Melisa Duygun

Üsküdar’ın kadın esnafları: Kadınlar isterse her şeyi başarabilir

Üsküdar’da esnaflık yapan kadınların hikâyelerini dinledik. Esnaf olmanın zorluklarını ve bu işe nasıl başladıklarını anlattılar. Hikayelerini anlatan esnaf kadınlar, diğer kadınlara tavsiyeler verirken kadınların aslında her işi yapabileceklerine de değindiler. Üsküdar’da sanat merkezi olarak bilinen Aşağı Yukarı Sanat’ın kurucularıyla da görüştük. Üsküdar’ın sanat anlayışını sorduğumuzda ”Burada geleneksel sanat anlayışı var, bizlerin de var olduğunu göstermek istedik.” dediler.

Emine Balcı ve Ailesi

Emine Balcı, 43 yaşındayım. Lise mezunu üç çocuk annesiyim. Bir kızım iki oğlum var. Kızım üniversiteyi bitirdi. Ortanca oğlum bu yıl üniversiteye başlayacak.  En küçük oğlum ise 8. sınıfa geçti. 2 yıldır açık olan bir işletmeye sahibiz. Açılışımıza Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’de geldi. Burayı açarken KOSGEB’den Kadın Girişimci Desteği aldım.

“Tam olarak hikayeniz nasıl başladı, kadın esnaf olmak nasıl?” sorusuna Emine Balcı şöyle cevap veriyor:

“Eşim eskiden taksiciydi, çok sıkıldığı için başka bir iş yapmak istedi. Ben de ona destek oldum ve burayı açtık. Aslında benim bu yola çıkmaktaki amacım organik ürünler satmaktı. Biraz piyasa araştırması yaptım ve bu araştırma sonucunda o işten para kazanılmayacağını düşündüm. Bu yüzden küçük küçük ev yemekleri yapmaya karar verdim. Kadın esnaf olmanın aslında çok bir zorluğu yok.  Belki de ben eşim ile birlikte çalıştığım için bana öyle geliyor.”

Çevrenizden herhangi bir tepki aldınız mı?

“Komşularımdan herhangi bir tepki almadım aksine beni bu işe girerken tadilat ve açılış aşamalarında desteklediler. 25 yıldır bu mahallede yaşadığım için tüm esnafları tanıyorum bu yüzden de hiç kötü bir tepki almadım. Akrabalarımdan bahsedecek olursam ‘yapamazsın, bu erkek işi’ gibi cümlelere maruz kaldım fakat insanların ne dediği benim için çok önemli değil. Bu yaşıma kadar yapabileceğimin en iyisini yapmaya gayret ettim. Eşim çok destek oldu burayı açarken bana ‘bu işin üstesinden biz kalkarız.’ dedi. Eşimin desteği ile burayı açtık.”

Çocuklarınız ile yeteri kadar ilgilenebiliyor musunuz?

“Benim çocuklarımın hepsi büyük olduğu için herhangi bir sorun yaşamadım. En küçüğü 14 yaşında bu yüzden onlar kendi başlarının çaresine bakabiliyorlar. Çocuklar küçük olsa gerçekten çok zor olurdu benim için. Şu anda ben çocuklarımla yeteri kadar ilgilenebiliyorum aslında sürekli benim yanımdalar sabah okula gidiyorlar gelince de burada yemeklerini yiyorlar. Depo kısmında da çocukların ders çalışabilmesi için bir alan var. Sonra da akşam hep birlikte eve gidiyoruz böylelikle aile bağlarımız kopmamış oluyor.”

