Üsküdar Üniversitesinde yeni eğitim yılı başladı. Peki süreç nasıl ilerleyecek?

gazete üsküdar

Mart ayından beri kapalı olan üniversiteler bazı kararlar doğrultusunda eğitime başladı. Çoğu üniversite hibrit eğitim uygulayacağını bildirirken bazı üniversiteler ise süreci tamamen online devam ettireceğini bildirdi. Üsküdar Üniversitesi Gazetecelik bölümü başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve Üsküdar Üniversitesi öğrencilerine süreçle ilgili sorular sorduk.

Prof. Dr. Süleyman İrvan, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Gazetecilik Bölümü başkanı. Ağırlıklı olarak gazetecilik alanında eğitim veren İrvan, gazeteci etiği, gazetecilik ve haberciliğin her türüyle ilgileniyor.

Yeni eğitim yılında çoğu üniversitesi hibrit eğitim kararı aldı. Uygulamalı olan derslerin okuldan yapılacak olmasını riskli buluyor musunuz?

Üniversiteler farklı kararlar aldı. Bazıları online eğitime geçti bazıları da bizim gibi karma olarak devam etti. Hem karma hem de dijital eğitim veriyoruz. Açıkçası bu tartışılacak bir konu. Geleceği öngöremediğimiz için mevcut konuma göre konuşuyoruz. Hayat bir şeklide devam ediyor. İnsanlar işlerine gidiyorlar. Hayatın bir şekilde aksamadan sürmesi gerekiyor. Üniversitelerin de ona göre bir orta yol bulmaları gerekiyordu. Biz bütün öğrencileri aynı anda sınıfa sokmuyoruz. Belli kriterler çerçevesinde okula alıyoruz. Her sınıf için belirlenmiş kapasiteler var. Kaldı ki üniversite sadece ders değil, bunun içinde sosyalleşme de var bir araya gelip sohbet etme de var. Sokağa çıktığımız her an risk var. Bu süreci belli kurallar çerçevesinde yürütmeye çalışacağız. İleride vakalar artarsa farklı tedbirler alınması gerekebilir. Öğrenciye okula hiç gelme demek de bana doğru gelmiyor. Dolayısıyla böyle bir orta yol bulduk.

Bazı eğitimciler bu durumu bir neslin kaybolması olarak değerlendiriyor. Siz de mi öyle düşünüyorsunuz yoksa üniversitelerde uzaktan eğitim etkili oluyor mu?

Nereden baktığınıza bağlı olarak değişir. Şu anda belki de yüz yılda bir yaşanacak bir olay yaşanıyor. Her şeyin artıları ve eksileri var. Birazcık artılarından da bakmak lazım. İnsan koşullara çabuk uyum sağlayabilen bir canlı. Biz hocalar olarak ne yapacağımızı bilemiyorduk. Aslında bizim için de bir tazeleme oldu. Teknoloji kullanıyormuşuz gibi geliyordu ama aslında kullanmıyormuşuz. Şimdi her şeyi bilmen gerekiyor. Biz bu pandemiyi otuz sene önce yaşamış olsaydık yani internet öncesi dönemde yaşamış olsaydık muhtemelen okulları kapatmış olacaktık çünkü öğrenci fiziksel olarak okula gelemiyor internet de yok. Aslında biz her koşulda ders yapabilecek durumdayız. Tek sahip olmanız gereken internet ve cep telefonu ya da bilgisayarınız olacak. Yaşam boyu öğrenmeyi şu anda aslında biz deneyimliyoruz. Öğrenci bir yandan çalışıyor diğer yandan dersi takip ediyor.

Önümüzdeki yıllarda üniversitelerde “eski eğitim düzeninin” değişerek şu anki(hibrit) hali alması ihtimaller dahilinde mi?

