Çevre örgütlerinden Validebağ Korusu için acil çağrı

Validebağ Gönüllüleri ve Validebağ Savunması Validebağ Korusu için acil destek çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada “Çok acil 11:30 da, Abdülaziz Av Köşkü önünde buluşuyoruz.” denildi.

Üsküdar’da tehdit altında olan Validebağ Korusu için mücadele devam ediyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un Validebağ’da çevre düzenleme projesinin başlayacağını açıklamasının ardından yurttaşlar koru için nöbete başladı. Validebağ Korusu’nun yapılaşmasına izin vermeyeceklerini belirterek herkesi nöbete çağıran çevre örgütleri koruda ranta izin vermeyeceklerini vurguladı: “Validebağ Korusu’nu enkaza çevirmenize, enkaz üzerinde ‘şov’ yapmanıza Validebağ’a dokunmanıza izin vermeyeceğiz.”

İBB ve Üsküdar Belediyesi arasında Kadın Emeği Pazarı gerginliği

İstanbul Gönüllüleri’nin Üsküdar sahilinde açacağı Kadın Emeği Pazarı, Üsküdar Belediyesi’nin girişimiyle Üsküdar Kaymakamlığı tarafından pandemi gerekçesiyle engellendi.

İstanbul Gönüllüleri tarafından Üsküdar sahilinde  bugün başlaması planlanan Kadın Emeği Pazarı, Üsküdar Kaymakamlığı’nın gece yarısı yaptığı tebliğ ile engellendi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı zabıtalar ile Üsküdar Belediyesi’ne bağlı zabıtaları karşı karşıya getiren kararın gerekçesi olarak koronavirüs pandemisi gösterildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yetki alanında bulunan Üsküdar Sahili’ndeki bu etkinliğin kaymakamlık tarafından engellenmesinin ardında Üsküdar Belediyesi’nin bulunduğu iddia edildi. 

İstanbul Gönüllüleri tarafından bugün başlaması plananlan Kadın Emeği Pazarı, Üsküdar Kaymakamlığı tarafından yapılan gece yarısı tebligatıyla engellendi. 

Pazar yerinin kurulmuş olmasına ve duyuruların yapılmış olmasına rağmen son anda yapılan bu tebligata gerekçe olarak koronavirüs pandemisi gösterildi.

İstanbul Gönüllüleri tarafından yapılan duyuruda, “İBB’ye ait Üsküdar Meydanı’nda bugün başlayacak olan Kadın Emeği Pazarı etkinliğimiz Üsküdar Kaymakamlığı’nın gece yarısı (07.06.2021 tarihli) yaptığı tebligat ile İBB birimlerinin tüm çabasına rağmen pandemi gerekçesiyle maalesef engellenmiştir. İstanbullu emekçi kadınların el emeği ürünlerini satarak ev ekonomilerine katkı saklaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz,” ifadesi kullanıldı.

Daha önce Beşiktaş, Kadıköy gibi ilçelerde düzenlenen Kadın Emeği Pazarı, İstanbullu kadınların kendi üretimleri olan eserleri satması aracılığıyla kuruluyordu. 

İstanbul Gönüllüleri tarafından, İBB’nin yetki alanı içerisinde bulunan Üsküdar Sahili’nde kurulan pazar yerinde kaymakamlık genelgesiyle satış yapılmasının ve tezgah kurulmasının engellenmesinin arkasında Üsküdar Belediyesi’nin bulunduğu iddia edildi.

Yapılan girişimler sonucunda, pazarın yarın itibariyle yerinin değiştirilerek açılmasına karar verildi.

Neler yaşandı?

Kurulması engellenen Kadın Emeği Pazarı’nda kendi ürettiği el işlerini satmayı planlayan İstanbul Gönüllüleri üyesi emekli bankacı  Ayşe Nilüfer Erdendoğdu yaşananları Gazete Üsküdar’a anlattı:

“Emekli olduktan sonra fotoğraf çekip el işleri yapmaya başladım. Kendime ait ufak bir atölyem var. Burada yaptığım ürünleri sergi, kermes, organizasyon gibi yerlerde satıyorum. Malum pandemi şartlarında biz çok uzun zamandır evlerdeyiz ve kısıtlı bütçelerimiz ile birtakım ürünler ürettik. Bu ürünlerin de pazara çıkması için birtakım girişimlerimiz oldu, başvurularımız oldu. İstanbul Gönüllülerinin desteği ile oluşan bu Kadın Emeği Pazarı’mızda önceki etkinlikleri kaçırdım fakat Üsküdar’da bu organizasyona katılma fırsatım oldu. Pazartesi ve salı günü yani bugün ve yarın ben de yaptığım el ürünlerini burada sergileyip satışını yapacaktım. Günlerdir bunun hazırlığını yapıp, eksikleri tamamlıyordum. Dün gece saat 2 buçuk 3 sıralarında bir mesaj geldi ve bu pazarın kurulmasının engellendiği, iptal edildiği söylendi. Tabii çok üzüldüm, çok şaşırdım. Çünkü ben günlerdir bu etkinliğin hazırlığı içerisindeydim hem maddi hem manevi olarak. Böyle bir olayla karşılaşınca çok üzüldüm.”

“Ben daha sonra pazarın kurulduğu alana gittim sabah erken saatlerde. Orası inanılmaz derecede zabıtalar ile doluydu. Hem İBB zabıtaları hem Üsküdar Belediyesi zabıtaları resmen barikatlar kurmuşlar. Böyle bir kaos ortamı vardı. Dün akşamdan beri nöbet tutan arkadaşlar da oradaydı İstanbul Gönüllüleri’nden ve tezgah açmak isteyen katılımcılardan. Küçük bir gruptuk önce, daha sonra biraz daha büyüdük.”

“Ardından emniyet amiri bir bey geldi, buranın bir an önce kaldırılması gerektiğine ilişkin bir şeyler söyledi. Hatta ben de dedim ki ‘Neden burası kaldırılıyor, biz buraya emek verdik. Burada işlem yapmayı düşünüyorduk’ diye. Bunun bir kaymakamlık kararı olduğunu ve emirle verildiğini söyledi. O gitti, arkasından CHP İlçe Başkanı ziyaretimize geldi. Bu esnada İBB’den büyük bir kadro bu durumun düzelmesi için çalışma ve görüşmeler yürüttü. Biz de orada beklemeye başladık çünkü kurulmuştu pazar alanı. Biz ürünümüzü alıp gelip satışımızı yapacakken böyle saçma sapan bir şeyle karşılaştık. Tabii çok üzgünüz.”

“Saat 2’ye kadar bekledik. Çeşitli iletişimler kurulmaya çalışıldı yetkili kişilerle ve sonuç olarak da bulunduğumuz yerde yani Üsküdar sahilde değil, Marmaray’ın Aziz Mahmut Hüdayi çıkışı tarafında bir alan bize verileceği söylenildi. Bize söylenen şey pandemi sebebiyle bu pazara izin verilmeyeceğiydi. Madem pandemi sebebiyle engellendi, NEV Çarşı Alışveriş Merkezi’nde sergiler açılıyor hemen Kaymakamlığın yanında, kaymakamlığın karşısında bir saat kulesi vardır orada bir resim sergisi açılmış, Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde şu anda bir kermes var ve kapalı alanda yeme içme organizasyonu var. Pandemi gerekçesi ile bizim pazarımız engellendiyse oradaki işlerin de engellenmesi gerekir. Bu eşitliğe aykırı bir dur um. Bir tarafta siz pandemiyi hiçe sayıp etkinlikler yapabiliyorsunuz. Burada açık alan, hijyen kuralları son derece uygun, birbirine mesafeli olan bir platform olmasına rağmen engelleniyor.”

“Burada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Üsküdar Belediyesi arasında bir çatışma, bir anlaşmazlık söz konusu. Dün gece bu olaylar yaşanırken, orada değildim ama öğrendiğime göre bir arbede olmuş. İBB’nin zabıtaları ile Üsküdar Belediyesi’nin zabıtaları arasında bir sorun yaşanmış. Arkadaşlarım orada baya sıkıntı yaşamışlar hoş olmayan. Üsküdar Belediyesi burada bir pazar yeri açılmasını istememiş ve gerekçe olarak da pandemiyi göstermiş. Ama buna yetkisi olmadığı için, bu pazar yerini kaymakamlık aracılığı ile engelliyor. Bu alan İBB’ye ait bir alan ve biz de bu organizasyonu İBB aracılığıyla gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bizim burada ciddi bir sıkıntımız oldu.”

pastedGraphic_5.png

“Ben bugün ve yarın burada iki gün tezgah açıp satış yapacaktım. Hakkım olan bu etkinlik engellendi. Bugün bitti zaten, yarın da diğer tarafa taşınacak. Ben burada mağdurum. Benim gibi onlarca kişi mağdur. Kurulmuş olan platformlar sökülecek, diğer tarafa taşınacak. Hem emek hem de zaman israfı olacak. Orada çalışan bu işlemleri yapan arkadaşlar için de bir kayıp. Ne gerek vardı bunlara, madem açacaktınız bu pazarı? Açtırsaydınız o zaman. Baştan orayı gösterselerdi madem. Bu kadar zor şeyler değil bunları yapmak. Gerçekten çok üzgünüz.” 

ÜSMEK’i kursiyerler anlatıyor

ÜSMEK, yaşam boyu eğitim faaliyetleri kapsamında bireyin bilgi ve yetkinliklerinin geliştirilmesine katkı sağlamak, kişisel birikimlerini artırmak, mesleki ve sanatsal bilgilerini geliştirmek, istihdam edilebilirliklerini yükseltmek, gelir elde edebilmelerine fayda sağlamak amaçlı Üsküdarlıların hayatlarına dokunmak üzere dizayn edilmiş patentli bir yetişkin eğitim projesi. 19 Ekim 2020 tarihinde derslere başlayan ÜSMEK pandemi nedeniyle eğitimlere bir süre ara verdikten sonra tam kapanma kıstılmamalarının sona ermesiyle tekrardan kapılarını kursiyerlere açtı.