’’Kadınlar eğer isterlerse her şeyi başarabilirler’’

Emine Balcı, Aşikar Kafe’nin sahibi

Pandemi sürecinde oldukça zorluk çektik’’

Çalışmak size ve hayatınıza ne kazandırdı, sorusuna Balcı şöyle açıklıyor:

“Ben aslında hobi maksatlı çalışmak istiyordum. Şu anda ise işler buraya kadar geldi. Çok yoruluyoruz, ek bir elemanımız yok, maddiyattan ötürü yeni birini de alamıyoruz. Kız kardeşim ile birlikte yemekleri yapıyoruz. Eşim de servis, bulaşık ve alışveriş gibi işlerde bizlere yardım ediyor. Bana kattığı şey ise ‘her zorluğun arkasında bir kolaylık vardır’ düşüncesi. Mücadele etmeyi öğretti. Sabırlı bir insandım bu iş sayesinde daha çok sabırlı olmayı öğrendim. Yeni insanlar tanımak çok güzel. Ben insanlara yardımcı olmayı çok severim. Hiç pişman olmadım iyi ki de bu işe girmişiz diyorum. Kadınlar eğer isterlerse her şeyi başarabilirler. Kimsenin ne dediğine bakmadan kendi doğrularında ilerlesinler. Ben şanslıyım çünkü benim eşim beni her konuda destekledi. Bizler dışarıda çok yemek yiyen bir aile değiliz. Evde biz nasılsak burada da aynıyız. Hatta daha çok özen gösteriyoruz çünkü başka insanlara hizmet veriyoruz. Evde sadece eşinden ve çocuklarından sorumlusun burada ise herkesten.’’

Özlem Teker, Labella Butiğin sahibi

Özlem Teker, 38 yaşındayım. Butiği 5 senedir işletiyorum. Bekarım ve 11 yaşında bir oğlum var. Oğlumla beraber yaşıyorum. Daha öncesinde ise kurumsal firmalarda çalıştım. Şu anda da kendi işimi yapıyorum. Kendi birikimimle ve ailemin desteği ile burayı açtım.

Özlem Teker’e yaşadığı zorlukları sorduğumuzda yaşadığı zorlukları şöyle açıklıyor:

“Tadilat gibi erkeğin yapacağı bazı işlerde zorluk çekebiliyorsunuz ama kadınlar da erkekler gibi aslında her işi yapabilir. Burası benim babamın yeriydi. Babam artık işletmek istemediğini söyleyince ben bu dükkanı devralarak butiğe çevirmeye karar verdim. Ailem butiği açma kararını alınca beni destekledi. Onların desteği ve kendi birikimim de sayesinde burayı açtım. Şu anda da her işi kendim yapıyorum. Bir gün mal almaya gidiyorum, diğer gün bankaya gidip işlerimi hallediyorum.”

Özlem Teker’in Bağlarbaşı’ndaki Butiği

Bulunduğunuz çevre tarafından nasıl karşılanıyorsunuz?” diye sorduğumuzda ise şöyle açıklama yapıyor:

“Kadın esnaf olduğumuz için erkeklerin bakış açısı bazen değişebiliyor ama verdiğiniz tepki ile bu değişebilir tabii ki. Esnaf olmak çok iyi bir şey birinin başı sıkışsa diğer esnaflar ona koşuyor. Bağlarbaşı’nın esnaflık anlayışını bu yüzden seviyorum.”

Çocuğunuzla yeteri kadar ilgilenme fırsatınız oluyor mu?

“Ben ilgili bir anneyim her şeyi plan ve program çerçevesinde yürüttüğüm için oğlum ile bir sıkıntı yaşamadım. Daha önce yönetici asistanlığı yaptığım için oradan gelen bir disiplin alışkanlığı var.”

“Hür ve özgür hissediyorum

 “Başkasının işinde çalıştığın zaman belli saatleri var. Ve o saatlerde çalışmak zorunda kalıyorsun. Sevmediğin bir ortamda çalışmak zorunda kalabilirsin veya yöneticini sevmeyebilirsin ama çalışmak zorundasındır. Kendi işine ise severek geliyorsun saat 8.30 da işte olacağım diye bir kural yok çünkü kendi işin. Bu yüzden de kendimi hür ve özgür hissediyorum. Herkes kendi işini kendi imkânları doğrultusunda yapmalı. Ufaktan da olsa bir yerden başlamalı.” sözlerini ifade ediyor.

Pandemi süreciniz nasıl geçti, ne gibi sorunlar yaşadınız ve insanların pandemi sürecinde alışveriş etme oranı ne düzeyde arttı veya azaldı? Kısaca anlatabilir misiniz?

 “Pandemi sürecinden dolayı 17 Mart’ta mağazayı kapattım. 2 Haziran’da açtım. Yasaklar bitince o süreçte maddi ve manevi olarak zor geçti. Alışveriş olarak Instagram’dan satış yaptık tabii ki. Ödemeler konusunda sıkıntı yaşadık ama bir şekilde atlattım. Esnaf kredisi ile biraz daha rahatladık.”

Milli Sporcu Seda Kaya

Selin Kaya, 29 yaşındayım. İstanbul Okan Üniversitesi’nde Mimarlık ve Turizm işletmecilik okudum. İstanbul’da tek yaşıyorum. Ailem ise İzmir’de yaşıyor. 14 aydır burayı işletiyorum. Milli sporcuyum, satranç oynuyorum.

 “Benim burayı açmamdaki temel sebep tecrübe edinmekti.
Selin Kaya’ya kadın esnaf olmak nasıl?” diye sorduğumuzda aldığımız cevap şöyle oluyor:

“Kadın esnaf olmanın artıları da var eksileri de var. O da bu yolda rastladığınız insanlara bağlı. İyi tarafı kadın olduğunuz için bazı noktalarda yardımcı olmak isteyenler oluyor. Bir dükkân açtığınızda her gün aslında farklı bir sıkıntı ile karşı karşıya kalırsınız örneğin bir gün elaman kaçar ya da dükkânı su basar gibi… Kadın olarak ve tek başına bir yer işletmek zor. Onun dışında çok cinsiyetçi bir yaklaşımda bulunmuyorum. Herkes her şeyi yapabilir düşüncesindeyim.”

“Kadınların daha temiz ticaret yaptığını düşünüyorum

Kadın esnaf olmak ile erkek esnaf olmanın farkları nedir?” sorusuna şöyle diyor:

“Benim burayı açmamdaki temel sebep tecrübe edinmekti. Kendimi denemek istedim.  Çok büyük sorumluluklarım olmadığı için bu güç bende vardı. İşin içine sorumluk girince işler değişiyor tabii ki. Benim bir korkum yok çünkü herhangi bir sorumluluğum yok. Aslında benim buradaki amacım ticaret ile uğraşmak. Bence bunun kadını erkeği olmaz ve erkeklere göre daha iyi idari edebildiğimizi düşünüyorum. Genelde erkek esnafların kadın esnaflara göre daha çok borcu olur. Kadınların ise daha sistemli çalıştıklarını düşünüyorum. Kadınların beyin ve işleyiş yapısı erkeklere göre farklı. Kadın olarak daha titiz ticaret yaptığımızı düşünüyorum.”

Seda Kaya, Üsküdar’daki bi’boyoz’un sahibi

Esnaflık yaparken yaşadığınız herhangi bir zorluk var mı?

“Konuşmak için ya da iki muhabbet etmek için gelen gidenler zamanında oluyordu. Bunun gibi şeyler oldu ama hiçbiri ciddi bir boyuta taşınmadı. İlk zamanlar daha çok oluyordu şimdiler de ise burada artık belli bir arkadaş çevrem olduğu için yaşamıyorum.” sözlerini ifade etti.

Diğer kadınlara tavsiye olarak ne söylemek istersiniz?

“İnsanlık ölmedi

“Bir insan bir şeyler yapmak ve denemek istiyorsa mutlaka denemeli çünkü hayat kısa. Kadınların korkusu yersiz bir korku aslında bakarsanız esnaflıkta çok güzel dostluklar da kurabilirsiniz. Türkiye’de kadın cinayetleri artmış olabilir ama bu olaylar bir şeyleri yapmaya engel değil. İnsanlık henüz ölmedi.”

