Üsküdar’da Cumhuriyet Bayramı kutlamaları

gazete üsküdar cumhuriyet bayramı

29 Ekim Cumhuriyetimizin 97. yıldönümünü Üsküdar’da pandemi koşullarına göre kutlandı. Gerçekleşen resmi törenlerin ardından Üsküdar Meydanı’nda bisiklet turu etkinliği düzenlendi.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında ÜSBİP(Üsküdar Bisiklet Peloton Spor Kulübü) üyeleri bir araya gelerek bisiklet turu düzenledi. Sabah saatlerinde 50 kişinin katıldığı bisiklet turunda, Türk bayrakları ve flamalar ile 29 Ekim coşkusu yaşandı. Üsküdar Şemsi Paşa’da başlayan tur Harem Otogarı’nda son buldu. Bisiklet turu etkinliklerine Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’de katıldı.

Üsküdar’ın Koronavirüs haritası

İstanbul’da Koronavirüs vakaları giderek artış gösteriyor. Son zamanlarda koronavirüs haritalarında giderek artan kırmızılık Üsküdar ilçesinde de geçerli oluyor. Üsküdar’ın haritasında çok yükek bölgeleri sizler için belirledik.

Koronavirüs ülkemizde ilk sıçrama dönemini Mart ve Nisan aylarında gösterdi. Bazı önlemlerin gevşetilmesi ve kışa geçiş dönemine girmemizle vaka sayısında tekrar artış yaşanıyor. Sağlık bakanlığı İstanbul için alarm verirken, her 10 vakadan 4’ünün İstanbul’da olduğunu belirtti. Birçok ilçede vaka sayıları ciddi artış gösteririrken, Üsküdar’ın birçok semtinde de harita giderek kırmızı olmaya başladı. İcadiye, Selami Ali, Mimar Sinan, Valide Atik, Zeynep Kamil mahalleleri çok yüksek riskli uyarısı bulunurken, Salacak, Selimiye, Kuzguncuk ve Altunizade düşük ve orta risk taşıyor.

İcadiye: Çok yüksek riskli

Altunizade: Orta riskli

Barbaros: Çok yüksek riskli

Valide Atik: Çok yüksek riskli

Mimar Sinan: Çok yüksek riskli

Sultantepe: Çok yüksek riskli

Beylerbeyi: Çok yüksek riskli

Küçük Çamlıca: Çok yüksek riskli

Bulgurlu: Çok yüksek riskli

Cumhuriyet-Bulgurlu: Çok yüksek riskli

Ferah: Çok yüksek riskli

Bulgurlu: Çok yüksek riskli

Çengelköy: Çok yüksek riskli

Güzeltepe: Çok yüksek riskli

Zeynep Kamil: Çok yüksek riskli

Ünalan: Çok yüksek riskli

Mayıs ayında nasıldı? Şimdi nasıl?

Üsküdar’da Mayıs aylarında haritada kırmızı renk hiç mevcut değilken, Ekim ayında yoğunluklu kırmızı renkler görüyoruz.

İnsan Hikayeleri: Üsküdar’da yorgancı olmak – Saffet Uzun

gazete üsküdar yorgancı

Üsküdar Bağlarbaşı’nda uzun yıllardır yorgancılık yapan Saffet Uzun ile mesleğini ve yorgancılığa bakış açısını konuştuk. Yaptığı işten yorgan türlerine kadar birçok konuyu anlattı.

Bağlarbaşı’nda yorgancı dükkanı olan Saffet Uzun, mesleğinin geçmişte ve şu an nasıl olduğunu anlatırken insanların yorgancılığa bakış açısını, kimlerin alışveriş yaptıklarını ve kaybolmakta olan mesleklerine dair pek çok konuyu anlattı.

