Hilmi Türkmen: Bostan’ın dokusunun bozulmasına asla müsaade etmeyiz

Geçtiğimiz haftalarda Kuzguncuk Bostanında açılan Köy Pazarına Kuzguncuk sakinlerinin tepkisini haber yapmıştık. Pazarın açılışında Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’e pazarı ve pazarın kurulması hakkında gösterilen tepkileri sorduk.

Kuzguncuk’ta her Cumartesi kurulması planlanan köy pazarına Kuzguncuk sakinlerinden tepki gelmişti. Kuzguncuk Mahallesi Muhtarı Ali Faik Kaptan “Kuzguncuk’un dokusunu kaybettikten sonra bir daha geri kazanılabilir miyiz? Ben bunları Kuzguncuk’u bozma projeleri olarak düşünüyorum.” derken Kuzguncuklular Derneği Başkanı Tülay Atabey ise “Kuzguncuk bostanı çok eski bir bostan. Sıradanlaştırılan ve herhangi bir yerde yapılabilecek etkinlikler için kullanılan bir bostan kimlik kaybına, kimlik zaafiyetine uğruyor.” demişti. Köy pazarına tepkiler sürerken bu konuyu Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ile görüştük.

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen: Biz Bostan’ın dokusunu asla bozmayız ve buna müsaade de etmeyiz

Türkmen, “Bostan’da biz zaten sebze üretiyoruz, burası tarihi bir bostan. Buraya İlya’nın Bostanı derler, belki de dört-beş yüzyıllık bir geçmişi var. Biz burayı Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden kiraladık, burayı halkla beraber ekip dikiyoruz. Bugün de burada Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinden gelen gençler orada yetiştirdikleri ürünleri burada satıyorlar. Bu ürünlerin iki özelliği var. Doğal olması ve uygun fiyatlı olması. Ayrıca orada üretilen ürünlerden oluşan bir kasa yaptık. Kasanın içerisinde domates, salatalık, patlıcan, biber, maydanoz var. 10-12 kiloluk bir kasa. Bize her hafta 300 kasa gönderecekler, biz de alıp Üsküdar’daki ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza ücretsiz bir şekilde dağıtacağız. Bu da İstanbul’da bir ilk.” dedi.

Kuzguncuk sakinlerinin tepkisini değerlendiren Türkmen “Biz Bostan’ın dokusunu asla bozmayız ve buna müsaade de etmeyiz. Burada kalıcı bir yapılaşma yok. Hepsi seyyar kasalar, tezgahlar. Akşam 17 gibi hepsini kaldıracağız ve tertemiz temizleyeceğiz. Zaten burası bir sebze tarlası. Tam da buranın dokusuna uygun bir faaliyet bu. Bir defa bunun altını çizelim. Trafiği etkiler mi? Evet, bu konuda kendilerine hak veriyorum. Böyle bir endişe bende de var. Bugün bunu bir göreceğiz. Gerçekten de trafiği burada önemli ölçüde etkilerse bunu tekrar düşüneceğiz ama bu pazarın burada olması, organik ürünler satması tam da bu dokuya uygun. Bunda bir sıkıntı yok. Şu andaki durum iyi gidiyor” ifadelerini kullandı.

Üsküdar İcadiye’de bir binada çıkan yangında iki daire kullanılamaz hale geldi

Üsküdar İcadiye’de 4 katlı bir binanın en üst katında çıkan yangın sonucu iki daire kullanılamaz hale geldi. Yangında mahsur kalan 18 yaşındaki bir kişi itfaiye ekiplerince kurtarıldı.

Üsküdar İcadiye Mahallesi Cemil Meriç Sokak’ta bulunan 4 katlı binanın en üst katında bulunan bir dairede henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı.

Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Dairede mahsur kalan 18 yaşındaki bir kişiyi merdiven aracıyla kurtaran itfaiye ekipleri, yan daireye de sıçrayan yangını yaklaşık bir saatlik müdahalenin ardından kontrol altına aldı.

Ekiplerin soğutma çalışmaları sürüyor.

Öte yandan, dairelerin yanma anı ve mahsur kalan kişinin kurtarılması çevrede bulunan kişilerin cep telefonu kameralarına yansıdı.

Üsküdar kıyılarında deniz kirliliği

Üsküdar sahilinde tek kullanımlık plastik atık ve maske gibi çöplerin bulunduğu sahilde, kirlilik sebebiyle deniz anası sayısında artış olduğu görüldü. Sahile gelen vatandaşlar, karşılaştıkları görüntü nedeniyle şaşkınlık yaşarken, denizin kirli olmasına tepki gösterdi.

İSTANBUL (AA) – Üsküdar sahilinde kıyıya vuran çöplerin oluşturduğu kirlilik çevredekileri rahatsız etti.

Tek kullanımlık plastik atık ve maske gibi çöplerin bulunduğu sahilde, kirlilik sebebiyle deniz anası sayısında artış olduğu görüldü.

Sahile gelen vatandaşlar, karşılaştıkları görüntü nedeniyle şaşkınlık yaşarken, denizin kirli olmasına tepki gösterdi.

Çorum’dan İstanbul’a ziyaret amacıyla geldiğini söyleyen Seyfettin Körpe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, denizde ufak bir kirlilik olduğunu ancak kirliliğin çoğalması halinde problem olacağını belirtti.

İstanbul’un, Üsküdar‘ın, yerli ve yabancı turistler tarafından çok fazla tercih edildiğine dikkati çeken Körpe, “Burada yol bozulduğu zaman nasıl asfalt yapılıyorsa, denizlerimize de bu şekilde sahip çıkılması lazım. Denizlerin kirlendiği zaman temizlenmesi lazım. Denizlerimiz herkesin gelip havasını değiştirdiği bir alan. Dolayısıyla herkes sorumluluğunu bilip bu alanı temiz tutup, devamlılığını sağlaması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Denizdeki kirlilik karşısında şaşkınlık yaşayan Melek Korkmaz da “Bu kadar güzel bir ülkede denizin böyle kirli olması hiç hoş bir şey değil. Denizi korumak zorundayız. Böyle güzel bir ülkeyi kirletmemek gerekiyor. Güzel, hoş değil. Her tarafta çöp kovaları var. Denize çöp atılması doğru şeyler değil.” diye konuştu.

Uncular Esnafı: İki aydır ekmek yiyemiyorum

Üsküdar’ın gastronomi noktası olması planlanan Uncular Caddesi’nde aylardır süren yol ve altyapı çalışması halen devam ederken esnaf ve vatandaşlar caddenin şu anki halinden şikayetçi. Bir esnaf “iki aydır ekmek yiyemiyorum” derken engelli bir vatandaş ise yoldaki bozulmalardan dolayı yürümekte zorluk yaşadığını ifade etti.

Uncular Caddesi Üsküdar Belediyesi’nin Üsküdar’ın gastronomi noktası olarak adlandırdığı bir cadde. Üsküdar’ın merkezinde, Marmaray’ın dibinde yer alan bu cadde Üsküdarlıların buluşma ve sosyalleşme mekanı. Bunun yanında Üsküdar’ı gezmeye gelen turistlerin de dinlenme yeri.

Bu cadde aslında yıllardır İstanbul’un inşasına malzeme satan inşaat yapı firmalarının merkezi olarak biliniyor. Üsküdar Belediyesi’nin 2020 yılının sonunda duyurduğu bu yeni proje ile birlikte binaların dış cepheleri yenilendi, balkonlar yapay çiçeklerle süslendi. Sıra yolun düzeltilmesine geldi. İlk başta bu habere sevinen esnafın sevinci kursağında kaldı.

Yapımına yaklaşık iki ay önce başlanan yol çalışması ve altyapı güçlendirme çalışmasından hem esnaf hem de vatandaşlar dertli. Yollar toz, toprak içinde ve yer yer çukurlar var.

Tüm cadde boyu süren bu problem aylardır devam ediyor. Özellikle esnaf, gittiğim günü caddenin iyi hali olarak nitelendiriyor. Geçtiğimiz haftalarda yağan şiddetli yağmurlarda yol çamurdan yürünemez hale gelmiş.

Caddedeki lokantaya yemeğe geldiklerini söyleyen iki engelli vatandaş yoldaki bozulmalardan dolayı yürümekte zorlandıklarını ve lokantalardaki basamakların kaldırılmasından dolayı zor anlar yaşadıklarını ifade ettiler.

İki aydır ekmek yiyemiyorum

Esnaflar da bir an önce çalışmanın bitmesini bekliyor. Kapısının yanında büyük bir çukur açılan ve günlerdir kapatılmayan bir pizzacı derdini şöyle ifade ediyor: “Başıma gelmeyen şey kalmadı. Zaten 1.5 senenin yarısını kapalı geçirmişiz. Üç dükkanım vardı, birini kapatmak zorunda kaldım. Bu süreçte inanılmaz savaş verdim. Bu yol çalışması esnasında dükkanımın önüne hendek kazdılar, iki ay boyunca benim dükkanıma insan giremedi. Bir Allah’ın kulu sen ne yiyeceksin, ne içeceksin demedi. Beklemiyorum zaten. Belediyeden kimse senin zararın ne kadar biz bunu karşılayalım demedi. İşçiler kapımın önünde duran kanalizasyon borusunu patlattılar. İSKİ’yi aradım, biz eleman gönderdik ama işçiler geri gönderdi dediler. Sokakta üç kez doğalgaz borusunu patlattılar. Burada vatandaşlar doğalgaz borularının yanından geçiyor. Her yer toz toprak. İki aydır ekmek yiyemiyorum. Belediye başkanı geldi ve bu çalışmayı sizin için yapıyoruz dedi. Eğer bizim için yapıyorsanız bunun samimiyetini gösterecektiniz. Tam kapanma döneminde yapacaktınız bu çalışmayı ya da yolun başından trafiği kapatacaktınız. Araçlar girip çıktığı için ne vinç doğru düzgün çalışabildi ne de kepçe. “

Kapısının yanındaki çukurun bir an önce kapatılmasını isteyen ve iş güvenliğinden yana dert yanan pizzacı konuşmasını şöyle bitirdi: “İş yerimin dibinde bir aydır çukur var. Ben bu çalışma sırasında beş kere düştüm. İş güvenliği sıfır, çalışma sistemi sıfır. Bizim görüşlerimizi dinlemiyorlar. Kepçeler gelişigüzel çalışıyor, benim motorun aksını parçaladılar. Faturasını yetkililere götürdüm ama parasını ödemediler.”