YÖK bu sene şöyle bir karar aldı: Mevcut eğitimlerinizi %30 olacak şekilde online hazırlayın dedi daha sonra bu oranı %40’a kadar çıkardı. YÖK uzun vadeli öngörüyor. Normal koşulara geçtiğimizde gene bu eski düzene dönülmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğitimi sadece ders olarak düşünmemek lazım. Üniversite tam bir sosyalleşme alanı. Öğrenciler yeni ve farklı kültürlerden arkadaşlar edinecek, hocalar ile sohbet edecek. Ders araları çok kıymetli o aralarda arkadaşları ile bir arada olacak. İnsanların en fazla anlattığı şeyler üniversite yıllarıdır. Normal koşullara geçildiğinde üniversite binada olmalı. Öğrenci bunu tatmalı bir arada hüzünlenmeli bir arada eğlenmeli.

Öğrenciler ne düşünüyor? Pandemi onları nasıl etkiledi?

Üsküdar Üniversitesin Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde okuyan üç farklı sosyal şartlara sahip öğrenciye koronavirüs sürecini nasıl geçirdiklerini ve şu anki beklentilerini sorduk.

Mart ayından sonra üniversitelilerin eğitime ara vermesiyle birçok öğrenci memleketine döndü. Yeni eğitim yılında alınan kararlar doğrultusunda çoğu üniversiteli ailelerin yanında kalmayı tercih etti. Siz uygulamalı dersler için mi geldiniz yoksa bu sürece bir şekilde ayak uydurmak için mi?

İlayda Savaş: Bu eğitim yılı başladığında okula gelip gelmeme konusunda endişelerim vardı. Hem maddi açıdan hem de sağlık açısından. Sonra ailemle konuşup Antalya’da onlarla kalmamın daha mantıklı olacağına karar verdik. Çünkü vakalar bahsedilenden daha fazla ve virüs de tehlikeliydi. Uygulamalı derslerim için de hocalarıma durumu izah edip online yürütmemin sorun olup olmadığını sordum onlar da bir sorun olmayacağını söyleyince ben de ailemle kaldım.

Hatice Ural: İstanbul’da yaşadığım için ailemle kalmak gibi ya da sürece ayak uydurmayla ilgili bir tercihte bulunmam gerekmedi.

İrem Özcan: Ben zaten İstanbul’da yaşıyordum hem de okuluma yürüme mesafesindeyim o yüzden benim için bir şey değişmedi.

İlkokulların ve meslek liselerinin bir kısmı eğitime başladı. Ardından üniversite öğrencileri sosyal medyada günlerce gündemden düşmeyen başlıklar oluşturdu. Bu, eğitim endişesi yüzünden mi yoksa düzen endişesi mi?

İlayda Savaş: İlkokul ve lise düzeyinde eğitimlerin başlaması da bence korkutucu. Devlet gerekli önemi ve güveni vermiyor. İstanbul’a gelirsem KYK yurdunda veya eve çıkmam gerekiyordu tabi bunlar da hep masraf bu dönemde çok çeşitli ihtiyaçlarım ortaya çıktı o yüzden hepsine karşı biraz endişe duyuyorum.

İrem Özcan: Birçoğunun sadece aile evinden uzaklaşmak istediği için böyle yaptığını düşünüyorum. Birçoğunun da okuduğu bölümler uzaktan eğitimden verim alınacak bölümler olmadığı için böyle yaptığını düşünüyorum yani %40’ı falan eğitim içindir.

Hatice Ural: Üniversite öğrencileri eğitim endişesi taşıdıkları için süreçle ilgili sosyal medya hesaplarında sayısız başlıklar oluşturdu.

Kayıt dondurma gibi bir seçeneği düşündünüz mü?

İlayda Savaş: Bu durumu son güne kadar çok sık düşündüm. Eğitimimi düzgün koşullarda yüz yüze almak istiyordum ama bazı kaygılarım vardı. Üniversitede tam burslu okuyorum. Başta bu burs kesilir mi diye düşündüm sonrasında ÇAP başvurum olumlu sonuçlandı ve böyle bir şeye cesaret etmedim.

Hatice Ural: Hayır düşünmedim çünkü kaybedecek zamanım yok. Seneye virüsün biteceğinin garantisi yok.