Pandemi sürecinde ne gibi sıkıntılar yaşadınız?

“2 ay kapalıydık. Bu yüzden sıkıntı çektik Devletten’de gerekli desteği görmedim. 1 Haziran tarihinde burayı tekrar açtık. İnsanların açıldığımızı anlaması temmuzun sonuna doğru oldu.”

Hayrunnisa İstekli

Hayrunnisa İstekli, 52 yaşındayım. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunuyum. 4 çocuk annesiyim. Acıbadem’de yaşıyorum. Üsküdar’da ise Sahhaf dükkanım var. Burayı 2 senedir işletiyorum.

Burayı açmaya nasıl karar verdiniz, kadın esnaf olmak nasıl?

“Çocukluk hayalimdi’’

“Benim eşim Sahaf neredeyse 30 yıllık mazisi var. Eşimin Sahaf olmasının verdiği bir cesaretle hem de kitapları çok sevmemin verdiği cesaret ile burayı açtım. Kitapları çocukluğumdan bu yana hep çok sevmişimdir. Sahhaflar’daki o büyülü dünya beni bir hayli cezbederdi. Kadın esnaf olmak veya kadın girişimci olmak gözüyle bakmadım bu olaya benim neslimin tabiri ile biz buna daha çok, ekmek parasının peşinde ve çocukluk hayalini birleştirip böyle bir işe cesaret etmiş olan insan diyoruz.”

Hayrunnisa İstekli, Üsküdar’daki Hezarfen Sahaf’ın sahibi

Çevreniz Sahaf olmanızı nasıl karşılıyor, dediğimizde şunları dedi:

“Hiç olumsuz bir tepki almadım her şey olması gerektiği gibi. Aksine ‘Ne hoş kadın bir sahaf ile karşılaşmak’ gibi güzel tepkiler aldım. Benim çocuklarım büyüdüğü ve kendi başlarının çaresine bakabildikleri için burayı açmamda hiçbir engel yoktu. Eğer tavsiye vermem gerekecekse çocukları ihmal etmek pahasına bir yer açılmasını doğru bulmuyorum. Ben şu anda yaptığım işi çocuklarım küçükken yapmak istemezdim netice itibariyle bana ihtiyaçları vardı. Çocuklarım belli bir mecraya girdiler bağımlılık oranı da ortadan kalktı.”

Çocuklarınız bu durumu nasıl karşılıyor?

“Kadınlara tavsiyem kaliteli kitaplar okusunlar

“Çocuklarım da oldukça memnunlar annelerinin böyle bir yeri işletiyor olmasından. Çocuklarım için burası onları geliştirmek açısından büyük önem taşıyor. Kadınlara tavsiyem kaliteli kitaplar okusunlar kendini geliştirsinler.”

Pandemi süreciniz nasıl geçti, ne gibi sorunlar yaşadınız ve insanların pandemi sürecinde kitaplara olan ilgisi arttı mı, biraz anlatabilir misiniz?

“Karantina süresince dükkanı açamadım. Hatta tedbir amaçlı yasak kalktığında da açmadım. Yani mart ortasından haziran ortasına kadar 3 ay kapalıydık. Sonra ilk zamanlar birkaç saatliğine açtım, şimdi de öğleden akşam yediye kadar açıyorum dükkanı. Dolayısıyla elden satış imkanı olmadı ama İnternet üzerinden önceki dönemlere kıyasla daha fazla satış yaptım. Çok tatmin edici oranda olmasa da evde kalan insanımız bir nebze daha fazla kitaba yöneldi diye düşünüyorum.”

Aşağı Yukarı Sanat Ekibi

Birazcık kendinizden bahseder misiniz?

Deniz Aslan, 36 yaşındayım Görsel iletişim Tasarımı mezunuyum. 20 yıldır resim yapıyorum. Çocuk kitaplarının resimlerini çiziyorum. Aşağı Yukarı Sanat kurucularından bir tanesiyim. Burayı arkadaşım ile birlikte kurduk.

