Haber, Manşet, Röportaj

Üsküdar’ın temizlik işçileri: “Bizi insan yerine koymuyorlar”

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Üsküdar’ın temizlik işçileri ile sorunlarını ve beklentilerini konuştuk. Bir temizlik işçisi “Artık bizi insan yerine koymuyorlar. Üsküdar Belediyesi’nin gözünde değerimiz yok ama Üsküdar’ı Üsküdar yapan şey temizlik” diyerek sitem ediyor.

Türkiye’de 11 Mart 2020 tarihinden itibaren yasaklarla birlikte ilan edilen karantina günlerinde herkes evlerine kapandı. Sağlık çalışanları, kuryeler, temizlik işçileri gibi çalışmak zorunda olanlar ise sahadalardı…

Çevre temizliği toplum sağlığının demirbaşlarındandır. Biz evlerimizde salgınla mücadele ederken dışarıda bizim refahımız ve sağlığımız için haftanın altı günü ter döken temizlik işçileri ise risk alarak çalışmalarına devam ediyorlar.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Üsküdar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde çalışan temizlik işçileri ile konuştuk, onların dertlerini dinledik.

Temizlik işçilerinin en büyük problemleri hak ettikleri değeri görmemeleri ve yeterli ücreti alamamaları, üst ve amirleri tarafından insan yerine konmamaları, sözleşmelerinde bulunmayan ağır işlerde çalışmak zorunda kalmaları ve koronavirüs döneminde gördükleri duyarsızlık.

“Üsküdar Belediyesi’nin gözünde değerimiz yok ama Üsküdar’ı Üsküdar yapan şey temizlik.”

Sorunlarını dinlediğim bir temizlik işçisi “Artık bizi insan yerine koymuyorlar. Üsküdar Belediyesi’nin gözünde değerimiz yok ama Üsküdar’ı Üsküdar yapan şey temizliktir. Bütün işler bizim tarafımızdan yapıldığı zaman kamu statüsünde oluyoruz ancak bize yararlı bir şey yapılacağı zaman kamudan muaf oluyoruz. Yani ezilen yine biz oluyoruz. Belediyede hiçbir birim bizim kadar çalışmıyor, bizim kadar ezilmiyor. Hakkımız verilmiyor. Örneğin diğer birimler 1500 lira ikramiye alırken biz 500 lira alıyoruz. Üsküdar Belediyesinin dışında diğer belediyelerle çalışan temizlik işçileriyle aramızda yüzlerce lira fark var. Taşerondan çıkınca herkes bize hayırlı olsun, yarı kadrolu oldunuz dedi. Biz de umutla sevindik. Taşeronda da hakkımız yeniliyordu. Mesai yapıyorduk, doğru düzgün mesai haklarımız verilmiyordu. Belediye devlet kapısıdır, tüm haklarımız verilir diye düşündük ama geçtiğimize pişman olduk. Asgari ücretle bizim aramızda 1500 lira fark vardı. Şu anda asgari ücretle neredeyse aynıyız. Belediyeye geçtikten sonra herkes bizi geçti, biz hâlâ yerimizde sayıyoruz. Keşke taşeronda kalsaydım, en azından her şey dahil 6000 lira maaş alırdım. Eskiden bir pazara çıkardık sepetimiz dolardı, cebimizde para kalırdı. Şimdi pazara çıkıyoruz sepetimiz dolmuyor, cebimizde para kalmıyor. Maaş bitince kredi kartından harcamak durumunda kalıyoruz. Bir tane borcu olmayan temizlik işçisi görmedim, hepsinin kredi kartları patlamış. İşverenler ‘Arkadaşlar biz sizin hakkınızı ödeyemeyiz, inşallah sizin hakkınızı Cenâb-ı Hak öte dünyada ödeyecek’ diyorlar. Bu nasıl bir mantıktır? Benim hakkımı ödeyemeyeceğini düşünüyorsa şartlarda iyileştirme yapmayı neden düşünmüyor? Niye parmağını kıpırdatmıyor? Kaç tane arkadaşımız iş kazasında öldü. Üst mercilerden bir tanesi gelip de cenazeye katılmadı.” diyerek sitemini dile getirdi.

Ayrıca elinde tuttuğu kurabiye kutusunu göstererek sözlerine şöyle devam etti: “Bugün bize kurabiye dağıttılar. Onun kutusuna yapılan masrafa yazık. Onu vermekle bizim gönlümüzü alamazlar. Onlar benim hakkımı vermedikten sonra getirip kurabiye verseler ne olacak.”

Temizlik işçilerinin bir diğer sorunu da sözleşmede yazmayan ağır işleri yapmak zorunda kalmaları. Bir başka temizlik işçisi bu durumu şu sözlerle özetliyor:

“Normalde benim elime süpürge alıp sadece sokakları süpürmem lazım. Benim işe alınma görevim bu. Ama duvar boyama, ev taşıma, duvar boyama, konteyner boyama, halkın özel bahçesini boyama ve ot kesme gibi görevler de bizde. Her işe koşturuyoruz. Haftanın altı günü sekiz saat çalışıyoruz.

Bütün ağır işleri bize yaptırıyorlar. Kirazlıtepe’deki kentsel dönüşümde evleri yıkılan kişilerin eşyalarını biz taşıdık. Önce depolara götürdük, oradan da yeni evlerine götürdük. Bir meslektaşım pimapen taşıyamam, belim ağrıyor dediği halde bizi ilgilendirmez dediler. Adam bel fıtığı oldu, kırk gün evde yattı. Üstüne de adamı on gün ücretsiz izine çıkardılar. Zaten işimiz ağır ve tehlikeli. Karşı çıkınca hemen kapıyı gösteriyorlar. Anlayış göstermiyorlar. Karşı çıkan olunca hemen kapıyı gösterip on bin kişi bu işe girmek için hazır diyorlar. Gerçekten de aramızda üniversite mezunu arkadaşlar da var.

