Beliz Avcı

1999 Ankara doğumlu. İstanbul Medipol Üniversitesi'nde Yeni Medya ve İletişim okuyor. Editörlük, içerik üreticiliği yaparken aynı zamanda fanzinlere şiir yazıyor.

‘Gülistan Sitesi sakinleri kış günü ve pandemi koşullarında evlerinden tahliye edildi’

gazete üsküdar gülistan sitesi

Kentsel dönüşüm projesi kapsamında yıkılacak olan Acıbadem Gülistan Sitesi’nde dün tahliye işlemleri başladı. Alınan karara tepki gösteren site sakinleri tahliye için zaman tanınmaması nedeniyle büyük mağduriyet yaşadığını” söyledi.

Üsküdar’ın Acıbadem semti Gülistan Sitesi sakinleri, güne ‘tahliye’ kararıyla başladı. Kış aylarında ve pandemi döneminde ellerine geçen tahliye kararıyla büyük mağduriyet yaşayan site sakinleri, evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Kimi sakinler son dakika ayarladıkları nakliye firmalarıyla eşyalarını kurtarmaya çalışırken kimileri de salgın nedeniyle evde kalması gerekenler için geçici yer aramaya çalıştı.
Gülistan Sitesi sakinleri Avukatı Onur Cingil, nihai tahliye kararının verilmemesine rağmen uygulamaya geçilmesine tepki gösterdi.

“KIŞ GÜNÜ İNSANLAR ZORLA EVLERİNDEN ÇIKARILDI

‘Üsküdar Belediyesi’nin site sakinlerini mağdur ettiğine’ vurgu yapan Cingil sabah saatlerinde yaşananları şöyle anlattı;

“Dün tahliyesi yapılan binanın yürütmeyi durdurma kararı kaldırıldı. Yargı süreci devam ederken, Üsküdar Belediyesi sabahın beş buçuğunda kış ve pandemi koşullarında vatandaşlara yer göstermeden, insanları zorla evlerinden çıkardı. Ertesi gün taşınacak insanları bile beklemediler. Nihai karar daha verilmedi. Bugün binanın yarısını yıktılar, içerde insanlar da vardı. Diğer blokların davaları devam ediyor. Bu tamamen insanları mağdur etmek için yapıldı. Kaldı ki biz sadece tahliyenin yapılıp yıkım yapılmamasını talep etmiştik. Müteahhit mağduriyetinden sonra şimdi de Üsküdar Belediyesi kaynaklı bir problem var. Normalde belediye böyle bir şey olsa bile maddi ya da manevi yardım yapar, insanları mağdur edecek şartlarda bırakmaz.”

“İNSANLARI KAPININ ÖNÜNE KOYMAK ÇÖZÜM DEĞİLDİR

‘İnsanları kapının önene koymak rant değildir’ diyen Avukat Cingil “Üsküdar Belediyesi bugün gözümüzün önünde insanların kombilerini peteklerini para karşılığında sattı. Bizim hukuki süreç anlamında mücadelemiz devam edecek. Yeni müteahhitlerle görüşmeler yapıyoruz, bu insanların evlerine kavuşması için elimizden geleni yapacağız. İnsanları kapının önüne koymak bir dönüşüm değildir.” diye konuştu.
Avukat Onur Cingil mahkeme sürecine ilişkin şu bilgileri de paylaştı;
“2014 yılından beri burada bir kentsel dönüşüm projesi var, önce iptal edildi olmadı sonrasında 2017 yılında tekrar müteahhit bir sözleşme daha imzalattı. Burada 2019 sonlarında doğru Üsküdar Belediyesi tarafından sorunu çözme üzerine, TOKİ’nin sağlaması vb. durumlar gibi müteahhitin önünü açar şekilde oldu. Bu alan, terk edilmiş alan olarak belirlendi. O tarihte sorun kangrenleşti ve insanlar binalarının yıkılması sebebiyle mağduriyet yaşarken aynı zamanda arsaya döndürülmesiyle de bir mağduriyet yaşayacaklardı.”

Avukat Onur Cingil mahkeme sürecine ilişkin şunları da söyledi: “Tahliye kararı Üsküdar Belediyesi’nin 1 yıl önceki tahliye ve yıkım kararına istinaden yürütmenin durdurulması kararı kalkınca dün işlemler yapıldı. Mahkeme süreci tamamlanmadı. İdare mahkemesinde işlemlerin karara kadar durması için yürütmenin durdurulması kararı verilebiliyor. Bizim de 1 yıldır kararımız vardı. 11 bloktan burada karar kalktığı için buraya yıkıma geldiler. Daha yargılama sürüyor. Yargılama sürerken bu yıkımın yapılması hukuksuz zira mahkeme belki de yıkım yapılmamalı diyecek ama artık bir blok yok.”

Mağduriyet yaşayan site sakinlerinden Saadet Aksun, yaşadıklarını Gazete Üsküdar’a anlattı.

“BURASI METRUK DEĞİL, BURADA BİR YAŞAM VAR

‘Karar verilen alanın metruk gösterildiğini söyleyen’ Aksun şöyle devam etti; “2014 yılında özel bir firma buraya gelerek insanlarla sözleşme imzaladı fakat kanuna uygun değildi. Altı yıldır hiçbir şey yapılmadı, her aradığımızda 15 gün sonra diyerek ertelediler durumu. Tabii bu sırada buradan temsilciler seçti kendilerine, bu sayede karotlar alındı. En son imar kanunun 39. maddesine göre burayı meçru olarak nitelendirdiler fakat burası metruk değil burada yaşam var. Biz mahkemeye giderek buranın meşru olmadığını tescilledik. 12 Ağustos tarihinde yürütmenin durdurulması kararı çıktı. Bu karar UYAP’a düşmeden sabah 07.00 saatinde gelerek burayı kırdılar. Sonrasında saat 09.00 civarlarında bu karar UYAP’a düştü fakat burayı kırarak metruk hale getirdiler.”

“SOKAĞA ÇIKMASI YASAK OLAN İNSANLAR EVDEN ATTILAR

‘Evlerin boşaltılmadan yıkılmaya çalışıldığını söylen Aksu, ‘Pandemi nedeniyle sokağa çıkması yasaklananlar var, onlar nasıl ev arasın’ dedi.

Aksu, ‘İnsanların üzerine tuğlalar düşüyordu’ diyerek şöyle devam etti;

“O binada 80 yaşında insanlar var, yürüyemeyen insanlar var. Biz yardımcı olup onlara da ev baktık, çünkü 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı vardı. O insanlar varken binaları yıkmaya çalıştılar. Biz zar zor evlere gidip büyüklerimize yardım ederken az önce bahsettiğimiz 80 yaşındaki insanın tepesinden tuğlalar düşüyordu. Nakliyatçılar geliyor ev taşımak için, bu insanlar işini yapamıyor. Daha sonra burada hurdalar toplandı, kapı, pencere, kalorifer petekleri vs. gibi şeyleri sökerek hurdacıya verdiler. Biz de bunları istedik en azından taşınma paramızı çıkartırız diye. Fakat izin vermediler.”

Yığınlardan çıkan pencere gibi eşyaları Üsküdar Belediyesi ekiplerinin aldığını ve onların sattığını söyleyen Aksu belediyeye de tepki gösterdi.

Üsküdar’ın Koronavirüs haritası

İstanbul’da Koronavirüs vakaları giderek artış gösteriyor. Son zamanlarda koronavirüs haritalarında giderek artan kırmızılık Üsküdar ilçesinde de geçerli oluyor. Üsküdar’ın haritasında çok yükek bölgeleri sizler için belirledik.