Vatandaşlar buraya yağmurda çamurdan, güneşteyse tozdan ve topraktan gelemedi

Caddenin sonunda ise başka bir vinç çalışıyordu. Astımım olduğu için tozdan etkilenip bir süre çalışmanın bitmesini bekledim. Çalışmayı izleyen bir esnaf ile konuştum. O da çok ızdırap çektiğini belirtiyor ve yetersiz bir çalışma yapıldığına dikkat çekiyor. “Deneme yanılma usulü çalışılıyor. Geçenlerde doğalgaz patladıktan sonra yirmi dakika gaz fışkırdı. Düzenli çalışsalar yapılması gerekeni yapıyorlar ama düzensiz çalışıyorlar. Ellerinde bir proje yok. İşlerimiz azaldı. Vatandaşlar buraya yağmurda çamurdan, güneşteyse tozdan ve topraktan gelemedi. Siz olsanız gelir misiniz? Ben olsam ben de gelmem. Bu çalışmayı bir ayda bitirselerdi hiç olmazsa biraz teselli bulurdum. İş kaybım oldu ama dükkanımın değeri arttı, sokağımın değeri arttı diye sevinirdim. Kim bilir burada kaç esnaf iflas etme noktasındadır. Artık gerekenin yapılmasını istiyorum,” diyor.

Üsküdar Belediye meclisine sunulan Veyis Ateş ve Süleyman Özışık’la ilgili önerge reddedildi

gazete üsküdar belediye meclis toplantısı

Üsküdar Belediyesi’nin, 2018 yılında Veyis Ateş ve Süleyman Özışık’ın verdiği “Yazarlık Okulu” paylaşımlarını soyalar medya hesaplarından silmesi üzerine CHP Üsküdar Belediye Meclis grubu iki isme ne kadar para ödendiğine dair önerge verdi. Verilen önerge mecliste çoğunluğu elinde bulunduran AK Partili Meclis üyelerince reddedildi.

5 Temmuz Pazartesi günü Üsküdar Belediyesi Meclis Salonunda gerçekleşen belediye meclisi toplantısında CHP meclis grubunun verdiği önergeler arasında Üsküdar Belediyesi’nin, Veyis Ateş ve Süleyman Özışık’a 2018 yılında verdirdiği “Yazarlık Okulu” ile ilgili iki isme ödenen para miktarı oldu.

Verilen soru önergesinde: “Üsküdar Belediyesinin Veyis Ateş ve Süleyman Özışık‘ın organize ettiği yazarlık okulu giderlerinin Üsküdar Belediyesi tarafından karşılandığı, adı geçen geçen kişilere ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa hangi koşulda ve ne kadar ödeme yapıldığını tarafımıza yazılı olarak bildirilmesini ayrıca bu konuda belediye başkanımızın şahsı ve belediye başkanılığı hesabından attığı tivitlerin silinme nedeninin tarafımıza yazılı olarak bildirilmesine istemekteyiz,” denildi.

Verilen önerge mecliste çoğunluğu elinde bulunduran AK Partili Meclis üyelerince reddedildi.

Kuzguncuk sakinleri: Bostan’da para, plastik, politika istemiyoruz

Yıllardır onlarca tartışmaya konu olan Kuzguncuk Bostanı şu günlerde de yeni bir tartışmanın odağı haline geldi. Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in sosyal medya hesaplarından duyurduğu Kuzguncuk Bostanı’nda Köy Pazarı kurulacağı haberi Kuzguncuk halkı tarafından tepkiyle karşılandı. Bu konuyu Kuzguncuk mahalle muhtarı Ali Faik Kaptan ve Kuzguncuklular Derneği başkanı Tülay Atabey ile konuştuk.

Kuzguncuk mahallesi muhtarı Ali Faik Kaptan: “Belediye bir şeyler yaparken bırakın vatandaşı muhtarlara bile sormuyor.”

Ali Faik Kaptan 1999 yılından beri Kuzguncuk mahallesinin muhtarlığını yapıyor. 65 yıldır Kuzguncukta yaşayan Kaptan, her Cumartesi Kuzguncuk Bostan’da kurulacak Köy Pazarı konusunda endişeli ve tepkili. “Biz de ucuz meyve sebze yemek isteriz. Bununla ilgili bir şikayetimiz yok. Ama bostan pazar yeri olursa yarın arkası da açılır. Bunun yanı sıra buraya insanlar gelecek alışveriş yapacak, çoğunluğu yaya gelmeyecek. Kuzguncuk zaten sıkışmış vaziyette. Hafta sonları Kuzguncuklular sokağa çıkmak dahi istemiyor. Biz Üsküdar Belediyesi ile 3-4 yıl önce bu konuda bir proje yapmıştık ve araştırmalarımız neticesinde Kuzguncuk’ta uygun bir pazar yeri olmadığına karar vermiştik” diyor.

