Mert Erez

Mert Erez

1993 yılında doğdu. Radyo, Tv, Sinema ve gazetecilik eğitimleri aldı. Senaryo yaazarlığı, gazetecilik ve yönetmenlik yapıyor. Şerefli Mağlubiyetler Antolojisi isminde bir kitabı var ve Fitbol Dergi'de yazıyor. Yönetmenliğini yaptığı kısa filmler ve belgesellerle yönetmenlik kariyerine de devam ettiriyor.

Geçmişten bugüne Üsküdar’da sinema anıları

Üsküdar tarihi yapısını muhafaza etmesiyle biliniyor. Lakin Üsküdar bir şeye karşı oldukça hoyrat davranıyor: Sinema. Üsküdar’da geçmişte açılmış birçok sinema olsa da günümüzde alışveriş merkezi haricinde Üsküdar’da sinema bulunmuyor.

1920’den bu yana Üsküdar’da birçok sinema faaliyet gösterdi. 1921 başlarında Sinemacı Abidin Bey; Üsküdar Belediyesinden kiraladığı bir mekânda ilk sinema faaliyetini başlatmıştı Abidin Bey, bu sinemada bastığı el ilanı broşürleri dağıtarak gösterimler düzenledi. Tek tük de olsa gösterme şansı yakaladığı filmlerle Üsküdar’da bilinen en eski sinemacı ünvanına sahip oldu. 1922 yılına gelindiğinde sinemacıların sayısı çoğalmıştı. Hatta o günlerde Üsküdar’da bir sinemada müdürlük yapan bir kişi, polis tarafından dövüldüğünü ve sinemasının kapatıldığını devlete bildirmişti. Bu kişinin ismi kayıtlara geçtiyse de bizim kaynaklarımızda yer almıyor. O günlerde, sinemalara gelen filmler sansür memurları tarafından onaylanır, filmlerin fiyatları devlet tarafından belirlenirdi.

Üçgen biçimli Çeşme Meydanı, Üsküdar’ın en şenlikli yeriydi.

Besim Çeçener’in Üsküdar Anıları’nda Cumhuriyet Dönemi yazılarında şu satırlar geçmektedir. “Üçgen biçimli Çeşme Meydanı, Üsküdar’ın en şenlikli yeri idi. Çünkü mevcut iki kapalı sinema da bu meydandaydı. Çeşme Meydanı denince bıçkın insanlar akla gelirdi. O devir, kabadayılar devri idi. Ün yapmış kabadayıların öyküleri dillerde dolaşırdı. Kabadayıların tayfaları da olurdu. Aynı Amerika’daki gençlerin kurduğu çeteler gibi. Bu ayrı bir öyküdür. Hale Sineması bugün Ziraat Bankası’nın bulunduğu parselde idi. Üsküdar’ın ilk sinemalarındandı. Üsküdar’ın köklü aileleri gündüzden çocuklarını yollayıp en iyi locaları tutmaya çalışırdı. Çeşme Meydanındaki ikinci kapalı sinemanın adı “Bizim Sinema” idi. 1940 yılında açılmıştı. Bu sinemanı eski araba atlarının barındırıldığı bir ahırdan bozma olduğu söylenirdi.” diye anlatmaktadır. Bu bilgilerin kesinliğinden emin olmasak da kitapta belirtilenler okuduğunuz bilgilerdir.

Lakin kitapta yer alan “Çeşme Meydanı” tabirinin geniş bir alanı kapsadığı, Halk Caddesi, Doğancılar gibi yerleri de anlattığını belirtelim.

Şüphesiz Üsküdar’ın sinema tarihi o günlerde başlamış ve kapalı sinemalarla devam etmişti. Üsküdar’ın diğer bir sineması 1950’lerde Doğancılar tarafında açılan Sunar Sineması’ydı. Çok geçmeden Hale Sineması kapandı ve yerine Lale Sineması açıldı. Onun kapanmasıyla yerine Ziraat Bankası açıldı.  Çırağan, Yeni Sinema, İnkilap Sineması yine o yıllardan 1960’lara kadar açılan sinemalardı. 

Lale Sineması, Üsküdar – 1960’lar.

