Dilek Sarıgül

Dilek Sarıgül

1995’te İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden 2019 yılında mezun oldu. Editörlük ve sosyal medya yöneticiliği alanında deneyimi bulunan Sarıgül, freelance muhabirlik yapmaya devam ediyor.

Üsküdarlı Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin iptaline karşı sokağa çıkıyor

Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılması protesto edilmeye devam ediyor.

Kadın örgütlerinin sosyal medya üzerinden yaptığı çağrıya göre Üsküdarlı Kadınlar, 25 Mart Perşembe günü saat 18.30’da “İstanbul Sözleşmesi bizim, vazgeçmiyoruz!” diyerek Üsküdar İskelesi’nde toplanacak.

Ne olmuştu?

Türkiye, Resmi Gazete’de Cuma Gecesi yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğini duyurmuştu.

Kararnamede, “Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar kurulu kararı ile onaylanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü maddesi gereği karar verilmiştir” ifadeleri yer almıştı.

Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının hemen ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabında kurum Başkanı Fahrettin Altun’un şu ifadelerine yer verilen bir paylaşım yapıldı: “Güçlü kadın ve aile, büyük Türkiye için vazgeçilmezdir. Kadınların sorunlarını çözecek çalışmalar hükümetimizin ana gündemi olmaya devam ediyor.”

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ise #GüçlüKadınGüçlüTürkiye etiketiyle yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Kadın haklarının teminatı, Anayasamız başta olmak üzere, iç mevzuatımızdaki mevcut düzenlemelerdir. Hukuk sistemimiz ihtiyaca göre yeni düzenlemeleri hayata geçirebilecek kadar dinamik ve güçlüdür”.

İstanbul Sözleşmesi’nin kapsamı

Kısaca “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti bir insan hakkı sorunu olarak ele alıyor ve bu tür şiddete sıfır tolerans gösterilmesini hedefliyor.

Şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve şiddet uygulayanların adalete teslim edilmesi, sözleşmenin temel taşlarını oluşturuyor. Ev içi (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik) şiddet, kadınların sünnet edilmesi, zorla evlendirilme, cinsel taciz, cinsel şiddet, taciz amaçlı takip, kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama gibi olguların bir suç olarak düzenlenmesi ve cezalandırılmasını öngörüyor.

Sözleşme daha çok kadınlar için olsa da erkek ve çocukları da kapsıyor. Erkeklerin de aile içi şiddet ve zorla evlendirilme gibi bazı şiddet türlerine maruz kaldığını belirterek, taraf devletleri, sözleşme hükümlerini erkekler, çocuklar ve yaşlılar dahil olmak üzere, aile içi şiddetin tüm mağdurlarına uygulamaya davet ediyor.

Sözleşme, aynı cinsiyetten olan çiftlerin yasal olarak tanınması da dahil olmak üzere, toplumsal cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimle ilgili olarak yeni standartlar getirmiyor. Aile ve evlilik kavramları konusunda yeni tanımlar içermiyor.