ÜSMEK Fıstıkağacı Kurs Merkezi Koordinatörü İlknur Özdemir ile merkezin kuruluş hikâyesini, pandemi sürecindeki durumunu, yeni gelişmeleri ve kursiyerleri konuştuk. Kağıt Çiçek Yapımı, Yağlı Boya Resim ve Tezhip kurslarına misafir olduk. Usta öğretici ve kursiyerleri dinledik.

11 ayrı merkez, 18 alanda 356 programla çalışmalar devam ediyor

İlknur Hanım’a ÜSMEK’in kuruluş hikâyesini soruyorum ve ondan merkez hakkında bilgi vermesini rica ediyorum.

Hayat Boyu Öğrenme, Türkiye çapında çok önemli bir şey ve İstanbul ölçeğinde de İSMEK ile çok büyümüş, yer bulmuş ve alışkanlık haline gelmiş bir sistem. İSMEK’lerin büyük oranda azaltılması ve mevcutlar ile de kurslara devam edilmemesiyle Üsküdar’daki boşluk daha da büyüdü. Başkanımız Üsküdar’daki boşluğun farkında olduğu için bu yönde aksiyon aldı. Biz de 2 ay içerisinde gece gündüz çalışarak 11 merkezimizi kurduk. Şu anda 11 ayrı merkezimiz,18 alanda 356 programla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yeni branşlar eklemeye devam edeceğiz. Şu anda 4000 kayıtlı kursiyerimiz var. Kursumuzda sadece hanımları değil beyefendileri de ağırlıyoruz ama oran olarak düşük. Onlar daha çok akşam ve hafta sonu gruplarına katılıyor. Kurslarımıza kabul yaşımız 16 yaş ve üzeri. Tüm gruplarda gençlerimiz var ama gençlere özel bir kursumuz yok. 16-25 yaş için Üsküdar Belediyesi’nin gençlik merkezleri var. Toplamda 6 bin civarı talep söz konusu fakat biz kurs kayıtları için Üsküdar’da ikamet şartı arıyoruz. Veri tabanımızda kaç kişi başvurmak isteyip başvuramamış kontrol ediyoruz. 2500 öğrenci farklı ilçelerden başvurmak istemiş ama ikamet farklı ilçelerden olduğu için gerçekleştirememiş. İnsanlar pandemiden dolayı da dersler nasıl olur diye önce çekindiler. Kursiyerlerimiz derslerimize geldikten sonra sınıfların dizaynını, öğretmenlerin hassasiyetini ve kurallara uyulduğunu görünce ikna oldular ve derslere devam ettiler.

Kursiyerler pandemi sürecinde ÜSMEK’in dışarıdan daha güvenli olduğunu söylüyor

Pandemi sürecinde ne gibi önlemler aldınız? Şu ana kadar Covid-19 testi pozitif çıkan bir öğrenciniz oldu mu?

Merkezimizin açıldığı ilk günden beri hiçbir sorun yaşamadık. Biz koronavirüs konusunda oldukça hassas ve titiz davranıyoruz. Bakanlık makamınca paylaşılan kurallara harfiyen uyduk, uymaya devam ediyoruz. Normalde bizim sınıf kontenjanlarımız en az 20 kişi ve sınıflarımız bu sayıya çok müsait. Biz bu süreçte kontenjanı 12’de sabitledik. Tüm personel ve öğretmenlerimizi bilgilendirdik. Kursiyerlerimiz kayıt sayfasına HES kodlarını kayıt ederek ilerleyebiliyor ve biz de bu şekilde düzenli kontrollerimizi sağlıyoruz. Öğrencilerimiz de çok tedbirli. En ufak bir burun akıntısında bile derse gelemiyorum diye haber veriyorlar. Kursiyerlerimizin bir çekincesi yok. Hatta buranın daha güvenli olduğunu söylüyorlar. Bir hanımefendinin “Canım sıkıldığında dışarıya çıkıp daha çok temas halinde olacağıma burada belirli bir sosyal mesafe düzeninde derse devam edip en azından bir ürün ortaya çıkartıyorum,” dediğini hatırlıyorum. Bu süreçte kursiyerlerimizin kursta ürettikleri ürünlerle aile bütçelerine katkı sağladıklarını duymak bizi daha da mutlu ediyor.

Uzaktan eğitim verilmeyecek

Covid-19 nedeniyle evlerinden çıkmayan ama kurslara katılmayı isteyen çok sayıda Üsküdarlı var. Uzaktan eğitim vermeyi düşünüyor musunuz?

Uzaktan eğitimi Hayat Boyu Öğrenme Müdürlüğü ile görüştük. Biz uzaktan öğretime geçebiliriz, altyapımız buna uygun dedik. Ama onaylanmadı.

ÜSMEK mağazası kurulacak

Kursiyerlerin ürettikleri ürünleri satabileceği bir platform kurmayı düşünüyor musunuz?

Butik bir ÜSMEK mağazası açmak gibi bir niyetimiz, isteğimiz var. Kursiyerlerimizin belli bir konsept çerçevesinde ürünlerini sergileyip satışa sunabilecekleri bir platformda yakınlarına el yapımı ve özel bir ürün hediye etmek isteyen kişiler için ÜSMEK Mağazamız ilk akla gelen alternatiflerden biri olsun istiyoruz. Henüz proje aşamasında.

“Kurslara hobi gözüyle bakmıyoruz, meslek edindirme kursu diyoruz”

Kursiyerleri edindiği becerileri mesleğe dönüştürmesi için teşvik ediyor musunuz?

Biz kurslarımıza hobi gözüyle bakmıyoruz. Meslek edindirme kursu ya da meslek eğitimi diyoruz.

Eğitim sonunda başarılı olan kursiyerlerimize Millî Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika veriyoruz. Evet belki önce hobi olarak başlayan kursiyer birkaç yıl sonra ben bu alanda kendimi geliştirdim ve öğretmenlik yapmak istiyorum dediğinde sahip olduğu sertifikaları birleştirip Mesleki Eğitim Merkezi’ ne sunduktan sonra gerekli şartları olgunlaştığında usta öğreticilik belgesi alarak öğretmenlik yapabiliyor. Bu da bizim için çok değerli. Şu anda takı tasarım, kağıt çiçek yapımı gibi kurslardan Ekim-Mart arası dönemde eğitim alıp ürettikleri ürünlerle kendi e-işletmesini açan kursiyerlerimiz var.

ÜSMEK sadece kursiyerlerin hayatlarına dokunmuyor, çevresine de dokunuyor

Kursiyerlerin çevresi de bu durumdan etkileniyor. Bununla ilgili bir anınız var mı?

ÜSMEK ayrıca sadece kayıtlı kursiyerlerimizin hayatlarına dokunmuyor, kursiyerlerimizin çevrelerine de güzel dokunuşlarda bulunuyor. Kursiyerler kurslarda sadece meslek ve beceri edinmiyor aynı zamanda da sosyalleşiyorlar.

ÜSMEK kursiyerimiz bir hanımefendi “Evde o kadar bunalmıştım ki eşim ve çocuklarıma hiç de kendim olmayan hareketlerde bulunuyordum. Buraya geldim ve artık kendimi çok daha iyi hissediyorum, eşim sizlere teşekkür ediyor,” demişti.

Yine ÜSMEK kursiyerimiz emekli bir beyefendide derslerimizdeki memnuniyetini ifade ederek değerli teşekkürlerini gönderdi.

Bir başka ÜSMEK kursiyerimizse yakın bir zamanda çocuğunu bir kazada kaybetmiş ve diğer çocuğu kardeşinin vefatından sonra yas sürecinden çıkamamış. Hanımefendi bir gün merkezimizin önünden geçerken bir yakınının teşvikiyle merkezimize girip kaydını yaptırmış. Diğer çocuğu yaşadıkları bu acı durumdan sonra üniversite eğitimini tamamlamış donanımlı biri olmasına rağmen evden dışarı çıkamıyor ve çalışamıyormuş. Bir süre sonra annesi bakmış ki çocuğu da bir şeyler üretmek istiyor. Kurslarımıza başlayan annesini görerek etkilenmiş ve annesiyle birlikte yeni şeyler üretmek için heveslenmiş. Şimdi annesiyle birlikte tasarımlar yapıyorlar. Aslında kızı kursiyerimiz değildi ama onun da hayatına annesi vasıtasıyla dokunmuş olduk. Umarız bundan sonra sağlıklı ve mutlu olurlar. Acılarını bir nebze de olsa hafifletebildik ve yeni bir pencere açabildiysek ne mutlu bize.

KAĞIT ÇİÇEK YAPIMI SINIFI

KAĞIT ÇİÇEK YAPIMI HOCASI GÜRAT ÖZTÜRK:

“Bu kursta kursiyerle beraber kağıttan çiçekler yapıp onlardan çeşitli tasarımlar üretiyoruz. Profesyonel üretilmiş kağıtlardan çiçekler yapmak hem yeteneklerini geliştirmeleri açısından hem de belki ilerleyen dönemlerde satışa sunup kazanç sağlamaları açısından önemli. Kursiyerler burada öğrendiklerini geliştirip çalışırlarsa hepsi bir takım mesleklere dönüştürebilirler. Kağıttan yapılan çiçekler ölçülerine göre düğünlerde dekoratif amaçlı kullanılabiliyor. Herkes eve kapanmışken çiçek yapımı yalnızca hobi olarak görünse de rehabilitasyon etkisi de var.”