1960’lara gelindiğinde sinemalar kışlık ve yazlık sinemalar olmak üzere açılıyordu. Kışın gidilen sinema Sunar, yazın gidilenlerin ilk açılanı ise Aypark sinemasıydı. Sunar sineması, o yıllarda diğer sinemalara göre daha farklı bir yerdi. Doğancılar’da bulunan Sunar, zellikle koltuklarının rahat olması sebebiyle, Hale sinemasından ayrılıyordu. Hale sineması demir sandalyelerle film gösterir, fareler bu sinemada cirit attığı söylenirdi. Bizim Sineması  ise o dönemlerde Hale’den daha iyi Sunar’dan daha kötü olduğundan, halk tarafından tercih edilirdi. 30 filmin hepsinin sırayla gösterildiği rivayetlerden biriydi. Sunar Sineması ise zenginler tarafından tercih edilirdi. Bu sinema o dönem Üsküdar’ın en zengin sinemasıydı. Başka yerlere gelmeyen filmler o sinemada oynatılırdı. Hatta o dönemlerde  Hale ve Bizim Sinemaları daha eski dönemlerde tiyatro olarak kullanılmış, İsmail Dümbüllü ve arkadaşları bu tiyatrolarda sahne almışlardı.

Yazlık sinemalar ise bu sinemalara rakip değildi. Ancak yazın, çok az kişiyle film gösterileri yapılırdı. Bu yazlık sinemaların en ünlüleri, Doğancılar Parkı’nın karşısındaki Aypark yazlık sineması ile Bizim Sinema, Ahmediye, Tunusbağı ve Duvardibi’ndeki yazlık sinemalardı. Yazlık sinemaların oturacak sandalyeleri tahta olduğundan evlerden sandalye yastığı götürülürdü.

Acıklı filmlerin iş yaptığı düşüncesiyle, yazlık sinemalar yalnızca acıklı filmleri oynatırlardı. Bu sinemalar arasında acıklı film rekabeti doğmuştu. Kapalı sinemalar yazlık sinemalarla rekabet etmese bile yazlık sinemaların sayısı arttıkça, en azından ikram servisi başlar olmuştu. Bu sebeple sinemalar müşterilerine içecek servisine başlamıştı. Bu fikri bulan ilk sinema Üsküdar’da Gazino sinemasıydı. Aypark ise Fruko dondurması adı verilen dondurmaları bedava dağıtmıştı. 

Ferah sineması ise Ferah sokağında bulunan, yazlık sinemalardandı. 

Yazlık sinema önlerinde seyyar el arabalarında külah içinde leblebi, çekirdek, koz helva, susam helva, kâğıt helva satan satıcılar bulunurdu. Aypark sineması Amerikan filmleri oynatırdı. Üsküdar’da açılmış bu sinemalarla ilgili farklı kaynaklarda bilgiler var. Yine de geçmişte Üsküdar’da birçok sinema olduğunu biliyoruz. Lakin bu eski ve tarih kokan semtte artık “gerçek bir sinema” bulunmuyor. Kesinliğinden emin olduğumuz sinema gerçeği artık hikayelere sahip güzel sinemaların çok geçmişte kaldığıdır…

Mustafa Gökmen’in Türk Sinema Tarihi kitabına göre Üsküdar’da açılan kapalı sinemalar yıllarına göre aşağıda belirtilmiştir:

BİZİM SİNEMASI – 1940

ÇIRAĞAN SİNEMASI – 1943 

YENİ SİNEMA – 1944

İNKİLAP – 1946

SUNAR SİNEMASI – 1947

ESER – 1949

Yeşilçam filmlerinde Üsküdar

Yeşilçam filmleri İstanbul’un geçmişinin seyir terasıdır. Oturduğunuz yerden İstanbul’un dört bir yanını izletir size. Mecidiyeköy’ün köy olduğu zamanları, Sarıyer’deki konakları, Arnavutköy’de sokaklarda gezen satıcıları tanırız İstanbul’da. Bir de Üsküdar vardır… Üsküdar’ın incisi Kız Kulesi’ne de sahip olan Salacak, ağaçlarının gölgesinde gazoz içilen Çamlıca, güzel konaklarıyla Altunizade. Kent hafızasını her geçen gün biraz daha kaybeden İstanbul’da biraz da olsa eskisi gibi kalabilmiş yerlerden biridir Üsküdar. Birçok film çekilmiştir burada.

Size şimdi biraz Üsküdar’da çekilen filmlerden ve o filmlerle aklımıza kazınmış mekanların şu an neye dönüştüğünden bahsedeceğiz.

