Mustafa Ali Aykol

Mustafa Ali Aykol

“Metroda internet” talebi ile gündemde olan İBB Meclis Üyesi Taylan Yıldız Üsküdar’da gençlerle buluştu

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde “Metroda internet” talebi ile gündem olan Meclis Üyesi Taylan Yıldız, gençlerle birlikte Üsküdar sahilinde sabah sporu yaptı.

22 Eylül günü kişisel sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan Yıldız, “Arkadaşlar, Ben her sabah 1 saat kadar yürüyorum. Birçoğunuz bana (sosyal mesafeyi koruyarak tabi ki) eşlik etmek ve sohbet etmek istediğini söyledi. Ben de tabi ki sizi dinledim 🙂 Yarın sabah saat 9.00’da Üsküdar iskelesinden yürüyüşe başlayacağız. Ben 8.50 gibi orada olurum.” diyerek çağrıda bulunmuştu.

Dün sabah gerçekleşen yürüyüşte Taylan Yıldız ve çağrısına katılım gösteren 24 genç Üsküdar’daki 3. Ahmet Çeşmesi’nin önünde buluşarak Salacak sahili boyunca yürüdü. Taylan Yıldız; dönüş yolunda Salacak Lokali’nde oturup çay eşliğinde gençlerin sorularını cevaplandırdı.

“Metroda internet erişimi terör saldırısı ihtimalini arttırır tezinin geçerliliği yok.”

Gençler tarafından metroda internet talebine Ak Parti – MHP cephesinden gelen “Terör saldırısı riskini artırır” eleştirisinin sorulması üzerine Yıldız; “Dünya’nın birçok farklı ülkesini gezdim. Hiçbir yerde metroda internetin kesildiğini görmedim. Bu bir tek Türkiye’de var. Ayrıca düşünün; M2 hattının (Yenikapı-Hacıosman) bazı duraklarında metro yer üstüne çıkıyor ve oralarda internet erişimi var. Aynı şekilde Marmaray’ın yer üstünden gittiği istasyonlarda internet ve telefon erişimi varken, yer altında yok. Eğer mesele gerçekten bir terör saldırısını engellemekse burada bir çelişki yok mu? En çok metroya saldırı gerçekleşen İngiltere’de bile böyle bir erişim engeli yok. Tam 11 kez metrolarına bombalı saldırı düzenlenmiş İngiltere’nin bile aklına gelmeyen bu çözüm gerçekten de doğru bir iş mi? Bence iktidardakilerin aklından tamamen çıkmış bir konuydu bu. Çevrelerindeki kimse de bu problemi onlara söylememişti çünkü onlara ulaşmıyor böyle talepler.” cevabını verdi.

İBB Meclisi’nde neler olmuştu?

İYİ Parti’li İBB Meclis Üyesi Taylan Yıldız, İstanbul’daki metrolarda internet kullanılabilmesi için gereken adımların atılması çağrısı yaparak sosyal medyada “Metroda internet istiyoruz” kampanyası başlatmıştı.

Yıldız, İBB’nin metrolara baz istasyonu kurabilmek için 10 ay önce İstanbul Valiliği’ne yaptığı başvuruya hâlâ yanıt verilmediğine dikkat çekmişti.

Konuşma sırasında AKP’li Tevfik Göksu’nun Yıldız’a “internetçi arkadaş” diye hitap etmesi ilginç anlar yaşanmasına sebep olmuş ve konu sosyal medyada gündem olmuştu.

Çamlıca Tepesinde yer alan ve görüntü kirliliğine sebep olan eski vericilerin sökümüne başlanıldı

Küçük Çamlıca TV-Radyo Kulesi’nde radyo yayınlarının başlamasının ardından görüntü kirliliğine sebep olan eski vericilerin akıbetinin ne olacağı merak ediliyordu.