SEDA KARAAĞAÇLI: “8 yıldır sürdürdüğüm bankacılık mesleğini çocuktan sonra bırakmıştım ve bir daha bankacı olmamaya karar vermiştim. Hayatımın bundan sonraki sürecinde birinin yanında çalışmak yerine kendi işimin patronu olmak istiyordum ama ne yapacağımı bilmiyordum. Pandemi sürecinde ne yapabilirim diye düşünürken tesadüfen ÜSMEK karşıma çıktı. Kağıt çiçek yapımına hiç ilgim yoktu doğrusu. Daha doğrusu bilgim yoktu. Pandemi sürecinde evdeki objeleri geri dönüşüme soktum, her şeyi boyadım. Bir şeyler vardı ama ne olduğunu anlamadım, adını koyamadım. Demek ki buymuş. Tamamen tesadüf. Aklımda olmayan bir şeydi ama şu anda bu kurs beni bambaşka bir yola sevk etti. Hobi olarak başlayan çiçek yapımı şu anda benim için meslek haline gelmeye başladı. Instagram’da kursta yaptığım çiçekleri değişik tasarımlara dönüştürerek @sedamadeflowers adında bir satış sayfası açtım ve ürettiğim ürünleri bu sayfada satmaya başladım. “

AYLİN ÇANKAYA: “Emekliyim ve haftada 3 gün çalışıyorum. Amacım iş hayatını tamamen bıraktıktan sonra kağıttan çiçekler yapabilmek. Kursta ürettiğim çiçekleri arkadaşlarımla paylaşıyorum, hediye olarak veriyorum. Hepsi çok beğeniyor. ÜSMEK bana şu anda hobi olan ama ileride mesleğe dönüşecek bir beceri kazandırdı.”

YAĞLI BOYA SINIFI

YAĞLI BOYA HOCASI MEHMET ŞAH:

“Aynı alanda çalışan babamın yönlendirmesiyle Adıyaman Güzel Sanatlar Lisesi’nde resim bölümü okudum, akabinde Marmara Üniversitesi Resim-İş Öğretmenliğini bitirdim. Şu anda tecrübelerimi Üsküdar halkına aktarmaya çalışıyorum. Pandemi döneminden dolayı psikolojik sıkıntılar yaşıyoruz ve sanat dallarında eğitim almak öğrencilerimizde terapi etkisi yaratıyor. Öğrencilerden de geri dönüş alıyoruz. Evde de meşguliyet sahibi olmaları için ödevler veriyoruz. Kursları ödevlerle destekleyerek pandeminin vermiş olduğu etkiyi minimuma düşürmeye çalışıyoruz.”

ELİF ÖZKAN: “Hukuk öğrencisiyim. Okullar online olunca bir hobi arayışına düştüm. Resme ilgim vardı ve buraya geldim. Pandemi sürecinde kursların devam etmesi çok iyi oldu, bir süre sonra sıkıntıdan patladık. Şu anda kendi resmimi yapıyorum. Bu benim ilk yağlıboya çalışmam. ÜSMEK’in içimdeki yeteneği ortaya çıkardığını düşünüyorum. Evde olsa oturup resim yapmazdım. Şu anda çizim yeteneğimin baya geliştiğini düşünüyorum. İnsan kitaplarda boğulunca böyle şeylerle rahatlayabiliyor. Ara verdiğimizde oturup sohbet ediyoruz, ortam çok güzel.”

GAMZE YANIKCI: “Lise zamanlarımdan beri resmi çok seviyorum. Buraya içimde bir yetenek var mı öğrenmeye geldim. Daha önce hiç resim dersi almadım. Eskiden doğaçlama yapıyordum şimdiyse bilinçli bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Buradan mezun olduktan sonra başarılı bir şekilde resim yapmayı öğrenebilirim diye düşünüyorum. O zaman mesleğe bile çevirebilirim. Burada insanlar zamanlarını kaliteli bir biçimde değerlendiriyor. Hocamız çok iyi. Belki ücret ödeyerek bir kursa katılmış olsak bu kadar iyi şartlarda olmazdık diye düşünüyorum.”

TEZHİP SINIFI

TEZHİP HOCASI HANİFİ DURSUN:

“Ben İSMEK’lerde 14 yıl hocalık yaptım. Tezhip kursları bazında bir iki kurs hariç diğer kursların hemen hepsi kapatıldı. 40 tezhip hocasından 4 kişi kurs vermeye devam etti. Yani tam zamanlı çalışanlar kaldı, yarı zamanlı çalışanlar gitti. ÜSMEK açılınca buraya müracaat ettik. Tezhip sanatı Osmanlı Dönemi’nden beri özellikle 15 ve 16. yüzyıllarda zirve yapmış bir sanat. Cumhuriyet döneminde bir gerileme dönemi olmuş ama şu anda çok iyi bir dönemde. Tezhip başta sabrı öğretiyor. Burada yeteneklerini keşfetmiş oluyorlar. Biz de onların yeteneklerini görüyoruz. Hocaların da yönlendirmesiyle bazıları gerçekten meslek edinme konusunda adım atmış oluyor. Bazıları fakültede öğrenci olmak istiyor. Bazıları atölye usulünde çalışıyor. Üsküdar bizim geleneksel sanatlarımız için merkez oldu. Üsküdar’da hem hat hem tezhip konusunda birçok atölye var. Hattat ve müzehip var. ÜSMEK’ler de bu hocaların tanınmasına vesile oluyor. Buraya gelen öğrenci en üst seviyeyi tanımış oluyor.”

HATİCE ZİYA: “Tezhip sadece emekliler için değil gençler için de çok güzel bir alan. Genç kişileri odaklanma, konsantrasyon, meditasyon çalışması için hem de klasik dönemi tanımak hem de geleneksel el sanatlarını devam ettirmek için çok güzel bir faaliyet fırsatı. 6 sene İSMEK minyatüre devam ettim. ÜSMEK burayı açınca hemen kayıt oldum. Mahalleme çok yakın, çok güzel bir fırsat. Bana sabırlı ve disiplinli olmayı öğretti. Bence burası sadece bir kurs değil aynı zamanda bir araştırma-geliştirme aşaması. Araştırmalar yapıyorsunuz, bir araştırma zevki de getiriyor insana. Geliştirmeye çalışıyorsunuz, geliştirdikçe daha iyisini yapmaya çalışıyorsunuz. Belediyemizin de bunları düşünmesi çok güzel. Kursiyerlerin de bir beklentisi var. Malzemeler çok pahalı ve buraya konulan vaktin bir değeri var. Belki Üsküdar Belediyesi kursta üretilen eserleri talep edebilir, bir geri dönüşüm sağlanabilir.”

Çevre örgütlerinden Validebağ Korusu koruma amaçlı imar planlarına itiraz

Üsküdar Altunizade’de bulunan İstanbul’un kamu kullanımına açık üçüncü, Anadolu yakasının en büyük yeşil alanı olan birinci derece doğal sit alanı statüsündeki Validebağ Korusu yeni bir yapılaşma tehdidiyle karşı karşıya.

Validebağ havzasında maliyelerini sürüdüren Validebağ Gönüllüleri ve Validebağ Savunması çevre örgütleri Validebağ Korusu için düzenlenen Koruma Amaçlı İmar Planı’na karşı itiraz için 17 Mayıs Pazartesi günü saat 10.30’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Ataşehir İl Müdürlüğü önünde itiraz dilekçesi verme çağrısında bulundu.

Sabah saatlerinde verilen dilekçelerden sonra koruda basın toplantısı düzenlendi.

Koruda yapılan basın açıklaması;

“1999 yılından beri 1.derece doğal ve tarihi SİT alanı olan Validebağ Korusu, şehrin biyoçeşitliliğinin önemli bir kısmına ve 8 adet tescilli kültür varlığına ev sahipliği yapmaktadır. İstanbul’daki 2.000 tür otsu bitkinin 200’ü Validebağ Korusu’ndadır. Koru’da gözlemlenen 31 kelebek türü vardır.  Dünya Doğayı Koruma Birliği tarafından nesli tehlikede kabul edilen Aladoğan, Çayır İncirkuşu, Kızıl Ardıç ve hassas statüdeki Üveyik türü dahil olmak üzere Validebağ Korusu’nda tespit edilen farklı takım ve familyadan toplam 130 kuş türü vardır.  101 çeşit ağaç, ağaççık ve çalısıyla, toprağıyla, kuşu, kelebeği, sincabıyla Koru’daki her bir türün birbirine bağlı olduğu bu yaşam döngüsü, karbon ve toz tutarak soluduğumuz havayı temizliyor, ısı adası etkisini lehimize dengeliyor. 

Bildiğiniz gibi , Validebağ Korusu ile ilgili olarak 1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı 20 Nisan 2021 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından askıya çıkarıldı. Koruyu imara açabilecek Plan notlarındaki olumsuz hükümler için, yasal itiraz süresi olan 20 Mayıs 2021 tarihine kadar itiraz hakkımızı kullanabiliyoruz. Bizler de bugün Çevre ve Şehircilik il müdürlüğüne itiraz dilekçelerimizi teslim ettik. Validebağ Gönüllüleri Derneği olarak bu planların iptal edilmesi için dava açacağız. 

Kent ekolojisinin önemli bir parçası olan Validebağ Korusu, İstanbul koruları içerisinde büyük oranda doğal halini koruyabilmiş son korudur. Özenle bakımı yapılarak korunması gerekirken maalesef, ısrarla rant projeleriyle tahrip edilmek istenmektedir. 2018 yılında gündeme getirilen millet bahçesi projesine karşı açtığımız dava henüz sonuçlanmamıştır. Son günlerde VALİDEBAĞ’DA KATLİAMA HAZIRLIK olarak basında yer alan ve 22 Nisan 2021 tarihinde açıklanan davanın bilirkişi raporunda bilim insanları tarafından da korudaki tehlikeler tespit edilmiştir . Raporda ;

  • Peyzaj projesinde verilen inşaatla ilgili metraj miktarlarında eksiklik olduğu, 
  • İnşaat projesinin koru kavramına uygun olmadığı, 
  • Projenin alanda bulunan habitatlar özelindeki etkilerinin ortaya konulmadığı, 
  • Yoğun inşaat sürecinin korudaki ekosistemi olumsuz yönde etkileyerek ve kullanıcı sayısını arttırarak Koru’nun çöküşüne yol açacağı 

ortaya konularak, ekosistemin devamlılığı için projenin uygulanmaması gerektiği belirtilmiştir. 