“Belediye düşüncelerimize önem vermeli”

Belediye tarafından halkın iradesinin yok sayıldığını söyleyen Kaptan bu durumu “Belediye bir şeyler yaparken bırakın vatandaşı muhtarlara bile sormuyor. Biz kimiz? Biz vatandaşın temsilcisiyiz. Ben sıkıştıkları zaman muhtarım, onun dışında onların gözünde bir önemim yok. Kuzguncuk’ta pazar kurulacak benim haberim yok. Sosyal medyada bir pazar yeri yapılacağını gördüm ama buraya kurulacağını pankartlardan öğrendim. Belediye her istediğimi yaparım düşüncesiyle hareket etmemeli, gücünü halkı ezmek için kullanmamalı. Kuzguncuk halkı mutlu mu diye sormalı. Bizim düşüncelerimize önem vermeli. Bir örnek olarak anlatmak gerekirse ben başkana kafelerin işgalini ‘Kuzguncuk dışarıdan gelenler için çok güzel bir yer ama yerel halk için her gün daha çekilmez oluyor’ diye anlatınca ‘Haklısın muhtarım’ şeklinde bir cevap aldım. Sonra bir baktım kafelere şemsiyeler konulmuş. Başkanın da haberi vardı. Vatandaşlar yolda yürüyemiyor. Çadır kent mi burası? Düşüncelerimiz önemsenmiyor” diyerek aktarıyor.

“Burada yaşayan mı önemli yoksa günübirlik gelen mi?”

Kaptan, Kuzguncuk’un huzurunun bozulmaya başladığını ifade ediyor ve “Kuzguncuk bizim evimiz, aşkımız. Ben Kuzguncuk’tan başka bir yerde yaşayabileceğimi düşünmüyorum. Kuzguncuk’un dokusunu kaybettikten sonra bir daha geri kazanılabilir miyiz? Ben bunları Kuzguncuk’u bozma projeleri olarak düşünüyorum. Halkın mutlu olmadığı bir şeyi belediye niye yapsın? Burada yaşayan mı önemli yoksa günübirlik gelen mi? Tek istediğimiz huzurumuzun bozulmaması. Yaşadığımız, sevdalandığımız yerin huzuru bozulmasın yeter. Bugünler de inşallah geçecek diye düşünüyoruz” diyerek düşüncelerini dile getiriyor.

Kuzguncuklular Derneği Başkanı Tülay Atabey: “Kuzguncuk Bostanı kimlik kaybına uğruyor.”

1987 yılından bu yana Kuzguncuk’ta ikamet eden Tülay Atabey İTÜ Mimarlık fakültesi mezunu. Kuzguncuk İlya’nın Bostanı Projesinin müelliflerinden biri, 3 dönemdir de Kuzguncuklular Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı yapıyor.

Tülay Atabey’in de Köy Pazarı konusuna bazı itirazları var. Atabey bu itirazları şu sözlerle dile getiriyor: “Kuzguncuk tarihi, kent ve boğaz kimliği olan bir semt. Buraya yapılacak bütün faaliyetlerin bu özellikleri göz önünde bulundurularak yapılması, bu özelliklerin kaybetmeden herkesin Kuzguncuk’un sahip olduğu değerleri fark etmesini ve kullanmasını sağlar. Oysa bizim görebildiğimiz kadarıyla şu ana kadar genel çalışmalar ve bakış açısı Kuzguncuk’u herhangi bir günlük turizm alanı gibi kullanmak üzerine. O nedenle de biz bütün etkinliklerin buranın temel yapısını sarstığını düşünüyoruz.”

Konunun sadece bostan olmadığını söyleyen Atabey’e göre bostan Kuzguncuk’un sadece önemli bir parçası aynı zamanda da Kuzguncuk için önemli bir kavram. Kendisinin bostan düzeyinde ve Kuzguncuk düzeyinde olmak üzere iki düzeyde itirazı var. İtirazlarını şöyle ifade ediyor:

“Bostan düzeyinde itirazım şu: Kuzguncuk bostanı çok eski bir bostan. Boğazda kalmış ender bostanlardan bir tanesi. Kültürel, tarihsel bir birikiminin zedelenmeden gelecek nesillere aktırabilmesi için bu karakteriyle de korunması lazım. Oysa sıradanlaştırılan ve herhangi bir yerde yapılabilecek etkinlikler için kullanılan bir bostan kimlik kaybına, kimlik zaafiyetine uğruyor. Bizim altını kalın yaldızla çizmemiz gereken kimliği git gide sıradan ve unutulan bir şeye dönüşüyor.