1961, Salacak

Bir Bahar Akşamı– 1961 – Yönetmen: Orhan Elmas, Salacak

Orhan Elmas tarafından 1961 yılında çekilen Bir Bahar Akşamı’nda, Salacak sahili birçok karede filmin karakteri Suat’ın (Göksel Arsoy) üzüntülü ve aşık yürüyüşlerini yaptığı yerdir. Suat karakteri her akşam Salacak sahilinde yürüyüşe çıkan ve hayaller kuran biridir. Yalnızlığını Salacak sahilde yaşar Suat. Aşık olma hayalleri kurar ama kimseye aşık değildir. Filmin devamında aşkı bulduğunda ise onu Ortaköy sahilinde görürüz. Bir zengin kızına aşık olduğundan yürüdükleri sahil de değişir. Artık o eski, yalnız ve memur hayatı yoktur. Üsküdar sahili burada bir ekonomik sınıfı datemsil eder. Zengin kız ile birlikte Ortaköy’dedir artık. Ancak zengin kız Oya’nın başka birini tercih etmesiyle Suatyeniden Salacak’a döner. Yine ait olduğu yerdedir. Salacak sahili o günlerde taşlıktır. Sakindir. Deniz ise girilebilir durumdadır. Film yaz mevsiminde geçmediği için plaj kapalıdır. Şimdilerde Salacak sahilinde filmde gördüğümüz karenin olduğu yerler ise çay ocaklarıyla dolmuştur.

Salacak, Günümüz

Bizim Aile – 1975 – Yönetmen: Ergin Orbey, Altunizade

”Konak güzellik merkezi olarak kullanılıyor”

Yaşar Usta’nın fabrika arkadaşı, eşiyle birlikte Yaşar Usta ile Melek Hanım’ı evlendirmeye çalışmaktadır. Bu çabaları başarılı olur fakat Yaşar Usta’nın dört, Melek Hanım’ın üç çocuğu vardır. Melek Hanım’ın evi ise Altunizade’dedir. Yaşar Usta ve dört oğlu bu eve taşınır. Filmin başında Adile Naşit’i bir at arabasıyla evine dönerken görürüz. Altunizade’deki bu konak (fotoğraf) o dönemlerde köy benzeri bir yerdir. Çevresi ise yeşil alanlardan oluşur. Konak şimdilerde ise bir güzellik merkezi olarak kullanılıyor. Konağın içerisinde o meşhur merdiven sahnesinin çekildiği yer hala mevcut. Konağın şimdiki alanı ise başka evler ve yollar tarafından çevrilmiş durumda.

1975, Altunizade

Filmin geneli bu konakta geçerken, film geniş açılara sahip olmadığından Üsküdar’a ait çok fazla görüntü mevcut değil.

Altunizade, Günümüz

Hababam Sınıfı – Seri Film – Ertem Eğilmez, Validebağ

Rıfat Ilgaz’ın unutulmaz kitabı, Ertem Eğilmez’in efsane filmi Hababam Sınıfı’nın tüm serisinin çekildiği okul Üsküdar’da Validebağ korusunda bulunuyor. Şimdilerde de dizilerin çekildiği bu yer aynı zamanda Adile Sultan Kasrı olarak biliniyor. Hababam Sınıfı’nın tüm filmlerinin geçtiği bu yer aynı zamanda Hababam Sınıfı Tatilde filminde de kullanılmış. Bilindiği üzere Hababam Sınıfı Tatilde filminde ormana kamp yapmaya giden öğrenciler, aslında korunun bahçesindedirler. O yıllarda korunun daha geniş ve ormanlık olmasından dolayı bu sahneler kolayca çekilmiştir. Etrafında şimdi bulunan evlerin ve yolların olmaması bu sahneleri kolaylaştırmıştır.

Bu sahnelerin bir kısmının Sarıyer’de çekildiği de söylenmektedir. Ancak bu konuda net bir bilgi bulunmuyor.

Hababam Sınıfı filmi ile özdeşleşen bu yer, şimdilerde Hababam Sınıfı müzesi olarak hizmet veriyor. Ayrıca bahçesi halka açık bir şekilde kullanılıyor.

class/uploads/2020/08/d.jpg

Adile Sultan Kasrı, Günümüz

Orta Direk Şaban – 1984 – Kartal Tibet, Salacak

Başrolünü yine Kemal Sunal’ın oynadığı bir film daha çıkıyor karşımıza. Orta Direk Şaban dönemin zamlarını eleştirirken bir yandan da Salacak’ın eski halinden manzaralar sunuyor. Filmin en önemli sahnelerinden biri olan, Kemal Sunal’ın çaya gelen zammı duyduğunda bayıldığı, sevdiği kadına hava atmak için sörf yaptığı hatta sokaklarında gezdiği sahneler Salacak’ta çekiliyor. Dönemine göre pek fazla mekan kullanan filmin en fazla sahneyi barındıran yerlerinden biri Üsküdar.

Şimdilerde Üsküdar’da özel bir işletmenin, hemen yanında Balıkçıları Koruma Derneği’nin bulunduğu sahilde geçiyor sahneler. Kemal Sunal’ın daimi olarak gittiği kahve o günlerde sahilin hemen yanında. Aradan geçen yıllar denizi doldurtuyor. Kahvehane sahilden uzaklaşıyor. Yerine arabaların vızır vızır aktığı bir yol bırakıyor.