  • İçine betonların döküleceği, kafe, restoran, fitness salonu gibi rant alanlarının yapılacağı ve ışıklandırmalar ile doğal hayattan uzaklaştırılacağı gerekçesiyle iptali istenen projeyi inceleyen bilim insanları çok önemli tespitler yapmıştır. Bilirkişi heyeti hazırladığı raporunda, korudaki korunması gereken ağaçlar için eksik sayı verildiğini de ortaya çıkarmıştır. Raporda , Validebağ Korusu’nda bulunan 3 bin 194 ağaçtan 2 erguvan, 2 fıstık çamı, 4 sakız ve 1 meşe olmak üzere 13 adedinin anıtsal ağaç, Ayrıca 310 adedi korunmaya değer olmak üzere toplam 323 adet tek ağaç, korunması gereken ağaçlar olduğu tespit edilmiştir. Validebağ millet bahçesi peysaj raporunda ise korunmaya değer ağaçlar yok sayılarak, sadece 12 adet olduğu belirtilmiştir.  Koruda yaşayan kuş çeşitlerinin de gizlenmesi millet bahçesi projesi adı altında Validebağ Korusu’nda büyük bir DOĞA KATLİAMINA HAZIRLIK YAPILDIĞInın işaretidir.”

2020 Mart ayında Validebağ Korusu’nun yaklaşık ¾’lük bölümü, bakım ve düzenleme yapılması amacıyla 2 yıllığına Üsküdar Belediyesi’ne tahsis edildi. 2020 Ekim ayından itibaren Üsküdar Belediyesi, Koruda yapmayı düşündüğü projeleri kamuoyuna açıklamaya başladı. Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, dava konusu olan millet bahçesi projesini sahiplenmiş görünmektedir. İsmini “Validebağ Korusu Düzenleme ve Rehabilitasyon Projesi” olarak değiştirmiş, millet bahçesi projesinde sıralanan işlerin çoğunu yapacağını açıklamıştır. 15 Ocak’taki görüşmemizde aydınlatma işinden vazgeçtiğini ifade etmiş, 5 Mayıs’taki görüşmemizde ise yapacağını söylemiştir. Yerleştirilmesi düşünülen aydınlatma direkleri ve banklar hakkında net bir sayı verilememektedir. Sadece bunlar bile, Üsküdar Belediyesi’nin konuya yaklaşımının gayrıciddiliğini göstermeye yeterlidir. 

500 araçlık otopark, aydınlatma direkleri, festival alanı, izci eğitim alanı, yoga-pilates alanı, açık hava sineması, bisiklet-koşu ve yürüyüş parkurları, amfitiyatro gibi uygulamalar, Validebağ Korusu’nu doğal SİT olmaktan da, koru olmaktan da uzaklaştırır. Projenin adının değişmiş olması önemli değildir. Önemli olan, rant projelerinin havza sakinlerinin karşı çıkmasına rağmen uygulanıp uygulanmayacağıdır. 

Açıklandığı kadarıyla projelerin tümü, Validebağ Korusu’nun ekosisteminin ve biyolojik çeşitliliğinin devamı için önemli bir tehdit oluşturmakta ve Koru’yu alelade bir parka dönüştürme tehlikesi taşımaktadır. Havza halkı, Validebağ Korusu’nun bu ve benzeri projelerle bozulmasına karşı olduğunu 2014 yılından beri yaklaşık 200.000 adet imza vererek göstermiştir. Halkın istemediği ve bilimin reddettiği bir projeyi zorla YAPAMAZSINIZ

Validebağ Korusunun doğal halini korumak yerine devamlı bir rant projesi dayatmaya çalışılanların , nasıl bir çevre koruma yöntemi olduğunu korudaki yıllanmış ağaçlar katledilirken gördük. Üsküdar Belediyesi kimin , hangi kararına istinaden anıt ağaçları keserek katliam yapıldığının hesabını hala vermemiştir.

Üsküdar Belediyesi’nden beklentimiz, bu rant projesinden vazgeçmesi, asli görevleri olan çöp toplama, ağaç bakımı işlerini yapması ve üzerine vazife olmayan işlere kalkışmamasıdır. 

Sayın Türkmen’e buradan kendi sözleriyle seslenmek istiyoruz : SİZ YORULMAYIN, BİZİ DE YORMAYIN.”

Tam kapanmada Üsküdar manzaraları

Tam kapanma sonrası Üsküdar halkı evlerine çekildi, sokaklar sessizleşti. Bir yanda sokaklarda elinde ekmekle gezenleri diğer yanda hastaneden randevu alıp gezenleri görüyoruz. Ben de sizler için Üsküdar’da devrialem yapıp durumu gözlemledim.

Gezimin rotası Üsküdar-Kuzguncuk-Beylerbeyi-Çengelköy şeklinde. İlk olarak Rasathane’de bulunan evimden durağa doğru yola çıkıyorum. Yollarda çevik kuvvet ve polisler var, yanıma gelip belge soracak diye basın kartını hazırlıyorum ama yüzüme bile bakmadan yanımdan geçiyorlar. O anda 15R numaralı Üsküdar-Rasathane hattında görev yapan otobüs geliyor. “Otobüsün şoförüne belge sormuyor musunuz?” diye sormamla “O bizim işimiz değil,” cevabını alıyorum ve Üsküdar’a doğru kısa bir yolculuk yapıyorum. Normalde 45 dakikada gittiğim yolu 20 dakikada tamamlamanın mutluluğu ile Üsküdar’da iniyorum.

Fotoğraflar: Melek Bölükbaşı

Üsküdar’da otobüs duraklarının olduğu bölge normale göre çok sessiz.

Çarşıya doğru biraz ilerleyince bir marketin köşesinde soluklanan kargo çalışanlarını görüyorum. Yanlarına doğru yürüyüp kargo görevlisi Orhan Bey’e Üsküdar’la ilgili gözlemlerini soruyorum.

Orhan Bey “Ben hatırı sayılır bir değişiklik göremiyorum. Normal trafik devam ediyor. Şu anda insanlar evlerinde gibi gözüküyorlar ama kimse evinde falan değil. Marketlerde, ara sokaklarda hareketlilik var; parklar ise çocuklarla dolu. Genel olarak Üsküdar’ın merkez bölgesi diğer bölgelere nazaran çok daha yoğun. Polisler sanki göstermelik olarak 5-10 kişiye ceza kesip onun dışında esnek davranıyorlar gibi geliyor,” diyor.

Çarşıya doğru hareketlenme başlıyor.

Halk ekmek büfelerinin kaldırıldığı ve yakıldığı bugünlerde Üsküdar’da İstanbul Halk Ekmek sırası oluşmuş durumda. Vatandaşlar uygun fiyata sıcak pide almak için İstanbul Halk Ekmek büfelerini tercih ediyor. Konuştuğum kişilerden biri “Fırınlarda pide ateş pahası, biz altı kişilik bir aileyiz. En az üç ekmek lazım, bu da fırından alsak günde 18 lira eder. Burada pide 1.5 lira yani 4.5 liraya karnımız doyuyor. Geriye kalan 13.5 lira ise günlük aş paramız oluyor,” diyor.

Bankalarda ise sosyal mesafe önlemlerinin zaman zaman yok sayıldığı kuyruklar oluşmuş. Kimi bankalar tam kapanma sırasında yoğunluk olmayacağını düşünüp çalışan personel sayısını azaltmış. Vatandaşlar uzun bekleme sürelerinden şikayetçi.

Üsküdar Balıkçılar Çarşısı, Osmanlı’dan günümüze süregelen tarihiyle Üsküdar’da en çok ziyaretçisi bulunan çarşıların başında geliyor. Çarşı her zaman olduğu gibi bu süreçte de Üsküdar halkının uğrak mekanlarından. İnsanlar çarşıya ya alışveriş yapmak için geliyorlar ya da gidecekleri yere en kestirme yol olduğu için burayı tercih ediyorlar.

Eskiden daha fazla balıkçı bulunan çarşıda önceden balıkçı olarak faaliyet gösteren iş yerleri şimdilerde şarküteri, manav, tavukçu, kebapçı, tatlıcı gibi kollarda hizmet veriyor. Tam kapanma döneminde bu dükkanlarda, özellikle de balıkçı ve kasaplarda hareketlilik var. Genel olarak esnafın dikkatli olduğunu söyleyebilirim. Lakin gittiğim saatte çoğu balıkçının maskesi ya takılı değildi ya da burunları kapalı değildi.

Çarşı çıkışından genel olarak turşucu, kuruyemişçi ve fırınların olduğu sokağa doğru ilerliyorum. Bayram hazırlıkları için herkesi bir alışveriş telaşı sarmış durumda. Dükkan sahiplerinin yüzü gülüyor.

Sokakta ilerlemeye çalışırken trafiğe takılıyorum. Bu sokağın gerçekten de kalabalık konusunda Eminönü’nden aşağı kalır yanı yok. Özellikle de sokağın ortasında durup el arabalarından alışveriş yapan kişiler yolu tıkayarak sosyal mesafenin korunmasını engelliyor.