Bostan bostandır, koru korudur. Biz bu prensiplere bütünüyle riayet etmek istiyoruz. Biz korunun da parka dönüştürülemeyeceği bir bostanın da parka ya da pazar alanına dönüştürülemeyeceğini söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz. Bu inadımız, bu netliğimiz olmasaydı şu anda Kuzguncuk Bostanı diye bir yer olmayacaktı. Ya sıradan bir yapay çimle döşenmiş bankları ve içinde çay bahçesi olan sıradan bir yere dönüşecekti ya da üzerine bir bina yapılacaktı. Oysa şu anda bir değer olarak orada duruyor. O değeri borçlu olduğumuz kimlikleri unutmamak gerekiyor. Üsküdar Belediyesi Kuzguncuk Bostanını Kuzguncuk halkına ve derneğimize borçludur. Bu gerçeğin akılda tutulması lazım. Kuzguncukla ilgili kararlar alınırken, tıpkı herhangi bir şehirde en ufak kararlar alınırken olması gerektiği gibi o şehrin toprak parçasının bileşenlerine danışılması gereklidir.”

Kuzguncuk halkının istekleri ve şikayetleri göz ardı edildi.”

Kuzguncuk’un sınırları çoktan aşılmış bir günübirlik turizm yükü olduğunu söyleyen Atabey bu durumun Kuzguncuk halkına yansımalarını şu sözlerle açıklıyor: “Kuzguncuk’ta sokağa çıktığımızda çoluk çocuğun dahi fark edip tuhaf bulacağı dozda insan, taşıt ve araç yükü var. O mahallede yaşayan insanların kendi ihtiyaçlarını karşılamasını engelleyecek kadar yoğun bir trafik var. Bu bile tek başına oraya yeni bir sosyal aktivite getirmemek için yeterli. Gerekli koşullar göz ardı edildi ayrıca Kuzguncuk halkının istekleri ve şikayetleri göz ardı edildi.”

Atabey konuşmasını “Kuzguncuk Bostanının önündeki sokakta yıllardır pazar kuruluyor. İlla bir etkinlik istiyorlarsa Çarşamba günleri kurulan pazarın ucuna köy pazarını ilave edersiniz. Ama bostanı ucunda para olan bir etkinlik için kullanmama anlaşması yaptığımız halde bu şekilde kullanamazlar. Çok basit talepler bunlar. Kavramsal düzeyden gündelik hayat düzeyine kadar her kademede bunun neler yapılmaması gerektiğinin cevabı var. Bu cevaplar hepimizin gözünün önünde. Buna rağmen bu etkinliğin yapılıyor olmasını kınıyor ve kesinlikle karşı olduğumuzu şiddetle söylüyoruz” diyerek bitiriyor.

Şemsi Paşa Camii önündeki tartışmalı platform kullanılamaz hale geldi

Üsküdar Şemsi Paşa Camii önündeki zemini genişletmek için konulan tartışmalı platform kısa sürede kullanılamaz duruma geldi. Yayalar için can güvenliği riski oluşturan platformun etrafı bariyerlerle kapatıldı.

Mimar Sinan eseri Şemsi Paşa Külliyesi’nin önüne, Boğaziçi kıyısına yaya yolu yapmak için 2021 yılı Ocak ayında çalışmaları başlatılan çelik platform vatandaşlar tarafından protesto edilmişti.

Şemsi Paşa Külliyesi önünde yürütülen projeye 2017 yılında, külliyenin önüne çakılan kazıklar ve sebep oldukları tahribat yüzünden büyük tepki gösterilmişti. İtirazlar üzerine Üsküdar Meydan Projesi’nin Şemsi Paşa Camii’ni ilgilendiren bölümünde revizyona gidileceği açıklanmıştı. Planın tümden iptal edilmesi beklenirken dört yıl sonra çelik platform ile aynı proje tekrar başlamış, vatandaşlar İBB’yi bu karardan vazgeçmeye çağırmıştı.

Mahir Polat platform kaldırılacak demişti

Konuyla ilgili gelen tepkiler üzerine ocak ayında açıklama yapan İBB Genel sekreter yardımcısı Mahir Polat: “Bu konsol, caminin kara tarafında bulunan yaya yollarının düzenlenmesi ile güvenli bir geçiş alanı oluşturulacak çalışma yapılarak kaldırılacaktır.” demişti.

Kullanılamaz hale geldi

Ocak 2021’de çalışmaları başlayıp daha sonra kaldıracağı söylenen platform Mayıs ayında kullanıma açılmıştı. Açılmasının üzerinden iki ay geçen ve kullanılamaz duruma gelen platformun akıbetinin ne olacağı ise bilinmiyor.

Üsküdar e-spor merkezi açıldı

Üsküdar Belediyesi gençlerin e-spor sektörüne artan ilgisi üzerine Üsküdar Çavuşdere Spor Sarayı’nda oluşturduğu e-spor Merkezi’ni hizmete açtı. 