“Sanatımız teknolojik çağa yenik düştü”

Mesleğinin aile gelenekleri nedeniyle devam ettiren Saffet Uzun, bu alışkanlığın yeni nesilde artık kalmadığını da söylüyor. Çırak-kalfa ilişkisinin giderek azaldığını ve en önemlisi yorgancılığın giderek değer yitirdiğini ifade eden Uzun, durumu şöyle özetliyor: “Sanatımız teknolojik çağa yenik düştü.”

Neden Üsküdar?

Üsküdar İstanbul’un tarihinde en eski yerlerden biri olma özelliğini taşırken birçok meslek grubu geçmişten geliyor. Saffet Uzun’a “Neden Üsküdar’ı tercih ettiniz?” sorusunu yönelttiğimizde: “Üsküdar zaten ikamet ettiğimiz ilçe, burası benim eski bir akrabamındı fakat yaşlanıp bırakacağını söyleyince ben devraldım. Ben 12 yıldır buradayım ama burası eski bir dükkan.” şeklinde cevaplıyor.

“Kafadan yapılan bir şey değil”

Saffet Uzun, yorgan yapım teknikleri hakkında bilgi verirken öncelikle pamuk ve kumaşın bilinmesi gerektiğini ifade ediyor. Pamuk ve kumaşın dikilmesiyle oluşan yorganın bilinmeden yapılacak bir iş olmadığını “Kafadan yapılan bir şey değil.” şeklinde ifade ediyor. Eski zamanlarda çok sık kullanılan yün, elyaf ve benzer türlere göre çok daha sağlıklı olarak nitelendiriyor. Eskiden insanların ağrılarını kesmesi için yün kullandığını belirten Uzun, pamuk ve yünün sararıyor olmasını şu şekilde açıklıyor: “Yün ve pamuk sağlıklı bir araçtır ve zamanla sararır çünkü naylon ya da elyaf gibi değildir, sizin terinizi çektiği için zamanla rengi değişir.”

Bu konu hakkında insanların bir algısı olduğunu söyleyen Saffet Uzun, yorganların geçmişteki gibi kalın ve ağır olmadığını da belirtiyor. Kaliteli yorganların 250-300 ₺ olduğunu ve 20-30 sene kullanıldığını ifade eden yorgancı Saffet Uzun, aslında bunun dayanıklık süresine göre pahalı olmadığını ifade ediyor.

“Bir elin parmağını geçmeyecek kadar yorgancı kaldı”

Yorgancıların değersizleştiğini belirtirken sözlerini şu şekilde devam ettiriyor: “Yorgancı deyip geçmemek lazım tabi. Kala kala bir elin parmağını geçmeyecek kadar kaldık şurada. Müşterilerimizin sahip çıkmasını bekliyoruz. Bir yorgan yaptırdığı zaman sadece ürüne değil esnafa da sahip çıkmış oluyorlar aslında. Bu teknolojik çağın altında eziliyoruz ama yapacak bir şey yok.”

Nevmekan Selimiye restorasyon çalışmaları devam ediyor

selimiye- gazete üsküdar

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen Twitter’da paylaştığı tweet ile Nevmekan Selimiye görsellerine ait fotoğraflar paylaştı.

1802 yılında Nizam-ı Cedid askerlerinin yıkanması için Selimiye Kışlasıyla beraber yapılan hamam, Sultan III. Selim tarafından inşa edilmişti. Zamanla bakımsız kalarak kullanılmayan tarihi mekan, restorasyon çalışmaları altına alınarak Nevmekan Selimiye olarak dönüşüme girdi. Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen bununla ilgili şöyle bir tweet paylaştı:

Büfeler yıkıldı: Üsküdarlılar ne düşünüyor?

Geçtiğimiz haftalarda Salacak Kentsel Tasarım projesi kapsamında Kız Kulesi’nin karşısındaki büfeler yıkılmıştı. Üsküdarlılara büfelerin yıkılmasıyla ilgili ne düşündüklerini sorduk.

