editor

editor

TFF’nin Üsküdar Tesisleri’ndeki asırlık çınar ağacı rüzgar nedeniyle devrildi

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Üsküdar Beylerbeyi Tesisleri’nde bulunan ve en az yüzyıllık olduğu değerlendirilen çınar ağacı rüzgarın etkisiyle devrildi. 

İstanbul’da 8 Şubat’ta akşam saatlerinde başlayan kuvvetli rüzgar etkisini aralıklarla sürdürüyor.

TFF’nin Beylerbeyi Tesisi’nin içinde bulunan çınar ağacı kuvvetli rüzgar nedeniyle devrildi. Olay sırasında güvenlik kulübesinde, tesisin çitlerinde ve sokaktaki bir otomobilde hasar oluştu.

Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Üsküdar Belediyesi ekipleri ağaçtan kopan dalları sokaktan temizledi.

Çınar ağacının gündüz saatlerinde devrildiği yerden kaldırılacağı öğrenildi.

Hasar oluşan aracın sahibi Ayşe Kırıcı, “Kendime geçmiş olsun dileğinde bulunuyorum. Çok fazla zarar vermemiş ama, bu saatte de böyle bir şey beklemiyordum açıkçası. Mala gelsin, cana gelmesin.” dedi.

Üsküdar’da yangın: Çok sayıda itfaiye sevk edildi

Üsküdar Selami Ali Mahallesi’nde bir binanın 5. katında yangın çıktı. Yangın nedeniyle büyük panik yaşandı. Olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi ve ambulans sevk edildi.

Üsküdar Fıstıkağacı Cumhuriyet Caddesi üzerinde bir apartmanın 5. katında saat 10.20’de henüz henüz bilinmeyen bir sebeple yangın çıktı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi.

Yangın itfaiyenin müdahalesi sonucu kontrol altına alınırken yangında can kaybı ve yaralanmanın olmadığı öğrenildi.

Haber Merkezi

Validebağ Savunması’nın düzenlediği çevrimiçi seminerler devam ediyor

Validebağ Korusu’nun yapılaşmaya açılma tehdidine karşı uzun süredir hem mücadele hem de çeşitli kampanyalar örgütleyen Validebağ Savunması’nın düzenlediği çevrimiçi seminerler devam ediyor.

Kuş varlığı ve yeşil alan ilişkisinin peyzaj değerleri açısından irdelenceği seminerlerin haftaki konuğu yüksek peyzaj mimarı konuğu Canan Atay olacak.

30 Ocak Cumartesi saat 20.00’de zoom üzerinden gerçekleşecek etkinliğe kayıt yaptırmak ve daha fazla bilgi almak için buraya tıklayınız.

Haber Merkezi

Üsküdar’da 259 yıllık güneş saatinin üstüne badana yaptılar

Üsküdar’da bulunan Kısıklı Abdullahağa Camisi’nin minaresindeki 259 yıllık güneş saatinin üstüne badana yapıldı.

Üsküdar’da Kısıklı Mahallesi, Minare Sokak’ta bulunan Kısıklı Abdullahağa Camii, Bostancıbaşı Abdullah Ağa tarafından yaptırıldı. Yapım tarihi tam olarak bilinmeyen cami, 1892 yılındaki depremde büyük bir tahribata uğradı.

1927’de yeniden inşa edilen camide, 2014 yılında restorasyon çalışmaları başladı. Tek minareli ve iki şerefeli, duvarları kagir ve çatısı ahşap olan caminin açılışı, çalışmaların bitmesinin ardından 2016’da yapıldı.

Akademisyen tarihçi Dr. Fatih Köse, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İnsan nereye boya badana yaptığına dikkat etmeli ya da başında bir uzman olup ona yol göstermeli. Cahilce bir müdahale. Yakından ve dikkatle bakarsanız bunun bir güneş saati olduğunu görebilir, Osmanlı Türkçesi biliyorsanız ve konuya aşinaysanız okuyup bilgi sahibi olabilirsiniz.” ifadelerine yer vererek duruma tepki gösterdi.