Geçmiş yıllarda Türkiye’de bir kamu kurumu olarak ilk kez E-Spor eğlencesini düzenleyen Üsküdar Belediyesi bu kez de E-Spor Merkezi projesini hayata geçirdi.

Üsküdar Belediyesi desteği ile ilk kez bir kamu kuruluşu tarafından kullanıma sunulan ilk E-Spor Merkezi olma özelliği taşıyan ve oyun severlerin kıyasıya mücadele edeceği bu merkez, Çavuşdere Spor Sarayı’nın asma katında son teknolojik cihazlarla donatıldı. 

Açılıştan sonra aynı zamanda büyük bir çekişmeye ev sahipliği yapan merkez, sosyal medya fenomenleri ve Üsküdarlı gençleri bir araya getirerek en sevdikleri oyunları oynama fırsatı sundu. Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen de E-Sporcu gençlerin arasına katılarak, gençlerle birlikte oyun oynadı.

Burası aynı zamanda bir akademi

 Gençlerle vakit geçiren Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen çok keyif aldığını belirterek, “Öyle heyecanlı ve öyle hızlı bir merkez açtık ki, şuanda ter içerisindeyim. Bu gençlerin hızına yetişmek mümkün değil. Zaten e spor merkezlerinin en önemli özelliği de çok hızlı, inanılmaz hızlı, zamanı ne ile ölçeceğiz, bir ölçü birimi yok burada. Dolayısıyla çok önemli ve özel bir merkezi.. Burası aynı zamanda bir akademi. Burası bir eğitim merkezi öyle düşünebiliriz. Burada önemli kavramlarımız hız centilmenlik, tatlı bir rekabet, kolektif akıl, gençler burada akıl oyunları ile takım arkadaşları ile birlikte ortak akıl yürütecekler ve çok hızlı karar verecekler. En önemli kavram hızdır burada. Kesinlikle bu e-spor merkezleri, çocukların ve gençlerin zamanını öldürmez. Aksi tartışmalara kesinlikle katılmıyorum. Gelip görsünler ki gençler burada hızlıca karar verip başarı yakalama adına, mantıklı işlerimizi nasıl yürütürüz onun mücadelesini veriyorlar.” diye konuştu.

Selime’ye sakinlerinin yaz kabusu: Gürültü kirliliği

Üsküdar Selimiye’de denetimden uzak yapılaşmalar can güvenliğini tehdit ederken yarattığı gürültü kirliliği nedeniyle de mahalle sakinlerinin kâbusu haline geldi.

İki yıldır devam eden koronavirüs salgınıyla birlikte yaygınlaşan evden çalışma modeli birçok sektörde kalıcı hale geldi. Ancak bu model evden çalışanlar için yeni sorunlar doğurdu. Gürültü kirliliği de bunlardan biri…

Yaz aylarının da gelmesiyle birlikte İstanbul’un hemen her köşesinde başlayan ve denetime tabi tutulmayan inşaat gürültüsü sosyal yaşantıyı olduğu kadar çalışma hayatını da tehdit eder hale geldi. Müşteriyle yapılan bir görüşme sırasında arkadan gelen bir hilti sesi ya da bir makalenin ortasındayken konsantrasyonunuzu bozan bir matkap, çalışanlar için kabusa dönüştü. 

Yaşam alanlarında daha fazla yeşil alan ve sakin bir mahalle yaşantısı arayanların tercih ettiği Üsküdar’ın Selimiye Mahallesi sakinlerinin de en çok şikâyet ettiği konuların başında geliyor gürültü kirliliği.

Dar sokaklarda yapımı süren inşaatlar gürültü kirliliğinin yanında çevreye de zarar verirken mahalle sakinleri Üsküdar Belediyesi’nin bir çözüm bulmasını bekliyor. 

Gazete Üsküdar’a konuşan Özge Arabacı ve Samim Kerem Sayın, “gürültü nedeniyle çalışma hayatlarının zora girdiklerini” söylerken, yerel yönetimlerin acil önlem bulmasını talep ediyor.

Yine aynı mahallede yaşayan ve yüksek lisansını İstanbul’da mekânsal damgalamanın haritalandırılması üzerine yapan Mimar Hürşah Utku Kaya ise, “Sabah erken saatlerde kamu yararına özel bir izin bulunmadığı sürece gürültülü iş kollarına izin verilmemeli ve iş programları bu şekilde planlanmalıdır,” önerisinde bulundu.

“Bazen müşterilerin sesini duyamıyorum”

Reklam sektöründe görev alan ve yaklaşık iki yıldır evden çalışan Özge Arabacı sokağında devam eden inşaat nedeniyle çalışamadığını söylüyor. Mesaisinin büyük bir bölümünü online görüşmelerle geçiren Arabacı, “gün geliyor bazen müşterinin sesini duyamıyorum. Yaz nedeniyle camı dahi açamıyorum. Bu gürültüde evden çalışmak için büyük efor sarf ediyorum,” diyor.

Üsküdar Belediyesi’nin bir an önce önlem alması gerektiğini ifade eden Arabacı sözlerini şöyle tamamlıyor: “Her köşe başında beliren inşaat seslerinden dolayı çalışmak mümkün olmuyor. Kimi zaman geliyor telefon görüşmesi yaparken araya inşaat sesleri giriyor. Online toplantılarda bazen müşterinin sesini dahi duyamıyorum. Evlerimiz çok sıcak olmasına rağmen cam bile açamıyoruz. Belediyenin bir an önce gürültü sorununu kontrol altına almasını talep ediyorum.” 

“Yaz aylarında gürültü nedeniyle camları dahi açamıyoruz”

Selimiye sakinlerinden bir diğeri ise Samim Kerem Sayın. Online olarak eğitimini sürdüren Kerem Sayın, gün boyu devam eden inşaat ve gürültü nedeniyle derslerine konsantre olamamaktan şikayetçi. Kimi zaman sınavlar esnasında yüksek sese maruz kaldığını belirten Sayın sözlerini şöyle sürdürdü:

“Plansız yapılan kentsel dönüşüm, her köşe başına verilen inşaat izni nedeniyle, çok büyük bir gürültü kirliliğinin içindeyim. Köşe başlarında bitiveren inşaatlar gürültü kirliliği yarattığı gibi aynı zamanda da çevre güvenliğini tehdit ediyor. Üsküdar Belediyesi ile defalarca görüşmemize rağmen bir çözüm sağlanamadı. Yerel yönetimin bir an önce, inşaata değil yaşam alanlarına öncelik vermesi gerekiyor.”

“Sürekli olarak huzursuz kentler yaratılıyor”

Kendisi de Selimiye’de yaşayan Mimar Hürşah Utku Kaya ise “sokak aralarında çok sayıda devam eden inşaatların ‘konut sorununu çözmeye yönelik’ olmadığının” altını çiziyor. 

“Türkiye’de ekonomik gidişat çok uzun zamandır sadece inşaat sektörü üzerinden sağlandığı için haliyle her köşe başında yeni başlayan bir inşaatla karşılaşıyoruz. Sürdürülebilir bir ekonomik sistemin olmaması ve yaratılmaması da bu durumu tetikliyor. Gerçekleşen inşaat çalışmaların çok büyük bir kısmı esasen konut problemini çözmeye yönelik değil. Çünkü bu çalışmalar toplumsal ve sosyo ekonomik olarak ele alınıp ve bunun üzerinden bir planlama ile yürütülmüyor. Ayrıca büyük kentler hızla göç almaya devam ediyor. Üniversitelerin açılması ve veya kentlerde oluşturulan yeni iş alanları da genel bir planlama ile değerlendirilmiyor. Bu da sürekli bir kentsel dolaşım ve huzursuz kentler yaratıyor.”

“Denetimden uzak, iş güvenliğini hiçe sayan yapılaşma…”

Planlama olmadan yapılan konutların sorunu çözmediğini, aksine kentsel sorunlar yarattığını belirten Kaya, inşaat çalışmalarının çoğunun denetimden uzak olduğunun altını çiziyor:

“Sürekli yeni bir konut ihtiyacı, yeni işletme ve sürekli bir tadilat hali var ülkede. Günü kurtarmanın ötesine de geçilemiyor haliyle. Genel bir ekonomik, kültürel planlama da olmadığı için bu durumu kontrol edebilecek bir mekanizma da bulunmuyor. Yerel ve merkezi yönetimlerin, gerekli bakanlık ve gerek daire başkanlıkları aracılığıyla bu alanlarda denetimi stabil ve kontrol edilebilir bir hale getirmesi gerekiyor. Ucuz iş gücünden tutun da güvencesiz çalışma ile yürütülen bu çalışmaların büyük çoğunluğunda aslında yasal gereklilikler hiçe sayılarak yapılıyor. Eldeki mevcut yasalar dahi görmezden geliniyor”

“İnşaatın çalışma saatleri kamusal alana göre ayarlanmalı”

Yerel yönetimlerin kent sakinlerinin yaşam alanlarında güvenliğini sağlaması ve denetlemesi gerektiğinin altını çizen Kaya, önerileriniyse şöyle sıralıyor:

“Bu konuda yerel yönetimler öncelikle çalışanın ve kent sakinlerinin güvenliğini sağlamaya yönelik tedbirleri almalı. Aynı zamanda hesap sorulabilir bir kayıtlı çalışmayla hem çalışanın hem de hakları korunacaktır hem de şikayet edilen bu keşmekeş düzen ortadan kalkacaktır. Böylece şikayetçi olduğunuz zaman karşınızda bir muhatap ve bir yaptırım de bulunacak. 

Bir diğer nokta ise çalışma saatlerinin denetlenmesi. Sabah erken saatlerde kamu yararına özel bir izin bulunmadığı sürece gürültülü iş kollarına izin verilmemeli ve iş programları bu şekilde planlanmalıdır. Bu tabi ki gürültü dışındaki yaratılan bu durum inşaat kirliliği için de geçerli. 