BELEDİYE BAŞKANI HİLMİ TÜRKMEN DUYURDU

Konuya ilişkin bugün yeni bir gelişme yaşandı. Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen eski vericilerin söküm işlemlerinin başladığını duyurdu.

Türkmen açıklamasında, “Güzel bir haberimiz var. Biliyorsunuz; Küçük Çamlıca’daki yeni anten kulemiz bitti, faaliyete geçti. Çamlıca Tepesi’ndeki anten kalabalığı artık işlevsiz. Bugün Ulaştırma Bakanımız Sayın Adil Karaismailoğlu’nun katılımıyla söküm başladı. Üsküdarımıza, İstanbulumuza hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

Üsküdar’da kahvaltıya nereye gidilir?

İstanbul Boğazı’nın en uzun şeridine sahip ilçesi Üsküdar’a kahvaltıya gelmeyi planlayanlar kadar Üsküdar’da ikamet edip kahvaltı yapılabilecek yerleri araştıranlar da var.

Gazete Üsküdar olarak Üsküdar’da kahvaltı yapabileceğiniz en güzel mekanları sizler için derledik. Derlemeyi yaparken, Gazete Üsküdar yayın kurulu üyelerinin fikirlerini ve sosyal medya platformlarında yapılan yorumları dikkate aldık.

Üsküdar’da kahvaltı yapılabilecek mekanları listelerken bu mekanları iki ana başlık altında topladık: Manzarasıyla öne çıkan mekanlar ve kahvaltısıyla dikkat çeken mekanlar.

Manzarasıyla öne çıkan mekanlar

1- Paşalimanı Kafe

Üsküdar’dan Kuzguncuk’a doğru giderken Paşalimanı Caddesi üzerinde bulunan ve ismini buradan alan Paşalimanı Kafe, Beltur tarafından hizmete açılan ve işletilen bir mekan.

Boğaz manzarası eşliğinde ama cebinizi yakmayacak hatta aynı zamanda tadı da damağınızda kalacak bir kahvaltı için Paşalimanı Kafe doğru adres olabilir.

Hafta sonları 09.00-13.30 saatleri arasında, 48 TL ücretle sunulan zengin içerikli açık büfe kahvaltı seçeneğiyse tavsiyemizdir.

2- Sütiş Abdullah Ağa Yalısı

Çengelköy’de bulunan Sütiş Abdullah Ağa Yalısı, manzarası için tercih edebileceğiniz mekanlardan bir diğeri. Son derece şık iç ve dış tasarımıyla sadece etrafı izleyerek bile mutlu vakit geçirebileceğiniz bir mekan.

Kahvaltıda sunulan malzemeler kalite bakımından oldukça başarılı. Çalışanların kibarlığı ve ilgileriyse herkesin takdir ettiği bir nokta.

Her ne kadar manzarası için tavsiye ettiğimiz bir mekan olsa da, özellikle hafta sonları kalabalık sebebiyle deniz gören yerlerde oturma şansınız düşük olabilir. Gitmeden önce bu ayrıntıyı dikkate almanızı tavsiye ederiz.

3- Katibim Kafe Restoran

https://www.instagram.com/p/B824TJJqtAc/

Üsküdar’ın merkezinde yer alan Katibim Kafe Restoran, sahil manzarası ve zengin menüsüyle gerek iki kişi gerekse kalabalık arkadaş grubunuzla kahvaltıya gidebileceğiniz bir mekan. Ayrıca ailece kahvaltıya gitmek istiyorsanız gönül rahatlığıyla tercih edebileceğiniz bir yer.

Açık büfe kahvaltısı çok çeşitli olmasa da yiyeceklerin lezzeti, manzaranın güzelliği ve çalışanların ilgisi iyi bir kahvaltı için gerekli şartları sağlıyor.

Mekanın en önemli özelliğiyse konumu ve ulaşım kolaylığı.

4- Çengelköy Tarihi Aile Çay Bahçesi

https://www.instagram.com/p/B5Mry84JIbV/

Çengelköy’de, Boğaz’ın tam kıvrıldığı noktada bulunan Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi, otantik bir kahvaltı hazzı yaşayabileceğiniz butik bir mekan.

Etkileyici manzarası karşısında ister kendi getirdiğiniz simidi, poğaçayı çay kahve eşliğinde yiyebilir, isterseniz de kahvaltılıkların tadına bakabilirsiniz.

Tarihi Çınaraltı Aile Çay bahçesi, bir kere gittikten sonra bir kere daha mutlaka gideceğiniz, müdavimi olacağınız bir yer. Fakat İstanbul’daki birçok yerde olduğu gibi kalabalıktan bunalma ve yer bulamama ihtimali burası için de söz konusu. Tarihi Çınaraltı Aile Çay Bahçesi, güzel bir manzara eşliğinde çayınızı yudumlayabileceğiniz güzel bir yer ama kafa dinlemek isteyenler aradığını bulamayabilir.

5- Kadim Kahve

https://www.instagram.com/p/B3cjNF_lQuU/

Üsküdar’ın tam merkezinde yer alan Kadim Kahve, huzurlu bir ortamda güzel bir kahvaltı için tavsiye edeceğimiz mekanlardan bir başkası.

İç tasarımı ve üst kat manzarasıyla etkileyici bir mekan olan Kadim Kahve, huzur dolu müzikler ve leziz şerbetler eşliğinde kahvaltı için ideal.

Damak zevkinize göre sucuklu ya da kaşarlı omleti de özellikle tavsiyemiz.

6- Filizler Köftecisi

https://www.instagram.com/p/BuWMwnlHAic/

Dünya’nın en güzel manzaralarından biri şüphesiz ki, Salacak’taki Kız Kulesi manzarasıdır.

Bu muhteşem manzara karşısında güzel bir kahvaltı yapmak için tercih edebileceğiniz yerlerden bir diğeriyse Filizler Köftecisi.

Manzara ve kalite açısından başarılı olan mekanda fiyatlara göre porsiyonların biraz küçük olduğuyla ilgili eleştirilerin varlığını da not düşelim.

7- Dilruba Restoran

https://www.instagram.com/p/B89HTOtJysN/

Üsküdar Kuzguncuk’ta bulunan Fethi Paşa Korusu’nun üst tarafında yer alan Dilruba Restoran & Kafe, hafta içi de açık büfe kahvaltı hizmeti sunan nadir mekanlardan biri.

Tepeden boğazı gören manzarası, menüdeki fiyat-performans dengesiyle güzel bir kahvaltı için tercih edebileceğiniz Dilruba Restoran’ın Pazartesi günleri kapalı olduğunu unutmayın.

Kahvaltısıyla öne çıkan mekanlar

1- Çimen Pasta Kafe Restoran

https://www.instagram.com/p/BJcZFy6hULX/

Lezzetli ürünleriyle her Üsküdarlı için ayrı bir yeri olan Çimen’in kahvaltısı da en az diğer ürünleri kadar başarılı.

Üsküdar’ın en keyifli yeme-içme mekanlarından biri olan Çimen’in terasında ailenizle ya da arkadaşlarınızla güzel bir kahvaltı deneyimi yaşayabilirsiniz.

2- İncirhane

Üsküdar’da doğal ürünleriyle lezzetine doyum olmayacak bir kahvaltı için doğru adres İncirhane.

Hakimiyet-i Milliye Caddesi üzerinde bulunan İncirhane’de tüm ürünler doğal, bütün kahvaltılıklar lezzetli.

Aradığınız şey lezzet ve samimiyet ise İncirhane doğru adres olabilir.

3- Kuzguncuk Bostan Kafe

https://www.instagram.com/p/BzSddFgAWQs/

Kuzguncuk’ta bulunan Bostan Kafe, kaliteli ürün tercihleri ve güler yüzlü hizmetiyle listemizde yer alıyor.

Mekanın lokasyonu da buraya kahvaltıya gelmek için bir başka artı sebep.

Mekanın dış kısmındaki bostan manzarasını seyr ederek kahvaltı yapabilmek için erkenden gitmenizi ya da rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederiz.

4- Fıstıkağacı Cafe

https://www.instagram.com/p/B9M8TIClFl7/?utm_source=ig_web_copy_link

Fıstıkağacı’nda bulunan ve ismini buradan alan pastanenin kahvaltı menüsü oldukça zengin.

Serpme kahvaltıdaki çeşitlilik sayesinde öne çıkan bir mekan. Ayrıca ürünlerin son derece lezzetli olması güne güzel başlamanızı sağlıyor.

Fıstıkağacı Pastanesi’nin bir diğer güzel yanıysa muadillerine göre kahvaltısının çok daha uygun fiyatta olması.

Üsküdar’da yer gök kitap!

6. Üsküdar Kitap Fuarı Cumartesi günü başlıyor. 8-16 Şubat tarihleri arasında Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek fuarı 10.00 – 20.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

ONUR YAZARI TEOMAN DURALI, ONUR KONUĞU SAADETTİN ÖKTEN

“Üsküdar’da Yer Gök Kitap” sloganıyla duyurulan 6. Üsküdar Kitap Fuarı, 8 Şubat Cumartesi günü saat 11.00’da gerçekleşecek tören ile kapılarını kitapseverlere açacak. Açılış töreni iki önemli ismi ağırlayacak, fuarın bu yılki onur yazarı Prof. Dr. Teoman Duralı ve fuarın onur konuğu Prof.Dr. Sadettin Ökten. Duralı, aynı gün, saat 15.00’da İmza Salonu’nda kitaplarını imzalayacak. Ökten ise yine 8 Şubat Cumartesi günü, saat 15.00’da Avrasya Salonu’nda düzenlenecek “Kitap Üzerine” adlı söyleşide okurlarıyla buluşacak.

6. Üsküdar Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı Teoman Duralı

120 YAYINEVİ, 250 YAZAR

6. Üsküdar Kitap Fuarı’na 120 yayınevi, 250 yazar katılacak. Bu yıl gerçekleşecek imza günü ve söyleşi programlarına Beşir Ayvazoğlu, Uğur Derman, İlber Ortaylı, Cihan Aktaş, Emrah Sefa Gürkan, Acar Baltaş, Kemal Sayar, Sadık Yalsızuçanlar, Ali Ural, Leyla İpekçi gibi nice ismin katılacağı duyuruldu. Fuar, Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde 8-16 Şubat tarihlerinde 10.00 – 20.00 saatleri arasında açık olacak. Etkinlik takvimine göz atmak ve fuara katılacak yazarların sıralı tam listesine ulaşıp programları hakkında bilgi almak için uskudarkitapfuari.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kültürel bir miras olarak Üsküdar’ın mezarlıkları

“Ey Üsküdar! Bembeyaz evlerin binlerce mezara bakar, ve o mezarların üstünde, paylaşılmamış bir aşka benzeyen sonsuz yas yapraklarına işlemiş, o her zaman yeşil ağaç, o narin ve karanlık servi yükselir.”

Lord Byron 

Şehirlerin tam merkezinde kalan mezarlıklar, yeşil alanları ve tılsımlı havaları ile adeta kentin hızlı akan hayatını frenleyen bir mekanizma işlevi görmekte. Elbette, durup bakabilen, bakıp da görebilenlere. 

MEZAR VE MEZARLIK NE DEMEK?

Mezar, etimolojik olarak Arapça kökenli bir kelimedir ve “ziyaret mekanı” anlamını taşır. Mezarlık da bu kelimeden türetilmiştir. Arapça’da “ölülerin gömüldüğü yer” anlamına gelen kabir (kabr) kelimesinin değil de mezar kelimesinin kullanılıyor olması ilgi çekici. Bunun sebebinin dini terminolojide ölülerin gömüldüğü yerlerin, onların hala hayatta olanlar tarafından ziyaret edildiği mekanlar olması tahmin edilmekte.

Mezarlıklar, şehir tarihi açısından da oldukça önemli mekanlardır. Bunun yanı sıra mimari ve mezar taşlarının gelişimi açısından zengin örnekler barındıran mezarlıklar, her türlü tarihi ve demografik araştırmalar için de hayati önem taşır.

ÜSKÜDAR: ASYA’NIN İNCİSİ

Tarihi yarımadanın karşısında yer alması itibariyle alabildiğine geniş bir İstanbul peyzajına açılan özel konumuyla Üsküdar, Asya topraklarının incisi konumundadır. M.Ö. 1000’li yıllara kadar uzanan tarihiyle Üsküdar, aynı zamanda birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir merkezdir. 

Camilerin, kiliselerin ve sinagogun bir arada bulunduğu Üsküdar’da, mezarlıklar açısından da aynı zenginlikten söz edilebilir. Üsküdar’ın farklı bölgelerinde yer alan Ermeni, Rum, Yahudi, Sünni ve Alevi mezarlıkları Üsküdar’ın kültürel çoğulculuğunun güzel bir göstergesi.  

Semtin bazen merkezinde, bazen köşe bucaklarında yer alan bu mezarlıkların hepsinin ayrı bir hikayesi, hepsinin taşıdığı ayrı bir kültürel miras var. Bu yazıda, Üsküdar’ın kültürel tarihi açısından en önemli üç mezarlığını siz Gazete Üsküdar okurları için araştırıp derledim. 

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK MEZARLIĞI: KARACAAHMET

Fotoğraf: XIX. yüzyılda Karacaahmet Mezarlığı’nı tasvir eden Thomas Allom’un gravürü

Üsküdar sınırları içerisinde yer alan Karacaahmet Mezarlığı, Türkiye’nin en büyük, Dünya’nın da en büyük mezarlarından biri olma özelliğiyle listede ilk sırada yerini alıyor. Miskinler, Saraçlar Çeşmesi, Şehitlik, Musallâ ve Duvardibi adlı beş büyük bölgeye  ayrılan mezarlık, Karacaahmet Dergahı da içine alınırsa yaklaşık 750 dönümlük bir arazi üzerinde bulunuyor. 

Nadir kullanılan ve az bilinen diğer ismi “Üsküdar Mekabir-i Müslimini” olan mezarlıkla ilgili resmi kaynaklardaki ilk bulgu 1698 yılına dayanmakta.  

Fotoğraf: Karacaahmet Mezarlığı

Mezarlığın ismini , İstanbul’a Hacı Bektaş-ı Veli tarafından İslam dinini yaymak üzere gönderilen Karaca Ahmet’ten aldığı bilinmekte. Mezarlığın tarihinin 14. yüzyıla kadar uzandığı, yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmış.

Karacaahmet Mezarlığı’nın bulunduğu bölgenin mezarlık alanı olarak seçilmesinin ise özel bir sebebi var. Osmanlı’da halk arasında Üsküdar’ın Asya kıtasının uzantısı olması ve dolayısıyla Mekke-Medine ile ilişkilendirilmesi sonucunda Kabe toprağı olduğuna dair yaygın bir  inanış bulunuyordu. Bundan dolayıdır ki Avrupa yakasında vefat eden birçok insanın  cenazeleri, yüzyıllar boyunca kayıklarla Üsküdar’a, Salacak iskelesine taşınmış. 