Aşağı Yukarı Sanatı nasıl kurdunuz, burada neler yapıyorsunuz, Üsküdar’ı terci etme sebepleriniz nedir açıklayabilir misiniz?

Deniz Aslan

“Biz burayı geçen yıl Ağustos ayında kurduk. Buranın amacı farklı alanlarda olsan insanlar ile bir şeyler yapabilmek, üretmek ve paylaşmaktı. Burası bu şekilde kuruldu. Tiyatro, sineme, psikoloji, el sanatları, geleneksel sanatlar, müzik gibi farklı alanlarda burada çalışmalar yaptık. Burada çocuklar için de çalışmalar yapmaktayız. Bizler Üsküdarlıyız bu yüzden Üsküdar’ı tercih ettik. Ben 2008 yılında ilk atölyemi Üsküdar’da açtım.”

Kadın olarak bir zorluk yaşıyor musunuz sorusuna:

“Bir kadın olarak herhangi bir zorluk yaşamıyorum.”

Fatma Yücel

Fatma Yücel, 30 yaşındayım 22 yaşından bu yana Üsküdar’da esnaflık yapmaktayım. Arkadaşım Deniz ile birlikte kendi markamızı yarattık.

Buraya ağırlık olarak hangi kesim geliyor sorusuna şöyle söylüyor:

“Ağırlık olarak buraya genç kesim geliyor. Üniversite ve lise ağırlıklı, fakat 40-45 yaş kesimimiz de mevcut.”

Fatma Yücel ise Kadın olarak bir zorluk yaşıyor musunuz sorusuna:

“Kadın olarak avantajlarımız ve dezavantajlarımız var. Biz buraya gelirken belli eşit şartlarda geliyoruz, fakat eve gidince yemek yapmak gibi sorumluluklarımız var.”

Sizce neden Üsküdar sorusuna da şöyle diyor:

“Üsküdar’da çok köklü bir gelenek var. Üsküdar zor bir yer ve Üsküdar’ın çok fazla kodu var. Geleneksel anlayışını yıkmak için biz de burada olduğumuzu belirtik bu çalışmayla. Burada yaşadığımız için yatırımı kendi mahallemize yapmak istedik.”

Pandemi sürecini nasıl geçirdiniz, eğitimlere devam edebildiniz mi?

“İlk hastanın açıklandığında biz hızlı bir toplantı yaptık ve yüz yüze faaliyetlerini durdurma kararı aldık. Modelimizi değiştirdik ve online geçiş yaptık.”

Ebrar Kılınç

Ebrar Kılınç, 25 yaşındayım Felsefe mezunuyum. Fotoğrafçıyım ve müzik ile uğraşıyorum. Aşağı yukarı sanatta 2 haftadır çalışıyorum.

Bu proje hakkında ne düşünüyorsunuz?

“Üsküdar’da böyle bir merkez olduğunu duyunca buraya eğitimleri almaya geldim. Daha sonrasında ise burada çalışma fırsatını elde ettim. Üsküdar’da bu merkezin olması çok kıymetli çünkü geleneksel sanat anlayışı var. Alternatif bir sanat üretilemez gibi bir algı söz konusu.”


Üsküdar Üniversitesinde yeni eğitim yılı başladı. Peki süreç nasıl ilerleyecek?

gazete üsküdar

Mart ayından beri kapalı olan üniversiteler bazı kararlar doğrultusunda eğitime başladı. Çoğu üniversite hibrit eğitim uygulayacağını bildirirken bazı üniversiteler ise süreci tamamen online devam ettireceğini bildirdi. Üsküdar Üniversitesi Gazetecelik bölümü başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve Üsküdar Üniversitesi öğrencilerine süreçle ilgili sorular sorduk.

Prof. Dr. Süleyman İrvan, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Gazetecilik Bölümü başkanı. Ağırlıklı olarak gazetecilik alanında eğitim veren İrvan, gazeteci etiği, gazetecilik ve haberciliğin her türüyle ilgileniyor.