Bu hastalık çıkmadan önce sabah 6.30’dan 7.30’a kadar çöp poşetlerini yırtıp geri dönüşüme gidecek eşyaları ayıklıyorduk. Aramızda enfeksiyon kapanlar oluyordu.

Yakın zamanda ise halka patates ve soğan dağıttılar. Çuvalları tırlardan boşaltma görevi de bizdeydi. Beş tır ben boşalttım. Görev bitiminde ise çürük patates çuvallarını hediye olarak vermeye çalıştılar. Kabul etmeyince yarım çuval sağlam soğan aldım.”

Yaptıkları bu işlerin birçoğunun görüntüleri ise Üsküdar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün sosyal medya hesaplarında yer almıyor.

“Haftada 3 adet maske, bir ayda 2 adet eldiven veriyorlar.”

Pandemi döneminde temizlik işçileri risk altında. Belediye size koronavirüs önlemi olarak maske ve eldiven dağıtıyor mu? Halk bu konuda duyarlı davranıyor mu?

Bu soruların cevabını bir temizlik işçisinden dinleyelim:

“Belediyenin bir gün size test yapalım dediğini görmedik. Devamlı dışarıdayız, insanlarla iç içeyiz. Her türlü şeyle karşılaşıyoruz. Haftada 3 adet maske, bir ayda 2 adet eldiven veriyorlar. Bunlarla gel de kendini muhafaza et. Maskeyi ve eldiveni yetmediği zamanlarda kendi cebimizden alıyoruz.

İnsanlar ağızlarından çıkardığı maskeyi sokağın ortasına atıyor. Bazen öyle yerlere takılıyor ki süpürgeyle çekemiyoruz. O zaman kendi elimizle almak durumunda kalıyoruz. Elimizde eldiven oluyor ama neticede maskeyi elimizle tutuyoruz. Kimde virüs var, kimde yok bilemiyoruz ki. Maskenin de kime ait olduğunu bilmiyoruz.

Akşama kadar çöpün içinde çalışıyoruz. Adam virüslü, evde karantina altında. Her şeyini çöpe atıyor ve o çöplerle biz temas ediyoruz. Bizi de aşı için öncelikli gruba alabilirlerdi. Tek yaptıkları kronik hasta olanları ücretsiz izne göndermek oldu.

Ben kronik hastayım ama ücretsiz izine çıkartacaklar diye korkumdan gidip de rapor almadım. Nasıl alayım? Hemen ücretsiz izne çıkartırlar. 1700 lira kira ödüyorum, nasıl yetsin?”

Sendika işçinin hakkını aramıyor

Temizlik işçileri bağlı bulundukları sendikanın onların haklarını aramadığını düşünüyor. Anlattıklarına göre zaten isteyerek de seçilmiş bir sendika değil. Belediye amirlerin önlerine sendika formunu koymuş ve imzalamak zorunda kalmışlar. Bir işçi “Normalde her birimde herkes kendi sendikasını seçmekte özgürdür. Bizi zorla üye ettiler. Önümüze formu koyup ne olduğunu anlamadan aceleyle imzalattırdılar.” diyor.

Giyinme ve mola verme şartları iyi değil

Temizlik işçilerinin mola verecek ve üstlerini değiştirecek alanları kısıtlı. Bazıları ise hijyenik olmayan koşullarda. Bir işçi mevcut durumu: “Eskiden konteynerın içinde soyunup giyiniyorduk. Yağmur yağınca kıyafetlerimiz su içinde kalıyordu. Halen de suyun içinde üstünü değiştiren, cami altında tuvaletin yanındaki küçücük odada üstünü değiştiren arkadaşlarımız var. Şimdi Güzeltepe’de Tedaş’ın eski binasına bir yer yapıldı da arkadaşlar rahat ettiler biraz.” ifadeleriyle dile getiriyor.

Haklarını dile getirmeye korkuyorlar

Röportaja başlamadan önce işçiler benden özellikle isimlerini ve fotoğraflarını yayımlamamamı rica etti. Çünkü daha önce başka arkadaşlarının benzer durumlardan ağızları yanmış. Bir işçiye neden korkuyorsunuz diye soruyorum. “Eskiden Bağlarbaşı Kültür Merkezinde toplantılar düzenlenirdi. Orada bir keresinde bir derdiniz var mı diye sordular. Diğer meslektaşlarım da dertlerini, tasalarını rahatça söyledi. Sonra bir baktık seksen kişi birden işten çıkarılmış. O günden beri de kimse şikayetini dile getiremez oldu. Şu anda herkes korktuğundan susuyor.” cevabını veriyor. Aldığım cevap karşısında şaşırdığımı itiraf edebilirim.

Haberi temizlik işçileri ve tüm işçilerin, emekçilerin bayramını kutlayarak bitirmek istiyorum. Umarım en yakın zamanda haklarına kavuşurlar.

Not: Haberde kullanılan görseller Üsküdar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün Twitter hesabından alınmıştır.

Melissa Feza Katlar
1999, İstanbul doğumlu. Çocukluk hayali olan gazetecilik mesleğini Gazete Üsküdar, Journo, Dokuz Eylül Gazetesi gibi birçok kuruluş için freelance olarak; araştırma, söyleşi gibi içerikler üreterek sürdürüyor. Aynı zamanda sosyal medya yöneticiliği ve eğitmenliği yapıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend