Sude Aksan

Ankara doğumlu. İstanbul Medipol Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Sistemleri bölümü öğrencisi. Freelance gazeteci, muhabir.

Üsküdar’daki Tarihi Mimar Sinan Çarşısı’nın geleceği belirsiz

gazete üsküdar mimar sinan

Tarihi Üsküdar Mimar Sinan Çarşısı 1583 yılında Nurbanu Valide Sultan tarafından yaptırılmasından sonra birçok kez farklı amaçlar için kullanılmış ve 1962 yılında sahibi Mehmet Bey tarafından çarşıya dönüştürülmüş. Mimar Sinan Çarşısı Üsküdar Meydanı düzenlemesi kapsamında 2017 yılında kamulaştırıldı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne verildi. Kamulaştırma kararının üzerine çarşı esnafı hukuki sürece başvurdu. Sürecin sonuçlanmaması üzerine 3 Eylül’de Mimar Sinan Çarşısı zabıta ekipleri ve vakıf yetkililerinin Çarşı’ya gelmesi ile boşaltıldı.

Mimar Sinan Çarşısı’nın tarihi altyapısı

Günümüzde Üsküdar Mimar Sinan Çarşısı olarak bilinen Mimar Sinan Hamamı, Sultan III. Murat’ın annesi Nurbanu Valide Sultan tarafından Atik Valide Külliyesi’ne gelir sağlamak için 1583 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmış. Hamam; Yeşil Direkli Hamam, Büyük Hamam ve Valide-i Atik Hamamı olarak da biliniyor. Yeşil Direkli Hamam olarak adlandırılmasının sebebi, önceden hamamın camekan kısmında ya da dış kapısının yanında bulunan yeşil direkler. Aynı zamanda Mimar Sinan Hamamı klasik Türk hamam ve mimarisinin izlerini taşıyor. 18.yy’da vakıf kullanımından çıkarak şahıs malı olduğu bilinen Hamam Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle kapatılmış. Tarihi hamam bu dönemden sonra tütün deposu, marangozhane gibi değişik amaçlar için kullanılmış ve oldukça zarar görmüş.

Hamam’ın satın alınması ve çarşı olarak kullanılmaya başlanması

1932 yılında Mehmet Bozkurt Bey Mimar Sinan Hamamı’nı satın alıp ilavelerini kaldırmış ve üç adet dükkan yaptırmış. 1958 yılında imar hareketleri kapsamında Mavi Köşe olarak bilinen bu dükkanlar ve camekan kısmı yıkılmış ve günümüze ulaşamamış. Hamam, 1962 yılında sahibi Mehmet Bey tarafından restore edilerek yine değişikliğe uğramış ve çarşı olarak kullanıma açılmış. Yeni adı ile Mimar Sinan Çarşısı Üsküdar’ın tarihi çarşılarından biri olarak sayılmaktadır.

Mimar Sinan Çarşısı’nın kamulaştırılması

2016 yılında kentsel dönüşüm kapsamında yenileme çalışmalarının başlaması planlanan Mimar Sinan Çarşısı’nın kamulaştırılmasına karar verildi. Çarşı esnafının kamulaştırma kararına olumsuz yaklaşması üzerine dükkan sahipleri mahkemeye başvurdu ve kamulaştırma kararı tartışılmaya başlandı. 2017 yılında Üsküdar Meydanı yenileme çalışmaları kapsamında Mimar Sinan Çarşısı kesin olarak kamulaştırıldı. Çarşı’nın kamulaştırılmasının ardından esnaf ‘acele kamulaştırma’ gerekçesi ile yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi talebinde bulundu. 2018 yılında ise esnafa Danıştay kararı beklenmeksizin tahliye tebligatları gönderilmeye başlandı.

Mimar Sinan Çarşısı kamulaştırılmasında esnafın Çarşı’yı tahliye edilmesi istendi fakat yürütme bir süre sonra durduruldu. 2019 yılında Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen Üsküdar Mimar Sinan Meydanı, Çarşısı ve Otopark düzenlemelerinin yıl içerisinde son bulacağını belirtmişti.

Mimar Sinan Çarşısı’nın tahliyesi ve esnafın durumu

Pandemi döneminde yeniden gündeme gelen konu ile tahliye işlemlerinin yapılması kararlaştırıldı. Twitter üzerinden yayınlanan haberlere göre Karantina döneminde dükkanları üç buçuk ay kapalı kalan esnaf, 1 Haziran’da yeniden dükkanlarının açılması ile kira ödemeleri ile karşı karşıya kaldı. 3 Eylül günü zabıta ekipleri ve vakıf yetkililerinin Çarşı’ya gelmesiyle beraber Çarşı boşaltıldı. Çeşitli kurumlara başvurduklarını belirten esnaf, cevap alamadıklarını ve dükkanları boşaltmak için istedikleri sürenin sağlanmadığını belirtti.

Bu süreç nasıl devam edecek? Bundan sonra ne olacak?

AK Parti Eski Üsküdar İlçe Başkanı Halit Hızır, Çarşı’nın kamulaştırıldığı dönemde bundan sonraki süreçte müze galeri olarak hizmet etmeye devam edeceğine dair açıklamalarda bulunmuştu. Üsküdar’da bulunan esnafın projeler hayata geçene kadar yerinden edilmeyeceğini belirten Hızır esnafın endişelenmemesi gerektiğini dile getirmişti.

Gazete Üsküdar olarak Vakıflar Genel Müdürlüğüne Mimar Sinan Çarşısı’nın durumu ile ilgili bilgi almak için yaptığımız başvuru olumsuz sonuçlandı. VGM önümüzdeki dönemde Çarşı’nın durumuna ilişkin bilgi veremeyeceklerini belirtti.

Onur Cingil: ‘Çarşı esnafı maddi ve manevi olarak çok yıprandı’

gazete üsküdar

Tarihi Mimar Sinan Çarşısı’nın kamulaştırılarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne verilmesinin ardından birçok insan mağduriyet yaşadı. Çarşı’da uzun yıllardır çalışan esnaf, bu kamulaşmanın ardından dükkanlarını terk etmek zorunda kaldılar. Hukuki süreçte avukatlıklarını yapan Onur Cingil ve gözü yaşlı esnaf Gazete Üsküdar’a yaşadıklarını anlattı.

Mimar Sinan Çarşısı’nın kamulaştırılma süreciyle ilgili Gazete Üsküdar’a konuşan Avukat Onur Cingil, sürecin vakıf-mülk ilişkisinden çıktığını şöyle aktardı: “Mimar Sinan Çarşısı vakıflara ait bir mülkken özel bir şahsa devredilmiştir ve bugün mağdur olan tüm çarşı esnafı da o tarihlerden bu yana en az 30-40 yıldır kiracılık ilişkisini sürdürmüştür. Daha sonra son yıllarda ihtilaf konusu olduğu şekliyle Vakıflar buradaki özel şahsa devri iptal etmek istediği davayı açmış ve bu dava çarşı esnafının mülk sahibi aile tarafından kaybedilmiştir.”

Avukat Onur Cingil hukuki süreçte gönüllü olarak esnafın yanında olduğunu belirtirken mahkeme döneminde kiracıların mekanları terk etmesi için fahiş derece kiraların arttığını da belirtti. Bu zor sürecin esnafı maddi ve manevi açıdan mağdur ederek ilerlediğini belirten Cingil, tahliyeyi önlemek için açılan davada alınan yürütmenin durdurulmasını, kararının son kertede siyasi baskıyla kaldırıldığını ve esnafların işletmelerini göz yaşlarıyla terk ettiğini anlattı. Mahkemenin şu anki süreci hakkında idare mahkemesinde tahliyenin hukuksuz olduğuna ilişkin davanın hala devam ettiğini ve kesinleşen bir şey olmadığını belirten Cingil, Mimar Sinan Çarşısı’nın durumunu şöyle değerlendirdi: “Vakıflar burada bir müzeden bahsediyor. Üsküdar Belediye Başkanı 2019 adaylık sürecinde burada kütüphane ve kültür merkezinden bahsetti. Vakıflara ait Vakıf Katılım Bankası’nın burada bir şubesi olacağı elimize geçen projelerde mevcut. Bu anlatılanların hepsinin yapılması mümkün değil. Bunların yanında projelerde Kalyon İnşaatın adı geçiyor. Ne olacağı belli değil fakat süreci takipteyiz. Etrafı sarılmış durumda çarşının içeride ne yapılıyor bilinmiyor. Kamuoyuna açıklanan bir şey halen yok. Halkı dikkate alan bir birim de yok.”