Yeni eğitim yılında çoğu üniversitesi hibrit eğitim kararı aldı. Uygulamalı olan derslerin okuldan yapılacak olmasını riskli buluyor musunuz?

Üniversiteler farklı kararlar aldı. Bazıları online eğitime geçti bazıları da bizim gibi karma olarak devam etti. Hem karma hem de dijital eğitim veriyoruz. Açıkçası bu tartışılacak bir konu. Geleceği öngöremediğimiz için mevcut konuma göre konuşuyoruz. Hayat bir şeklide devam ediyor. İnsanlar işlerine gidiyorlar. Hayatın bir şekilde aksamadan sürmesi gerekiyor. Üniversitelerin de ona göre bir orta yol bulmaları gerekiyordu. Biz bütün öğrencileri aynı anda sınıfa sokmuyoruz. Belli kriterler çerçevesinde okula alıyoruz. Her sınıf için belirlenmiş kapasiteler var. Kaldı ki üniversite sadece ders değil, bunun içinde sosyalleşme de var bir araya gelip sohbet etme de var. Sokağa çıktığımız her an risk var. Bu süreci belli kurallar çerçevesinde yürütmeye çalışacağız. İleride vakalar artarsa farklı tedbirler alınması gerekebilir. Öğrenciye okula hiç gelme demek de bana doğru gelmiyor. Dolayısıyla böyle bir orta yol bulduk.

Bazı eğitimciler bu durumu bir neslin kaybolması olarak değerlendiriyor. Siz de mi öyle düşünüyorsunuz yoksa üniversitelerde uzaktan eğitim etkili oluyor mu?

Nereden baktığınıza bağlı olarak değişir. Şu anda belki de yüz yılda bir yaşanacak bir olay yaşanıyor. Her şeyin artıları ve eksileri var. Birazcık artılarından da bakmak lazım. İnsan koşullara çabuk uyum sağlayabilen bir canlı. Biz hocalar olarak ne yapacağımızı bilemiyorduk. Aslında bizim için de bir tazeleme oldu. Teknoloji kullanıyormuşuz gibi geliyordu ama aslında kullanmıyormuşuz. Şimdi her şeyi bilmen gerekiyor. Biz bu pandemiyi otuz sene önce yaşamış olsaydık yani internet öncesi dönemde yaşamış olsaydık muhtemelen okulları kapatmış olacaktık çünkü öğrenci fiziksel olarak okula gelemiyor internet de yok. Aslında biz her koşulda ders yapabilecek durumdayız. Tek sahip olmanız gereken internet ve cep telefonu ya da bilgisayarınız olacak. Yaşam boyu öğrenmeyi şu anda aslında biz deneyimliyoruz. Öğrenci bir yandan çalışıyor diğer yandan dersi takip ediyor.

Önümüzdeki yıllarda üniversitelerde “eski eğitim düzeninin” değişerek şu anki(hibrit) hali alması ihtimaller dahilinde mi?

YÖK bu sene şöyle bir karar aldı: Mevcut eğitimlerinizi %30 olacak şekilde online hazırlayın dedi daha sonra bu oranı %40’a kadar çıkardı. YÖK uzun vadeli öngörüyor. Normal koşulara geçtiğimizde gene bu eski düzene dönülmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğitimi sadece ders olarak düşünmemek lazım. Üniversite tam bir sosyalleşme alanı. Öğrenciler yeni ve farklı kültürlerden arkadaşlar edinecek, hocalar ile sohbet edecek. Ders araları çok kıymetli o aralarda arkadaşları ile bir arada olacak. İnsanların en fazla anlattığı şeyler üniversite yıllarıdır. Normal koşullara geçildiğinde üniversite binada olmalı. Öğrenci bunu tatmalı bir arada hüzünlenmeli bir arada eğlenmeli.

Öğrenciler ne düşünüyor? Pandemi onları nasıl etkiledi?

Üsküdar Üniversitesin Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde okuyan üç farklı sosyal şartlara sahip öğrenciye koronavirüs sürecini nasıl geçirdiklerini ve şu anki beklentilerini sorduk.