Türk – İslam tarihine baktığımızda, mezarlıkların şehrin birkaç kilometre dışına yapıldığını görürüz. Gerek Karacaahmet Mezarlığı gerekse diğer birçok mezarlık için bu gözlem geçerli. Geçmişte şehrin dış kısmı olarak görülen bu yerler, zamanla kentin büyümesi ile birlikte yeni oluşan şehrin içinde kalmış durumda.

Karacaahmet’in bir diğer özelliğiyse hem Sünniler hem de Aleviler tarafından mübarek bir defin alanı olarak görülmesidir.  

Mezarlığın bölümlerinden biri olan Seyitahmet bölümü, Şii mezhebinden ölülerinin gömülerine ayrılmıştır. Aynı zamanda İranlılar mezarlığı olarak da bilinen alana Türkiye Caferileri de gömülmekte. Bu alanda Abdulbaki Gölpınarlı, Cem Karaca gibi isimlerin mezarları bulunmakta. 

Osmanlı dönemindeki tüm mezarlıklarda görülebileceği üzere, Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezar taşlarında bulunan fesler, orada kabri bulunan kişinin sosyal statüsünü yansıtmakta. Aynı zamanda, her mezar taşı bir kitabe olma özelliğini de taşımakta. Bu bağlamda, mezarların tarihsel ve kültürel olarak bizim için ne kadar önemli olduğu bir kez daha görülebilir.

Mezarlığın orta yerinde bulunan Şehitlik Cami civarında bulunan 2. ada üzerinde Çanakkale Savaşı esnasında şehit düşen birçok askerin gömülü olduğu biliniyor. Buradaki şehitliğin, gemilerle Haydarpaşa ve etrafındaki diğer hastanelere tedavi olmak üzere getirilen yaralı askerlerin vefat etmeleri sonucunda defnedilmesiyle oluştuğu bilinmekte. Fakat bu askerlerin kim olduklarına dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır. 

TARİHE TANIKLIK EDEN MEZARLIK: BAĞLARBAŞI MEZARLIĞI

Fotoğraf: Bağlarbaşı Mezarlığı

Bağlarbaşı tepesinde bulunan ve ismini bölgeden alan Bağlarbaşı mezarlığının 16. yüzyılın ortalarından beri var olduğu bilinmektedir. Birden çok bölgeye ayrılmış olan bu mezarlık alanın kuzey bölümü Surp Haç Kilisesi’ne, güney bölümü ise Surp Garabed Kilisesi’ne 1555 yılında tahsis edilmiş. Mezarlık alanında ayrıca bir de Yahudi mezarlığı bulunmakta. 

Mezarlığın girişinde bulunan kitabede yazılana göre bölgenin 1555 yılında tesis edildiği bilinmekte. Bu, aynı zamanda bölgeye Ermeni cemaatinin de yerleştiği tarih olarak tahmin edilmekte.  

Mezarlıkta okunmuş en eski kitabe, 1637 yılında vefat etmiş olan Koca Bedros’un zevcesi Şamma isminde bir kadına ait.  Türkiye ve İstanbul Ermenileri hakkındaki yaptığı çalışmalar ile tarihe ışık tutan Kevork Pamukciyan, var olan tüm kitabeleri kayıt altına almıştır. 

Fotoğraf: Osmanlı saray mimarlarından Balyan Ailesi’nin Bağlarbaşı Mezarlığı’nda bulunan anıt mezarı. Balyan ailesi, Osmanlı’da Çırağan Sarayı’ndan Dolmabahçe Sarayı’na kadar birçok eserin mimarlığını yapmış bir aileydi.

Yahudi mezarlığının köklerinin ise Tanzimat dönemine kadar dayandığı bilinmekte. Kaynaklarda anlatıldığına göre Tanzimat sonrası dönemde Protestanların talebi üzerine var olan Yahudi Mezarlığının yanındaki bir alan Protestan gömülerine tahsis edilmiştir.  

Yahudi mezarlıklarında sıkça görülen sembol ve motifler bu mezarlıklarda da sıkça karşımıza çıkmaktadır.