Koronavirüs ülkemizde ilk sıçrama dönemini Mart ve Nisan aylarında gösterdi. Bazı önlemlerin gevşetilmesi ve kışa geçiş dönemine girmemizle vaka sayısında tekrar artış yaşanıyor. Sağlık bakanlığı İstanbul için alarm verirken, her 10 vakadan 4’ünün İstanbul’da olduğunu belirtti. Birçok ilçede vaka sayıları ciddi artış gösteririrken, Üsküdar’ın birçok semtinde de harita giderek kırmızı olmaya başladı. İcadiye, Selami Ali, Mimar Sinan, Valide Atik, Zeynep Kamil mahalleleri çok yüksek riskli uyarısı bulunurken, Salacak, Selimiye, Kuzguncuk ve Altunizade düşük ve orta risk taşıyor.

İcadiye: Çok yüksek riskli

Altunizade: Orta riskli

Barbaros: Çok yüksek riskli

Valide Atik: Çok yüksek riskli

Mimar Sinan: Çok yüksek riskli

Sultantepe: Çok yüksek riskli

Beylerbeyi: Çok yüksek riskli

Küçük Çamlıca: Çok yüksek riskli

Bulgurlu: Çok yüksek riskli

Cumhuriyet-Bulgurlu: Çok yüksek riskli

Ferah: Çok yüksek riskli

Bulgurlu: Çok yüksek riskli

Çengelköy: Çok yüksek riskli

Güzeltepe: Çok yüksek riskli

Zeynep Kamil: Çok yüksek riskli

Ünalan: Çok yüksek riskli

Mayıs ayında nasıldı? Şimdi nasıl?

Üsküdar’da Mayıs aylarında haritada kırmızı renk hiç mevcut değilken, Ekim ayında yoğunluklu kırmızı renkler görüyoruz.

Kirazlıtepe Mahallesi kentsel dönüşüm sürecinde yeni dönem

gazete üsküdar

Üsküdar Kirazlıtepe Mahallesi’nde yapılacak olan kentsel dönüşüm projesi kapsamında, mahalle sakinlerinin yaşadığı mağduriyet ve belediye uyuşmazlıkları ile ilgili mahalle avukatı Onur Cingil Üsküdar Belediye Binası önünde basın açıklaması yaptı.

Bu toplanmamız son üç yılda belki 33 belki 43 defa oldu.”

Basın açıklamasında Avukat Onur Cingil, üç yıllık süreç içerisinde verdikleri mücadeleyi “Bu toplanmamız son üç yılda belki 33 belki 43 defa oldu” diyerek belirtti. Devam edecek süreç hakkında bilgiler paylaşan Cingil, 800’ün üzerinde hak sahibinin bezdiğini belirtti. Cingil: “Her gün çevik kuvvet getirildi, bütün basın ve Üsküdar buna şahit.” dedi.

Basın açıklamasının tam metni:

Kirazlıtepe’de tam 3 yıldır kentsel dönüşüm çilesi yaşanıyor.

Tam 3 yıl önce, riskli olmayan bir mahalle riskli alan ilan edildi, riskli olmadığı belgelenince bu sefer İmar Mevzuatına aykırılıkta da riskli alan olacağı torba yasa ile eklendi, 2/3 çoğunluk sağlansın diye parseller hukuksuzca bölündü, böl – parçala –yut taktiği uygulandı, bunlar tutmayınca halk korkutuldu, kandırıldı, bıktırıldı, bezdirildi. Her gün tebligat, zabıta, polis, çevik kuvvet gönderen Üsküdar Belediyesi ve Bakanlık insanları bezdirdi.

Evlerini yıktıkları yurttaşların molozlarını kaldırmadılar, molozlardan yayılan asbesti halka soluttular, çöp toplamadılar, çevik kuvvetleri halkın üstüne saldılar.

Çocuklar molozların üstünde oynadılar, okullarına molozların üstünden gittiler.

İlk yıkıma cami ile başladılar. AKP’li Üsküdar Belediyesi mahallesinin camisini bile yıktı.

Son süreçte, hepinizin şahitliğinde, evlerinde yaşayan insanların elektriklerini, sularını, doğalgazlarını kestiler.

