Doğukan Yıldız

Doğukan Yıldız

Doğukan Yıldız. Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik bölümünde eğitimine devam ediyor. TAVAK Vakfında sosyal bilimler araştırmalarında yer aldı. Avrupa Birliği ve fact checking alanlarında çalışmalar yaptı. TAVAK Vakfının üyesi ve Gazete Üsküdar için içerik üretiyor.

Türkiye’nin gündemi Üsküdar’daki camilerden belirleniyor

Son yıllarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’un değişik semtlerinde cuma namazı sonrası açıklamalarıyla Türkiye’nin gündemi şekillenmeye başladı. Bir ritüele dönüşen bu durumun nedeni ise bir tür siyasal iletişim metoduna dönüşüyor.

Geçtiğimiz hafta cuma namazını Üsküdar’daki Kerem Aydınlar Cami’nde kılan Erdoğan, çıkışta gazetecilerin sorularını cevaplamıştı. Önceki haftalarda Hz. Ali Cami’nde cuma namazını kılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın mensuplarının sorularını yine orada yanıtladı. 4 hafta önceyse cuma namazını Üsküdar’daki Büyük Selimiye Cami’nde kıldı. Türkiye siyasetinin gündemi adeta Üsküdar’daki camilerden belirlenmeye başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ömer Öztürk Camii’nde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı

Bunun nedeni ne olabilir?

Son yıllarda Ankara’da bulunan Cumhurbaşkanlığı Saray’ı yerine İstanbul Üsküdar’da bulunan Vahdettin Köşkü’nde çalışmalarını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu köşkte dünya liderlerini de ağırlamıştı. Üsküdar Çengelköy’de bulunan bu köşke yakın camilerin seçilmiş olması bir neden olabilir. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’da ikamet ettiği Üsküdar Kısıklı’da bulunan evi, cami seçimlerinde belirleyici unsur olabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ömer Öztürk Camii’nde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı

“Siyasette dinin tonu daha fazla belirginleşiyor.”

Ancak cuma namazı sonrası yapılan bu açıklamaların bu kadar teknik detayları olmayan başka bir politik anlamı daha var. Siyaset Bilimci Nezih Onur Kuru’ya göre 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası Türkiye’de dinle siyaset iç içe girdi.  Dolayısıyla artık İslam dini Türkiye’deki yargı, ordu gibi kurumların da geriletilmesiyle birlikte açık ve meşru bir şekilde siyasal alana nüfus etmeye başladı. Bu sürecin gelişimine ilişkin değerlendirmede bulunan Nezih Onur Kuru, son yıllarda siyasette dinin tonunun daha da öne çıkması ve buna yönelik önce Ayasofya’nın yeninden ibadete açılması ve geçtiğimiz haftalarda Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin nedenlerini siyasette dinin belirginleşmesinin bir tezahürü olduğunun altını çiziyor.

Türkiye’de ortaya çıkan ekonomik kriz ve büyükşehirlerin muhalefete geçmesiyle birlikte iktidarın politik-ekonomik açıdan rant dağıtımının daraldığını vurgulan Kuru, yeni partilerin ortaya çıkması, Saadet Partisi’nin bu alanda bir aktör olarak yükselişi, Erdoğan’ın çekirdek tabanı olarak nitelendirilen muhafazakarlara yönelik yeni bir strateji olarak bu siyaset tarzının daha da keskinleştiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Hacı Harun Camii açılışında konuşma yapıyor. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı

“AKP’de bugüne kadar İslami gruplara vermediği rantları vermeye başladı.”

İBB’nin AKP için çok büyük bir rant dağıtım mekanizması olduğunu hatırlatan Kuru, “Bu rant dağıtımının besleyicileri kısıtlandığı için yeni partiler de harekete geçtiği için AKP’de bugüne kadar İslami gruplara vermediği rantları vermeye başladı,” dedi.  

Cami çıkışı basın açıklamalarının Abdullah Gül döneminde başladığına değinen Kuru, “Cuma çıkışı açıklamalar meselesinde Abdullah Gül öne çıkıyordu, Erdoğan’da 2013 sonrası bu tarzı benimseye başladı,” dedi.  