Tanzimat dönemine kadar uzanan bir mazisi olsa da, şu anda bulunan mezarların tarihi o kadar geriye gitmemekte. Bunun sebebi, Yahudi Cemaatine tahsis edilmesine rağmen 1988 senesinde belediye tarafından işgal edilen Bağlarbaşı mezarlığının Yahudiler için ayrılan alanının yıllarca hukuksuz bir şekilde belediye tarafından ofis ve sera amaçlı olarak kullanılmış olmasıdır.   

Fotoğraf: Bağlarbaşı Yahudi Mezarlığı

Hak ihlalinin Yahudi cemaati tarafından yargıya intikali sonucu devam eden süreç cemaat lehine neticelenmiş ve alan iade edilmiş. Halen Kuzguncuk Musevi Sinagogu Vakfı’nın kullanımına tahsis edilmiş  olan mezarlık bölgesine 2002 yılından beri gömü yapılabilmekte. 

HAYDARPAŞA İNGİLİZ MEZARLIĞI

Fotoğraf: Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı (Vikipedi)

Üsküdar’ın tarihi açıdan önemli bir başka mezarlığı ise Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı. GATA Hastanesi’nin alt tarafında, Haydarpaşa Tren Garı’nın ise karşı çarprazında yer alan bu mezarlığın tarihi 19. yüzyılın ortalarına dayanıyor.

19. yüzyılın ortalarında meydana gelen Osmanlı-Rus savaşında, Osmanlı’nın müttefiki olan İngiliz ve Fransız askerlerinden bazıları bu mezarlığa defnedilmiştir.

Tarih birçok zıtlık ve garipliği içerisinde barındırdığı gibi, o yıllarda Osmanlı’nın yanında savaşarak ölen İngilizler için hazırlanan bu mezarlığa, daha sonra Osmanlı’ya karşı savaşırken hayatını kaybeden İngiliz askerler de gömülmüş.

Mezarlarının bazılarının üzerinde isim yazsa da, isimsiz birçok mezarlık da bulunuyor. Alana daha sonra sivillerin de gömüldüğü bilinmekte.

Mezarlığın girişinde Kraliçe Victoria’nın Kırım savaşında ölen İngiliz askerler için yaptırdığı anıt bulunmaktadır.

GİZEMLERLE DOLU BİR MEZARLIK: BÜLBÜLDERESİ

Fotoğraf: Bülbülderesi Mezarlığı

Üsküdar’da bulunan bir diğer önemli mezarlık, İcadiye bölgesinde yer alan Bülbülderesi Mezarlığı. Bülbülderesi, Üsküdar Selanikliler sokağı arasında Selanikliler’in çoğunlukta olduğu Karakaşlar ve Kapancı cemaatinin de defnedildiği mezarlıktır. Mezarlığın Selanikliler tarafı Sabetaist mezarlığı olarak da adlandırılmaktadır. 

1626 yılında tüccar bir ailenin çocuğu olarak İzmir’de doğan Sabetay Sevi’nin Yahudi inancına dayanarak ilan ettiği mesihliğini kabul edenler hızla arttı. Bu durum, Osmanlı yönetimini endişelendirdi ve Sabatay Sevi zor kullanılarak Müslüman olduğunu ilan etmek zorunda bırakıldı.  

Sabatay Sevi’nin Müslüman olduğunu açıkladıktan sonra kendisine inanan Yahudilerin bir kısmı kendisiyle bağı koparırken, bazıları ise tıpkı Sevi gibi din değiştirdiklerini açıkladılar. Gerçekte olan ise inançlarını gizliden de olsa yaşamaya devam etmeleriydi.    

Fotoğraf: Bülbülderesi Mezarlığı’nda bulunan mezarlardaki dikkat çeken sembollerden biri. İki elin sıkışması işareti, Yakov’un ( Bene israel)’in Tanrı ile yapmış olduğu anlaşmayı sembolize etmektedir. (Rachel Hachlili , Jewish funerary customs, Second Temple period, BRILL, 2005, p.340)

Bülbülderesi Mezarlığı’nın önemi, Sabetay Sevi ve yirmialtı halifesinin soyundan olmayan kimsenin buraya gömülememesidir. 

Bülbülderesi  Mezarlığı’ndaki mezarlarda çerçeveli fotoğraflar, obeliskler, Süleyman Tapınağının iki girişini sembolize eden Jakin Boaz sütunları, üç başlıklı mermer sütunlar, mermer kabartmalı yüksek sütunlar, akasya motifleri, birbiri ile tokalaşan el sembolleri ve ezoterik işaretler  bulunmaktadır. 

Bu mezarları Müslüman mezarlarından ayıran en önemli özellik bir çoğunun kıbleye bakmamasıdır. Buradaki mezarlıkların, Yahudi mezarları gibi üzerleri kapatılmıştır. 

Sabetaycı olup İsrail’e gidip Yahudi inancını benimseyenler de bulunmakta, dindar Müslüman olan dönme aileler de varlığını sürdürmektedir.  

Üzücü olan ise bu mezarlığa zaman zaman çeşitli saldırılar yapılmış olmasıdır. Bu saldırılar esnasında bazı mezar taşları ve kabirler zarar görmüştür.   

KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASI NEDEN ÖNEMLİ

Tarihsel ve kültürel anlamda mezarlıklar hayati öneme sahip. Üsküdar da mezarlıklar açısından oldukça zengin.  

Fakat güzide ilçemizdeki mezarlıklar gerektiği kadar titiz bir şekilde korunmuyor. Bülbülderesi Mezarlığı’nda olduğu gibi bazı mezarlıklara zaman zaman çeşitli “saldırılar” gerçekleşebildiği gibi, Karacaahmet Mezarlığı’ndaki gibi tarihe yenik düşen mezarlıklar ve mezar taşları hoyratça yok edilebiliyor.

Mezarlıkların, şehrimizin, hepimizin ortak mirası olduğu bilincinin oluşması ise bu sorunların yegane çözümü.

Kandilli Rasathanesi’nde deprem eğitimi

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nde 4 Şubat Salı günü saat 14.00’da “ABCD Temel Afet Bilinci Eğitimi” verilecek. Ücretsiz eğitime katılmak isteyenler aheb@boun.edu.tr adresine mail atarak başvurabilirler.

BİR TÜRKİYE GERÇEĞİ: DEPREMLER

Türkiye, 24 Ocak Cuma akşam saatlerinde meydana gelen, en az 41 kişinin hayatını kaybettiği, binlerce vatandaşın yaralandığı Elazığ depremi başta olmak üzere, son haftalarda üst üste gelen depremlerin korku ve kederini yaşıyor. Özellikle Manisa ve çevresinde sıklaşan depremler İstanbul’un çeşitli yerlerinden de hissedildi ve olası İstanbul depremine dair tartışmalar yine gündemin üst sıralarına çıktı. İstanbul şehri, İstanbul’da yaşayanlar, yapılar ve kurumlar depreme ne kadar hazırlıklı, 1999’dan bu yana neler değişti gibi sorular, bu tartışmaların odağında yer alıyor. Türkiye’de deprem deyince ilk akla gelen kurumlardan biri olan Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, bir temel afet eğitimiyle depreme hazır olmaya yönelik bilinci arttırmayı hedefliyor.

KANDİLLİ RASATHANESİ’NDEN ÜCRETSİZ AFET EĞİTİMİ

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nde 4 Şubat Salı günü saat 14.00’da gerçekleşecek olan “ABCD Temel Afet Bilinci Eğitimi” ücretsiz olacak. Eğitime katılmak isteyenler aheb@boun.edu.tr adresine mail atarak başvurabilirler.