Üsküdarlılar, büfelerin kaldırılmasıyla ilgili fikirlerini belirtti. Vatandaşların bir kısmı, işini kaybeden veya zarara uğrayan insanları etkilediği için kötü bir durum olduğunu söylerken bir kısmı ise büfelerdeki fiyatların yüksek, sahilin de düzensiz olduğunu düşündükleri için büfelerin yıkılmasıyla alakalı “iyi oldu” dedi.

“Hem iyi oldu hem kötü oldu”

Salacak sahilinde mikrofon uzattığımız bir vatandaş, durumu hem iyi hem kötü olarak değerlendirirken kimisinin buradan ekmek parasını çıkarttığını ama bunu yaparken fiyatları fazla tuttuğu için büfelerin yıkılmasının iyi olduğunu da söyledi.

“Akşam hep tinerci doluyor”

Salacaktaki büfelerin zamanında orada satış yapan vatandaşlar, büfeler kaldırıldığından beri geç saatlerde tinercilerin meydanı işgal ettiğini vurgulayarak eskisi gibi aile düzeni kalmadığını belirtirken çok fazla kişinin buradan geçim sağladığını ve artık o insanların işsiz kaldığını söylediler.

“Gayet yerinde bir karar”

İstanbul’da uzun zamandır yaşadığını ve Salacak sahilinde sık sık vakit geçirdiğini belirten bazı vatandaşlar, büfe ve minder görüntüsünün mekana zarar verdiğini ve büfelerin yıkılmasının iyi olduğunu vurguladılar.

Vatandaşlara büfelerin kaldırılmasıyla ilgili sorduğumuz soruların devamında, kentsel tasarım yarışması yapıldığını ve belli projeler doğrtusunda Salacak sahilinin dönüşeceğini söylediğimizde vatandaşların çoğu bu durumu onaylıyor. Yapılması planan projeler beğeni toplarken alanın tekrar kamusal hale getirilmesini onaylıyor. Fakat bazı vatandaşlar ise tamamen büfeler bazında düşünerek büfelerin geri getirilmesini istiyor.

Üsküdar’da 11 saatlik su kesintisi

gazete üsküdar

Elmalı–Üsküdar İsale Hattı’nda zorunlu olarak yapılacak deplase bağlantı ve vana değişimi sebebiyle İski, 20 Ekim Salı günü ve 21 Ekim Çarşamba günleri arasında su kesintisi olacağını bildirdi.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, sosyal medya üzerinden paylaştığı bir duyuru ile Üsküdarlıları uyardı. Elmalı-Üsküdar İsale Hattı’nda yapılacak olan bağlantı ve vana değişimi çalışmasının, 11 saat süreceği belirtildi.

Hangi mahallelerde su kesintisi olacak?

Ahmediye, Beylerbeyi, Çengelköy, Kandilli, Kuleli, Kuzguncuk, Küçüksu, Mimar Sinan, Selami Ali, Sultantepe ve Validei Atik mahallerininde yaşanacak olan su kesintisinin 20 Ekim Salı 10.00 ile 21 Ekim Çarşamba 02.00 saatleri arasında olacağı duyuruldu.

Üsküdar Belediyesi tabelasına T.C. ibaresi eklendi

Üsküdar Belediyesi tabelasına eklenmesi istenen T.C. ibaresi, 1 yıl önce Üsküdar Belediyesi Meclis Üyesi İbrahim Giritoğlu tarafından önerge olarak sunulmuştu. Birkaç gün önce herhangi bir açıklama yapılmadan ibarenin belediye binası tabelasına eklenmesi üzerine Giritoğlu’na mikrofon uzattık.

Üsküdar Belediyesi Meclis Üyesi İbrahim Giritoğlu, aradan geçen süre içinde bu konu hakkında yaptığı çalışmaları Gazete Üsküdar’a anlattı.

Öncelikle verdiğiniz önerge ile ilgili biraz konuşabilir miyiz? Bu İyi Parti’nin meclise sunduğu ilk önerge olarak biliniyor doğru mudur?

Tabi doğrudur, meclis çalışmalarına başlar başlamaz belediye binasında T.C. ibaresi olmadığını gördüm ve bu konuyla ilgili belediye meclisinde bir konuşma yaptım; aynı gemide olduğumuzu söylüyorsunuz, bunu biz de görelim ve böyle bir uygulama yapalım dedim. Sonrasında önergeyi başkanlık makamına verdim. Önergenin belli bir yasal süresi vardı bu da 15 gündü. Yani, 15 gün içinde cevaplanması gerekiyordu. 15 gün içinde herhangi bir resmi cevap almadım. Ben de her ay meclis gündeminde bunu dile getirdim ve rica ettim, bugün de bu sonuca ulaştık.

Süreçle ilgili bilginiz var mıydı? İbare asılmadan önce size bilgi verildi mi?

Verilmedi ama başkana teşekkür ediyorum. Sonuç olarak doğru olan yapıldı. Biz İYİ Parti olarak kavga peşinde değiliz doğrunun peşindeyiz. Haklı ve desteklenmesi gereken önergelere her zaman destek veriyoruz. Ama yanlış olan şeylere de karşı çıkıyoruz.

Önerge üzerinden bir yıl geçmiş. Aradan geçen bir yılla ilgili neler söylemek istersiniz?

Doğru yaptığınız işi takip ederseniz sonuç alırsınız diye düşünüyorum. Sonuç aldık. Ben AK Parti grubundaki üyelerle de görüşüyorum; çoğunun buna sıcak baktığını da biliyorum. Fakat gruba gelince grup başkan vekiline bakarak oy verme gibi bir pranga oluşuyor, bu da aşılamıyor. Ama görüştüğüm kişiler T.C’ye inandığını ve asılması gerektiğini düşünüyor. Belediye başkan yardımcısını da ziyaret ettim; arkadaşlarla görüştüm, onlar da böyle düşünüyor neden siz böyle yapıyorsunuz? diye sordum. O da karşı olmadığını söyledi. T.C’nin çok büyük olduğunu ve iki harfle simgeleştirmeye çalışmanın gereksiz olduğunu söyledi. Hayır, gerekli bence deyince bunun ekonomik olarak masraf çıkaracağını söyledi. Hatta ben de bunu karşılayabileceğimi söyledim. Altı ay önce böyle bir konuşma geçmişti.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben, AK Parti grubuna da teşekkür ediyorum, başkana da teşekkür ediyorum. Çünkü siyaset savaş demek değil. Ortak noktada buluşmamız gerekiyordu bu ortak nokta da benim için Türkiye Cumhuriyetidir. Ben T.C.’ye ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktıklarına inanıyorum.

Üsküdar Üniversitesinde yeni eğitim yılı başladı. Peki süreç nasıl ilerleyecek?

gazete üsküdar

Mart ayından beri kapalı olan üniversiteler bazı kararlar doğrultusunda eğitime başladı. Çoğu üniversite hibrit eğitim uygulayacağını bildirirken bazı üniversiteler ise süreci tamamen online devam ettireceğini bildirdi. Üsküdar Üniversitesi Gazetecelik bölümü başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve Üsküdar Üniversitesi öğrencilerine süreçle ilgili sorular sorduk.

Prof. Dr. Süleyman İrvan, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Gazetecilik Bölümü başkanı. Ağırlıklı olarak gazetecilik alanında eğitim veren İrvan, gazeteci etiği, gazetecilik ve haberciliğin her türüyle ilgileniyor.

Yeni eğitim yılında çoğu üniversitesi hibrit eğitim kararı aldı. Uygulamalı olan derslerin okuldan yapılacak olmasını riskli buluyor musunuz?