82 yaşındaki Naci amcanın elektriğini ketsiler, Naci amca karanlıkta düşütü kalçasını kırdı. 60 yaşındaki Koah hastası Avni abi makinesini bağlayacağı bir elektrik bulamadı.

Gelinen son noktada artık Kirazlıtepe’de kalan son hak sahipleri de bıktı, illallah etti.

Buraya dualarla değil, beddualarla geldiler, bela okuyarak geldiler.

Buradan örnek bir dönüşüm, gerçek bir kentsel bir dönüşüm bu anlayışla çıkmaz.

Kentsel dönüşüm rant için, müteahhit için değil halk için yapılsın diye uğraştık, uğraşmaya devam edeceğiz.

Mücadelemizin ilk bölümü bu şekilde sonlandı.

Şimdi Üsküdar Belediye Başkanı’nın, kentsel dönüşüm sürecinde 2/3 çoğunluğu sağlayamadığı dönemde attığı imza ile oluşan ve basın açıklamamız ile dağıttığımız mutabakat metninin takipçisi olacağız

Hiç kimse merak etmesin, Kirazlıtepe, Kirazlıtepelilerin kalacak.

Herkes evine kavuşana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Saygılarımızla.

Av. Onur CİNGİL

Kirazlıtepe Kentsel Dönüşüm Mağdurları Avukatı

Üsküdar Belediyesi tabelasına T.C. ibaresi eklendi

Üsküdar Belediyesi tabelasına eklenmesi istenen T.C. ibaresi, 1 yıl önce Üsküdar Belediyesi Meclis Üyesi İbrahim Giritoğlu tarafından önerge olarak sunulmuştu. Birkaç gün önce herhangi bir açıklama yapılmadan ibarenin belediye binası tabelasına eklenmesi üzerine Giritoğlu’na mikrofon uzattık.

Üsküdar Belediyesi Meclis Üyesi İbrahim Giritoğlu, aradan geçen süre içinde bu konu hakkında yaptığı çalışmaları Gazete Üsküdar’a anlattı.

Öncelikle verdiğiniz önerge ile ilgili biraz konuşabilir miyiz? Bu İyi Parti’nin meclise sunduğu ilk önerge olarak biliniyor doğru mudur?

Tabi doğrudur, meclis çalışmalarına başlar başlamaz belediye binasında T.C. ibaresi olmadığını gördüm ve bu konuyla ilgili belediye meclisinde bir konuşma yaptım; aynı gemide olduğumuzu söylüyorsunuz, bunu biz de görelim ve böyle bir uygulama yapalım dedim. Sonrasında önergeyi başkanlık makamına verdim. Önergenin belli bir yasal süresi vardı bu da 15 gündü. Yani, 15 gün içinde cevaplanması gerekiyordu. 15 gün içinde herhangi bir resmi cevap almadım. Ben de her ay meclis gündeminde bunu dile getirdim ve rica ettim, bugün de bu sonuca ulaştık.

Süreçle ilgili bilginiz var mıydı? İbare asılmadan önce size bilgi verildi mi?

Verilmedi ama başkana teşekkür ediyorum. Sonuç olarak doğru olan yapıldı. Biz İYİ Parti olarak kavga peşinde değiliz doğrunun peşindeyiz. Haklı ve desteklenmesi gereken önergelere her zaman destek veriyoruz. Ama yanlış olan şeylere de karşı çıkıyoruz.

Önerge üzerinden bir yıl geçmiş. Aradan geçen bir yılla ilgili neler söylemek istersiniz?