Mart ayından sonra üniversitelilerin eğitime ara vermesiyle birçok öğrenci memleketine döndü. Yeni eğitim yılında alınan kararlar doğrultusunda çoğu üniversiteli ailelerin yanında kalmayı tercih etti. Siz uygulamalı dersler için mi geldiniz yoksa bu sürece bir şekilde ayak uydurmak için mi?

İlayda Savaş: Bu eğitim yılı başladığında okula gelip gelmeme konusunda endişelerim vardı. Hem maddi açıdan hem de sağlık açısından. Sonra ailemle konuşup Antalya’da onlarla kalmamın daha mantıklı olacağına karar verdik. Çünkü vakalar bahsedilenden daha fazla ve virüs de tehlikeliydi. Uygulamalı derslerim için de hocalarıma durumu izah edip online yürütmemin sorun olup olmadığını sordum onlar da bir sorun olmayacağını söyleyince ben de ailemle kaldım.

Hatice Ural: İstanbul’da yaşadığım için ailemle kalmak gibi ya da sürece ayak uydurmayla ilgili bir tercihte bulunmam gerekmedi.

İrem Özcan: Ben zaten İstanbul’da yaşıyordum hem de okuluma yürüme mesafesindeyim o yüzden benim için bir şey değişmedi.

İlkokulların ve meslek liselerinin bir kısmı eğitime başladı. Ardından üniversite öğrencileri sosyal medyada günlerce gündemden düşmeyen başlıklar oluşturdu. Bu, eğitim endişesi yüzünden mi yoksa düzen endişesi mi?

İlayda Savaş: İlkokul ve lise düzeyinde eğitimlerin başlaması da bence korkutucu. Devlet gerekli önemi ve güveni vermiyor. İstanbul’a gelirsem KYK yurdunda veya eve çıkmam gerekiyordu tabi bunlar da hep masraf bu dönemde çok çeşitli ihtiyaçlarım ortaya çıktı o yüzden hepsine karşı biraz endişe duyuyorum.

İrem Özcan: Birçoğunun sadece aile evinden uzaklaşmak istediği için böyle yaptığını düşünüyorum. Birçoğunun da okuduğu bölümler uzaktan eğitimden verim alınacak bölümler olmadığı için böyle yaptığını düşünüyorum yani %40’ı falan eğitim içindir.

Hatice Ural: Üniversite öğrencileri eğitim endişesi taşıdıkları için süreçle ilgili sosyal medya hesaplarında sayısız başlıklar oluşturdu.

Kayıt dondurma gibi bir seçeneği düşündünüz mü?

İlayda Savaş: Bu durumu son güne kadar çok sık düşündüm. Eğitimimi düzgün koşullarda yüz yüze almak istiyordum ama bazı kaygılarım vardı. Üniversitede tam burslu okuyorum. Başta bu burs kesilir mi diye düşündüm sonrasında ÇAP başvurum olumlu sonuçlandı ve böyle bir şeye cesaret etmedim.

Hatice Ural: Hayır düşünmedim çünkü kaybedecek zamanım yok. Seneye virüsün biteceğinin garantisi yok.

İrem Özcan: Hayır, tam tersi Çift anadal yapmayı düşündüm. Psikoloji veya çocuk gelişimi istiyorum.

Üniversitelerin açılma süreci uzarsa ne yapacaksınız?

İlayda Savaş: Yapabileceğim hiçbir şey yok. Online şekilde mezun olma korkum giderek artacak. Üniversite hayatımda güzel vakit geçirip eğlenebileceğim zamanlara özlem duyacağım.

İrem Özcan: Stajımı erkenden yapmayı düşünüyorum. Okulların açılması uzarsa online eğitim alırken bir yandan çalışabileceğim bir işe girmeyi düşünüyorum.

Hatice Ural: Üniversitelerin açılma süreci uzarsa beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok. Okulumu seviyorum.