İrem Özcan: Hayır, tam tersi Çift anadal yapmayı düşündüm. Psikoloji veya çocuk gelişimi istiyorum.

Üniversitelerin açılma süreci uzarsa ne yapacaksınız?

İlayda Savaş: Yapabileceğim hiçbir şey yok. Online şekilde mezun olma korkum giderek artacak. Üniversite hayatımda güzel vakit geçirip eğlenebileceğim zamanlara özlem duyacağım.

İrem Özcan: Stajımı erkenden yapmayı düşünüyorum. Okulların açılması uzarsa online eğitim alırken bir yandan çalışabileceğim bir işe girmeyi düşünüyorum.

Hatice Ural: Üniversitelerin açılma süreci uzarsa beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok. Okulumu seviyorum.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Üsküdar’da mezuniyet töreni gerçekleştirdi

gazete üsküdar

Kuruluşunun 10’uncu yılını kutlayan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi 7’nci mezuniyet törenini Kovid-19 salgını nedeniyle sınırlı sayıda katılımla ve yoğun hijyen önlemleriyle gerçekleştirdi. 

FSMVÜ’den yapılan açıklamaya göre, salgın nedeniyle eğitim ve yüz yüze faaliyetlerini çevrimiçi platformlara taşıyan Üniversite, 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni’ni fiziksel mesafe, maske kuralı ve hijyen önlemlerine uygun olarak 14 Ekim’de Üsküdar Yerleşkesi avlusunda düzenledi.

Öğrencilerin ve ailelerinin sağlığını korumak amacıyla öğretim üyeleri, bölüm birincileri ve sınırlı sayıda aile üyesinin katıldığı tören, üniversitenin sosyal medya hesaplarında canlı yayınlandı. Törende, 2019-2020 Eğitim Öğretim Dönemini başarıyla tamamlayan 1.376 mezunu temsilen bölüm birincileri diplomalarını ve hediyelerini aldı. 

Üsküdar pazarında enflasyonun izini sürdük

gazete üsküdar

Mart ayından itibaren Türkiye’yi etkisi altına alan koronavirüsle birlikte, birçok sektör ve kurum büyük zarara uğradı. Her geçen gün değişen döviz kurları ve artan fiyatlar gıdada nasıl etki gösterdi? Üsküdar semt pazarında vatandaşa ve pazarcıya fiyatları sorduk.

“Türkiye bitik durumda”

Pazarcılara yönelttiğimiz satışlarının nasıl gittiği ve insanların alım gücüyle ilgili gözlemlerine dayalı aldığımız cevaplar, pek farklılık göstermiyor. Semt pazarında satış yapan bir pazarcı durumu şöyle ifade ediyor: “Her şey pahalı, insanlar da maalesef alışveriş yapamıyor. Türkiye, bitik durumda.” Esnaf, yükselen fiyatları ülke ekonomisine bağlarken pandemi nedeniyle de insanların eskisi kadar pazar alışveriş yapmadığını dile getiriyor. Geçimlerini “günlük” kazançlarıyla devam ettirmeye çalıştıklarını söyleyen pazarcılar, bireysel yatırım ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını, ancak günü çıkartabildiklerini ifade ediyor. Farklılık gösteren cevaplar arasında yer alan bir başka düşünce ise; pazarda patates, üzüm, limon gibi gıdaların uygun fiyatta satıldığı yönünde oluyor. Gıda yelpazesinde et, peynir ve şampuan gibi ihtiyaçların çok daha pahalı olduğunu ifade eden bir pazarcı, satış yapmak için harcadıkları vergi ve benzin tutarlarının sadece zarar olduğunu ifade ediyor.

