Doğukan Yıldız

Doğukan Yıldız. Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik bölümünde eğitimine devam ediyor. TAVAK Vakfında sosyal bilimler araştırmalarında yer aldı. Avrupa Birliği ve fact checking alanlarında çalışmalar yaptı. TAVAK Vakfının üyesi ve Gazete Üsküdar için içerik üretiyor.

Küçüksu’da baz istasyonu gerilimi

Üsküdar Küçüksu’da belediyenin izni doğrultusunda başlanan baz istasyonu yapım çalışmalarına mahalle sakinlerinden tepki geldi. Mahalle sakinlerinin kalabalık bir şekilde toplanarak engel olduğu baz istasyonu yapım çalışmalarına şimdilik ara verildi.

Üsküdar Belediyesi’ne bağlı Küçüksu Mahallesi’nde edinilen bilgilere göre Turkcell’e ait bir baz istasyonu yapımı mahalle sakinleri tarafından engellendi. Zabıta ve polisin de olay yerine geldiğini belirten mahalle sakini Şule Akansu, olayı Gazete Üsküdar’a anlattı.

“Belediyeden henüz ses yok”

Daha öncede aynı yere baz istasyonu için gelindiğini belirten Şule Akansu, mahalle sakinlerinin tepkisi sonucunda baz istasyonunun iptal olduğunu hatırlattı.  İBB’den herhangi bir izin alınmadığını söyleyen Akansu, “Üsküdar Belediyesi’nin onayı var deniyor. Şimdi zabıta geldi durdu ama belediyeden bir ses yok. Bütün mahalleli olarak kaldırımın üstüne ve yerleşim bölgesinin içine yapılan bu baz istasyonunu istemediğimizi belirttik. Biz burada vatandaşlar olarak duruyoruz. Onlar da çalışmaları durdurdular ama başında bekliyorlar,” dedi.

Baz istasyonu yapım çalışması

Mahalle sakinleri teyakkuzda

Üsküdar Belediyesi yetkililerine ulaşamadığını söyleyen Şule Akansu:  “İBB’den şu anda gelen yok, sadece Üsküdar Belediyesi’nin zabıtaları ve polis var,” derken, toplamda 20 kişi kadar mahalle sakinin süreci yakından takip ettiğini aktardı. Sokağa çıkma yasağına bu çalışmanın denk getirilmesine değinen Akansu: “Hatta dün gece sabaha karşı gelmişler. Bizim siteden arkadaşlar görüp durdurmuşlar. Şu anda insanlar fark etmesin, gelmesin diye sokağa çıkma yasaklarından istifade ediyorlar. Çıkanlara da polis yasak var diyerek ikaz ediyor,” dedi.

Son olarak baz istasyonu için kaldırımda açılan çukurun geri kapatılmadığını söyleyen Akansu:“Üsküdar Belediyesi’ndeki yetkililere ulaşamıyoruz. Mahallemizden arkadaşlar İBB’den yetkilileri aramışlar fakat bilgimiz yok demişler. Zabıtalar siz gidin diyor. Daha sonra burası yapıldıktan sonra itirazınızı bildirirsiniz diyorlar… Mantık mı bu?” şeklinde sitem etti.  

Olay yerine zabıta ve polis ekipleri de geldi.

Peki yasal mevzuat nedir?

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK), baz istasyonlarının kurulumu için “Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uyulması kaydıyla kapsama ve kapasite artışı sağlanması gereken yerlerde kurulabilmektedir,” diyor.

Osman Çerezci ve Selim Şeker’in 2014 yılında yazdıkları “Baz İstasyonları Nerelere ve Nasıl Kurulmalıdır?” isimli makalede konuyla ilgili mevzuatın teknik eksikliklerini incelenmiş. Makalede sağlık açısından dikkat çeken bir tespitte var. Bu durum şöyle açıklanmış: “Uzmanlar son yıllarda şehir için artan radyasyon nedeniyle baz istasyonlarının son derece dikkatli ve güvenli bir şekilde yapılmasını söylüyor. Elektromanyetik Alanlar Güvenlik Komisyonu’nun (ICEMS) 22-24 Şubat 2006 tarihinde İtalya’nın Benevento kentinde ‘Elektromanyetik Alanlara İhtiyatlı Yaklaşım: Mantıksal Temel, Yasal Düzenlemeler ve Uygulama’ başlığında düzenlediği toplantı ışık tutar niteliktedir. Bildirgede, elektromanyetik alanların olumsuz sağlık etkilerine yönelik kanıtların arttığı, bu kanıtların halk sağlığı sorunu olarak ele alınması ve incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bildirgede elektromanyetik alanların biyolojik sistemleri etkilemediği görüşünün bilimsel düşünceyi temsil etmediği belirtilmektedir.”