Bizi gören bir vatandaş maskesini takıyor. Fotoğraflardan da fark edeceğiniz üzere yaş ortalaması hayli yüksek. Evde oturmak istemeyen 65 yaş üstü vatandaşlar alışveriş yaparken bir yandan da hava alıyor gibi görünüyorlar.

İşyerlerinin ara tatile girmesiyle birlikte çarşıda kalabalık artıyor.

Sahile doğru indikçe burnuma mis gibi deniz kokusu gelmeye başlıyor.

Üsküdar halkının soluklanma molası verdiği, İstanbul’un eşsiz deniz manzarasının izlendiği Üsküdar Sahili ise görmeye alışık olmadığımız bir şekilde boştu. Bu durumda polislerin de etkisi büyük. Polisler bu alanda devamlı arama yapıyor ve alanı motosikletleriyle gezip halkı uyarıyor.

Üsküdar’dan minibüse binip beş dakikalık bir yolculuğun ardından Kuzguncuk’a gidiyorum. Minibüsteki tek yolcu benim. Kuzguncuk’ta ilk ziyaret edilen yer genelde sahildir. Kuzguncuk sahiline geldiğinizde kıyıdaki evlerin arasından bir minik meydan çıkar karşınıza, denizle sarmaş dolaş ve yemyeşil ağaçlarla çevrili Çınaraltı…  Kuzguncuk’a gelenlerin fotoğraf çektirmeden gitmediği, çay ve deniz keyfi yapmak için onlarca dakika bank sırası bekledikleri bu keyifli meydan her zamankinden daha boş. Yine de güzel havanın tadını çıkarmak isteyen yerel halkı görebiliyoruz.

Kuzguncuk’un bir başka güzelliği de minik, rengarenk vitrinli esnaf dükkanları, kafeleri, bakkal ve manavları. Bu dükkanların çoğu açılmak için 17 Mayıs’ı bekliyor.

Üçüncü durağımız Beylerbeyi. Kronikleşen Beylerbeyi, daha doğrusu köprü trafiği her Üsküdarlının korkulu rüyasıdır. Bu manzara ile normalde imkansız olarak nitelendirebileceğim bir ‘an’ ı ölümsüzleştirdiğimi düşünüyorum.

Amatör balıkçıların uğrak noktası olan, çimlere serilen piknik örtüleri ile keyifli pikniklere ev sahipliği yapan, özellikle gündüzleri oyun alanında oynayan çocukların seslerinin eksik olmadığı Beylerbeyi Parkı’nın tek ziyaretçisiyim. Beylerbeyi halkı tam kapanmaya uyum sağlamış gibi görünüyor.

Öyle bir yer düşün ki, tarih koksun, yanında deniz olsun, boğaz manzarası gözünü doyursun küçük bir sahili olsun esnafı, balıkçıları, kafeleri ile herkese hitap etsin dediğiniz bir yer Beylerbeyi… Beylerbeyi’ndeki durum Kuzguncuk’tan farksız. Hem sahildeki hem de caddedeki kafeler, restoranlar ve meyhanelerin kilitli kapılarıyla Beylerbeyi oldukça ıssız.

Beylerbeyi Sahili’nde de banklarda oturan 65 yaş üstü vatandaşları görüyoruz. Emekli olduğunu söyleyen bir vatandaş “Camiden çıktım, eve gitmeden biraz deniz havası alayım istedim. Birazdan da markete uğrayacağım,” diyor.

Beylerbeyi’nden otobüse binip bir durak sonra Çengelköy’de iniyorum. Normalde onlarca yolcunun otobüs beklediği bu durakta bekleyen sadece bir kişi var. Genel olarak da otobüslerde yolcu sayısı az. İnsanlar HES kodu sorulmadığı için genellikle minibüslere biniyor.

Boğaz’ın en güzel manzaralarından birini barındıran, irili ufaklı balıkçı teknelerine ev sahipliği yapan bu koy genelde gençlerin ve turistlerin favori selfie mekanlarından. Şu anda ise sadece tekne sahipleri burada.

Çengelköy’e gelen kişilerin genellikle yakındaki mekanlardan waffle, midye ve kokoreç gibi yiyecekleri alıp oturduğu Çengelköy Sahili’nde de az sayıda insan var. Sahilin girişinde bulunan ve Çengelköy’ün en çok tercih edilen mekanlarından biri olan Midyeci Ahmet’in çalışanları satışlarda azalma olduğunu ama bu durumdan çok etkilenmediklerini ifade ediyor.

Ara sokaklarında ilerliyorum. Çengelköy’de sokak aralarındaki mekanların çoğu kapalı. Açık bir börekçide oturan tatlı bir teyzeyle karşılaşıyorum. Kendisi börekçinin sahibiymiş. Ulviye teyzeye tam kapanmanın getirdiği ekonomik sıkıntıları ve Çengelköy’deki etkilerini şöyle anlatıyor:

“Çengelköy’de akşam üzeri beşten sonra sokaklar ıssızlaşıyor, burada genel bir sakinlik var. Lakin Üsküdar çok kalabalık. Madem ki yasak Üsküdar’da da var, o zaman oradakiler niye geziyor? Burada biri yanarken diğeri de kanıyor. 13 Nisan’da kapattığımız dükkanımızı 5 Mayıs’ta açtık. Evlere servisi olan işletmeler tam kapanmaya uyum sağladı. Bizim böyle bir hizmetimiz yok, bu nedenle tek yapabileceğimiz dükkanımızı açıp müşteri gelmesini beklemek. Belki biri yolunu şaşırır, gelir bir şey alır da ekmek parası çıkar. Hazırdan yiyoruz, borçlandık da. Eskiden bayramlarda işlerimiz çok olurdu, kilolarca dolma sarardık, tatlı yapardık. Bu sefer bayram normal bir gün gibi geçecek.”

Şu ana kadar bindiğim hiçbir otobüste herhangi bir izin belgesi sorulmadı ve polis tarafından durdurulmadım.

Üsküdar esnafı Ramazan’da da umduğunu bulamadı

Türkiye’de artan koronavirüs vakalarına karşı bu sene Üsküdar esnafı Ramazan’da da aradığını bulamadı. Ramazan heyecanı pandeminin gölgesinde kaldı. Esnaf dört gözle normalleşmeyi bekliyor.

Koronavirüs vakalarının Türkiye’de görülmesinin ardından ülke genelinde bugüne kadar tüm kafe, kıraathane ve lokantalar 188 gün kapalı kaldı.  Barlar ve gece kulüpleri ise 16 Mart 2020’den bu yana kapalı durumda.

Ticaret Bakanlığı rakamlarına göre koronavirüs tedbirleriyle yaklaşık 2 milyon esnaf ve milyonlarca aile etkilendi. Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Gazetesi rakamlarına göre 2020 yılında en az 99 bin 588 esnaf kepenk kapattı.

Ramazan ayı boyunca lokanta ve kafelerin sadece paket servisle faaliyet göstermesine müsaade edilmesi kararı çıktıktan sonra, 4 ay aranın ardından kısıtlamalarla açılan Üsküdarlı esnaf sahipleri yeniden başlayacak olan tam kapanma kararı ile kara kara düşünüyorlar.  

“ESKİ RAMAZANLARI ARIYORUZ”

Üsküdar’da berber olan Ferit Kılınç: “Tam kapanma ile beraber geçimimiz daha da zorlaşıyor. Her sene bir önceki seneyi aratıyor. Bu yıl koronavirüs ile beraber tek umudumuz Ramazan ayıydı. Şimdi eski Ramazanları arar olduk. Biz geçimimizi işimizle geçiriyoruz. İş yerine, eve kira ödüyoruz. Kapalı olduğumuz zaman vergimizi vermeye devam ediyoruz. Biz devletten stopajın kaldırılmasını bekliyorken kaldırılmadı. Esnafa verilen basit usul destek şartlarımız uymadığından verilmedi. Kaldı ki İstanbul’da basit usul esnaf neredeyse kalmadı. 

Pandemi başında beri çalışmadığımız günlerde vergilerimizi vermeye devam ederken, bir sefer verilen 2,250 TL’lik destek haricinde hiçbir destek alamadık,” diye konuştu.

“22 YILLIK ESNAFIM, İLK DEFA VERESİYE TRAŞ YAPTIM”

22 yıldır esnaf olduğunu belirten Kılınç, “Ramazanlarda çoluk çocuk traş olmaya gelirdi. Artık çocukları geçtim eskisi kimse gelip traş olmuyor. Ramazan ayı heyecanı bu sene hiç yok. Yıllardır müşterim olan adam gelip benden veresiye traş istedi. Ben 22 yıldır esnafım ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım. Sadece o değil bu yıl birçok kişi gelip benden veresiye traş istedi,” diyen işletmeci Ferit Kılınç, sözlerini şöyle tamamladı:

Biz stopajların kaldırılmasını beklerken geçen ay 600 TL sürpriz bir stopaj ücreti çıktı bana. Ben şok oldum. Hiç beklemediğim bir şeydi. Gram altınım vardı onu bozdurdum öyle ödedim. Küçük esnaftan alınan stopaj ücretlerini kaldırılmasını istiyoruz. Faturalarım kadar stopaj ödüyorum. 

“SATIŞLARIMIZ YÜZDE 80 DÜŞTÜ”

Kasım ayından mart ayına kadar 4 ay kapalı olduklarını söyleyen Üsküdar’da dönerci olan Cihan Bavruk: “Ramazan ayı çok kötü geçiyor. Satışlarımız yüzde 80 düştü. Açtığımız süre zarfında sadece kiramızı ödeyebildik. 4 aydır doğalgaz, elektrik, su ödeyemiyoruz. Evimize zor geçindiriyoruz. Kiralarımızı ödeyemiyoruz. Tekrar tam kapanma ile ne yapacağımızı bilmiyoruz.

Devletten yeterli desteği göremedik. Ramazan ayında en azından işler biraz düzelir umuduyla bekledik ama bu sene Ramazan pandemi nedeniyle çok kötü geçiyor,” diyen işletmeci Cihan Bavruk, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bizde tam kapanma olmasını istiyoruz. Ama bizimde geçimimizi sağlamamız gerek. Her ay düzenli olarak faturalarımızı ödüyoruz. Birçok giderimiz var ama gelirimiz yok. Bizim istediğimiz yeterli bir destek görmek. Ramazan ayında tam kapanma ile ne yapacağız bilmiyoruz. Bir an önce aşılar tamamlansın, ülke eski günlerine dönsün. Başka da bir şey istemiyoruz.”

“ÖDEMELERİMİZİ NASIL YAPACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUZ”

Yetkililerin esnafın borçlarını karşılaması gerektiğini dile getiren Üsküdar’lı esnaf Akif Yavaş: “Ramazan ayında akşam 17.00-18.00 olunca dükkanı kapatmak durumundayız. Ramazan’da akşam pandemi tedbirleri var, gündüz de pek kimse gelmiyor. Tam kapanmayla Ramazan boyunca kapalı olacağız. Yetkilliler gelip en azından giderlerimizi karşılasınlar. Bu şekilde biz dükkanı kapatmaya razıyız. Çalışanlar mağdur oluyor. Biz faturalarımızı ödemekte güçlük çekiyoruz,” şeklinde konuştu.

Kısıtlamaların sadece esnafa geldiğini belirten Yavaş, “Ramazan ayının gelmesiyle beraber hazırlık yaptık. Faturalarımızı nasıl ödeyeceğimizi düşünüyoruz. Kısıtlamalar en çok bizi vurdu.  Ramazan ayı için malları getirttik ama elimizde kaldı. Devletin esnafa destek vermesini istiyoruz. En azından pandemi süresince kira desteği verilsin ya da kira vergisi alınmasın. Ramazan ayı gelince akşam 20.30’da iftar yapıyoruz. Saat 21.00’de de kısıtlama var,” diye konuştu.

Küçüksu’da baz istasyonu gerilimi

Üsküdar Küçüksu’da belediyenin izni doğrultusunda başlanan baz istasyonu yapım çalışmalarına mahalle sakinlerinden tepki geldi. Mahalle sakinlerinin kalabalık bir şekilde toplanarak engel olduğu baz istasyonu yapım çalışmalarına şimdilik ara verildi.

Üsküdar Belediyesi’ne bağlı Küçüksu Mahallesi’nde edinilen bilgilere göre Turkcell’e ait bir baz istasyonu yapımı mahalle sakinleri tarafından engellendi. Zabıta ve polisin de olay yerine geldiğini belirten mahalle sakini Şule Akansu, olayı Gazete Üsküdar’a anlattı.

“Belediyeden henüz ses yok”

Daha öncede aynı yere baz istasyonu için gelindiğini belirten Şule Akansu, mahalle sakinlerinin tepkisi sonucunda baz istasyonunun iptal olduğunu hatırlattı.  İBB’den herhangi bir izin alınmadığını söyleyen Akansu, “Üsküdar Belediyesi’nin onayı var deniyor. Şimdi zabıta geldi durdu ama belediyeden bir ses yok. Bütün mahalleli olarak kaldırımın üstüne ve yerleşim bölgesinin içine yapılan bu baz istasyonunu istemediğimizi belirttik. Biz burada vatandaşlar olarak duruyoruz. Onlar da çalışmaları durdurdular ama başında bekliyorlar,” dedi.

Baz istasyonu yapım çalışması

Mahalle sakinleri teyakkuzda

Üsküdar Belediyesi yetkililerine ulaşamadığını söyleyen Şule Akansu:  “İBB’den şu anda gelen yok, sadece Üsküdar Belediyesi’nin zabıtaları ve polis var,” derken, toplamda 20 kişi kadar mahalle sakinin süreci yakından takip ettiğini aktardı. Sokağa çıkma yasağına bu çalışmanın denk getirilmesine değinen Akansu: “Hatta dün gece sabaha karşı gelmişler. Bizim siteden arkadaşlar görüp durdurmuşlar. Şu anda insanlar fark etmesin, gelmesin diye sokağa çıkma yasaklarından istifade ediyorlar. Çıkanlara da polis yasak var diyerek ikaz ediyor,” dedi.

Son olarak baz istasyonu için kaldırımda açılan çukurun geri kapatılmadığını söyleyen Akansu:“Üsküdar Belediyesi’ndeki yetkililere ulaşamıyoruz. Mahallemizden arkadaşlar İBB’den yetkilileri aramışlar fakat bilgimiz yok demişler. Zabıtalar siz gidin diyor. Daha sonra burası yapıldıktan sonra itirazınızı bildirirsiniz diyorlar… Mantık mı bu?” şeklinde sitem etti.  

Olay yerine zabıta ve polis ekipleri de geldi.

Peki yasal mevzuat nedir?

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK), baz istasyonlarının kurulumu için “Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uyulması kaydıyla kapsama ve kapasite artışı sağlanması gereken yerlerde kurulabilmektedir,” diyor.

Osman Çerezci ve Selim Şeker’in 2014 yılında yazdıkları “Baz İstasyonları Nerelere ve Nasıl Kurulmalıdır?” isimli makalede konuyla ilgili mevzuatın teknik eksikliklerini incelenmiş. Makalede sağlık açısından dikkat çeken bir tespitte var. Bu durum şöyle açıklanmış: “Uzmanlar son yıllarda şehir için artan radyasyon nedeniyle baz istasyonlarının son derece dikkatli ve güvenli bir şekilde yapılmasını söylüyor. Elektromanyetik Alanlar Güvenlik Komisyonu’nun (ICEMS) 22-24 Şubat 2006 tarihinde İtalya’nın Benevento kentinde ‘Elektromanyetik Alanlara İhtiyatlı Yaklaşım: Mantıksal Temel, Yasal Düzenlemeler ve Uygulama’ başlığında düzenlediği toplantı ışık tutar niteliktedir. Bildirgede, elektromanyetik alanların olumsuz sağlık etkilerine yönelik kanıtların arttığı, bu kanıtların halk sağlığı sorunu olarak ele alınması ve incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bildirgede elektromanyetik alanların biyolojik sistemleri etkilemediği görüşünün bilimsel düşünceyi temsil etmediği belirtilmektedir.”

Baz istasyonu konusunda kazanılan bir dava var

2010 yılında Sabit Yalçın’ın, evinin karşısında bir çatıya konulan baz istasyonuna karşı 3,5 yıl boyunca tek başına verdiği hukuk mücadelesi sonucunda mahkeme tarafından baz istasyonunun sökülmesine karar verilmişti ve baz istasyonu sökülmüştü.

Bolununsesi.com’dan edindiğimiz bilgilere göre Yargıtay 4 mart tarihinde verdiği kararda; “…Baz istasyonunun yaydığı radyasyonun referans değerlerinin altında olsa bile, zaman içinde bölgede radyasyon yoğunlaşması ve buna bağlı olarak hastalıklara yol açacağına…” hükmederek Sabit Yalçın’ı haklı bulmuştu.

Üsküdar’ın temizlik işçileri: Bizi insan yerine koymuyorlar

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Üsküdar’ın temizlik işçileri ile sorunlarını ve beklentilerini konuştuk. Bir temizlik işçisi “Artık bizi insan yerine koymuyorlar. Üsküdar Belediyesi’nin gözünde değerimiz yok ama Üsküdar’ı Üsküdar yapan şey temizlik” diyerek sitem ediyor.

Türkiye’de 11 Mart 2020 tarihinden itibaren yasaklarla birlikte ilan edilen karantina günlerinde herkes evlerine kapandı. Sağlık çalışanları, kuryeler, temizlik işçileri gibi çalışmak zorunda olanlar ise sahadalardı…

Çevre temizliği toplum sağlığının demirbaşlarındandır. Biz evlerimizde salgınla mücadele ederken dışarıda bizim refahımız ve sağlığımız için haftanın altı günü ter döken temizlik işçileri ise risk alarak çalışmalarına devam ediyorlar.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Üsküdar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde çalışan temizlik işçileri ile konuştuk, onların dertlerini dinledik.

Temizlik işçilerinin en büyük problemleri hak ettikleri değeri görmemeleri ve yeterli ücreti alamamaları, üst ve amirleri tarafından insan yerine konmamaları, sözleşmelerinde bulunmayan ağır işlerde çalışmak zorunda kalmaları ve koronavirüs döneminde gördükleri duyarsızlık.

“Üsküdar Belediyesi’nin gözünde değerimiz yok ama Üsküdar’ı Üsküdar yapan şey temizlik.”

Sorunlarını dinlediğim bir temizlik işçisi “Artık bizi insan yerine koymuyorlar. Üsküdar Belediyesi’nin gözünde değerimiz yok ama Üsküdar’ı Üsküdar yapan şey temizliktir. Bütün işler bizim tarafımızdan yapıldığı zaman kamu statüsünde oluyoruz ancak bize yararlı bir şey yapılacağı zaman kamudan muaf oluyoruz. Yani ezilen yine biz oluyoruz. Belediyede hiçbir birim bizim kadar çalışmıyor, bizim kadar ezilmiyor. Hakkımız verilmiyor. Örneğin diğer birimler 1500 lira ikramiye alırken biz 500 lira alıyoruz. Üsküdar Belediyesinin dışında diğer belediyelerle çalışan temizlik işçileriyle aramızda yüzlerce lira fark var. Taşerondan çıkınca herkes bize hayırlı olsun, yarı kadrolu oldunuz dedi. Biz de umutla sevindik. Taşeronda da hakkımız yeniliyordu. Mesai yapıyorduk, doğru düzgün mesai haklarımız verilmiyordu. Belediye devlet kapısıdır, tüm haklarımız verilir diye düşündük ama geçtiğimize pişman olduk. Asgari ücretle bizim aramızda 1500 lira fark vardı. Şu anda asgari ücretle neredeyse aynıyız. Belediyeye geçtikten sonra herkes bizi geçti, biz hâlâ yerimizde sayıyoruz. Keşke taşeronda kalsaydım, en azından her şey dahil 6000 lira maaş alırdım. Eskiden bir pazara çıkardık sepetimiz dolardı, cebimizde para kalırdı. Şimdi pazara çıkıyoruz sepetimiz dolmuyor, cebimizde para kalmıyor. Maaş bitince kredi kartından harcamak durumunda kalıyoruz. Bir tane borcu olmayan temizlik işçisi görmedim, hepsinin kredi kartları patlamış. İşverenler ‘Arkadaşlar biz sizin hakkınızı ödeyemeyiz, inşallah sizin hakkınızı Cenâb-ı Hak öte dünyada ödeyecek’ diyorlar. Bu nasıl bir mantıktır? Benim hakkımı ödeyemeyeceğini düşünüyorsa şartlarda iyileştirme yapmayı neden düşünmüyor? Niye parmağını kıpırdatmıyor? Kaç tane arkadaşımız iş kazasında öldü. Üst mercilerden bir tanesi gelip de cenazeye katılmadı.” diyerek sitemini dile getirdi.

Ayrıca elinde tuttuğu kurabiye kutusunu göstererek sözlerine şöyle devam etti: “Bugün bize kurabiye dağıttılar. Onun kutusuna yapılan masrafa yazık. Onu vermekle bizim gönlümüzü alamazlar. Onlar benim hakkımı vermedikten sonra getirip kurabiye verseler ne olacak.”

Temizlik işçilerinin bir diğer sorunu da sözleşmede yazmayan ağır işleri yapmak zorunda kalmaları. Bir başka temizlik işçisi bu durumu şu sözlerle özetliyor:

“Normalde benim elime süpürge alıp sadece sokakları süpürmem lazım. Benim işe alınma görevim bu. Ama duvar boyama, ev taşıma, duvar boyama, konteyner boyama, halkın özel bahçesini boyama ve ot kesme gibi görevler de bizde. Her işe koşturuyoruz. Haftanın altı günü sekiz saat çalışıyoruz.

Bütün ağır işleri bize yaptırıyorlar. Kirazlıtepe’deki kentsel dönüşümde evleri yıkılan kişilerin eşyalarını biz taşıdık. Önce depolara götürdük, oradan da yeni evlerine götürdük. Bir meslektaşım pimapen taşıyamam, belim ağrıyor dediği halde bizi ilgilendirmez dediler. Adam bel fıtığı oldu, kırk gün evde yattı. Üstüne de adamı on gün ücretsiz izine çıkardılar. Zaten işimiz ağır ve tehlikeli. Karşı çıkınca hemen kapıyı gösteriyorlar. Anlayış göstermiyorlar. Karşı çıkan olunca hemen kapıyı gösterip on bin kişi bu işe girmek için hazır diyorlar. Gerçekten de aramızda üniversite mezunu arkadaşlar da var.

Bu hastalık çıkmadan önce sabah 6.30’dan 7.30’a kadar çöp poşetlerini yırtıp geri dönüşüme gidecek eşyaları ayıklıyorduk. Aramızda enfeksiyon kapanlar oluyordu.

Yakın zamanda ise halka patates ve soğan dağıttılar. Çuvalları tırlardan boşaltma görevi de bizdeydi. Beş tır ben boşalttım. Görev bitiminde ise çürük patates çuvallarını hediye olarak vermeye çalıştılar. Kabul etmeyince yarım çuval sağlam soğan aldım.”

Yaptıkları bu işlerin birçoğunun görüntüleri ise Üsküdar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün sosyal medya hesaplarında yer almıyor.

“Haftada 3 adet maske, bir ayda 2 adet eldiven veriyorlar.”

Pandemi döneminde temizlik işçileri risk altında. Belediye size koronavirüs önlemi olarak maske ve eldiven dağıtıyor mu? Halk bu konuda duyarlı davranıyor mu?

Bu soruların cevabını bir temizlik işçisinden dinleyelim:

“Belediyenin bir gün size test yapalım dediğini görmedik. Devamlı dışarıdayız, insanlarla iç içeyiz. Her türlü şeyle karşılaşıyoruz. Haftada 3 adet maske, bir ayda 2 adet eldiven veriyorlar. Bunlarla gel de kendini muhafaza et. Maskeyi ve eldiveni yetmediği zamanlarda kendi cebimizden alıyoruz.

İnsanlar ağızlarından çıkardığı maskeyi sokağın ortasına atıyor. Bazen öyle yerlere takılıyor ki süpürgeyle çekemiyoruz. O zaman kendi elimizle almak durumunda kalıyoruz. Elimizde eldiven oluyor ama neticede maskeyi elimizle tutuyoruz. Kimde virüs var, kimde yok bilemiyoruz ki. Maskenin de kime ait olduğunu bilmiyoruz.

Akşama kadar çöpün içinde çalışıyoruz. Adam virüslü, evde karantina altında. Her şeyini çöpe atıyor ve o çöplerle biz temas ediyoruz. Bizi de aşı için öncelikli gruba alabilirlerdi. Tek yaptıkları kronik hasta olanları ücretsiz izne göndermek oldu.

Ben kronik hastayım ama ücretsiz izine çıkartacaklar diye korkumdan gidip de rapor almadım. Nasıl alayım? Hemen ücretsiz izne çıkartırlar. 1700 lira kira ödüyorum, nasıl yetsin?”

Sendika işçinin hakkını aramıyor

Temizlik işçileri bağlı bulundukları sendikanın onların haklarını aramadığını düşünüyor. Anlattıklarına göre zaten isteyerek de seçilmiş bir sendika değil. Belediye amirlerin önlerine sendika formunu koymuş ve imzalamak zorunda kalmışlar. Bir işçi “Normalde her birimde herkes kendi sendikasını seçmekte özgürdür. Bizi zorla üye ettiler. Önümüze formu koyup ne olduğunu anlamadan aceleyle imzalattırdılar.” diyor.

Giyinme ve mola verme şartları iyi değil

Temizlik işçilerinin mola verecek ve üstlerini değiştirecek alanları kısıtlı. Bazıları ise hijyenik olmayan koşullarda. Bir işçi mevcut durumu: “Eskiden konteynerın içinde soyunup giyiniyorduk. Yağmur yağınca kıyafetlerimiz su içinde kalıyordu. Halen de suyun içinde üstünü değiştiren, cami altında tuvaletin yanındaki küçücük odada üstünü değiştiren arkadaşlarımız var. Şimdi Güzeltepe’de Tedaş’ın eski binasına bir yer yapıldı da arkadaşlar rahat ettiler biraz.” ifadeleriyle dile getiriyor.

Haklarını dile getirmeye korkuyorlar

Röportaja başlamadan önce işçiler benden özellikle isimlerini ve fotoğraflarını yayımlamamamı rica etti. Çünkü daha önce başka arkadaşlarının benzer durumlardan ağızları yanmış. Bir işçiye neden korkuyorsunuz diye soruyorum. “Eskiden Bağlarbaşı Kültür Merkezinde toplantılar düzenlenirdi. Orada bir keresinde bir derdiniz var mı diye sordular. Diğer meslektaşlarım da dertlerini, tasalarını rahatça söyledi. Sonra bir baktık seksen kişi birden işten çıkarılmış. O günden beri de kimse şikayetini dile getiremez oldu. Şu anda herkes korktuğundan susuyor.” cevabını veriyor. Aldığım cevap karşısında şaşırdığımı itiraf edebilirim.

Haberi temizlik işçileri ve tüm işçilerin, emekçilerin bayramını kutlayarak bitirmek istiyorum. Umarım en yakın zamanda haklarına kavuşurlar.

Not: Haberde kullanılan görseller Üsküdar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün Twitter hesabından alınmıştır.

İBB ve Üsküdar Belediyesi arasında “Halk Ekmek” krizi

İBB’nin 2020 Aralık ayında artan talep nedeniyle 142 yeni Halk Ekmek büfesi açma kararı İBB Meclisi’nden geçmiş ve dul, yetimler, gaziler ve şehit yakınlarına büfe işletme hakkı tanınmıştı. Karar sonrası geçtiğimiz günlerde Üsküdar’da çeşitli noktalara yerleştirilmek istenen Halk Ekmek büfelerini Üsküdar Belediyesi görevlileri engellemeye çalıştı.

İBB Meclisi yeni Halk Ekmek büfelerini kabul etmişti

Dün İBB’nin Üsküdar’da 15 Temmuz gazisine tesis ettiği Halk Ekmek büfenin Üsküdar Belediyesi’ne bağlı zabıta ekipleri tarafından kaldırılmak istenmesi, Üsküdar Belediyesi ile İBB arasında gerilime neden oldu.  Halk Ekmek A.Ş Yönetim Kurulu Başkanvekili Özgen Nama, “Suç işliyorsunuz, ortada İBB Meclis kararı var. Bu hukuksuzluğa izin vermeyeceğiz,” dedi. Nama sosyal medya hesabından: “Ünalan ve Bulgurlu mahallelerimize Halk Ekmek büfelerimizi konumlandırdık ancak 2 saat geçmeden Üsküdar Belediye Zabıta ekipleri tarafından hukuksuzca Halk Ekmek büfelerimiz kaldırılmak isteniyor! Bu hukuksuzluğa izin vermeyeceğiz! #HalkınEkmeği bizim kutsal davamızdır,” paylaşımında bulundu. 

