Üsküdar e-spor merkezi yakında açılıyor

gazete üsküdar espor

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen Twitter üzerinden paylaştığı tweet ile e-spor merkezinin bittiğini duyurdu.

İnşa aşamaları biten e-spor merkezi yakında Üsküdarlılarla buluşacak. Türkmen, paylaştığı twette spor merkezinden görseller paylaşırken online bir turnuva yapacaklarını da duyurdu. Spor merkezi, belediye tarafından yapılan ilk e-spor merkezi olma özelliğini de taşıyor.

Üsküdar’ı sevmek için harika bir neden: İhsaniye

İhsaniye’nin muhteşem manzaralarla süslü, sükunet dolu sokaklarında hayran hayran dolaşırken döndüğünüz her köşe başında karşınıza çıkan tarihi yapılar dağarcığınıza kent tarihine dair yeni öyküler kazandırır. Hele sokaklarından biri vardır ki Harem Korusu sırtlarından, asırlık ağaçların arasından görünen şahane Sarayburnu manzarasıyla yamaçlarından bakan gözlere yüzyıllar öncesinin İstanbul’unu gösterir. Buradan kente bakarken ne kenti saran betonu ne siluete giren kuleleri görürsünüz.

Üsküdar’ı çok seviyorum. Üsküdar’a dair yazdıkça, güzelliğine methiyeler düzdükçe maalesef sıklıkla olumsuz ve benzer cümleler ile ifade edilen tepkiler alıyorum: Nesini seviyorsun Üsküdar’ın? İnsanların sızlandıkları şeyler ortak, betonla kaplı Üsküdar Meydanı’ndan bir yerden bir yere gitmek için geçenler kalabalık ve keşmekeşten haliyle şikayet ediyorlar. Deniz ulaşımı, metro, otobüs, dolmuş ve elbette Marmaray için adeta bir terminale dönüşen, her gün milyonlarca insanın telaşla içinden geçtiği Üsküdar’ın kötü tasarlanmış bir meydandan ibaret görülmesi üzücü ama haksız değil. Üsküdar deyince insanların akıllarında artık tek ve gri bir resim var. 

Üsküdar’da büyük bir değişim yaşandığını ve bu değişimin en çok merkezde hissedildiğini yadsımak mümkün değil. Geniş insan grupları için Üsküdar bir geçiş noktası olmaktan ibaret. Üsküdar, fiziksel, sosyo-ekonomik ve kültürel olarak değişti. Çarşısı, pasajları, yeme içme ve alışveriş mekanları ve kültürü dönüşüme uğradı. Rant temelli kentsel dönüşümden payına düşeni bolca aldı, almaya da devam ediyor. Üsküdar’ın güzelliğinden bahsederken Üsküdar’a karşı işlenen tüm bu suçların elbette farkındayım. İflah olmaz bir romantik değilim, hatta epey gerçekçi olduğumu söyleyebilirim. Ama işte Üsküdar uzun geçmişiyle tüm bunlara rağmen hâlâ güzel, görülmeye, keşfedilmeye değer bir yer. En çok da kaybedilenlere yas tutmak yerine var olanı, hâlâ ayakta kalanları ve sürdürülebilecekleri farketmek ve layığınca koruyabilmek için. 

Üsküdar’da yürümek ve düşünmek

Üsküdar’da uzun yıllardır yürüyorum. Üsküdar’da yürüdükçe her biri kendine özgü karaktere haiz semtlerini dolandıkça, mekânı tanıdıkça neyin korunması gerektiğini farklı açılardan düşünmeye başladım. Yürümek, kentin geçmişi, değişimi ve dönüşümü ile olan ilişkiyi ve bugünü etraflıca düşünme fırsatı veriyor. Sokakları keşfettikçe kendi şehrimizle kurduğumuz ilişkiyi değiştirebileceğimize, geleceğe daha doğru bir bakış yakalayabileceğimize, şehirliliğimizi dönüştürebileceğimize ve üretilen politikalara yön verebileceğimize inanıyorum. İşte bugün sizlere tam da bu nedenle güzelliğiyle sokaklarından geçenlere çeşit çeşit ihsanda bulunan bir Üsküdar semti İhsaniye’den söz etmek istiyorum. İhsaniye, Üsküdar’ın nice tarihi semtlerinden sadece bir tanesi. Üsküdar’ın nesini seviyorsun sorusuna verebileceğim cevapların da en güzellerinden biri. 