“Pazardan 1 ₺ ile geri dönüyorum

Üsküdar semt pazarında vatandaşa yönelttiğimiz fiyat ve bütçe ilişkisinde çoğunluk zar zor geçindiğini ve tutumlu olmaya çalıştığını ifade ediyor. 150-200 ₺ ile haftalık pazar alışveriş yapan vatandaşlar, istedikleri her şeyi değil daha çok ihtiyaç temelli ilerlediklerini vurguluyor. Üsküdar pazarında mikrofon uzattığımız başka bir vatandaş ise: “Çok pahalı, geçinemiyoruz. Emekli maaşı yetmiyor, zor şartlarda yaşıyoruz. Beş liranın altında hiçbir şey yok. Domates salatalık bile pahalı, eve 1₺ ile geri dönüyorum.” şeklinde cevap veriyor. Durumun ülke gelir düzeyini açık eden başka bir boyutu ise kimi vatandaşın zorlanmadan alışveriş yapabildiği oluyor. Fiyatlarda herhangi bir yükseklik görmeyen vatandaşlardan bazıları, ekonominin iyi olduğunu vurguluyor.

Üsküdar Küçüksu Mahallesi’ne çocuk köyü yapılıyor

gazete üsküdar

Üsküdar Belediyesi tarafından Küçüksu Mahallesi’nde yapılması planlanan Çocuk Köyü projesi, Üsküdar’da çocukların doğal hayatı tanımasını hedefliyor.

81 dönümlük arazi üzerine yapılması planlanan Çocuk Köyü’nde, tarlalardan küçük ve büyükbaş hayvana kadar birçok unsurun bulundurulması planlanıyor. Meyve sebze ağaçları ile desteklenen proje çocukların şehir hayatından bir nebze olsun uzaklaşıp köy yaşamına dair bilgiler edinmesini hedefliyor. Tamamen kendi emekleriyle yaptıkları eylemlerin karşılığını almaları, çocukların eğitim ve özgüveni için yararlı olacağı düşünülüyor.

Sosyal medya hesaplarından projenin ilk taslak görsellerini paylaşan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “Küçüksu Mahallemizde 81 dönümlük büyük bir arazi üzerine kuracağımız Çocuk Köyü’nün ilk taslak proje görsellerini Dünya Çocuk Günü’nde paylaşalım istedim. Şu kadarını söyleyeyim; dünyada eşi benzeri olmayan bir proje üzerine çalışıyoruz. Çocuklarımıza rüya gibi bir yer yapacağız.” diyerek projenin ilerleme kaydettiğini paylaştı.

“Kentsel” değil sınıfsal bir dönüşüm hikayesi: Kirazlıtepeliler bu manzarayı görecek mi?

gazete üsküdar1

Bugün İstanbul boğaz öngörünümü için çok önemli bir konuma sahip olan ve Çamlıca Camii yakınlarında bulunan Üsküdar’a bağlı Kirazlıtepe Mahallesindeyiz. 2015 yılında mahalle için çıkan kentsel dönüşüm projesi, vatandaşları mağdur ederek birçok sorun yaşamalarına sebep oldu.

2015 yılında çıkan kentsel dönüşüm projesi kararının ardından, Kirazlıtepe Mahallesi’nde sıkıntılar başladı. Sayılmayacak hukuksuzluğa uğrayan vatandaşlar başta insan hakları mevzuatına aykırı olacak şekilde yaşadıkları sorunları mahkemeye götürdüler. Mahkemenin verdiği “durdurma kararı” sonrasında devam eden proje süreci, Kirazlıtepeliler için hiç de kolay olmadı. Moloz yığınları arasında kalan, elektrik su ve doğalgazsız yaşamaya mecbur bırakılan mahalleli neler söyledi? Başta hukuki süreci takip eden ve Kirazlıtepe Mahallesi davasında avukat olan Onur Cingil ve vatandaşlar ile görüşerek, Kirazlıtepe’nin güncel durumunu öğrendik.

“Burası bir hazine arazisi değil burada herkesin tapusu var”

Olayın uzun süredir takipçisi olan Avukat Onur Cingil, belediyenin sadece Kirazlıtepe Mahallesi’ne değil bütün İstanbula zarar verecek asbes salınımı hakkında açıklamalar yaparken olayın bilinmeyen tarafını şunları söylerek aydınlattı: ” Burada 5 yıl önce Üsküdar belediyesi, Belediye Kanunu çerçevesinde bir dönüşüm yapmak istedi. 2017 yılında riskli alan ilan edilen Kirazlıtepe Mahallesi’nin eteğine çok kısa bir zaman önce yapılan Çamlıca Camii var. O caminin buraya yapıldığı düşünülünce, zeminin ne kadar sağlam olduğunu tahmin etmek mümkün. E tabii daha sonrasında bir torba yasa çıkarılarak: “Zeminde değil, binalarda imar mevzuatına aykırılık varsa orası da riskli alandır.” dediler. Burada 3 yıldır ciddi bir psikolojik baskı var. İmza atarak evlerini terk eden insanların evlerini yıktılar fakat o molozları kaldırmadılar. Bu molozlar kaldırılmaması insanları sadece psikolojik değil sağlık açısından da oldukça etkileyecek. Lağımlar, oksitlenen demirler ve inşaat kalıntılarından kalan salınım olması, teknik rapora göre kanser riskinin çok yüksek olduğunu saptadı. Bu risk sadece Üsküdar için değil, İstanbul ve Üsküdar’ın bacası yüksek olarak düşünüldüğünde buradan bütün İstanbul’a ciddi bir asbes salınımı olduğunun kanıtı oldu. Kanunsuzluk ve hukuksuzlukla bu insanları evlerinden çıkarmaya çalıştılar. Birçok defa buraya otobüslerle çevik kuvvet geldi fakat bu hukuksuz olduğu için geri gittiler. Burada 7 parsel vardı, her bir parselden ikişer üçer parsel çıkardılar. Bunu kamu yararına yapmadılar. Neden yaptılar biliyor musunuz? Parseli küçültürseniz hak sahibi sayısı azalır, her parsel küçültmede bir miktarı kamuya terk edilir. Terk edilen kısım Toki’ye verilir. Belediye tarafından oluşturulan “Kirazlıtepeliler kentsel dönüşüm istemiyor mu?” algısı tamamen yanlıştır. İstiyorlar, ilk günden beri istiyorlar fakat hukuki bir şekilde. Tek istedikleri; benim evim şurada olacak garantisi. Belediye ve bakanlık bunu garanti eden hiçbir sözleşmeyi imzalamadı ve bu da bölge halkını ciddi derecede mağdur ederek endişeye sürükledi. Burada muazzam bir manzara var soruyorum; Bu manzarayı Kirazlıtepeliler görecek mi?

“Bu devleti affetmiyorum”

Mahalle sakinlerinden Kadriye Onat, imza attıklarını fakat bunu içlerinden gelerek değil tebligatların elektrik su ve doğalgaz kesintilerinin ardından zorla yaptıklarını söylerken şu cümleleri söyledi: Tebligat bize de geldi. Biz gittik dilekçe verdik ve iki hafta müsade ettiler. Bugün bu zorlamaya rağmen gidip imzayı attık, içim çok dolu söyleyecek çok şeyim var ama bir şey diyemiyorum. Sadece bu devleti affetmiyorum, hakkımı da helal etmiyorum.

“Tehdit etmek için geldiler buraya bizi korkutmak için çabuk çıkın kağıt var dediler

Mahalle sakinlerinden ismini vermeyen başka bir vatandaş da kiraya çıktığını ifade ederken diğer bütün mahalleli gibi şunları söyledi: “1.500 ₺ kira yardımı yapıyorlar. Kira 3.500-2.500, e cebimden ödeyeceğim çünkü sadece emekli maaşım var. Ama benim burada 250 m² yerim var, üç daire verip 110 bin ₺ borçlandırıyorlar. Adamlar buraya geldiler daha önce, neden geldiler? Çabuk çıkın, elimizde kağıt var diyerek tehdit etmek için.