Sahilde ise Kemal Sunal’ın sörf yaptığı sahneden görünen yerlerde o zamanlarda da denize girilebildiğini ve sahil boyunca balıkçı teknelerinin olduğunu anlıyoruz.

class/uploads/2020/08/d.jpg

Şimdilerde yerinde özel bir işletmenin bulunduğu, o günlerde denize sıfır olan kahvehane

İnek Şaban – Yönetmen: Osman Fahri Seden, Salacak

”Türkiye’nin en büyük isimlerinden birinin Üsküdar’ın sokaklarından geçmiş olması bir ayrı güzelleştiriyor Üsküdar’ı”

Filmlerinde Üsküdar’ı en çok gördüğümüz oyunculardan biri Kemal Sunal. Hiç şüphe yok ki, Türkiye’nin en büyük isimlerinden birinin Üsküdar’ın sokaklarından geçmiş olması bir ayrı güzelleştiriyor Üsküdar’ı. İnek Şaban filmi, Üsküdar’da bir konakta çekildi ve şimdi filmin geçtiği konak, eski görünümünü korusa da yeniden düzenlenerek bir apartman haline getirilmiş. Salacak’taki bu eski konak o yıllarda tek bir kişiye aitmiş.

İnek Şaban filmi kısaca Manavda çıraklık yapmakta olan bir karakterin bir gün sevdiği kızla evlenebilmesi için para kazanmaya Almanya’ya gitmek üzere havalimanına giderken, kaleci Bülent ile karıştırılmasını anlatıyor. Şaban, mafya tarafından kaçırılıyor ve kaleci Bülent’in başına gelecekler onun başına geliyor. İşte Şaban karakterinin kaçırıldığı o konak da Salacak sahilinde bulunan bu apartman:

class/uploads/2020/08/d.jpg

Konağın önünde gerçekleşen sahnelerden biri ise rakip mafya adamlarının İnek Şaban’ı kaçırmaya çalıştığı bu sahne

class/uploads/2020/08/d.jpg

Baba Bizi Evversene – 1975 – Altunizade

Bizim Aile filminin geçtiği konak başka bir filmin setine daha açılmış eski zamanlarda. Şimdilerde güzellik merkezi olan konak o dönemlerde filmlerde kullanılıyormuş. Barış Manço’nun başrolünde oynadığı film, yine o konağı günümüzde anlamlı hale getiren filmlerden biri olmuş.

class/uploads/2020/08/d.jpg

Üsküdar İskelesi – 1960 – Yönetmen: Suphi Kaner, Salacak

Üsküdar İskelesi, filmin neredeyse tamamında Üsküdar’ı göreceğimiz bir film olmakla beraber, içerisinde Üsküdar’a Gider iken şarkısını duyacağımız bir filmdir. Film boyunca ara ara eski Üsküdar’ı ve eski birtakım başka yerleri görürüz. Kız Kulesi olmasa yeşil alanların, kayıkların yanaştığı balıkçı kulübesinin ve şimdilerde her yanına araba park edilmiş dar yokuşların Üsküdar olduğunu anlamayamazsınız.  Film boyunca Üsküdar sahilini, Tarık ve Leyla’nın buluştuklarında oturdukları İstanbul manzaralı çay bahçesiniSalacak sahilinden Kız Kulesi’ni, vapurları ve Boğaz Manzarasını görürüz.

alt=

Neşeli Günler – 1978 – Yönetmen: Ertem Eğilmez, İcadiye

Başrollerini, Türk sinemasının iki büyük emektarı Münir Özkul ve Adile Naşit’in turşucu rolünde oynadığı film, geçimsiz bir çiftin ayrılmasını ve gelişen olayları komik bir dille anlatırken klasikleşmiştir. Filmin çoğu sahnesi Beşiktaş ve Taksim’de geçer. Ancak filmde Adile Naşit’e ait olan ve Sarıyer Turşucusu olarak geçen yer aslında Üsküdar İcadiye’de çekildi. O dönemlerde gerçekten turşucu olan bu yer şimdilerde çiğ köfteci olarak kullanılıyor.

class/uploads/2020/08/d.jpg

Üsküdar uzun yıllar Yeşilçam filmlerinin merkezi olarak romantik bir bakışla akıllara kazındı. Şimdi o mirasın korunmadığını görmek üzücü olsa da o günleri hatırlamak mutluluk veriyor. Yeşilçam’da Üsküdar yazısı bu hatıraları yaşatmak için bir hatırlatıcı olur belki, kim bilir?