İhsaniye’nin muhteşem manzaralarla süslü, sükunet dolu sokaklarında hayran hayran dolaşırken döndüğünüz her köşe başında karşınıza çıkan tarihi yapılar dağarcığınıza kent tarihine dair yeni öyküler kazandırır. Hele sokaklarından biri vardır ki Harem Korusu sırtlarından, asırlık ağaçların arasından görünen şahane Sarayburnu manzarasıyla yamaçlarından bakan gözlere yüzyıllar öncesinin İstanbul’unu gösterir. Buradan kente bakarken ne kenti saran betonu ne siluete giren kuleleri görürsünüz. Size yaşadığınız zamanı unutturan bu sokağın adı İhsaniye İskele Sokağı’dır ve bir zamanlar burada evler değil Sultan Süleyman’ın inşa ettirdiği Üsküdar Sarayı’nın yapıları, bahçeleri yükseliyordu. İnşa edildiği 16. yüzyıldan, III.Osman’ın tahta geçtiği 1754 yılına dek harap olan Üsküdar Sarayı, yeni sultanın iradesiyle yıktırıldı ve açılan alan ile saray bahçeleri halka “ihsan” edildi. İşte semtin adı da bu “ihsan”dan geldi, oldu “İhsaniye”. 

III.Osman, üç yıllık kısacık saltanatında bu muhiti halka ihsan etmekle kalmamış, İhsaniye’ye iki de cami yaptırmış. Fakat semtin etraflıca imarına ömrü vefa etmemiş ve bu iş halefi III. Mustafa’ya kalmış. 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren burada kurulan mahalle, günümüzde varlığını kısmen sürdürmekte ve dahası İstanbul’un ruhunu kaybetmemiş özel muhitlerinden biri olarak yaşıyor. Gelin İhsaniye semtinin sokaklarına uzanalım, belli başlı anıtlarına, korularında, bahçelerinde İstanbul’daki biyoçeşitliliği hâlâ yaşatan güzeller güzeli doğasına yakından bakalım. 

İhsaniye Camii

Sultan III.Osman’ın yaptırdığı İhsaniye Camii, küçük, ölçülü, sevimli bir mahalle camii. Yapının üzerinde gördüğümüz tamir kitabesi bize caminin bir zamanlar ahşap olarak inşa edildiğini, sonra yanıp harap olduğunu, Sultan Abdülaziz devrinde kâgir olarak ihya edildiğini anlatıyor. Mermer bir mihrabı, ahşap bir minberi var, öyle iddialı, gösterişli bir yapı değil ama büyük ağaçların gölgelediği huzurlu avlusundan geçmek, içindeki tarihi eserlere göz atmak insana daima iyi geliyor.   

Küçük İhsaniye Camii

 Küçük İhsaniye Camii ya da İhsaniye Mescidi olarak bilinen bu küçük ibadethane III.Osman’ın İhsaniye semtinde inşa ettirdiği camilerin ikincisi. Günümüze ulaşamayan yapı, en son yakın sayılabilecek bir zamanda ihya edilip, ibadete açılmış, tarihi niteliğini maalesef yitirmiş. 