Haber Merkezi

Üsküdar’daki tarihi Vaniköy Camisi yangına ilişkin takipsizlik

Üsküdar’daki tarihi Vaniköy Camisi yangının çıkış sebebi ve sorumluların tespitine yönelik başlatılan savcılık soruşturması, takipsizlikle sonuçlandı. Takipsizlik kararında, tüm dosya kapsamına göre yangının kasten çıkarıldığına dair bir delil ve emareye rastlanmadığı bildirildi.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, tarihi Vaniköy Camisi’nde 15 Kasım 2020 tarihinde çıkan yangına ilişkin “taksirle yangına neden olma” suçundan başlatılan soruşturma tamamlandı. Soruşturma sonucunda verilen takipsizlik kararında, caminin imamı Mustafa Coşkun müşteki, Yeni Valide Vaizi Şeyh Vani Mehmed Efendi Bin Bestam Vakfı yetkilisi Uğur Vanioğlu ise şüpheli olarak yer aldı. Takipsizlik kararında, Üsküdar’da bulunan Vaniköy Camisinde çıkan yangın sonucunda ciddi manada hasar meydana geldiği gibi aynı zamanda cami imamı olan müşteki Mustafa Coşkun’un evinde de zarar oluştuğu belirtildi. Yangının itfaiye tarafından söndürüldüğü bilgisine yer verilen takipsizlik kararında, itfaiyenin raporunda yangının elektrik tesisatından kaynaklandığı vurgulanarak, olay yerinde gerekli keşif işlemi yapıldığı, üçlü bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, yangının kasten çıkarıldığına dair bir delil, emare ya da iddianın bulunmadığı, caminin vakfa ait olduğu ve yangının çıkmasında vakıf yöneticilerinin sorumlu olacağının bildirildiği ifade edildi. Yeni Valide Vaizi Şeyh Vani Mehmed Efendi Bin Bestam vakfının yöneticileri ve yetkililerinin kim olduklarının Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden sorulduğu belirtilen kararda, gönderilen cevabi yazıda vakfın mülhak bir vakıf olduğu ve tek yetkilinin de şüpheli olduğunun ifade edildiği açıklandı.

Üsküdar’da tarihi Vaniköy Camisi’nde çıkan yangına itfaiye ekipleri müdahale ediyor (Adem Koç – Anadolu Ajansı)

Kasten yangın çıkarıldığına dair delil yok.

Takipsizlik kararında, dinlenen tanıkların olay yerinde ve olay saatinde şüpheli bir durumun olmadığını beyan ettikleri vurgulanarak, tüm dosya kapsamına göre yangının kasten çıkarıldığına dair bir delil ve emareye rastlanmadığı gibi böyle bir iddianın da mevcut olmadığı anlatıldı. Türk Ceza Kanunu’nun 171/1. maddesinde belirtilen “taksirle yangına neden olma” suçunun oluştuğu belirtilen takipsizlik kararında, bu suçun unsurlarından olan başkalarının hayatı, sağlığı veya mal varlığı bakımından zarar görmesinin de, müşteki cami imamının oturduğu lojmanın zarar görmesiyle oluştuğu aktarıldı. Atılı suçun bu haliyle ön ödemelik bir suç olduğunun altı çizilen takipsizlik kararında, şüpheli Yeni Valide Vaizi Şeyh Vani Mehmed Efendi Bin Bestam Vakfı yetkilisi olan şüpheli Uğur Vanioğlu’nun da yapılan ön ödeme ihtarına süresinde riayet ettiğinin Kartal Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün makbuzundan anlaşıldığı, bu nedenlerle şüpheli Uğur Vanioğlu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına hükmedildi.