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı sırasında işi gereği toplumla biraz mesafeli olmaya başladığını ve halkla ilişkilerde bunun işe yaramadığını düşünen Kuru, bu nedenle Erdoğan’ın tekrar camilere geri döndüğünü söyledi. 

“Üsküdar AKP’nin Müslüman kimliğinin yoğrulduğu bir yer.”

Üsküdar’ın tüm bu sürecin merkezinde bir kent olarak ortaya çıkmasını da son olarak değerlendiren Kuru, “Üsküdar AKP’nin Müslüman kimliğinin yoğrulduğu bir yer. Tam geleneksel değil aslında modern. Böyle bir geçiş noktası. İslami zenginlerin tercih ettiği bir nokta artık. Bir şekilde bu ana muhalefet partisinin çok çabalasa da AKP’nin kazandığı bir yer. Son iki yerel seçimde çok az farklarla kaybetti muhalefet. Orası bir kale gibi görünüyor. Ayrıca Fatih neden seçilmiyor, emin değilim. Belki Fatih’te ki cemaat yapıları daha oturaklı olabilir. Fatih’teki ana camilerde cemaatlerin etkili olduğu, partilerin ikinci sırada geldiği bir yer.  Üsküdar’da partinin daha ön plana çıktığı yer olarak da ön plana çıkıyor,” dedi.      

Çengelköy ve Beylerbeyi’nde son durum: Restoranlar ne zaman açılacak?

İstanbul’un en popüler yeme-içme semtlerinden biri olan Çengelköy ve Beylerbeyi’nde Koronavirüs nedeniyle kapalı olan kafe, bar, restoran ve meyhaneler yeniden kapılarını açmak için gün sayıyor. 17 Kasım’dan bu yana yalnızca paket servis ve gel-al şeklinde hizmet veren yeme-içme mekanları sahipleri, bu süreçte günah keçisi ilan edildiklerini söylüyor. 1 Mart’ta %25 kapasiteyle açılması beklenen restoranların nabzını tuttuk. 

Çengelköy meydanında civardaki mekanlardan çay, kahve alıp banklarda içenlerin yanı sıra, yemek yiyenleri de görmek mümkün. Paket servisle satışlarını sürdüren restoranlar genelde döner, kokoreç, hamburger, balık ekmek, kumpir, waffle gibi ürünlerin siparişinin geldiğini belirtiyor. Paket servis yapamayan kafe ve meyhanelerse kapalı durumda. 

Çengelköy’ün ara sokaklarında yer alan kafelerin tümü kapalı olurken, yol üstünde bulunan işletmelerden çay, kahve gibi içeceklerin satışı çok sınırlı olsa da mümkün. 

Özellikle siyasi partilerin kongrelerinden, otellerin ve camilerin açık olmasından dolayı hayıflanan esnaf, cirolarının yarı yarıya azaldığını, aldıkları desteklerinse çok “komik” miktarlarda olduğunu vurguluyor. 

Çengelköy’de kapalı olan kafe ve restoranların bir kısmı bir daha açılmamak üzere kilit vurmuş durumda. 

Kandilli ile Beylerbeyi arasında bulunan yaklaşık 30-40 kadar restoran, kafe, bar ve meyhane istihdama da ciddi oranda katkı sağlıyordu. 

Çengelköy’de en çok tercih edilen ürünlerden olan waffle, midye ve kokoreç dükkanları sahipleri sektörün geleceğiyle ilgili oldukça karamsar. 

Üsküdar’ın tarihi semtlerinden bir diğeri olan Beylerbeyi’nde de durum farksız. Açık restoran sayısı Çengelköy’e kıyasla daha az. Beylerbeyi İskelesi ve çarşısı İstanbul’un meyhane kültürünün ve Boğaz balıkçılığının simgesel yerlerinden biriydi. 

Beylerbeyi’nin tarihi meyhane ve balık restoranları 2,5 aydır kapalı durumda. Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) verilerine göre 2019 yılında 30 milyar dolarlık büyüklüğe sahip olan Türkiye’de yeme-içme sektörünün %40’ı İstanbul’da gerçekleşiyor. 

TAVAK Vakfı Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen kamuoyuna duyurduğu araştırmada sektörün 2020 yılında %50 daraldığını vurgularken Türkiye’nin Avrupa ile karşılaştırıldığında sektöre en az yardım yapan ülkelerden biri olduğunun altını çiziyor.