Geçmişe yolculuk: Üsküdar Antikacılar Çarşısı

Eski zamanlara ait, nadir bulunan ve yıllar geçtikçe değeri artan eşyalar onları toplayan ve ticaretini yapan antikacılar sayesinde koleksiyonerlerle buluşuyor. İşte bu buluşma yerlerinden biri de Üsküdar Meydanı’na yürüme mesafesinde bulunan Üsküdar Antikacılar Çarşısı. Mimar Sinan Mahallesi’nde geçmişin ruhunu canlı tutan onlarca dükkân asıl olarak Büyükhamam Sokak’taki Kıroğlu Hanı’nda yer alıyor. Devamındaki sokakta da çeşitli dükkânlar görmek mümkün. Bu dükkânlara spotçular ve ikinci el mobilyacılar eşlik ediyor.

Burada geçmiş, kapının önüne taşıyor sanki. Madeni paralar, kartpostallar ve daha nicesi yanından geçenleri adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor. Eğer pasajın içine adım atarsanız hem maddi hem manevi pek çok kıymetli eşyayla karşılaşabilirsiniz. 

Üsküdarlılar için kuşkusuz ayrı bir yeri olan Antikacılar Çarşısı’nda birçok kıymetli eşya var. Bunlardan bazıları Osmanlı dönemine ait olsa da, aralarında Avrupa’dan getirilmiş olanları bulmak mümkün. Çarşının müdavimleri pek çok eşya arasında kaybolup kendine uygun olan parçayı arıyor. Özellikle meraklıları için bu rutinin önemi büyük. Onlar nadide eşyaları koleksiyonlarına katmak üzere araştırma yapıyorlar. Bir beyefendi alıcı gözle oyma ağaç sandalyenin kıvrımlarını incelerken, diğer yandan göz ucuyla bakan biri de ilgisini çekecek eşyalar bulabiliyor. Büyük annelerimizden kalma dikiş makinesi, hemen hepimizin evini ısıtmış soba, merdaneli çamaşır makinesi, belki de bir hevesle alınıp sonra yüzüne bakılmamış bisiklet, envaiçeşit porselen bardaklar, tabaklar ziyaret eden herkesi bir an bile olsa gülümsetiyor. 

Eski olan her şey antika değil. Antika incelikli ve ustasının kıymet biçtiği oranda ender bulunan parçalardır

Binbir Çeşit Antika’dan Mustafa Eroğlu 1977 yılından beri bu işle uğraşıyor. Geçmişe kıyasla yoğunluk azalmış olsa da bu işin bir devir daim işi olduğunu ve ilgilisi olduğu sürece devam edeceğini söylüyor. Ziyaretçi skalası meraklı gençlerden eski günleri yâd eden büyüklere kadar değişiyor. Özellikle bahsetmek istediği bir parça olup olmadığını sorduğumda Mustafa Bey öncelikle antikanın anlamına dikkat çekmek istiyor. “Eski olan her şey antika değil. Antika incelikli ve ustasının kıymet biçtiği oranda ender bulunan parçalardır. Ama ne yazık ki artık o mühim parçaları yapan ustaların çoğu hayatta bile değil. Aile yadigârı olan, ancak çeşitli sebeplerle elden çıkarılan, alıcıya göre değeri değişebilen pek çok parça bulmak mümkün,” diyerek anlatıyor. Binbir Çeşit’teki eşyalar porselen ağırlıklı.  “Porselenin kalitesini eline alınca anlarsın, ağırlığından belli eder kendini, canlıymış gibi hissedersin.” diyen Mustafa Eroğlu müşterilerinden birinin yakınlarda porselen fincan takımının tamamını bağışladığını ama son ziyaretinde dayanamayıp bir fincan aldığını da söylüyor.

 “Antika meraklısı için hastalık derecesine ulaşabiliyor. Şimdilerde gençler daha sade yaşamak istiyor. Şehir hayatının kalabalığından bunalan birçok insan evlerinde az eşyayla yaşamayı tercih ediyor. Ancak yine de meraklılarının teneke araba, saat, oyuncak, gemi maketi, kumbara, biblo, radyo, plak gibi birçok eşyayı bu çarşıda bulmaları mümkün.” diyor Mustafa Eroğlu.

Zaman geçtikçe ihtiyaçlarımız ve isteklerimiz değişse de eskiye duyulan merak ve özlem devam ediyor. Yaşanmışlıklara şahitlik eden her bir kıymetli parça bu çarşıda yeni sahiplerini bekliyor. 

Berrak Ertörer