Aynı şekilde hafta sonları ve özellikle pazar günleri şantiyelerin ve tadilatların herhangi bir şekilde gürültü yaratacak uygulamalara, kamu yararına özel bir sebep olmadığı sürece izin verilmemeli. Yerel yönetimler bu konularda ısrarcı olur ve yaptırım uygularlarsa bu zaten herkes için daha yararlı ve sürdürülebilir bir kültür olarak devam edecektir. Merkezi yönetimlerin ve yerel yönetimlerin elbette bu çalışmaları ortak bir omurga üzerinden inşa etmesi ve el birliğiyle çalışması da gerekiyor. Fakat bizde bu iki yönetim birbirinden bihaber ve hatta birbirinden saklanarak çalışıyor. Aslında bu sorunu bir bütün olarak değerlendirmek uzun vadede daha iyi sonuçlar verecektir.”

Sivas katliamında hayatını kaybeden Nesimi Çimen mezarı başında anıldı

Sivas Katliamı’nda katledilen halk ozanı Nesimi Çimen Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nda mezarı başında dostları tarafından anıldı.

Madımak Oteli’nde gerçekleştirilen Sivas Katliamı’nda katledilen halk ozanı Nesimi Çimen Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı. CHP Üsküdar İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen anmaya CHP Üsküdar İlçe Başkanı Suat Özçağdaş, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, Nesimi Çimen’in ailesi ve oğlu Mazlum Çimen’in de arasında olduğu çok sayıda kişi katıldı.

Nesimi Çimen kimdir?

1931 Adana Saimbeyli doğumlu olan Halk Ozanı Nesimi Çimen, sonrasında Kayseri Sarız’da bir köy ağasının yanında çalıştı. Nesimi Çimen ağanın kızı Dilber’e aşık olunca, birlikte Elbistan’ın Sevdili Köyü’ne kaçtılar. Anadolu Aleviliğinin yaşandığı bu bölgede uzun süre kalan Çimen, sonrasında ailesiyle beɾabeɾ Osmaniye’nin Кadiɾli ilçesine göç etti ve burada Yaşar Kemal ile tanıştı. Yaşar Kemal’in yardımıyla İstanbul’a gelip fabrika işçiliği yapmaya başlayan Çimen, greve çıkan işçilerin başına geçince işten atıldı. Kalacak yeri bile olmayan Nesimi Çimen, Yaşar Kemal’i bulmak için Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) gitti ama bulamadı. Kendisine binada kalmaası teklif edilince bir süreliğine TİP binasında kalmaya başladı.

Sonrasında ailesiyle birlikte İstanbul, Zeytinburnu’nda bir gecekonduya yerleşti. Nesimi Çimen, İstanbul’da entelektüel bir çevre edindi ve edebiyat ve sanat dünyasının önemli isimleriyle dostluklar kurdu. Zeytinburnu’daki evinde sık sık konaklayanlar arasında Yaşar Kemal, Atıf Yılmaz, İlhan Selçuk, Behice Boran, Mehmet Ali Aybar, Harun Karadeniz, Yılmaz Güney, Mahzuni Şerif, Aşık İhsani, Emekçi ve Ali Özgentürk gibi isimler vardı.

Nesimi Çimen türkülerini cura ile söyledi ve bu konuda ün kazandı.

Nesimi Çimen Balet ve müzisyen Mazlum Çimen’in babasıdır. Torunu Saki Çimen de piyanisttir.

Barış Güvercini türküsünde, ‘Dostluklar kurulsun insanlar gülsün, son bulsun savaşlar, kimse ölmesin’ diyen Nesimi Çimen aynı zamanda bir barış insanıydı.

Bazı eserleri:

“Ayrılık Hasreti Kar Etti Cana”- Kaynak kişi: Nesimi Çimen, “Barış Güvercini”- Söz-Müzik: Nesimi Çimen, “Bu Dünyanın Devranına”-Derleyen: Nesimi Çimen, “Daha Senden Gayri Aşık Mı Yoktur”-Derleyen ve kaynak kişi: Nesimi Çimen, “Deli Gönül Yine Ah-U Zar Oldu (Leyla)”- Kaynak Kişi: Nesimi Çimen, “Dinle Beni Nazlı Yarim”- Söz: Nesimi Çimen, “Duaz-ı İmam”- Kaynak Kişi: Nesimi Çimen, “Gel Göçelim Gönül Gidelim Burdan”-Söz-Müzik: Nesimi Çimen, “Ilgıt Ilgıt Esen Seher Yelleri”-Kaynak Kişi: Nesimi Çimen, “Nedir Ey Gaziler Benim Yandığım”-Kaynak Kişi: Nesimi Çimen, “Şifa İstemem”-Söz-Müzik: Nesimi Çimen, “Şu Diyarı Gurbet Elde” -Kaynak Kişi: Nesimi Çimen, “Tan Yıldızı”-Söz-Müzik: Nesimi Çimen, “Yavaş Yavaş”-Müzik: Nesimi Çimen