İhsaniye İskele Sokağı

İhsaniye İskele Sokağı, İstanbul’un en güzel sokaklarından biridir dersem mübalağa etmiş olmam. Buradan göreceğiniz manzara dünyanın sayılı manzaralarından bir tanesi. İskele Sokağı’na geldiğinizde, İstanbul şehrinin en güzel siluetlerinden birini karşınızda buluyorsunuz. Sokağı baştan başa yürürken küçücük bir kulübe göreceksiniz. Kaynaklarda bu küçük yapının bir zamanlar aşağıda yer alan İhsaniye İskele’sine inen yolcuların biletlerinin kontrol edildiği kulübe olduğu geçiyor, doğru ise sokağın geçmişteki konumunu ve adının nereden geldiğini hatırlatan yegane bina gibi görünüyor. Burada dikkat çeken bir diğer yapı ise III. Mehmed dönemi Darüssaade Ağaları’ndan Gazanfer Ağa’nın ruhu için yine bir Darüssaade Ağası Hafız İsa Ağa’nın yaptırdığı güzeller güzeli çeşme. Gazanfer Ağa, Saraçhane’deki meşhur Gazanfer Ağa Medresesi’nin bânisi ve  Ayasofya’nın kuzeyindeki Soğukkuyu Sokağı ile Alemdar Caddesi arasındaki dik yamaç üzerinde Mimar Sinan’a kendi adını taşıyan medreseyi yaptıran Cafer Ağa’nın kardeşi. Hatta bu sokaktaki çeşmeye adını veren Gazanfer Ağa, Cafer Ağa’nın 1557’deki ölümünün ardından medresenin inşaatını takip eden ve tamamlayan kişidir. Sokaktan Ayasofya’nın harika görünümlerinden birini izlerken hemen yanıbaşındaki Sinan yapısı medrese ile böyle bir bağını keşfetmek ne hoş değil mi? İstanbul’da en çok bu türden parçaları birleştirmeyi ve keyfini sürmeyi seviyorum. İhsaniye İskele Sokağı’ndan ağır adımlarla geçerken gözünüz sadece manzarada da olmasın, yılların yorduğu ama zerafetleriyle hâlâ göz dolduran eski ahşap konutları gözden kaçırmayın. Ahşap malzemesi Boğaziçi’nin nice kışının rüzgârlarından yorgun, İstanbul yazının güneşinde solmuş bu geleneksel evlerin görünümü insana arka planda yer alan, betondan inşa edilmiş yeni mahalleleri bir süreliğine unutturuyor. İstanbul’un yerel mimarisini, evlerini başka bir gözle görmek, düşünmek, gelenekleri güncelleştirmek üzerine kafa yormak ve dönemin zevksizliğine bir kez daha öfkelenmek için ideal bir yer burası.     

Harem Korusu

 İhsaniye İskele Sokağı’nı deniz tarafından sınırlayan ve Selimiye semtine doğru uzayan Harem Korusu, sarp ve eğimli bir arazi üzerinde yer alan nice asırlık ağaçlardan oluşuyor. Yaklaşık 38 bin metrakarelik bir alana yayılan koruda anıt niteliğinde, koruma altına alınmış çeşitli türlerde çok sayıda ağaç bulunuyor. Hele içlerinde yaklaşık 350 yaşında anıt bir sakız ağacı (pistacia atlantica) var ki, o İstanbul’un en güzel ağaçlarından bir tanesi. Yolunuz İhsaniye’ye düşerse sakın ama sakın görmeden geçmeyin. Evvela tarihi ağaçlarıyla dikkatinizi çekecek olan bu mekân, İstanbul ekolojisinin nadir ve zengin biyoçeşitliliğini yansıtıyor. Gerçekten çok etkileyici ve maalesef sahipsiz. Bu muhteşem doğa parçası, insanı şehirde tabiatın korunmasının önemini düşünmeye sevk ediyor. Bir de diyeceğim var, koru civarında vakit geçirenler giderken çöplerini yanlarına alsa, ağaçların etrafına atmasa ve korunun bitimine yerleşmiş kafeler kaldırılsa çok iyi olacak. Alanın kentlinin yararına düzenlenmesi sahiden şahane olur. 

İhsaniye Çeşmesi İhsaniye’nin sokaklarında gezmeye gelenlere ihsan ettiği güzelliklerden bir diğeri çeşmeler. İhsaniye sokaklarında dolanırken irili ufaklı çok sayıda çeşme ile karşılaşacaksınız. Bunların içinde biri var ki muhitin adını taşıyor: İhsaniye Çeşmesi. İstanbul’un özel su yapılarından biriyle karşı karşıya olduğunuzu bir bakışta anlayacaksınız. Kitabesinin hattından mimarisine, kalem işi süslemelerinden yerleşimine, sıra dışı bir çeşme. Çeşme hakkında 1824 yılında yapıldığını bilmek dışında bir malumata sahip değiliz. Aynı sokakta ilerlemeye devam ettiğinizde karşınıza bir çeşme daha çıkacak, Ahmet Şakir Efendi  Çeşmesi. Zaten, 1907 tarihli bu çeşmeyi geçerken farketmemeniz imkânsız. Su değilse de çeşmeden hayata akan güzelliği hemen göreceksiniz. Dilerim, İhsaniye sokaklarında dolaşmak zihninizdeki Üsküdar imajını biraz olsun değiştirir. Üsküdar’ı yakından tanımak için yürümeniz, sokaklarla, insanlarla, hayvanlarla, bitkilerle, mahalleleri, semtleri oluşturan çevreyle ilişki kurmanız ve biraz yorulmanız gerekiyor. Ama emin olun buna değecek. Şehri tanımak vakit alan, ayrı ayrı parçalarında yoğun zaman geçirilmesini talep eden bir süreç ve ancak böylelikle şehri daha derinden ve çok seviyorsunuz. “Oranın nesini seviyorsun?” sorusuna verecek bol bol cevabınız da oluyor.  

