geri gelmesi mümkün değil. Göz ardı edilemeyecek olan gerçekse usulsüz kararlar neticesinde Üsküdar Meydanı’nda tutunmaya çalışan birkaç ağacın daha betonlaşmaya yenik düşmüş olduğu. Aklımızdaysa tek bir soru, daha ne kadar kentleşmemiz gerekiyor? 

Ekrem İmamoğlu, Validebağ’da yaşam savunucuları ile buluştu

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 6 gündür eylemde olan Validebağ sakileriyle ile bir araya geldi. Süreci toplumsal barışla sonuca ulaştırmanın önemine dikkat çeken İmamoğlu, “Kanunun ve planların bize verdiği yetki ile burada, İBB’den izin almadan, bizim onayımızı almadan hiçbir imalata girilemez. Kararlı olacağız. Ama bir yandan da uzlaşmaya, konuşmaya ve süreci bir arada yönetebilmeye çalışma zorunluluğumuz var” dedi.

Üsküdar Altunizade’deki Validebağ Korusu’nda 21 Haziran pazartesi günü başlanacağı açıklanan rehabilitasyon projesine karşı semt sakinleri, nöbet eylemine girişti. Validebağ Savunması ve Validebağ Gönüllüleri, proje ile korunun imara açılmak istendiğine dikkat çekmişti. Dosyayı inceleyen İstanbul 6. İdare Mahkemesi, 25 Haziran’da kararını açıklamış, oybirliği ile yürütmeyi durdurma karar vermişti. İBB Başkanı İmamoğlu, 6 gündür “koru nöbeti” tutan vatandaşlarla konakladıkları alanda bir araya geldi.

“Amacımız, korunun gelecek nesillere kalması”

Validebağ Gönüllüleri Derneği Başkanı Arif Belgin, 354 bin metrekarelik korunun savunmasıyla ilgili yaklaşık 23 yıldır sürdürdükleri hukuki süreci, kronolojik sırasına göre anlattı. 1999 yılında yaptıkları başvuru sonunda Koruma Kurulu’nun koruyu, 1. Derece Doğal SİT alanı ilan ettiği bilgisini paylaşan Belgin, amaçlarının alanın yeşil, doğal ve bir bütün olarak gelecek nesillere kalmasını sağlamak olduğunu vurguladı. Üsküdar Belediyesi’nin koruda, aralarında 500 araçlık otoparkın da bulunduğu bir kısım imalatlar gerçekleştirmek istediğini kaydeden Belgin, korunun doğallığını bozacak her eyleme karşı olduklarını ve bu kapsamda direndiklerini dile getirdi. 21 Haziran gününden bu yana nöbette olduklarını belirten Belgin, 2018’de bölge için İBB’ye, “Millet Bahçesi” projesi çizdirildiği bilgisini paylaştı. Belgin, koruda yapılmak isteneni, “Yarın, öbür gün, ‘Gördüğünüz gibi, ortada SİT falan kalmadı, aslında koru bile kalmadı. Buyurun; buraya rezidans, şuraya da AVM yapalım’ noktasına getirmek için bütün bunların yapılmak istendiğini düşünüyoruz ama 5 sene sonra ama 10 sene sonra” sözleriyle özetledi.

“Doğanın ve korunun yaşatılmasını istiyoruz”

Validebağ Savunması aktivisti Durna Şahin, bölge halkının çevre, ekoloji, doğa ve korunun yaşatılması konularında son derece duyarlı olduğunu vurguladı. Bu anlamda İmamoğlu’nun ziyaretini anlamlı ve değerli bulduklarını ifade eden Şahin, korunun, 2019 yılı öncesinde, 15 yıl boyunca İBB’ye tahsisli olduğunu hatırlattı. Şahin, “Ekrem Başkan’ın seçilmesinin öncesinde, burası İBB’den alınıp, Üsküdar Belediyesi’ne tahsis edildi. Üsküdar da burayı, kamusal alanları aslında ticarileştirmek istiyor. Doğayı, ekolojiyi yaşatma bakış açısıyla bakmıyorlar” görüşlerini dile getirdi.

Koru savunması için yaptıkları ve farklı disiplinlerden akademisyenlerin de katıldığı çevrimiçi forumlar sonunda oluşturdukları raporu İmamoğlu’na sunan Şahin, “Hak ve hukuksal olarak İBB’nin ve sizin üzerinize düşen görevler neyse, bunu sonuna kadar kullanmanızı isteriz. Bilin ki; bölge halkı da İstanbul halkı da sizin yanınızda olacaktır. Biz, doğanın ve korunun yaşatılmasını istiyoruz” diye konuştu.