Emre Gülener: ‘Biz çarşıya gözümüz gibi baktık senelerce’

30 yıldır esnaflık yapan Emre Gülener, bu mesleği babasından devraldığını ve 50 yıla yakın bir süredir ailecek çarşı esnaflığı yaptıklarını belirtti. Çarşı’dan tahliye edilmeleriyle başlayan süreci anlatan Emre Gülener, geçen süreçte başka bir dükkan açıp açmadıklarına ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Benim başka bir yerim vardı yine orada işime devam etmeye çalışıyorum. Fakat bu süreçte kamulaştırmanın yapılmasından sonra bizlere işgal parası yazdılar ve hepimizin şu an çok fazla borcu var. Bizlere herhangi bir yardımda bulunulmadı. Orada olduğun gibi olamaz hiçbir yer. Binaya yapılan tadilatları esnaflar da karşıladı, bizim çarşıda çok emeğimiz var. Biz çarşıya gözümüz gibi baktık senelerce. Hiçbir yer 50 yıllık dükkanımız gibi olamaz.

‘Mağduriyetin boyutlarını sizlere anlatamam orada bir geçmiş var, hem maddi hem manevi olarak çok yıprandık’

Mahkeme sürecine ilgin konuşan esnaf Gülener, VGM’den bilgi alamayınca CİMER’e başvurduklarını, CİMER’in ise tekrar VGM’ye yönlendirdiğini belirtti. Çok kısa sürede boşaltma talimatı verilmesinin ardından bütün esnafın mağdur olduğunu belirten Gülener “ Mağduriyetin boyutlarını sizlere anlatamam orada bir geçmiş var, hem maddi hem manevi olarak çok yıprandık. Ben kiracı olduğumdan Çarşı’nın Vakıf Katılım Bankasına 25 yıllığına restorasyon karşılığı verildiği bilgisi iletildi fakat ne olacağını tam olarak bilmiyoruz.” şeklinde konuştu.

Neşe Yalçın: ‘Eşyalarımı almadan çıkmak zorunda kaldım’

40 yıldır Mimar Sinan Çarşısı’nda esnaflık yapan Neşe Yalçın, Şafak Modaevi’nin işletmeciliğini yapıyordu. Burada varlıkları Çarşı’ya ve Üsküdar’a değer katarak devam ettiren esnaf Yalçın, buranın kamulaştırılıp VGM’ye verilmesinin ardından büyük mağduriyet yaşadığını belirtti. Buraya yerleştikleri dönemde Çarşı’ya yatırım yaptıklarını ifade ederken kamulaşma sürecinin ardından borçlu çıktıklarını belirtti. Tahliye sürecini sabahın altısında yapmak zorunda kaldıklarını belirten Yalçın durumu şöyle özetledi: “Eşyalarımı alamadan çarşıdan çıkmak zorunda kaldım. Çok üzgünüm. Devletime saygılıyım devletime saygımdan ses çıkaramadım. Çok üzgünüm ve mağdurum.

‘Ben emekliyim, ödemelerimi şu an yapamıyorum. Bize maddi bir yardımda bulunulmadı’

Yeni bir dükkan açma süreci hakkında konuşan esnaf, kamulaşma sürecinin ardından maddi durumlarının çok kötü olduğunu belirtti. Maddi hiçbir yardımda bulunulmadığını belirtirken CİMER’e yazı yazdıklarını fakat seslerini duyuramadıklarını da belirtti.

Mahkeme sürecine ilişkin konuşan Yalçın, 65 yaş üzerinde olduğunu ve aylardır çalışamadığını belirtti. Bu durumun esnaf adına zaman tanılarak yapılsa dahi iyi olacağını söylerken süreç hakkında bilgi alamadığını belirtti.

Meryem Özden ve Ali Özden: “Günlük kazanan insanlardık biz, birikimimiz yoktu”

2000’den beri Çarşı’da çalışan Meryem ve Ali Özden esnaflığa önce kuyumculukla başladılar. 7 sene kuyumculuk yaptıktan sonra kafe işletmeciliği yapmaya başladılar. Çarşı’nın kamulaştırılmasının ardından herhangi bir yerde çalışmayan Özden çifti, bu durumun öncesinde de pandemi nedeniyle kapalı olduklarını belirtti. Tahliye sürecini anlatan Özden çifti şu ifadeleri kullandı: “Oradan apar topar çıkarılınca yer bulamadık, biz dükkanımız için hâlâ yer arıyoruz. Günlük kazanan insanlardık biz, birikimimiz yoktu. Şu an Çarşı’nın en mağdur insanlarından biriyiz sanırım. Kiralar çok pahalı o yüzden hala yeniden dükkanımı açamadım. Şu an maddi olarak tüketmiş bulunmaktayız. Bizlerle maddi-manevi ilgilenilmedi. Biz sizi buradan çıkarıyoruz, mağdur olmayın denilmedi. Bize dükkanımızı yeniden açmak için bir yer gösterilmedi.”

Mahkeme sürecine ilişkin, oradan çıkarıldıktan sonra mahkeme sürecinin bir şey ifade etmediğini belirten çift, geriye alınacak bir şey olmadığını belirtti.

Büfeler yıkıldı: Üsküdarlılar ne düşünüyor?

Geçtiğimiz haftalarda Salacak Kentsel Tasarım projesi kapsamında Kız Kulesi’nin karşısındaki büfeler yıkılmıştı. Üsküdarlılara büfelerin yıkılmasıyla ilgili ne düşündüklerini sorduk.

Üsküdarlılar, büfelerin kaldırılmasıyla ilgili fikirlerini belirtti. Vatandaşların bir kısmı, işini kaybeden veya zarara uğrayan insanları etkilediği için kötü bir durum olduğunu söylerken bir kısmı ise büfelerdeki fiyatların yüksek, sahilin de düzensiz olduğunu düşündükleri için büfelerin yıkılmasıyla alakalı “iyi oldu” dedi.

“Hem iyi oldu hem kötü oldu”

Salacak sahilinde mikrofon uzattığımız bir vatandaş, durumu hem iyi hem kötü olarak değerlendirirken kimisinin buradan ekmek parasını çıkarttığını ama bunu yaparken fiyatları fazla tuttuğu için büfelerin yıkılmasının iyi olduğunu da söyledi.

“Akşam hep tinerci doluyor”

Salacaktaki büfelerin zamanında orada satış yapan vatandaşlar, büfeler kaldırıldığından beri geç saatlerde tinercilerin meydanı işgal ettiğini vurgulayarak eskisi gibi aile düzeni kalmadığını belirtirken çok fazla kişinin buradan geçim sağladığını ve artık o insanların işsiz kaldığını söylediler.

“Gayet yerinde bir karar”

İstanbul’da uzun zamandır yaşadığını ve Salacak sahilinde sık sık vakit geçirdiğini belirten bazı vatandaşlar, büfe ve minder görüntüsünün mekana zarar verdiğini ve büfelerin yıkılmasının iyi olduğunu vurguladılar.

Vatandaşlara büfelerin kaldırılmasıyla ilgili sorduğumuz soruların devamında, kentsel tasarım yarışması yapıldığını ve belli projeler doğrtusunda Salacak sahilinin dönüşeceğini söylediğimizde vatandaşların çoğu bu durumu onaylıyor. Yapılması planan projeler beğeni toplarken alanın tekrar kamusal hale getirilmesini onaylıyor. Fakat bazı vatandaşlar ise tamamen büfeler bazında düşünerek büfelerin geri getirilmesini istiyor.

Üsküdar pazarında enflasyonun izini sürdük

gazete üsküdar

Mart ayından itibaren Türkiye’yi etkisi altına alan koronavirüsle birlikte, birçok sektör ve kurum büyük zarara uğradı. Her geçen gün değişen döviz kurları ve artan fiyatlar gıdada nasıl etki gösterdi? Üsküdar semt pazarında vatandaşa ve pazarcıya fiyatları sorduk.

“Türkiye bitik durumda”

Pazarcılara yönelttiğimiz satışlarının nasıl gittiği ve insanların alım gücüyle ilgili gözlemlerine dayalı aldığımız cevaplar, pek farklılık göstermiyor. Semt pazarında satış yapan bir pazarcı durumu şöyle ifade ediyor: “Her şey pahalı, insanlar da maalesef alışveriş yapamıyor. Türkiye, bitik durumda.” Esnaf, yükselen fiyatları ülke ekonomisine bağlarken pandemi nedeniyle de insanların eskisi kadar pazar alışveriş yapmadığını dile getiriyor. Geçimlerini “günlük” kazançlarıyla devam ettirmeye çalıştıklarını söyleyen pazarcılar, bireysel yatırım ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını, ancak günü çıkartabildiklerini ifade ediyor. Farklılık gösteren cevaplar arasında yer alan bir başka düşünce ise; pazarda patates, üzüm, limon gibi gıdaların uygun fiyatta satıldığı yönünde oluyor. Gıda yelpazesinde et, peynir ve şampuan gibi ihtiyaçların çok daha pahalı olduğunu ifade eden bir pazarcı, satış yapmak için harcadıkları vergi ve benzin tutarlarının sadece zarar olduğunu ifade ediyor.