Üsküdar’ın koronavirüs kırılganlık haritası

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki BİMTAŞ’ın İstanbul Kalkınma Ajansı‘nın desteğiyle yürüttüğü “COVID-19 ile Mücadele Kapsamında İstanbul Kırılganlık Haritası” projesi sonuçlandı. 

Proje kapsamında, İBB İstanbul İstatistik Ofisi, 961 mahalleden toplanan verileri derleyerek mahallelerin mekansal yayılma riskine bağlı kırılganlık, sosyo-ekonomik kırılganlık, ulaşıma bağlı kırılganlık ve kentsel yoğunluğa bağlı kırılganlık haritalarını çıkardı.

İBB’nin raporuna göre, kırsal nitelikli mahalleler olarak tanımlanan bölgeler ve kentin ana ulaşım akslarında yer alan yerleşimlerin Covid-19 riski daha yüksek. Nüfusun yoğunlaştığı, kentsel hareketliliğin fazla olduğu veya ticaret akışının bulunduğu semtler de diğerlerine göre çok daha kırılgan. 

Araştırmanın sonuçlarına göre Üsküdar’daki Aziz Mahmut Hüdayi ve Ahmediye Mahallesi çok yüksek riskli mahalleler grubunda. Mimar Sinan, Salacak, Ünalan, Cumhuri̇yet, Bulgurlu, Ferah, Mehmet Akif Ersoy, Küplüce ve Kirazlıtepe ise yüksek riskli mahalleler grubunda.

Ulaşımın yoğun olduğu bölgelerde risk artıyor

İBB’nin yaptığı araştırmaya göre Üsküdar’da Mimar Sinan ve Ünalan Mahallesinde ulaşıma bağlı olarak kırılganlığın yüksek olduğu görülüyor.

İstanbul İtfaiyesi, Vaniköy Camisi’ndeki yangının elektrik tesisatından kaynaklandığını bildirdi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İtfaiyesi, Üsküdar’daki tarihi Vaniköy Camisi’nde çıkan yangının elektrik tesisatından kaynaklandığını bildirdi.

İBB’den yapılan açıklamaya göre, tarihi Vaniköy Camisi’ndeki yangının çıkış nedenine ilişkin İstanbul İtfaiyesi raporu tamamlandı.
İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı ekiplerin yaptığı incelemeler sonucunda hazırlanan raporda, yangının elektrik tesisatından kaynaklandığı belirtildi.

Yangının, tesisat kablolarında oluşan elektriksel ısınmadan kaynaklandığı aktarılan raporda, şu ifadelere yer verildi:
“Yangının seyri ve söndürülmesini müteakip yapılan araştırma ve inceleme neticesinde, cami dahilinde bulunan lojman sakinleri tarafından bir koku hissedilerek güney cephedeki yalının teknik personeli ile cami dahili kontrol edilerek elektrik sigortalarının kapatıldığı öğrenilmiştir. Mahallinde yapılan araştırmada yangın başlangıç ve ağırlık sebebinin camiye girişe göre sol asma kat 2. pencere civarı olduğu tespit edilmiştir. Bu bölümde yapılan araştırmada, camiye girişe göre sol duvarda elektrik dağıtım panosunun olduğu, devamındaki pencere boşluğunda elektronik ses sistemi, kamera kayıt cihazı ve klima ünite tesisatı bulunduğu görülmüştür. Bu bölgeden dağılan ve ahşap kaplamaların arasından geçen çoklu elektrik tesisat kablolarında oluşan elektriksel ısınma sonucu izolasyonlarının tutuşmasıyla yanmanın başladığı, ahşap döşeme malzemeleri ve çatıya sirayet ederek binanın tamamına yayılması neticesinde yangın olayının meydana geldiği kanaatine varılmıştır.”