Nama: “Suç işliyorsunuz”

İBB çalışanlarının Üsküdar Zabıta ekiplerine karşı direnmesi sosyal medyada geniş yankı bulurken sözlerine konunun teknik ve hukuki boyutuna getiren Nama “Suç işliyorsunuz. Ortada meclis kararı var. Devlet şöyle yönetilir; İBB Meclisi’ne itiraz edebilirsiniz. O meclis kararını dava da edebilirsiniz. Bölge idare mahkemesine başvurursunuz iptal için. ‘Üsküdar’da biz büfe istemiyoruz’ diyebilirsiniz. Ama bunun yolu; zabıtayı buraya dökerek hukuksuz şekilde bu büfeyi aldığınızda memurlar olarak suç işlemiş olursunuz. Sizin üstleriniz, sizin siyasileriniz size bu talimatı verebilir. Ama sakın böyle bir şey yapmayın. Sizleri uyarıyorum, her biriniz için ayrı ayrı suç duyurusunda bulunuruz,” açıklamasında bulundu. 

İBB Sözcüsü Ongun açıklama yaptı

İBB Sözcüsü Murat Ongun, Üsküdar Belediyesi’nin bu yaklaşomına sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Ongun “İhtiyaç analizi yaparak İstanbul’un çeşitli noktalarına kurduğumuz Halk Ekmek büfeleri, Üsküdar’da olduğu gibi, İBB Meclisi kararına rağmen bazı ilçe belediyeleri tarafından kaldırılmak istenmekte. Halkımızın ucuz ve sağlıklı ekmeğe ulaşmasını hiçbir güç engelleyemez,” dedi.

Üsküdar Belediyesi: “İzin alınması gerekiyor.”

Üsküdar Belediyesi, İBB ile yaşanan krizle ilgili açıklama yaptı. Üsküdar Belediyesi, İBB Sözcüsü Murat Ongun’a cevaben, sosyal medya hesabında tartışmanın videosunu paylaşarak yaptığı açıklamada, “Ekmek Büfesi koyamazsınız demiyoruz. İBB Meclisi’nde CHP’li üyelerin de imzasıyla alınan kararı anlatmaya çalışıyor, işimizi hukuki zeminde yapmaya çalışıyoruz. Fakat karşımızda “burası bizim, karar ve nizam tanımayız,” diyen bir anlayış var. Kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz,” ifadelerine yer verdi.

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ise şu açıklamalarda bulundu:

— “İBB Meclis kararında görüleceği üzere, büfelerin şehit yakınları gazi ve engellilere verilmesi ve ilçe belediyesinin imar ve şehircilik yönünden uygun görüşünün alınması gerekiyor.”

—”Soruyoruz; belediyemizden böyle bir görüş, onay aldınız mı? Şehircilik, yönetim anlayışız bu mu?”

— “İBB meclisinde oy birliğiyle alınan karar var; ‘Büfe yerleri İlçe Belediyesi ile istişare edilerek, bırakılacak’, görevli arkadaşımız sabırla anlatıyor. Fakat büfe bırakmaya bile CHP İlçe Başkanıyla gelen yetkili ‘buralar bizim size mi soracaktık,’ diyor. Böyle mi yöneteceksiniz!”

Vatandaş Üsküdar Belediyesi’ne tepki gösterdi

İBB ve Üsküdar Belediyesi arasındaki anlaşmazlık sürerken, dikkat çeken noktalardan bir diğeri de halkın tepkisi oldu. Üsküdar Belediyesi’nin İBB’nin Halk Ekmek büfesi kurmasını engellemesine bir kadın isyan etti: “Biz de istiyoruz fırından sıcak ekmek yemeyi. Saatlerce kuyrukta bekliyoruz. Bir gün de o yöneticiler girsin kuyruklara. Yeter artık canımızdan bezdirdiniz!”

Üsküdarlı spotçu Aziz Duman: Her gün umutla geldiğim iş yerimden evime siftahsız dönüyorum

Koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına alırken alınan tedbir ve uygulamalar nedeniyle esnaflar da süreçten olumsuz etkilendi. Üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitim görmeleri sebebiyle ikinci el eşya satan dükkanlarda işler durma noktasına geldi. Üsküdar’da spotçuluk yapan Aziz Duman, “Bir haftadır işe her gün umutla geliyorum, siftahsız dönüyorum. Öğrencilerin gelmesini dört gözle bekliyoruz,” diyor.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında üniversitelerde yüz yüze eğitime ara verilmesiyle ikinci el eşya satışı bir anda durdu. Geçiminin büyük bir kısmını öğrencilerden sağlayan spotçular sancılı bir döneme girdi. 1984 yılından beri Üsküdar’da spotçuluk yapan Aziz Duman eskiden ufak tefek de olsa işlerin olduğunu ama şu anda tam olarak durma noktasına geldiğini söylüyor. Üsküdar’da başka bir ikinci el alım-satım dükkanının sahibi olan Mehmet Özdemir ise devletin desteğinin yeterli olmadığını ifade ediyor.

Aziz Duman yaşanan bu durgunluğun nedenlerini şöyle değerlendiriyor:

“Okul olmayınca bizde iş yok, %90 öğrenciye bağlıyız. Eskiden yazlıkçılar vardı şimdi onlar da ikinci el almıyor. Herkes sıfır alıyor. Ürünün nakliyesiyle uğraşmıyor. Sıfır makineye göre %70 indirim yapıyorum. Sıfırı 3000 lira olan makineyi ben 700 liraya satıyorum. Buna rağmen alım yok, bazen zararına bile satıyorum. Eskiden yukarı mahallede çevik kuvvet vardı. Onlardan da müşterimiz vardı ama şimdi onlar da gelmiyor. Bir de öğrenci öğrenciye devrediyor. Cumartesi günü yukarı mahalleden bir makine aldım. 13 senedir aynı evde 5 öğrenci aynı makineyi birbirine devretmiş. En son devir alan hukuk öğrencisi mezun olunca bana sattı. İnternet üzerinden satışlar da bizi olumsuz yönde çok etkiledi.”

Her gün umutla geliyoruz, siftahsız dönüyoruz

Duman, bu durgunluğun maddi ve psikolojik etkilerini ise “Depom şu anda hemen hemen dolu. Burası kira, hep cepten harcıyoruz. Kapatıp gitsen ne yapacaksın. Boş duramazsın. Sabahları dükkanı açasım gelmiyor. Her gün şahsi masrafım ne kadar sıkarsam sıkayım en az 50 lira. Dün cebimde 500 lira vardı. O parayı dün akşam kredi kartı borcuma yatırdım. Cebimde şu anda 5 lira var. Kredi kartlarından geçiniyoruz. Her gün umutla geliyoruz, siftahsız dönüyoruz. Yine de dükkanımı kapatmayı düşünmüyorum. Bağlasalar evde durmam. Bu sene ekime kadar işler bizim için durgun seyredecek gibi görünüyor. Öğrencilerin gelmesini dört gözle bekliyorum,” diyerek ifade ediyor.

Veresiye defterim kabardı, kimseden paramı alamıyorum

Üsküdar’da başka bir ikinci el alım-satım dükkanının sahibi olan Mehmet Özdemir pandemiden önce işlerinde bir sıkıntının olmadığını, pandemiden sonra ise satışların yok denecek kadar azaldığını söylüyor. Normalde nakit olarak çalıştığını fakat salgın sürecinde tanıdıklarının vasıtasıyla gelen kişilere veresiye mal sattığını, 40 bin liranın üzerinde alacağı olduğunu ama bu meblağı kimseden alamadığını dile getiriyor. Özdemir, “Malı veresiye verdiğim kişiler bana, evimin faturasını ödeyemedim, elektriğim kesildi gibi nedenlerle alacağımı vermiyorlar. Eskiden bir kişiden ödeme almadığın zaman önceki yaptığın işler onu amorti ederdi. Artık ödeme alamadığın zaman onu amorti de edemiyorsun. Direkt maddi olarak içeri giriyorsun.” diyor.

İnternetten satışlar esnafı olumsuz etkiledi, esnaf internetteki tehlikeye dikkat çekiyor

Özdemir, Aziz Duman’ın da belirttiği gibi internet üzerinden satışların işlerini olumsuz etkilediğini söylüyor. “Bu satış platformlarının vatandaşa faydası yok. 500 liraya bir makine için anlaşmış diyelim. Nakliyesiyle bu miktar 700 lirayı bulacak. Ben zaten 500 liraya 1 yıl garantili mal veriyorum. O platformlardan aldığına da güvenemiyorsun. Çok fazla sahte ve bozuk mallar satılıyor. Bir makinenin hasarlı olup olmadığını vatandaş anlayamaz ama ben gidince anlarım,” diyerek internetteki tehlikeye dikkat çekiyor ve vatandaşın esnaftan alışveriş yapmasını istiyor.

Devletten bir yardım göremedim, görecek gibi de değilim

Özdemir, süreç içerisinde devletten yeterli kadar destek alamadığından dertli. Şikayetlerini ve beklentilerini şu sözlerle ifade ediyor:

“Devletten kredi aldım. Bugün öteleyeyim desem her aya 500 lira faiz koyuyor. Bu faiz oranları da alınan miktara göre değişiyor. Bunu yapan da bir devlet bankası. Ben bu dükkana 3250 lira kira veriyorum. Bağkur, vergiler, eleman, faturalar derken aylık giderim 8000 lirayı buluyor. Giderim çok, gelirim az. Devlet bana hafta sonu dükkanını kapat dediğinde kapatıyorsam devletin dükkanımı bir şekilde döndürmesi gerekiyor. Sosyal devlet olmak bunu gerektirir. Devlet yardım etmek istiyorsa yapılandırmaları ertelesin. Yapılandırmayı alıyorlar fakat eğer ödemezsem bozacaklar. Burada yardım nerede? Devletten bir yardım göremedim, görecek gibi de değilim.”