“Pazardan 1 ₺ ile geri dönüyorum

Üsküdar semt pazarında vatandaşa yönelttiğimiz fiyat ve bütçe ilişkisinde çoğunluk zar zor geçindiğini ve tutumlu olmaya çalıştığını ifade ediyor. 150-200 ₺ ile haftalık pazar alışveriş yapan vatandaşlar, istedikleri her şeyi değil daha çok ihtiyaç temelli ilerlediklerini vurguluyor. Üsküdar pazarında mikrofon uzattığımız başka bir vatandaş ise: “Çok pahalı, geçinemiyoruz. Emekli maaşı yetmiyor, zor şartlarda yaşıyoruz. Beş liranın altında hiçbir şey yok. Domates salatalık bile pahalı, eve 1₺ ile geri dönüyorum.” şeklinde cevap veriyor. Durumun ülke gelir düzeyini açık eden başka bir boyutu ise kimi vatandaşın zorlanmadan alışveriş yapabildiği oluyor. Fiyatlarda herhangi bir yükseklik görmeyen vatandaşlardan bazıları, ekonominin iyi olduğunu vurguluyor.

Nevmekan Sahil’de bakır ve tombak ustası Kaya Kalaycı ile konuştuk

Nevmekan Sahil’de, “Madenin İhtişamı” sergisinde 70’ten fazla eserinin yer aldığı bakır ve tombak ustası Kaya Kalaycı, Osmanlı motiflerini madenle buluşturdu. Açılışını Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in yaptığı sergi, 18 Ekim’e kadar ziyaretçilerini bekliyor.

“Ben de bu işin içinde büyüdüğüm için bu işi yapmaya başladım.”

1959 doğumlu olan bakır ve tombak ustası Kaya Kalaycı, İstanbullu. Büyük dedesi ve babasının da bakır işiyle uğraştığını belirten Kalaycı, zamanla bulunduğu ortam içerisinde bu işe yöneldiğini belirtti. Saraylardaki ve kitaplardaki tombak eserlerini günümüze aktarabilmek için birebir aynısını yaptıklarını ifade ederken bu fikrin Çiğdem Simavi’ye ait olduğunu ve yabancı devlet büyüklerine hediye olarak verildiğini ifade ediyor. Şimdiki gençlerin bunları bilmediğini ve onlara da ithaf ettiklerini belirtiyor.

“Tombak, belli başlı bakır objelerin motiflerle altın amalgamla üstünün sıvanmasına verilen bir ad.”

Tombak hakkında detaylı bilgiler veren Kalaycı, aslında bunun biraz riskli olduğunu, bunun nedenini yapıştırma fiilini Osmanlı döneminde cıvayla yaptıkları için ustaların genç yaşta bundan etkilenip öldüklerini ve hatta daha sonra yasaklandığını belirtiyor.

”Benim amacım bu güzel eserleri yeni yapılan camilerimizde tarihi eser ve bazı restorasyon işlerinde kullanmak. Gelecek nesile aktarabilmek, o yüzden biz bu sergiyi açtık.”

Tombaklamanın sabır gerektiren bir iş olduğunu söyleyen Kalaycı, bu işlemi kızının yaptığını ifade ediyor. Bu işin sırrının altını ziyan etmeden yapmak olduğunu söylerken, kendisinin 10 ₺’ye mâl ederken kızının ise 5-6 ₺’ye mal ettiğini söylüyor.

Babam hiç istemedi dükkanda çalışmamı.

Alman Lisesinde okuyan Kalaycı, babasının dükkanda çalışmasını istemediğini belirtiyor. Okuldan sonra yine de dükkanlarına gittiğini ifade eden Kalaycı o zamanlarda turist yoğunluğunun fazla olduğunu belirterek turistlere satış yaptığını söylüyor. O zamandan beri bu mesleğin içinde olduğunu ve bu işi öğrendikten sonra sergi açmayı çok istediğini belirtiyor. Hayallerinin gerçekleştiğini söyleyen Kalaycı, cümlelerinde Çiğdem Simavi, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve danışmanı Gülsüm Hasbal İsmailoğlu’na yer vererek teşekkür ediyor.