Kuzguncuklular her geçen gün artan kafe sayısı ve insan yoğunluğundan rahatsız

Üsküdar Kuzguncuk uzun zamandır set ve kafe mekanı haline dönüşmüş durumda. Durumdan şikayetçi olan mahalle sakinleri change.org’da ”Kuzguncuk’ta mahallelinin yaşam alanlarının uzun saatler işgaline bir dur de.” diyerek kampanya başlattı.

Gazete Üsküdar olarak change.org’da kampanyayayı başlatan Gül Büyükbay, Kuzguncuklular Derneği Başkanı Tülay Atabey ve Kuzguncuk Mahalle Muhtarı Ali Faik Kaptan‘a şikayetlerini sorduk.

Change.org’da kampanyayı başlatan Gül Büyükbay: On iki yılda ivmelenen insan ve araç trafiği inanılmaz boyutta.

11 yıldır Üsküdar’da yaşayan Gül Büyükbay, sessizliği ve yeşil havası için Kuzguncuk’ta oturmayı tercih ettiğini, fakat giderek artan insan trafiğinin bu ortamı bozduğunu belirttiyor.

Gül Büyükbay, Kuzguncuk’un kalabalıkla birlikte değişen halini şu şekilde özetliyor: “Eşim ağır bir rahatsızlık geçirdi. Gerek hastalık sırasında arabamızla sokağımıza ulaşamamız, gerekse bağışıklığının düşük olduğu dönemlerde COVID 19 riski sebebiyle sokağa çıkamamamız bizi o iyileştikten sonra da mahalle halkı ile empati yapmaya itti. Tüm bunların dışında Kuzguncuk elbette ziyaret edilecek bir yer fakat son iki yılda ivmelenen insan ve araç trafiği inanılmaz boyutta. Kuzguncuk halkı dışarıya çıkamıyor kaldırımda yürüyemiyor. Sokaklara trafikten ulaşılamıyor. Buna en büyük katkıyı kontrolsüzce ve aslında ruhsat şartlarına da pek uygun olduğunu düşünmediğimiz hızla çoğalan kafe çay ocağı vb işletmeler yapıyor. Kafelerin kapanış saati Üsküdar Belediye meclisi kararıyla saat gece 12’den  2’ ye kadar uzatıldı. Aslında imza kampanyamızdaki yorumlarda da insanların nasıl çaresiz olduğunu görebilirsiniz. Kuzguncuk nüfusu 4000 ve 3000’ e yakın insan imzaladı ki internet erişimi olmayanlar var.”

“Üsküdar Belediyesinin bizi duymak istemediğini düşünüyorum artık.”

Gül Büyükbay başlattığı kampanyanın gelişim sürecini şöyle anlatıyor: ” Bu aslında kollektif bir haykırıştan doğdu. Komşularımla konuştukça bu konuda herkesin sıkıntı yaşadığını gördüm ve sesimizi duyurmak için bu meseleyi dijtal ortama taşıdık. Bu biraz duygusal bir başlangıç oldu fakat işin devamında belediye ile gerekli görüşmeleri yaptık. Üsküdar Belediyesinin bizi duymak istemediğini düşünüyorum artık. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bizi bir toplantıda dinledi ancak ben Üsküdar Belediyesi tarafından da anlaşılmayı bekliyorum yoksa bir değer göz göre göre yitip gidiyor.”

Mahalle sakini olarak Kuzguncukluların saygı istediğini belirttiyor. Kimi zaman kaldırımda yürümekte dahi zorlanan yerliler kafe oranının azalmasını ve daha fazla kafe açılmamasını istiyor. Kuzguncuk’un işletme ruhuyla ilgili yorum yapan Büyükbay: “Mahallede elbette benim de severek gittiğim, yemek yediğim yerler var fakat mahalle kültürüne saygısı olan, on metrekarelik yeri için tüm kaldırımı 50 m kaplayanlar değil. Her şeyin bir ölçüsü kuralı olmalı.” diyor.

Kuzguncuklular Derneği başkanı Tülay Atabey: “Kuzguncuk günübirlik turizme kurban ediliyor.”