Baz istasyonu konusunda kazanılan bir dava var

2010 yılında Sabit Yalçın’ın, evinin karşısında bir çatıya konulan baz istasyonuna karşı 3,5 yıl boyunca tek başına verdiği hukuk mücadelesi sonucunda mahkeme tarafından baz istasyonunun sökülmesine karar verilmişti ve baz istasyonu sökülmüştü.

Bolununsesi.com’dan edindiğimiz bilgilere göre Yargıtay 4 mart tarihinde verdiği kararda; “…Baz istasyonunun yaydığı radyasyonun referans değerlerinin altında olsa bile, zaman içinde bölgede radyasyon yoğunlaşması ve buna bağlı olarak hastalıklara yol açacağına…” hükmederek Sabit Yalçın’ı haklı bulmuştu.

İBB ve Üsküdar Belediyesi arasında “Halk Ekmek” krizi

İBB’nin 2020 Aralık ayında artan talep nedeniyle 142 yeni Halk Ekmek büfesi açma kararı İBB Meclisi’nden geçmiş ve dul, yetimler, gaziler ve şehit yakınlarına büfe işletme hakkı tanınmıştı. Karar sonrası geçtiğimiz günlerde Üsküdar’da çeşitli noktalara yerleştirilmek istenen Halk Ekmek büfelerini Üsküdar Belediyesi görevlileri engellemeye çalıştı.

İBB Meclisi yeni Halk Ekmek büfelerini kabul etmişti

Dün İBB’nin Üsküdar’da 15 Temmuz gazisine tesis ettiği Halk Ekmek büfenin Üsküdar Belediyesi’ne bağlı zabıta ekipleri tarafından kaldırılmak istenmesi, Üsküdar Belediyesi ile İBB arasında gerilime neden oldu.  Halk Ekmek A.Ş Yönetim Kurulu Başkanvekili Özgen Nama, “Suç işliyorsunuz, ortada İBB Meclis kararı var. Bu hukuksuzluğa izin vermeyeceğiz,” dedi. Nama sosyal medya hesabından: “Ünalan ve Bulgurlu mahallelerimize Halk Ekmek büfelerimizi konumlandırdık ancak 2 saat geçmeden Üsküdar Belediye Zabıta ekipleri tarafından hukuksuzca Halk Ekmek büfelerimiz kaldırılmak isteniyor! Bu hukuksuzluğa izin vermeyeceğiz! #HalkınEkmeği bizim kutsal davamızdır,” paylaşımında bulundu. 

Nama: “Suç işliyorsunuz”

İBB çalışanlarının Üsküdar Zabıta ekiplerine karşı direnmesi sosyal medyada geniş yankı bulurken sözlerine konunun teknik ve hukuki boyutuna getiren Nama “Suç işliyorsunuz. Ortada meclis kararı var. Devlet şöyle yönetilir; İBB Meclisi’ne itiraz edebilirsiniz. O meclis kararını dava da edebilirsiniz. Bölge idare mahkemesine başvurursunuz iptal için. ‘Üsküdar’da biz büfe istemiyoruz’ diyebilirsiniz. Ama bunun yolu; zabıtayı buraya dökerek hukuksuz şekilde bu büfeyi aldığınızda memurlar olarak suç işlemiş olursunuz. Sizin üstleriniz, sizin siyasileriniz size bu talimatı verebilir. Ama sakın böyle bir şey yapmayın. Sizleri uyarıyorum, her biriniz için ayrı ayrı suç duyurusunda bulunuruz,” açıklamasında bulundu. 

İBB Sözcüsü Ongun açıklama yaptı

İBB Sözcüsü Murat Ongun, Üsküdar Belediyesi’nin bu yaklaşomına sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Ongun “İhtiyaç analizi yaparak İstanbul’un çeşitli noktalarına kurduğumuz Halk Ekmek büfeleri, Üsküdar’da olduğu gibi, İBB Meclisi kararına rağmen bazı ilçe belediyeleri tarafından kaldırılmak istenmekte. Halkımızın ucuz ve sağlıklı ekmeğe ulaşmasını hiçbir güç engelleyemez,” dedi.

Üsküdar Belediyesi: “İzin alınması gerekiyor.”

Üsküdar Belediyesi, İBB ile yaşanan krizle ilgili açıklama yaptı. Üsküdar Belediyesi, İBB Sözcüsü Murat Ongun’a cevaben, sosyal medya hesabında tartışmanın videosunu paylaşarak yaptığı açıklamada, “Ekmek Büfesi koyamazsınız demiyoruz. İBB Meclisi’nde CHP’li üyelerin de imzasıyla alınan kararı anlatmaya çalışıyor, işimizi hukuki zeminde yapmaya çalışıyoruz. Fakat karşımızda “burası bizim, karar ve nizam tanımayız,” diyen bir anlayış var. Kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz,” ifadelerine yer verdi.

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ise şu açıklamalarda bulundu:

— “İBB Meclis kararında görüleceği üzere, büfelerin şehit yakınları gazi ve engellilere verilmesi ve ilçe belediyesinin imar ve şehircilik yönünden uygun görüşünün alınması gerekiyor.”

—”Soruyoruz; belediyemizden böyle bir görüş, onay aldınız mı? Şehircilik, yönetim anlayışız bu mu?”

— “İBB meclisinde oy birliğiyle alınan karar var; ‘Büfe yerleri İlçe Belediyesi ile istişare edilerek, bırakılacak’, görevli arkadaşımız sabırla anlatıyor. Fakat büfe bırakmaya bile CHP İlçe Başkanıyla gelen yetkili ‘buralar bizim size mi soracaktık,’ diyor. Böyle mi yöneteceksiniz!”

Vatandaş Üsküdar Belediyesi’ne tepki gösterdi

İBB ve Üsküdar Belediyesi arasındaki anlaşmazlık sürerken, dikkat çeken noktalardan bir diğeri de halkın tepkisi oldu. Üsküdar Belediyesi’nin İBB’nin Halk Ekmek büfesi kurmasını engellemesine bir kadın isyan etti: “Biz de istiyoruz fırından sıcak ekmek yemeyi. Saatlerce kuyrukta bekliyoruz. Bir gün de o yöneticiler girsin kuyruklara. Yeter artık canımızdan bezdirdiniz!”

Türkiye’nin gündemi Üsküdar’daki camilerden belirleniyor

Son yıllarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’un değişik semtlerinde cuma namazı sonrası açıklamalarıyla Türkiye’nin gündemi şekillenmeye başladı. Bir ritüele dönüşen bu durumun nedeni ise bir tür siyasal iletişim metoduna dönüşüyor.

Geçtiğimiz hafta cuma namazını Üsküdar’daki Kerem Aydınlar Cami’nde kılan Erdoğan, çıkışta gazetecilerin sorularını cevaplamıştı. Önceki haftalarda Hz. Ali Cami’nde cuma namazını kılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın mensuplarının sorularını yine orada yanıtladı. 4 hafta önceyse cuma namazını Üsküdar’daki Büyük Selimiye Cami’nde kıldı. Türkiye siyasetinin gündemi adeta Üsküdar’daki camilerden belirlenmeye başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ömer Öztürk Camii’nde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı

Bunun nedeni ne olabilir?

Son yıllarda Ankara’da bulunan Cumhurbaşkanlığı Saray’ı yerine İstanbul Üsküdar’da bulunan Vahdettin Köşkü’nde çalışmalarını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu köşkte dünya liderlerini de ağırlamıştı. Üsküdar Çengelköy’de bulunan bu köşke yakın camilerin seçilmiş olması bir neden olabilir. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’da ikamet ettiği Üsküdar Kısıklı’da bulunan evi, cami seçimlerinde belirleyici unsur olabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ömer Öztürk Camii’nde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı

“Siyasette dinin tonu daha fazla belirginleşiyor.”

Ancak cuma namazı sonrası yapılan bu açıklamaların bu kadar teknik detayları olmayan başka bir politik anlamı daha var. Siyaset Bilimci Nezih Onur Kuru’ya göre 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası Türkiye’de dinle siyaset iç içe girdi.  Dolayısıyla artık İslam dini Türkiye’deki yargı, ordu gibi kurumların da geriletilmesiyle birlikte açık ve meşru bir şekilde siyasal alana nüfus etmeye başladı. Bu sürecin gelişimine ilişkin değerlendirmede bulunan Nezih Onur Kuru, son yıllarda siyasette dinin tonunun daha da öne çıkması ve buna yönelik önce Ayasofya’nın yeninden ibadete açılması ve geçtiğimiz haftalarda Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin nedenlerini siyasette dinin belirginleşmesinin bir tezahürü olduğunun altını çiziyor.

Türkiye’de ortaya çıkan ekonomik kriz ve büyükşehirlerin muhalefete geçmesiyle birlikte iktidarın politik-ekonomik açıdan rant dağıtımının daraldığını vurgulan Kuru, yeni partilerin ortaya çıkması, Saadet Partisi’nin bu alanda bir aktör olarak yükselişi, Erdoğan’ın çekirdek tabanı olarak nitelendirilen muhafazakarlara yönelik yeni bir strateji olarak bu siyaset tarzının daha da keskinleştiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Hacı Harun Camii açılışında konuşma yapıyor. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı

“AKP’de bugüne kadar İslami gruplara vermediği rantları vermeye başladı.”

İBB’nin AKP için çok büyük bir rant dağıtım mekanizması olduğunu hatırlatan Kuru, “Bu rant dağıtımının besleyicileri kısıtlandığı için yeni partiler de harekete geçtiği için AKP’de bugüne kadar İslami gruplara vermediği rantları vermeye başladı,” dedi.  