Doğru yaptığınız işi takip ederseniz sonuç alırsınız diye düşünüyorum. Sonuç aldık. Ben AK Parti grubundaki üyelerle de görüşüyorum; çoğunun buna sıcak baktığını da biliyorum. Fakat gruba gelince grup başkan vekiline bakarak oy verme gibi bir pranga oluşuyor, bu da aşılamıyor. Ama görüştüğüm kişiler T.C’ye inandığını ve asılması gerektiğini düşünüyor. Belediye başkan yardımcısını da ziyaret ettim; arkadaşlarla görüştüm, onlar da böyle düşünüyor neden siz böyle yapıyorsunuz? diye sordum. O da karşı olmadığını söyledi. T.C’nin çok büyük olduğunu ve iki harfle simgeleştirmeye çalışmanın gereksiz olduğunu söyledi. Hayır, gerekli bence deyince bunun ekonomik olarak masraf çıkaracağını söyledi. Hatta ben de bunu karşılayabileceğimi söyledim. Altı ay önce böyle bir konuşma geçmişti.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben, AK Parti grubuna da teşekkür ediyorum, başkana da teşekkür ediyorum. Çünkü siyaset savaş demek değil. Ortak noktada buluşmamız gerekiyordu bu ortak nokta da benim için Türkiye Cumhuriyetidir. Ben T.C.’ye ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktıklarına inanıyorum.

Üsküdarlıların maske kullanım alışkanlıkları

Pandemi döneminde gündeme gelen yasal değişikliklerle birlikte, maske kullanmak hayatımızın bir parçası haline geldi. Uzmanların üstünde defalarca kez konuştuğu maske ve maske kullanım alışkanlıkları hakkında Üsküdarlılar ne düşünüyor?

“Maskeyi ne kadar hijyenik kullanabiliyoruz?”

Üsküdar Meydanda vatandaşlara “Maske kullanımını faydalı buluyor musunuz?” sorusunu yönelttiğimizde aldığımız birçok cevap olumlu ve gerekli olduğu yönünde. Kimi bireyler maskenin yanlış kullanımına değinirken bunun sağlıksız bir hâl alabileceğini de belirtiyor. Maske kullanımı hakkında sorduğumuz sorulara gelen bir başka yanıt ise; işlevsel kullanılmadığı yönünde. Maskenin çene altı ya da burun altında kaldığında işlevini yitirdiğini söyleyen vatandaşlar, doğru maske kullanımına dikkat çekiyor.

“Açık alanda olmaması lazım, kapalı mekanlar daha tehlikeli”

Kontrollü sosyal hayata geçişte birçok uzmanın yaptığı açıklama, açık havada da maske kullanımın devam etmesi yönünde oluyor. Vatandaşlara bunun gerekliliğiyle ilgili yönelttiğimiz sorularda öksürük, hapşırık gibi durumlarda takılması gerektiğini savunurken, kimileri virüs tehlikesi geçse dahi maske kullanımının sürdürülmesi gerektiğini savunuyor. Açık havada bolca vakit geçiren vatandaşlardan bazıları ise, kapalı mekanların daha riskli olduğunu vurgulayarak açık havada takılmaması gerektiğini söylüyor.

“Sık değiştirmiyorum çünkü maddi gücüm yok”

Maske değişimi hakkında uzmanlar en fazla dört saat kullanılmalı derken, kimi vatandaş maske temininde maddi zorluk yaşıyor. Sorularımızı cevaplayan vatandaşlar genellikle günlük değiştirdiğini ifade ederken, kimi bireyler günde üç dört kez maske değiştirdiğini vurguluyor.

“Pandemi bize temizliği öğretti”

Maske kullanımı kadar konuşulan bir başka konu ise dezenfektan kullanımı. Özellikle alkol bazlı dezenfektanların kullanımı hakkında yapılan kamu uyarılarının ardından toplu taşıma araçlarının hepsine dezenfektan yerleştirildi. Peki bunlar ne sıklıkla kullanılıyor? Vatandaşların çoğunluğu yanında ıslak mendil ya da kolonya benzeri ürünler taşırken, özellikle toplu taşıma ve ATM’lerin büyük risk kaynağı olduğu düşünülüyor. El yıkama alışkanlığı değişen bireyler ise, koronavirüsün insanlara temizlik anlayışı aşıladığını vurguluyor.