“Elektriksiz susuz yaşıyorum”

Kirazlıtepe Mahallesi hakkında haberlerde ve özellikle sosyal medyada gündeme gelen bir başka konu ise vatandaşların elektrik su ve doğalgazlarının kesildiğiydi. Mahalle sakinlerinden Hakkı Akgül, bu insanlardan biri olduğunu söylerken durumunu şöyle ifade etti: “Benim elektriğim, suyum, doğalgazım üçü de birden kesildi. Araştırdım niye yapıyorsunuz? dedim. Haberleri yok. “Sizin elektriğiniz var görünüyor.” dediler. Sonra üçünü de kökten kestiler, biz de evi vermek zorunda kaldık.

“Kendi yağımızda kavrulup yaşamımızı sürdürüyorduk.”

İki engelli oğlu için, yıllar önce tamamen oğullarının ihtiyaçlarına ve gündelik yaşamına göre ev yapan bir başka vatandaşın oğlu ise şunları söyledi: “Kentsel dönüşüme kadar burada kendi halimizdeydik, kendi yağımızda kavrulup yaşamımızı sürdürüyorduk. Kentsel dönüşüm meselesinden sonra sıkıntılar başladı. Yasal haklarımız yeterince tanınmadı, daha sonrasında çevremizdeki insanlar imza atarak gitmeye başladı. Biz bu süreci istemiyorduk fakat bu sürece katılmak zorunda kaldık.

“Bize hakkımızı versinler.”

Mahalle sakinlerinden Ali Osman Bayram, Necla Güncüm ve Miran İynem de mağduriyetlerinin diğer mahalleliyle aynı olduğunu ifade etti. Tek isteklerinin hem birbirlerinden kopmamak hem de maddi zorluğa düşmemek olduğunu ifade eden Bayram, Güncüm ve İynem “Bize senin yerinde şurada olacak deyip imzalı hukuki bir teklif getirsinler. Tamam diyelim. Hakkımızı vermiyorlar.” ifadelerini kullandı. Bu durumun rezillik olduğunu söyleyen Necla Güncüm: Niye bu rezillik? Bize hakkımızı versinler gideceğiz. Hepsi onların olsun, istemiyoruz.” dedi.

Mahalle’nin avukatı Onur Cingil durum hakkında yaptığı açıklamalarının ardından kamuoyu vicdanına seslenerek şunları söyledi: Buraya, bakan bakan yardımcısı ve kentsel dönüşüm daire başkanı geldi. Herkese sordular: “Bize güvenmiyor musunuz?” diye ve buradaki herkes “Size güvenmiyoruz” dedi. Burada kimse imza atmaya güle oynaya gitmiyor, lanet okuyarak gidiyor. Bu dönüşüm de dönüşüm değil o yüzden. Dönüşüm insan odaklı olmalı, rant değil. Rant kimin olacak? Buraya “Çakaltepe” denildiği zamanda gelen, mahallenin ilk muhtarı Şaban amcanın mı olacak? Yoksa Koah hastanın Avni amcanın, makinesini bağlayacağı elektriği kesenler mi olacak? Bunu da kentsel dönüşüm tarihinde kara bir leke olarak göreceğiz.

Fotoğraf galerisi için:

Üsküdar’a minik dostlarımız için mama düzenekleri yerleştirilecek

gazete üsküdar

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, sosyal medya üzerinden paylaştığı bir tweet ile Üsküdar’a kedi ve köpeklerin su ile mama ihtiyaçlarını karşılayacak düzenekler yerleştirileceğini bildirdi.

Daha öncede kurulan düzenekler; Marmaray Üsküdar, Zeynep Kamil Parkı, Kirazlıtepe Şenlik Parkı, ve Ünalan gibi yerlere konulmuştu. Mama ve su haznesi bulunan düzenekler, belirli aralıklarla takviye yaparak küçük dostların beslenmesini sağlıyor.

Hilmi Türkmen, Üsküdar’da mümkün olan yerlere düzenek konulacağını belirtirken, paylaştığı tweet’in altına vatandaşlar adres vererek ihtiyaç olduğunu bildirdi.