Cami çıkışı basın açıklamalarının Abdullah Gül döneminde başladığına değinen Kuru, “Cuma çıkışı açıklamalar meselesinde Abdullah Gül öne çıkıyordu, Erdoğan’da 2013 sonrası bu tarzı benimseye başladı,” dedi.  

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı sırasında işi gereği toplumla biraz mesafeli olmaya başladığını ve halkla ilişkilerde bunun işe yaramadığını düşünen Kuru, bu nedenle Erdoğan’ın tekrar camilere geri döndüğünü söyledi. 

“Üsküdar AKP’nin Müslüman kimliğinin yoğrulduğu bir yer.”

Üsküdar’ın tüm bu sürecin merkezinde bir kent olarak ortaya çıkmasını da son olarak değerlendiren Kuru, “Üsküdar AKP’nin Müslüman kimliğinin yoğrulduğu bir yer. Tam geleneksel değil aslında modern. Böyle bir geçiş noktası. İslami zenginlerin tercih ettiği bir nokta artık. Bir şekilde bu ana muhalefet partisinin çok çabalasa da AKP’nin kazandığı bir yer. Son iki yerel seçimde çok az farklarla kaybetti muhalefet. Orası bir kale gibi görünüyor. Ayrıca Fatih neden seçilmiyor, emin değilim. Belki Fatih’te ki cemaat yapıları daha oturaklı olabilir. Fatih’teki ana camilerde cemaatlerin etkili olduğu, partilerin ikinci sırada geldiği bir yer.  Üsküdar’da partinin daha ön plana çıktığı yer olarak da ön plana çıkıyor,” dedi.      

Çengelköy ve Beylerbeyi’nde son durum: Restoranlar ne zaman açılacak?

İstanbul’un en popüler yeme-içme semtlerinden biri olan Çengelköy ve Beylerbeyi’nde Koronavirüs nedeniyle kapalı olan kafe, bar, restoran ve meyhaneler yeniden kapılarını açmak için gün sayıyor. 17 Kasım’dan bu yana yalnızca paket servis ve gel-al şeklinde hizmet veren yeme-içme mekanları sahipleri, bu süreçte günah keçisi ilan edildiklerini söylüyor. 1 Mart’ta %25 kapasiteyle açılması beklenen restoranların nabzını tuttuk. 

Çengelköy meydanında civardaki mekanlardan çay, kahve alıp banklarda içenlerin yanı sıra, yemek yiyenleri de görmek mümkün. Paket servisle satışlarını sürdüren restoranlar genelde döner, kokoreç, hamburger, balık ekmek, kumpir, waffle gibi ürünlerin siparişinin geldiğini belirtiyor. Paket servis yapamayan kafe ve meyhanelerse kapalı durumda. 

Çengelköy’ün ara sokaklarında yer alan kafelerin tümü kapalı olurken, yol üstünde bulunan işletmelerden çay, kahve gibi içeceklerin satışı çok sınırlı olsa da mümkün. 

Özellikle siyasi partilerin kongrelerinden, otellerin ve camilerin açık olmasından dolayı hayıflanan esnaf, cirolarının yarı yarıya azaldığını, aldıkları desteklerinse çok “komik” miktarlarda olduğunu vurguluyor. 

Çengelköy’de kapalı olan kafe ve restoranların bir kısmı bir daha açılmamak üzere kilit vurmuş durumda. 

Kandilli ile Beylerbeyi arasında bulunan yaklaşık 30-40 kadar restoran, kafe, bar ve meyhane istihdama da ciddi oranda katkı sağlıyordu. 

Çengelköy’de en çok tercih edilen ürünlerden olan waffle, midye ve kokoreç dükkanları sahipleri sektörün geleceğiyle ilgili oldukça karamsar. 

Üsküdar’ın tarihi semtlerinden bir diğeri olan Beylerbeyi’nde de durum farksız. Açık restoran sayısı Çengelköy’e kıyasla daha az. Beylerbeyi İskelesi ve çarşısı İstanbul’un meyhane kültürünün ve Boğaz balıkçılığının simgesel yerlerinden biriydi. 

Beylerbeyi’nin tarihi meyhane ve balık restoranları 2,5 aydır kapalı durumda. Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) verilerine göre 2019 yılında 30 milyar dolarlık büyüklüğe sahip olan Türkiye’de yeme-içme sektörünün %40’ı İstanbul’da gerçekleşiyor. 

TAVAK Vakfı Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen kamuoyuna duyurduğu araştırmada sektörün 2020 yılında %50 daraldığını vurgularken Türkiye’nin Avrupa ile karşılaştırıldığında sektöre en az yardım yapan ülkelerden biri olduğunun altını çiziyor.