Lale kokusu, İstanbul’a Hüdayi tekkesinden yayılmış

Samet Altıntaş’ın kaleme aldığı Boğaz’ın Dört Muhafızı kitabı, İstanbul şehir kitaplığında yerini aldı.

Kitapta Boğaziçi’ni koruduğuna inanılan; Aziz Mahmud Hüdâyî, Beşiktaşlı Yahya Efendi, Yûşâ Aleyhisselam ve Telli Baba birlikte anlatılıyor. Zihninizde, kitabın şehrin azizlerinden dolayı, salt bir menkıbe derlemesi olduğu izlenimi uyanıyor olabilir; ama siz peşinen böyle bir hükme varmayın. Çünkü Boğaz’ın Dört Muhafızı; tarih, tasavvuf, edebiyat, şiir ve mimarî ile iç içe ‘geçmiş’ bir İstanbul anlatısı. Yazarın da belirttiği gibi sayfaları çevirdikçe, tarihin dipnotlarında kalmış hayatların, olayların yeniden canlandığına şahit oluyorsunuz. Dolayısıyla çalışmanın eski-yeni görsellerle desteklenmesi okuru, mekânlar üzerinden zamanda yolculuğa çıkarmıyor değil.

Üsküdar-Beykoz-Rumeli Kavağı-Beşiktaş

Boğaz’ın Dört Muhafızı, İstanbulluların zihninde akıp giden saatler içinde oturup dinlendikleri sessiz ev’ler âdeta. Üsküdar’dan çıktığınız yolculuk sizi Beykoz’a, komşusu Rumeli Kavağı’na devamında Beşiktaş’a ulaştırdığında, Boğaziçi’nde cevelan edecek, Yakup Kadri’nin Sanat ve Türbe üzerine söylediği sözün elle tutulur, gözle görülür bir ışıldak olduğuna kani olacaksınız. Nasıl diyordu Karaosmanoğlu, “Dünyanın bütün yolları bir gurbet diyarına akıyor. Bu gurbet diyarı çoraktır; onu biz gözyaşlarımızla sulayacağız. Tâ ki, burada da İsa’nın gölgesinde yattığı zeytin ağaçları ve pirimiz Yunus’un yemişinden yediği erik ağaçları ve nar bahçeleri ve üzüm bağları ve güzel kokulu kekikler ve kızıl yapraklı defneler ve sular üstüne eğilmiş söğütler hâsıl olsun… Ve tâ ki, kederden dili tutulan şairin kalbine biraz ferah gelsin.”

“Pabuççu lâlesi mübarek olsun!”

Kitap, şehir tarihine meraklı olanlar için arşiv niteliğinde, dipnotları ve kaynakçasıyla göz kamaştırıyor. Yazar, İstanbul tarihinin kıyısında kalmış bilgileri yeniden hatırlatıyor. Dört bölümden müteşekkil çalışma, ‘Üsküdar’ dendiğinde akla gelen tarihî şahsiyetlerden Aziz Mahmud Hüdâyî ile başlıyor. Hâliyle bir eski Üsküdar fotoğrafı konuyor avuçlarınıza. Kitabı okurken; Reşat Ekrem Koçu’nun meşhur İstanbul Ansiklopedisi’nden aktarılan şu bilgi dikkat çekiyor: “On yedinci asrın büyük şeyhlerinden Aziz Mahmud Hüdâyî tekkesine çileye girmiş, tekkedeki vazifesi ihvanın pabuçlarını dikmek, yamalamak olan bir derviş varmış. Şeyh Efendi bir gün bu dervişin odasına uğradığında, birtakım lâle soğanlarile meşgul olduğunu görmüş. ‘Bunlarla iştigalinden maksat nedir?’ diye sormuş. Derviş: ‘Şeyhim, bunlar doğup büyüdüğüm memleketin dağlarında bitip yetişmiş bir yadigârdır, bir yere ekeceğim. Bendeniz burada terbiye oldum, bakalım himmetinizle bunlar ne olacak?’ demiş. Aziz Mahmud Efendi de ‘Pabuççu lâlesi mübarek olsun!’ demiş. Ve o soğanlardan çiçekçiler siciline lâleler Pabuççu Lâlesi diye kaydedilen çiçek yetişmiş. Bundan sonra evvela Hüdâî dergâhında ve oradan da bütün İstanbul’da lale merakı başlamış.”

Sözün özü, Boğaz’ın Dört Muhafızı, özelde Üsküdar, genelde İstanbul tarihine kayıtsız kalamayanlar için bir belgelik. Samet Altıntaş’ın dünü bugüne bağlayarak anlattığı hikâyeler, sizin de kapınızı çalacak, içeri buyur etmeyi ihmal etmeyin sakın…

Üsküdar Üniversitesi 43 akademik personel alacak

Üsküdar Üniversitesi Rektörlüğü, 36 öğretim üyesi ve 7 araştırma görevlisi olmak üzere toplam 43 akademik personel alımı yapacak.

Basın İlan Kurumu ilan portalı ilan.gov.tr’de yer alan bilgiye göre, Üsküdar Üniversitesi Rektörlüğü, 2547 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri gereğince istihdam edilmek üzere 36 öğretim üyesi ve 7 araştırma görevlisi olmak üzere toplam 43 akademik personel alımı yapacak.

14 Ocak 2021 günü başlayan başvuru süresi ilanın yayım tarihinden 15 gün sonra sona erecek.

Detaylı bilgi için tıklayınız.

Üsküdar’da akılalmaz kaza

Üsküdar Acıbadem’de buzlanan yolda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil demir bariyerleri parçalayarak apartmanın bahçesine uçtu. 3 metre yükseklikten düşen araç dik durdu. 

Kaza saat 09.30 sıralarında Üsküdar Acıbadem Mahallesi Başöğretmen Sokak’ta meydana geldi. Kar yağışı nedeniyle buzlanan yolda otomobil sürücüsü direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan otomobil yaklaşık 10 metre kayarak kaldırıma çıktıktan sonra da demir bariyerleri kırıp apartmanın bahçesine düştü. 

3 metre yükseklikten düşen otomobil bahçede dik bir şekilde kaldı. Balkondan destek alarak dik duran otomobildeki sürücü kazayı gören vatandaşlar tarafından araç içinde çıkartıldı. Kazayı gören bina sakinleri polise ve sağlık ekiplerine haber verdi. Kısa bir süre sonra olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralı sürücüyü hastaneye kaldırdı. Polis ekipleri aracın düştüğü yerde dubalarla güvenlik önlemi aldı.

Yaralıyı araçtan çıkartanlardan biri olan Bekir Yeşer, “Sesi duydum. Hemen yardıma koştum. Kadın sürücüyü ben çıkardım. Çok korkmuştu. 15-20 metreden kayarak boşluğa düştü.” diye konuştu.

Kaynak: DHA

Üsküdar’da istinat duvarı çöktü

Üsküdar’da yoğun yağışın ardından Sultantepe Mahallesi’nde bir binanın istinat duvarı çöktü. Çöken duvarla birlikte yol kenarında park halindeki iki otomobilde hasar oluştu.

Olay saat 23.30 sıralarında Sultantepe Mahallesi Özbekler Tekkesi Sokak’ta meydana geldi. İstanbul’da günlerdir etkili olan yağış nedeniyle toprak yumuşayınca, bir binanın istinat duvarı çöktü. Büyük bir gürültü ile çöken duvar bina sakinlerinde paniğe neden oldu.

Herhangi bir can kaybı veya yaralanmanın olmadığı çökme sırasında yolda duvarın dibinde park halinde bulunan iki otomobil hasar gördü. İstinat duvarı çöken binada oturan Kaan Köseoğlu olayla ilgili olarak; “Zaten dolgu yeri, ıslandı burası. Islanınca da, yağmur yağınca demek suyu çekti, ondan sonra düştü. Herhangi bir yaralı yok. İki tane araba vardı, çıkardılar” şeklinde konuştu. Belediye ekipleri istinat duvarının çöktüğü sokağı şerit çekerek trafiğe kapattı.

Haber Merkezi

İBB Şemsi Paşa Camii tartışmasında geri adım attı

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat twitter hesabından yaptığı paylaşımlar ile Şemsi Paşa Camii önüne yapılan tartışmalı çelik yapı ile ilgili İBB’nin geri adım attığını duyurdu.

Mahir Polat tarafından yapılan açıklama şöyle:

”2017 yılında Kültür Bakanlığı Koruma Kurulları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün onayı, dönemin iBB yönetiminin uygulaması ile Üsküdar kıyısında denize 12bin m2 dolgu yapıldı, 960 kazık çakıldı. Tarihi cami duvarları bu kazık çakma işi nedeniyle çatladı. Uygulama tüm Üsküdar tarihi kıyı bandını zalimlik düzeyinde geri dönüşsüz bir şekilde yok etti.

Üsküdar’ı pervasızca tanınmaz hale getiren bu uygulamalar için yoksul İstanbullunun cebinden yaklaşık 52 milyon lira “denize atıldı”. Kuşkonmaz Cami iki yönden beton dolgunun kıskacına alındı.

12.000 m2 dolgu çalışması sonunda bu alanda neredeyse özgün kıyı dokusu ve karakteri bırakılmadı. Bu uygulamaların tamamı Kültür Bakanlığı Koruma Kurulları ve VGM onayı ile dönemin İBB yönetimi marifeti ile gerçekleştirildi.

Salacak ile Üsküdar arasında oluşturulan yaya yönlendirmesi sonucunda Kuşkonmaz Cami’nin deniz ile arasındaki 3 metre yoldan günlük onbinlerce insanın geçeceği bir yönlendirilmiş yaya yolu ortaya çıkarıldı. Yıllardır şantiye halinde duran ve 2019 yılında %98’i bitmiş meydanın artık toparlanması sürecinde İBB olarak günlük 30bin yayanın yönlendirildiği önceden yaya yolu olmayan 3 metrelik cami deniz arası iskele noktasına 2.5 metrelik sonradan kaldırılabilir güvenli geçiş konsolu yaptık.

Bu konsol tarihi kıyı çizgisini koruyan, denize temas etmeyen, kazık çakmayan, beton dolgu yapmayan, altından dalganın geçip cami duvarına vurduğu, sonradan kaldırılacak ve insan güvenliği için yapılmış, insanların bu dar noktada kalabalık içinde denize düşmesi riskine karşı yapılmış sadece 2.5 metrelik bir güvenlik önlemi.

En önemli özelliği ise geriye kalan tek orijinal kıyı bandını bir örtü şeklinde koruyarak, gerçekleşecek Üsküdar kıyı restorasyonu çalışmasına kadar muhafaza etmesi.

Bu konsol, caminin kara tarafında bulunan yaya yollarının düzenlenmesi ile güvenli bir geçiş alanı oluşturulacak çalışma yapılarak kaldırılacaktır. Şimdi önemli olan binlerce insanın geçeceği bu alanda bu süre içinde bir can kaybı yaşanmamasıdır.

Osmanlı İstanbul’u kimliğinin en değerli noktası Üsküdar kıyısında 2017-2019 yılları arasında gerçekleşen dolgu projesi adı verilen, tüm koruma kurumları tarafından onaylı vandalizm nedeniyle Üsküdar kimliği tahrip edilmiştir.

Bu tahribattan sonra yapılması gereken gerçek görev Üsküdar kıyısı boyunca uzanan bu ağır tahribatın restore edilmesidir. İBB olarak tarihi kentin kimliği ve bu kentte yaşayan insanların korunmasını sağlamak her zaman olduğu gibi asli görevimizdir.”

Haber Merkezi