Üsküdar Minyatür Yarışması başladı

gazete üsküdar

Üsküdar Belediyesi tarafından düzenlenen yarışma önemli bir sanat ve tarih merkezi olan Üsküdar’ın geçmiş ve kültürel yanının aktarılabileceği, basılı ya da dijital tüm mecralarda Üsküdar Belediyesi tarafından kullanılabilecek eserleri seçilecek.

Üsküdar’da gerçekleştiren Minyatür Yarışmasının amacı, amatör yada profesyonel sanatçıların özgün eserlerini üretilmesi amacı taşıyor. 7 Ekim 2020 tarihinde duyurulan yarışma için 15-30 Aralık 2020 tarihleri arasında eserler gönderilecek. 12 Şubat 2021’de açıklanacak sonuçlar için yarışmaya katılım şartları açıklandı;

  • Yarışmaya katılım ücretsizdir.
  • Yarışma her yaştan katılımcıya açıktır. 18 yaşın altında olan katılımcılar yarışmaya veli iznini içeren muvafakatname ile katılabilir.
  • Yarışmaya seçici kurul üyeleri ve Üsküdar Belediyesi çalışanları katılamazlar.
  • Daha önce sergilenmiş, sosyal medya da dâhil olmak üzere herhangi bir mecrada yayınlanmış, taklit veya kopya eserler yarışmaya katılamaz.
  • Üsküdar Minyatür Yarışması, minyatür sanatının desteklenmesi, Üsküdar’a dair özgün sanatsal eserlerin üretilmesi ve bu eserlerin Üsküdar Belediyesi tarafından güncel formlarda basılı ya da dijital ortamlarda kullanılması amacıyla tertip edildiğinden derecelendirmeye girmeye hak kazanan eserler katılımcılara iade edilmez.
  • Katılımcılar, Üsküdar Belediyesi’nin yarışma sonucunda derecelendirmeye girmeye hak kazanan eserleri kitap, broşür, el ilanı, katalog, logo, afiş, billboard, tanıtım materyalleri, turizm dökümleri, sosyal medya gibi baskılı ve dijital ortamlarda yapılacak olan çalışmalar ve sair çalışmalarda süresiz ve sınırsız olarak kullanılabileceğini kabul eder.
  • Yarışma sonucunda derecelendirmeye girmeye hak kazanan eserler mülkiyet ve telif hakları ile birlikte Üsküdar Belediyesi’nde kalacaktır. Dereceye giren katılımcılardan telif haklarının kullanımı için taahhütname alınacaktır.
  • Yarışmaya katılan tüm yarışmacılar Üsküdar Belediyesi tarafından belirlenen yarışma şartlarını okumuş ve onaylamış kabul edilirler.
  • Üsküdar Belediyesi, yarışma koşullarında değişiklik yapma, yarışmayı erteleme ve yarışmayı iptal etme hakkına sahiptir.

• Yarışmacılar en az 25 cm, en fazla ise 75 cm ebatlarına sahip olan eserler ile yarışmaya katılabilirler.

• Yarışmaya katılacak olan eser üzerinde herhangi bir isim, unvan, mühür vb. tanıtıcı bir sembol veya ibare bulunmamalıdır.

• Eserin arka bölümüne eserin görünümüne zarar vermeyecek bir şekilde 4 rakam ve 2 harfe sahip 6 karakterli bir rumuz yazılmalıdır.

Ödüller;

A. Derece
İlk üçe giren her bir yarışmacıya dereceleri açıklanmayacak şekilde aşağıdaki ödüller verilecektir.

A: 6000 TL (Altıbintürklirası)

B: 6000 TL (Altıbintürklirası)

C: 6000 TL (Altıbintürklirası)

B. Mansiyon

D: 2000 TL (İkibintürklirası)

Kadıköy-Üsküdar yolu üzerinde bulunan duvar peyzajı polemiğe yol açtı

gazete üsküdar

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve İBB sözcüsü Murat Ongun arasında Kadıköy-Üsküdar yolunda bulunan dikey duvar peyzajı hakkında polemik yaşandı.