1987 yılından bu yana Kuzguncuk’ta ikamet eden Tülay Atabey İTÜ Mimarlık fakültesi mezunu. Atabey Kuzguncuk İlya’nın Bostanı Projesinin müelliflerinden biri, 3 dönemdir de Kuzguncuklular Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı yapıyor. Derneğin 1997 yılında Bostan mücadelesinde daha etkin olabilmek için kurulduğunu belirtiyor.

Kuzguncuk’ta hızla artan kafe işletmeciliği konusunu yorumlayan dernek başkanı Tülay Atabey: Bu artışın son 5 yılda olduğunu söyleyebiliriz. Bu artış bir mahallenin kimliğini bozmakla birlikte Kuzguncuk’un günübirlik turizme kurban edilmesine yol açıyor. Sosyal, kültürel, kentsel ve tarihi özellikleri, kimliği yok sayılıyor. Sadece kedi, kapı, kafe, gelin-damat, sosyal medya kelimelerinin içinde var olabildiği geçici bir dekor gibi davranılıyor buraya.”

Dernek başkanlığı kimliğinin dışında da bu durumu mahalle sakini olarak değerlendiren Tülay Atabey Kuzguncuk’a herkesin gelebileceğini, sadece mahalle sakinine ait olmadığını ifade ederken tek istediklerinin saygı olduğunu belirtiyor.

Kuzguncuk mahalle muhtarı Ali Faik Kaptan: “Kuzguncuk’un dokusunu bozan hiçbir şeye müsade etmeyeceğiz

Ali Faik Kaptan 1999 yılından beri Kuzguncuk mahallesinin muhtarlığını yapıyor.

Mahalle muhtarı olarak Kuzguncuk’un değersizleştirilmesini yorumlayan Ali Faik Kaptan özellikle kafe işletmeciliği hakkında durumu şöyle değerlendiriyor: “Kafelerde masa ve sandalye artışı son iki senedir çok fazla; caddelerin genişlemesi çok söz konusu değil, biz caddeler için alanı yapısal olarak düşürdük ve bu daralmayı biraz önledik. Ama tabii kafelere kamusal alan verilmesi çok yanlış, bu yanlışla ilgili belediye ile görüş halindeyiz. Kuzguncuk’un dokusunu bozan hiçbir şeye müsade etmeyeceğiz. Aynı zamanda buraya gelen insanlar için hiçbir zaman gelmesinler gibi bir görüşümüz olmadı. Tabii ki gelsinler fakat bu mahalle dokusuna zarar vermesinler. Kuzguncuk neden değerli? Çünkü tarihi yapısını koruyor. Biz de bunun herhangi bir şekilde değişmesine, zarar verilmesine müsade etmeyeceğiz.”

Kuzguncuk’un geçmişte birçok düğün fotoğrafçısı tarafından kullanılmasını değerlendiren mahalle muhtarı: “Bu durum da bir şekilde ticarete kapı açarak Kuzguncuk’un tabiatının bozulmasına yol açacaktı fakat biz bunu bir şekilde çözdük.” diyor.

Hilmi Türkmen’in koronavirüs testi pozitif çıktı

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen koronavirüs testinin pozitif çıktığını duyurdu.

Twitter hesabından açıklama yapan Türkmen: ”Değerli Hemşehrilerim; Covid19 testim pozitif çıktı. Hamdolsun genel durumum iyi, evde istirahat ediyorum. Sağlık ekipleri takip ediyor, ciddi bir sorun görünmüyor. Allah tüm hastalarımıza şifalar versin. Arayan, yazan, duasını esirgemeyen tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi.

Üsküdar’daki tarihi Vaniköy Camii’nde yangın

Üsküdar’daki tarihi Vaniköy Camisi alevlere teslim oldu, itfaiye ekipleri yangına müdahale ediyor.

Vaniköy Camisi’nde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin yangına karadan ve denizden müdahalesi sürüyor.

Boğaz hattındaki yol yangın söndürme çalışmaları kapsamında trafiğe kapatıldı.

Üsküdar Belediyesi’nin 2021 bütçesi 825 milyon

İBB Meclisi, 39 ilçenin 2021 yılı mali bütçesini oy birliğiyle kabul etti. Üsküdar Belediyesi 825 milyon lira bütçe ile İstanbulda’ki en yüksek bütçeye sahip ikinci ilçe belediyesi oldu.