Üniversiteler farklı kararlar aldı. Bazıları online eğitime geçti bazıları da bizim gibi karma olarak devam etti. Hem karma hem de dijital eğitim veriyoruz. Açıkçası bu tartışılacak bir konu. Geleceği öngöremediğimiz için mevcut konuma göre konuşuyoruz. Hayat bir şeklide devam ediyor. İnsanlar işlerine gidiyorlar. Hayatın bir şekilde aksamadan sürmesi gerekiyor. Üniversitelerin de ona göre bir orta yol bulmaları gerekiyordu. Biz bütün öğrencileri aynı anda sınıfa sokmuyoruz. Belli kriterler çerçevesinde okula alıyoruz. Her sınıf için belirlenmiş kapasiteler var. Kaldı ki üniversite sadece ders değil, bunun içinde sosyalleşme de var bir araya gelip sohbet etme de var. Sokağa çıktığımız her an risk var. Bu süreci belli kurallar çerçevesinde yürütmeye çalışacağız. İleride vakalar artarsa farklı tedbirler alınması gerekebilir. Öğrenciye okula hiç gelme demek de bana doğru gelmiyor. Dolayısıyla böyle bir orta yol bulduk.

Bazı eğitimciler bu durumu bir neslin kaybolması olarak değerlendiriyor. Siz de mi öyle düşünüyorsunuz yoksa üniversitelerde uzaktan eğitim etkili oluyor mu?

Nereden baktığınıza bağlı olarak değişir. Şu anda belki de yüz yılda bir yaşanacak bir olay yaşanıyor. Her şeyin artıları ve eksileri var. Birazcık artılarından da bakmak lazım. İnsan koşullara çabuk uyum sağlayabilen bir canlı. Biz hocalar olarak ne yapacağımızı bilemiyorduk. Aslında bizim için de bir tazeleme oldu. Teknoloji kullanıyormuşuz gibi geliyordu ama aslında kullanmıyormuşuz. Şimdi her şeyi bilmen gerekiyor. Biz bu pandemiyi otuz sene önce yaşamış olsaydık yani internet öncesi dönemde yaşamış olsaydık muhtemelen okulları kapatmış olacaktık çünkü öğrenci fiziksel olarak okula gelemiyor internet de yok. Aslında biz her koşulda ders yapabilecek durumdayız. Tek sahip olmanız gereken internet ve cep telefonu ya da bilgisayarınız olacak. Yaşam boyu öğrenmeyi şu anda aslında biz deneyimliyoruz. Öğrenci bir yandan çalışıyor diğer yandan dersi takip ediyor.

Önümüzdeki yıllarda üniversitelerde “eski eğitim düzeninin” değişerek şu anki(hibrit) hali alması ihtimaller dahilinde mi?

YÖK bu sene şöyle bir karar aldı: Mevcut eğitimlerinizi %30 olacak şekilde online hazırlayın dedi daha sonra bu oranı %40’a kadar çıkardı. YÖK uzun vadeli öngörüyor. Normal koşulara geçtiğimizde gene bu eski düzene dönülmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğitimi sadece ders olarak düşünmemek lazım. Üniversite tam bir sosyalleşme alanı. Öğrenciler yeni ve farklı kültürlerden arkadaşlar edinecek, hocalar ile sohbet edecek. Ders araları çok kıymetli o aralarda arkadaşları ile bir arada olacak. İnsanların en fazla anlattığı şeyler üniversite yıllarıdır. Normal koşullara geçildiğinde üniversite binada olmalı. Öğrenci bunu tatmalı bir arada hüzünlenmeli bir arada eğlenmeli.

Öğrenciler ne düşünüyor? Pandemi onları nasıl etkiledi?

Üsküdar Üniversitesin Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde okuyan üç farklı sosyal şartlara sahip öğrenciye koronavirüs sürecini nasıl geçirdiklerini ve şu anki beklentilerini sorduk.

Mart ayından sonra üniversitelilerin eğitime ara vermesiyle birçok öğrenci memleketine döndü. Yeni eğitim yılında alınan kararlar doğrultusunda çoğu üniversiteli ailelerin yanında kalmayı tercih etti. Siz uygulamalı dersler için mi geldiniz yoksa bu sürece bir şekilde ayak uydurmak için mi?

İlayda Savaş: Bu eğitim yılı başladığında okula gelip gelmeme konusunda endişelerim vardı. Hem maddi açıdan hem de sağlık açısından. Sonra ailemle konuşup Antalya’da onlarla kalmamın daha mantıklı olacağına karar verdik. Çünkü vakalar bahsedilenden daha fazla ve virüs de tehlikeliydi. Uygulamalı derslerim için de hocalarıma durumu izah edip online yürütmemin sorun olup olmadığını sordum onlar da bir sorun olmayacağını söyleyince ben de ailemle kaldım.

Hatice Ural: İstanbul’da yaşadığım için ailemle kalmak gibi ya da sürece ayak uydurmayla ilgili bir tercihte bulunmam gerekmedi.

İrem Özcan: Ben zaten İstanbul’da yaşıyordum hem de okuluma yürüme mesafesindeyim o yüzden benim için bir şey değişmedi.

İlkokulların ve meslek liselerinin bir kısmı eğitime başladı. Ardından üniversite öğrencileri sosyal medyada günlerce gündemden düşmeyen başlıklar oluşturdu. Bu, eğitim endişesi yüzünden mi yoksa düzen endişesi mi?

İlayda Savaş: İlkokul ve lise düzeyinde eğitimlerin başlaması da bence korkutucu. Devlet gerekli önemi ve güveni vermiyor. İstanbul’a gelirsem KYK yurdunda veya eve çıkmam gerekiyordu tabi bunlar da hep masraf bu dönemde çok çeşitli ihtiyaçlarım ortaya çıktı o yüzden hepsine karşı biraz endişe duyuyorum.

İrem Özcan: Birçoğunun sadece aile evinden uzaklaşmak istediği için böyle yaptığını düşünüyorum. Birçoğunun da okuduğu bölümler uzaktan eğitimden verim alınacak bölümler olmadığı için böyle yaptığını düşünüyorum yani %40’ı falan eğitim içindir.

Hatice Ural: Üniversite öğrencileri eğitim endişesi taşıdıkları için süreçle ilgili sosyal medya hesaplarında sayısız başlıklar oluşturdu.

Kayıt dondurma gibi bir seçeneği düşündünüz mü?

İlayda Savaş: Bu durumu son güne kadar çok sık düşündüm. Eğitimimi düzgün koşullarda yüz yüze almak istiyordum ama bazı kaygılarım vardı. Üniversitede tam burslu okuyorum. Başta bu burs kesilir mi diye düşündüm sonrasında ÇAP başvurum olumlu sonuçlandı ve böyle bir şeye cesaret etmedim.

Hatice Ural: Hayır düşünmedim çünkü kaybedecek zamanım yok. Seneye virüsün biteceğinin garantisi yok.

İrem Özcan: Hayır, tam tersi Çift anadal yapmayı düşündüm. Psikoloji veya çocuk gelişimi istiyorum.

Üniversitelerin açılma süreci uzarsa ne yapacaksınız?

İlayda Savaş: Yapabileceğim hiçbir şey yok. Online şekilde mezun olma korkum giderek artacak. Üniversite hayatımda güzel vakit geçirip eğlenebileceğim zamanlara özlem duyacağım.

İrem Özcan: Stajımı erkenden yapmayı düşünüyorum. Okulların açılması uzarsa online eğitim alırken bir yandan çalışabileceğim bir işe girmeyi düşünüyorum.

Hatice Ural: Üniversitelerin açılma süreci uzarsa beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok. Okulumu seviyorum.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Üsküdar’da mezuniyet töreni gerçekleştirdi

gazete üsküdar

Kuruluşunun 10’uncu yılını kutlayan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi 7’nci mezuniyet törenini Kovid-19 salgını nedeniyle sınırlı sayıda katılımla ve yoğun hijyen önlemleriyle gerçekleştirdi. 

FSMVÜ’den yapılan açıklamaya göre, salgın nedeniyle eğitim ve yüz yüze faaliyetlerini çevrimiçi platformlara taşıyan Üniversite, 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni’ni fiziksel mesafe, maske kuralı ve hijyen önlemlerine uygun olarak 14 Ekim’de Üsküdar Yerleşkesi avlusunda düzenledi.

Öğrencilerin ve ailelerinin sağlığını korumak amacıyla öğretim üyeleri, bölüm birincileri ve sınırlı sayıda aile üyesinin katıldığı tören, üniversitenin sosyal medya hesaplarında canlı yayınlandı. Törende, 2019-2020 Eğitim Öğretim Dönemini başarıyla tamamlayan 1.376 mezunu temsilen bölüm birincileri diplomalarını ve hediyelerini aldı. 

Üsküdar pazarında enflasyonun izini sürdük

gazete üsküdar

Mart ayından itibaren Türkiye’yi etkisi altına alan koronavirüsle birlikte, birçok sektör ve kurum büyük zarara uğradı. Her geçen gün değişen döviz kurları ve artan fiyatlar gıdada nasıl etki gösterdi? Üsküdar semt pazarında vatandaşa ve pazarcıya fiyatları sorduk.

“Türkiye bitik durumda”

Pazarcılara yönelttiğimiz satışlarının nasıl gittiği ve insanların alım gücüyle ilgili gözlemlerine dayalı aldığımız cevaplar, pek farklılık göstermiyor. Semt pazarında satış yapan bir pazarcı durumu şöyle ifade ediyor: “Her şey pahalı, insanlar da maalesef alışveriş yapamıyor. Türkiye, bitik durumda.” Esnaf, yükselen fiyatları ülke ekonomisine bağlarken pandemi nedeniyle de insanların eskisi kadar pazar alışveriş yapmadığını dile getiriyor. Geçimlerini “günlük” kazançlarıyla devam ettirmeye çalıştıklarını söyleyen pazarcılar, bireysel yatırım ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını, ancak günü çıkartabildiklerini ifade ediyor. Farklılık gösteren cevaplar arasında yer alan bir başka düşünce ise; pazarda patates, üzüm, limon gibi gıdaların uygun fiyatta satıldığı yönünde oluyor. Gıda yelpazesinde et, peynir ve şampuan gibi ihtiyaçların çok daha pahalı olduğunu ifade eden bir pazarcı, satış yapmak için harcadıkları vergi ve benzin tutarlarının sadece zarar olduğunu ifade ediyor.

“Pazardan 1 ₺ ile geri dönüyorum

Üsküdar semt pazarında vatandaşa yönelttiğimiz fiyat ve bütçe ilişkisinde çoğunluk zar zor geçindiğini ve tutumlu olmaya çalıştığını ifade ediyor. 150-200 ₺ ile haftalık pazar alışveriş yapan vatandaşlar, istedikleri her şeyi değil daha çok ihtiyaç temelli ilerlediklerini vurguluyor. Üsküdar pazarında mikrofon uzattığımız başka bir vatandaş ise: “Çok pahalı, geçinemiyoruz. Emekli maaşı yetmiyor, zor şartlarda yaşıyoruz. Beş liranın altında hiçbir şey yok. Domates salatalık bile pahalı, eve 1₺ ile geri dönüyorum.” şeklinde cevap veriyor. Durumun ülke gelir düzeyini açık eden başka bir boyutu ise kimi vatandaşın zorlanmadan alışveriş yapabildiği oluyor. Fiyatlarda herhangi bir yükseklik görmeyen vatandaşlardan bazıları, ekonominin iyi olduğunu vurguluyor.