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen sosyal medya üzerinden paylaştığı bir tweet ile Kadıköy-Üsküdar yolu arasında yer alan peyzaj çalışması hakkında şunları söyledi: “Burası Güney Afrika’da bir banliyo mahallesi ya da ana arterde olmayan bir duvar olsaydı sorun yoktu. Fakat burası Kadıköy Üsküdar arasındaki ana yol. Buradan her gün milyonlarca insan geçiyor. Keşke yeşili, renk renk çiçekleri görmeye devam etselerdi. İnsan üzülmeden edemiyor”

Bu eleştirisinin ardından Türkmen’in tweetine cevap veren , İstanbul Büyükşehir Belediye Sözcüsü Murat Ongun “Yüksek maliyetli, suni ve sürdürülebilirliği zorlu olan peyzaj çalışması yerine sanatsal çalışmalar yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullanarak eleştiri okunu Türkmen’e yöneltti.

Üsküdar için yağış uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü İstanbul için yağış uyarısında bulundu. Özellikle Üsküdar Çamlıca ve çevre ilçelerde etkili olması beklenen sağanak yağışın yer yer dolu şeklinde görülmesi öngörülüyor.

Üsküdar’da geçtiğimiz günlerde aniden bastıran sağanak yağış, kimi yerlerde yağmur kimi yerlerde dolu olarak etkisini göstermişti. Vatandaşa zor anlar yaşatan hava durumu, sosyal medyada gündeme gelerek dolu tanelerinin araba camlarını kırdığı belirtilmişti.

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklığın ardından, yağış uyarısında bulunan Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 8-9 ve 10 Ekim tarihleri için sağanak yağış beklediklerini açıkladı. Hafta sonu 32°’ye kadar çıkan hava durumunun yağış sonrasında mevsim normallerinde seyredeceği biliniyor.

İstanbul Masal Okulu Üsküdar Validebağ Korusu’nda faaliyetlerine çevrim içi olarak devam ediyor

Koronavirüs salgını nedeniyle çocuklarla yüz yüze bir araya gelemeyen masal okulu öğretmenleri, Üsküdar Validebağ Korusu’nda faaliyetlerine çevrim içi olarak devam ediyor. İstanbul İl Eğitim Müdürlüğü Masal Okulu Koordinatörü Özgür Aras Tüfek, pandemi sürecinde çocuklarla girdikleri etkileşimleri anlattı.

Koronavirüs salgını nedeniyle çocuklarla yüz yüze bir araya gelemeyen masal okulu öğretmenleri, öğrencilere canlı yayında masal anlatarak onlarla hayal dünyasına yolculuk yapıyor, birlikte şarkılar söyleyerek eğlenceli vakit geçiriyor.  

İki yıl önce İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 2023 vizyon projelerinden olan “Kütüphanede Hayat Var Projesi” ile hayat bulan İstanbul Masal Okulu, Üsküdar Validebağ Korusu’nda faaliyetlerine çevrim içi olarak devam ediyor. 

İstanbul İl Eğitim Müdürlüğü Masal Okulu Koordinatörü Özgür Aras Tüfek, pandemi dönemine ilişkin yaptığı açıklamalarda Pandeminin ilk haftası masallarımızı kayıt altına alarak, bunları yayınladık. Şimdi de canlı yayınlarla masallarımızı çocuklarımıza ulaştırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Aynı zamanda masal anlatıcılığının sekteye uğramasıyla ilgili açıklamalar yapan Tüfek “Filmler, televizyon, bilgisayar, internet derken masallardan koptuk. Amacımız öğretmenler vasıtasıyla masalların tekrar gündeme gelmesi ve tekrar çocuklara ulaşması. O nedenle biz anlatıcı öğretmenler yetiştirerek, bu kültürün, bu geleneğin devam etmesini istiyoruz. Masalı bir şans, her şeyin mümkün olduğu bir dünya olarak görüyoruz. Çocukların tekrar o dünyaya davet edilmesi için öğretmenlerle yola devam ediyoruz.” şeklinde belirtti.