İBB Meclisi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 12 Kasım Perşembe günü Avrasya Gösteri Merkezinde toplandı. Meclis 2. Başkan Vekili Ömer Faruk Kalaycı’nın başkanlık yaptığı Meclis toplantısında, ilçe belediyelerin 2021 yılı bütçeleri de ele alındı. Yapılan oylamalarda 39 ilçe belediyesinin 2021 mali bütçeleri oy birliğiyle kabul edilerek Meclis’ten geçti.

Buna göre, Esenyurt Belediyesi 852 milyon 500 bin lira ile en yüksek bütçeli ilçe belediyesi oldu. Esenyurt’u, 825 milyonla Üsküdar, 800 milyonla Kadıköy, 786 milyon lira ile Başakşehir Belediyesi takip etti.

Küçükçekmece, Pendik ve Şişli belediyeleri de 700 milyon liranın üzerine çıkarak yüksek bütçeli belediyeler arasında yer aldı.

Bütçesi en düşük olan belediye ise Adalar oldu. Adalar Belediyesinin 2021 yılı bütçesi 44 milyon lira olurken, Şile Belediyesinin 120 milyon ve Çatalca Belediyesinin ise bütçesi 159 milyon 960 bin lira oldu.

Üsküdar’da artık deniz ve kara birleşmeyecek

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Üsküdar Meydanı’nda gerçekleşen “Bülbüldere Yağmur Suyu Tüneli TBM Çıkış Töreni”ne katıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Üsküdar Meydanı’nda gerçekleşen “Bülbüldere Yağmur Suyu Tüneli TBM Çıkış Töreni”ne katıldı. Yağışlı havalarda Üsküdar Meydanı’nda yaşanan su baskınlarının önüne geçmesi için yapılan ‘Bülbüldere Yağmur Suyu Tüneli’nin son delme işlemi gerçekleşti. Projenin, Üsküdar Sahili ve Çavuşdere arasındaki 822 metrelik bölümünün kazı çalışmasını gerçekleştiren TBM (Tunel Boring Machine -Tünel Açma Makinesi), 21 Mart’ta yer üstüne çıkarılmıştı. Projenin ikinci ve son kademesi kapsamında yer alan 3 bin 200 milimetre çapında, 906 metre uzunluğundaki ‘Bülbüldere Yağmursuyu Tüneli’nin delme işlemini gerçekleştiren TBM de görevini tamamladı. Kazı işlemini yapan TBM, Üsküdar Meydanı’nda gerçekleştirilen tören ile yer üstüne çıkarıldı.

Tüm çalışmaların 2021 başında sona ereceğini dile getiren İmamoğlu, “Burada bertaraf edilen sorun çok önemli. Mart, Nisan, Mayıs ayında başlatılan işlerin bu hızla sonlandırılması çok değerli. Gerçekten bu anlamda Üsküdar’da yaşam değişecek be 2021 başında işlerimizi tamamladığımızda hem Üsküdar Meydanı hem de Selmanı Pak Caddesi, hiçbir zaman bir daha bu sorunları yaşamayacak” dedi. Konuşmaların ardından, sahneye kurulan ekrandan, TBM cihazının yeryüzüne çıkması canlı olarak izlendi.

Üsküdar’da iki ATM’de kopyalama aparatı bulundu

gazete üsküdar polis

Üsküdar’da ATM’de bakım yapan iki temizlik personeli, iki farklı ATM’ye yerleştirilmiş bilgi kopya aparatları buldu. Durumu fark eden personeller, polis ekiplerine haber verdi.

Üsküdar’da dün sabah saatlerinde ATM’de temizlik yapan iki görevli ATM’ye takılmış iki kopyalama aparatı buldu. Bir bankaya ait Dr. Fahri Atabey Caddesi ile Tunusbağı Caddesi üzerinde bulunan ATM’lerde farklı bir aparatın takılmış olduğunu fark eden görevliler, polis ekiplerine haber verdi. Haber verilmesi üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Ekipler, yaptıkları incelemeler sonucunda şifre ve kart bilgilerini görecek şekilde takılmış kamera ve kameranın kaydettiği görüntüleri başka bir yere aktaran bir aparat buldu. Polis ekipleri, ATM’ye aparat yerleştiren kişileri tespit etmek için soruşturma başlattı.