“Ortak karar alma mekanizmasını ortaya koymalıyız”

Validebağ sözcülerinin sözlerini dinleyen İmamoğlu, beraberinde bulunan İBB Hukuk Müşaviri Eren Sönmez, İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Gürkan Akgün ve İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Emrah Şahan’ı yanına davet etti. Bölge halkının Validebağ Korusu’ndaki çabalarını taktirle karşıladığını belirten İmamoğlu, “Burada ortaya konan korumacı tavır, İstanbul’un her yerinde vatandaş sorumluluğu olarak konmalıdır. Kurumların da vatandaşımızın bu tarz tavırlarını -bırakın yok saymayı- sürecin bir parçası haline getirip, ortak karar alma mekanizmasını en güçlü bir şekilde de ortaya koyma zorunluluğu vardır. Biz, böyle bakıyoruz sürece” dedi.

“Yasal süreçte yanınızda olacağız”

İBB Hukuk Müşaviri Sönmez, koruyla ilgili dava süreçlerini yakından takip ettiklerini belirterek, Validebağ Gönüllüleri Derneği ile bu konuda iletişim halinde olduklarını aktardı. Sönmez, “Son olarak, imar planlarına karşı açılmış bir dava var; yürütmeyi durdurma kararı da verildi. O, henüz İBB’ye resmi olarak tebliğ edilmedi. Tebliğ edildikten sonra da iletişim halinde olacağımızı belirtmek isterim” dedi. Geçmiş İBB yönetimi döneminde hazırlanan “Millet Bahçesi” projesine karşı açılmış 2018 tarihli davayla ilgili bilgi veren Sönmez, “İBB’nin geçmiş dönem yönetimi, o davada Validebağ Gönüllüleri’nin karşısında davaya müdahil olmuştu. Biz, o müdahillikten çekildik. Bundan sonraki yasal süreçte, Başkanımızın talimatları yanınızda olacağız” diye konuştu.

“İBB’nin onayını almak zorundalar”

Konuyla ilgili teknik bilgiler paylaşan İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Gürkan Akgün ise, gelinen hukuki noktada, İBB’nin dahli ya da onayı olmadan, koruda ekolojik dengeyi bozacak hiçbir uygulamanın gerçekleşmeyeceğini vurguladı. Akgün’ün sözleri üzerine araya giren İmamoğlu, Gürkan’a, “O zaman şöyle diyebilir miyiz? Kanunun ve planların bize verdiği yetki ile burada, bizden izin almadan, bizim onayımıza sunulup onayımızı almadan hiçbir imalata girilemez. Onu mu anlıyorum” sorusunu yöneltti. Gürkan’ın İmamoğlu’na yanıtı, “Onun da yürütmesi durmuş durumda. Bir yandan ‘Millet Bahçesi’ projesi de durduğu için, şu anda bir uygulama yapmak mümkün değil” oldu. Sürecin, kendi yönetim anlayışına uygun olarak, hiçbir yönetimi ve hiç kimseyi düşmanlaştırmadan, konuşarak başarılması gerektiğine vurgu yapan İmamoğlu, “Bu mevzuda, sizlerle ve bizlerle makul bir zeminde konuşmaya, tartışmaya ve bir yön bulmaya çalıştığı sürece, bizim en sağlıklı ortağımız kimse, bizim karşımızda değildir. Buna Üsküdar Belediye Başkanı da dahildir, Üsküdar Belediye Meclisi de dahildir, bütün siyasiler de dahildir. Çevre Bakanı da dahildir” şeklinde konuştu.

“Sağlıklı düşünüp doğru bir karar alalım”

Süreci toplumsal barışla sonuca ulaştırmanın önemine dikkat çeken İmamoğlu, şunları söyledi:

“Bu, süreçte taviz veren taraf olacağız anlamına gelmiyor. Doğruyu, onlara da anlatabilmek anlamına geliyor. Benim bu konulardaki kararlılığımı, belki en iyi sizler biliyorsunuz. Kararlı olacağız ama bir yandan da uzlaşmaya, konuşmaya ve süreci bir arada yönetebilmeye çalışma zorunluluğumuz var. Çünkü, hep beraber yönetiyoruz. Bazen yetki birine geçiyor, bazen öbürüne geçiyor. Günün sonunda benim önerim şu: Burada, çok kıymetli bir süreç yöneten gönüllü arkadaşlarımız var. En büyük çıkarımızı savunuyorlar. Zaten yapmanız gerekeni yapıyorsunuz. İstanbul Planlama Ajansı aracılığıyla, vatandaşla iş birliği süreciyle -ama mekânsal ama çevre ama eğitim- politikalar üretme merkezimiz var. İPA moderatörlüğünde, hızlıca sizlerle beraber yaptığınız çalışmaları sürecin içine katan, bir nihai teklif oluşturulsun. Bu teklif kime? Bize. İBB’ye. Bu teklifi, bize olduğu gibi, Üsküdar Belediyesi’ne, Şehircilik Bakanlığı’na; hatta buradan sonucu, bizzat kendim, Şehircilik Bakanı’na ve yetkililerine sunayım. Buraya katılacak başka arkadaşlarımız olacak. Park Bahçeler Daire Başkanlığımız var. İSKİ var. Başka başka ne varsa… Günün sonunda sakin olun. Derin nefes alalım. Sağlıklı düşünelim. Sağlıklı düşünce sonrası doğru bir karar alalım.” (ANKA)

Üsküdar Belediyesi, Veyis Ateş ve Süleyman Özışık’ın katıldığı yazarlık okulu paylaşımlarını sildi

Üsküdar Belediyesi, Veyis Ateş ve Süleyman Özışık’a 2018 yılında verdirdiği “Yazarlık Okulu” paylaşımlarını sildi. Etkinlik kapsamında iki isme ödenen para miktarı merak konusu oldu.

ODA TV’de yer alan habere göre, Türkiye’nin Sedat Peker’in iddialarının ardından konuştuğu iki isim; Süleyman Özışık ve Veyis Ateş, AK Partili Bursa, Darıca, Gebze, Esenler gibi belediyelerde “Yazarlık Okulu” adında  bir projeye imza atmış.

İki ismin “Yazarlık Okulu” projesi kapsamında ders verdiği ilçeler arasında AK Partili Üsküdar belediyesi de yer alıyor.

ODA TV’de haberin yer almasının ardından belediyelerin ve belediye başkanlarının hesaplarından Yazarlık Okulu projesine ilişkin yapılan paylaşımlar kaldırıldı.

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen de etkinliğe dair paylaşımlarını kaldıranlardan birisi.

Türkmen: “Tamamıyla Özışık’ın projesi”

15 Mart 2018 tarihinde Yazarlık Okulu öğrencilerine sertifika programı düzenlenirken Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen şu ifadeleri kullanmış:

“Yazar okulu projesi tamamıyla Süleyman Özışık’ın projesi. Güzel bir proje oldu. Bu kadar işin büyüyeceği güzel sonuç alınacağını önceden tahmin edemedik. Çok keyifli çok güzel bir kurs oldu. 12 – 13 hafta 300’e yakın genç arkadaşımızın katılımıyla çok güzel bir kurs oldu. Devamı gelecek inşallah. Dereceye giren gençlerimizi Kudüs’e gönderme sözü verdik.”

Programda yapılan konuşmaların ardından dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin “Yazarlık Okulu” öğrencilerine sertifikalarını vermiş.

“Yazarlık Okulu” kapsamında ders veren Veysi Ateş ve Süleyman Özışık, organize suç örgütü kurmak ve yönetmek suçlaması ile aranan ve şu anda yurt dışında bulunan Sedat Peker’in YouTube hesabı üzerinden yayınladığı videoların ardından çalıştıkları kurumlardan istifa etmek zorunda kalmışlardı.

Süleyman Özışık’ın, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Sedat Peker arasında aracılık yaptığı, Veysi Ateş’in ise firari iş insanı Sezgin Baran Korkmaz’dan rüşvet olarak 10 milyon dolar istediği iddia edilmişti.

Validebağ sakinleri: Buradayız, proje iptal edilene kadar nöbetteyiz

Üsküdar Belediyesi’nin Validebağ Korusu’nda yapacağını iddia ettiği “rehabilitasyon” çalışmasının korunun doğal yapısına zarar vereceğini söyleyerek nöbet başlatan mahalleliler, yaptıkları basın açıklamasıyla proje iptal edilene kadar nöbete devam edeceklerini açıkladılar.

Üsküdar Belediyesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın rehabilitasyon projesi gerçekleştireceğini açıkladığı Validebağ Korusu’nda mahallelinin başlattığı nöbet devam ediyor. Koruda basın açıklaması gerçekleştiren Validebağ Havzası Sakinleri, mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıkmasına rağmen proje iptal edilene kadar nöbete devam edeceklerini açıkladılar. 

Yapılan basın açıklamasının tam metni şöyle:

“Validebağ Korusu’nda yapılmak istenen “bakım ve rehabilitasyon” projesine karşı nöbetteyiz! 

2020 Mart ayında Validebağ Korusu’nun 261.005 m2’lik bölümü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bakım ve onarım yapılması için Üsküdar Belediyesi’ne tahsis edildi. Üsküdar Belediye Başkanlığınca Koruda yapılmak istenenler, “500 araçlık otopark, izci eğitim alanı, yürüyüş-koşu ve bisiklet parkurları, yoga-pilates alanları, çocuk oyun alanları, yazlık sinema, festival alanı, amfitiyatro” şeklinde açıklanmıştır. Nisan başından beri ertelenen proje başlangıç tarihi, soĺn olarak Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından 21 Haziran olarak duyurulmuştu. 

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, bugüne kadar Koru’da yapmayı tasarladıklarıyla ilgili olarak Üsküdar Belediyesi tarafından çizilmiş ve koruma kurullarınca onaylanmış bir proje gösterememiştir. Kendisiyle yapılan görüşmelerde, 2018 yılında İBB tarafından çizilmiş ve koruma kurullarınca onaylanmış olan millet bahçesi projesini göstermektedir. 3 yıl önce başka bir kurumun çizdiği millet bahçesi projesinin adını değiştirip eklemeler çıkarmalar yaparak proje geliştirdiğini iddia etmektedir. Millet bahçesi projesini onaylayan koruma kurullarına karşı 2018’de açılan dava ise devam etmektedir. 

Mahkemece atanan bilirkişi heyeti, Validebağ’da millet bahçesi projesinin alanda bulunan habitatlar üzerindeki etkilerini ortaya koymadığı, yoğun inşaat sürecinin Koru’daki ekosistemi olumsuz etkileyerek ve kullanıcı 

sayısını arttırarak çöküşüne neden olacağı gibi ciddi kaygılar belirterek, “ekosistemin devamlılığı bakımından dava konusu projenin uygulanmamasının yerinde olacağı” sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme, 25 Haziran 2021 tarihinde, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğuracak bu projenin yürütülmesinin durdurulmasına karar vermiştir. 

29 Nisan’da yapılan ihalenin dosyasına baktığımızda ise, millet bahçesi projesinde bile bulunmayan 88.000 m2’lik alana rulo çim döşenmesinin projeye eklendiği görülmektedir. Bu, Korunun önemli bir bölümünün doğal dokusunun yok edilmesi anlamına gelmektedir. 

Tüm bu yapılaşma çalışmaları kuşkusuz 1. Derece doğal sit alanı olan ve Anadolu Yakası’nın kamuya açık en büyük yeşil alanlarından olan Validebağ Korusu’nu tehdit etmektedir. 

Bu rant projesine karşı, çevre duyarlılığı taşıyan bizler, 21 Haziran Pazartesi günü Koru’da nöbet tutmaya başladık. 22 Haziran Salı günü ise taşeron firma yetkili ve işçileri belediye logolu yeleklerle çöpleri toplamaya gelmiştir. Tam 4 gün boyunca Koru’daki çöpler toplandı. 

Bizler Validebağ direnişçileri olarak biliyoruz ki belediye ve taşeron firmanın “zararlı” olarak gördüğü otlar ve çalılar, arıların, kelebeklerin, kuşların, kirpilerin, kaplumbağaların ve daha birçok canlının besin kaynağı ve yaşam alanıdır. Otlar ve çalılar buradaki ekosistemin, özellikle mikro ekosistemin evidir. 

Koruma kurulu onayı olmayan, kanunsuz olarak ihaleye çıkılan, duyulduğu andan itibaren halkın ısrarla istemediğini beyan ettiği bu projeye karşıyız! 

Validebağ Korusu’ndaki bitki örtüsüne, ekosisteme zarar verebilecek hiçbir müdahaleye izin vermeyeceğiz! 

Koru’da yapılaşmaya imkan tanıdığı için itirazını yaptığımız ve davasına müdahil olduğumuz Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı (KANİP) ile Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı (KAUİP) için 24 Haziran Perşembe günü itibariyle mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Bu karar bizim direnişimize moral verdi. KANİP Koruyu korumak üzere yeniden yapılmalıdır. 

Bizler sözde proje ve ihale iptal edilene kadar nöbete ve direnişe devam edeceğiz. Mahkemenin yürütmenin durdurulması kararlarının uygulanmasının da takipçisi olacağız. 

BU RANT PROJESİ İPTAL EDİLİNCEYE, HİLMİ TÜRKMEN HALKIN SESİNE KULAK VERİNCEYE KADAR HERGÜN SAAT 07:00’DEN İTİBAREN VALİDEBAĞ KORUSU’NDA NÖBETTEYİZ! “

Validebağ Havza Halkı