Manşet, Röportaj

Pandemi ruh sağlığımızı nasıl etkiledi?

Son bir yıl hepimiz için zor geçti. Covid-19’la hayatımıza giren uzun bir izolasyon dönemi, yaşadığımız kayıplar, ardından gelen maddi zorluklar hiç de kolay değildi. Devam eden pandemi koşullarında sağlığımızı korumak için evdeyiz. Peki ruh sağlığımız ne durumda? Uzman Psikolog ve Aile Danışmanı Yasemin Yılmaz Çekli’yle konuştuk.

Pandemi koşullarının psikolojik sağlığımızı da etkilediğine dikkat çeken Yılmaz şunları söylüyor: “Virüs yaşantımızı sağlığımız açısından iki şekilde yoğun bir biçimde etkiledi. Birincisi doğrudan yaşadığımız bedensel sağlık problemleri, ikincisi ise salgından dolayı yaşanılan ve artış gösteren bazı ruhsal rahatsızlar; kaygı bozukluğu, panik atak, depresyon, obsesif kompulsif bozukluklar.” Asla yalnız olmadığımızın altını çizen Yılmaz, bir uzmandan yardım almanın önemini vurguluyor.

 

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Uzman Psikolog ve Aile Danışmanı Yasemin Yılmaz Çekli. Çocuk-ergen-aile terapisi ve bireysel terapi alanlarında yüz yüze ve online seanslarla danışmanlık hizmeti vermekteyim.  

Son bir yılda pandeminin de etkisiyle hayatımız nasıl değişti? Kaygı seviyemiz arttı diyebilir miyiz?

Geçirdiğimiz bu bir yılda hayatımız pek çok açıdan değişti. Tüm dünyaca belirsiz bir sürecin içerisine girdik. Pandemi döneminde virüsün biyolojik etkileri beraberinde psikolojik ve davranışsal etkileri de getirdi. Kişiden kişiye farklılık gösterse de genel olarak herkeste kaygı seviyesinin arttığını gözlemliyorum. İnsanlar virüse yakalanma korkusu ya da sevdiklerine bulaştırma endişesi yaşarken aynı zamanda gelecek endişesi, maddi zorluklar ve sosyal izolasyon gibi bazı problemlerle de karşı karşıya kaldılar. Birçok açıdan hayatın bu kadar sekteye uğraması haliyle insanlarda kaygı ve panik durumu oluşmasına neden oldu.

Er ya da geç her şeye uyum sağlıyoruz. Bir yıl önceye kıyasla hayat tamamen değişti diyebiliriz. Sizce adaptasyon sürecimiz nasıldı? 

Daha önce tecrübe etmediğimiz bir pandemi süreciyle karşı karşıya kaldık. Bir anda çok yoğun tedbirlerin alındığı, sokağa çıkma yasakları, online eğitim, uzaktan çalışma gibi kavramların hayatımıza girdiği bir dönemi tecrübe etmeye başladık. Bunlarla yaşamayı zorunlu olarak öğrendik ama hala uyum sağlamakta zorlanıldığını düşünüyorum. Kısıtlamaların çok üst seviyede olduğu zamanları bir şekilde atlatmışken normalleşme süreciyle başka bir yaşam şekline alışmaya çalışıyoruz. Halen pandemi sürecindeyiz, eski hayatımıza, alışkanlıklarımıza ve rutinlerimize dönemiyoruz. Süreç içerisinde kısıtlamalar, yasaklar değişiyor, yeni durumlar oluşuyor. Oluşan yeni durumlara alışmaya çalışıyoruz. Sürekli değişen durumlarla adaptasyon sürecimizde değişiyor, belki kimi insanlar uyum sağlamakta salgının ilk başlarındaki kadar zorlanmıyor, kimi insanlar da salgın uzadıkça uyum sağlamakta daha çok zorlanıyor.

Pandemi döneminde sağlığımızı korumak için elbette “evde kal” çağrısına uyuyoruz. Ancak mental sağlığımız ikinci planda kalıyor olabilir mi? Evde kalmak psikolojimizi nasıl etkiledi?

Virüs yaşantımızı sağlığımız açısından iki şekilde yoğun bir biçimde etkiledi. Birincisi doğrudan yaşadığımız bedensel sağlık problemleri, ikincisi ise salgından dolayı yaşanılan ve artış gösteren bazı ruhsal rahatsızlar; kaygı bozukluğu, panik atak, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk gibi. Evde kalmak bedensel olarak bizi virüsten korusa da ruhsal açıdan bazı sıkıntıları beraberinde getirdiğini söyleyebiliriz. Pandemi öncesinde ruh sağlığına ilişkin sorunlar yaşayan kişilerde bu sorunların şiddetlendiğini, ruhsal anlamda sorun yaşamayan kişilerdeyse bazı psikolojik sorunların geliştiğini görüyoruz. Elbette ki şu anda öncelik bedensel anlamda sağlığı korumak ama ruh sağlığını da göz ardı etmemeliyiz. 

Verilere göre Üsküdar’da 53.436 kişi 65 yaşın üstünde. En fazla kısıtlamaya maruz kalanlar da yine aynı yaş grubu. Bunları göz önüne aldığımızda, daha çok etkilendiler diyebilir miyiz?

Salgın başladığından beri en sık duyduğumuz cümlelerden biri 65 yaş üstü bireylerin en riskli grup olduğu. Güncel haberleri takip eden 65 yaş üstü bir birey, elbette ki sağlık açısından daha fazla belirsizlik, kaygı ve endişe yaşamaya başlıyor. Sağlığı açısından böyle bir kaygıyı yaşarken aynı zamanda kısıtlamalar dolayısıyla yaşadığı sosyal izolasyon dünya ile ilişkisini zayıflatırken, yalnızlık duygusunu da artırıyor. Sosyal etkileşimin kaybolması bilişsel uyarımda da azalmaya neden olduğundan bu yaş grubunda, demans rahatsızlıklarının artmasına ya da salgın öncesi var olan zihinsel bazı yetersizliklerin daha da ağırlaşmasına sebep olabiliyor. Dolayısıyla bu yaş grubundaki bireyler pandeminin psikolojik etkilerine de daha açık diyebiliriz.

Özellikle Üsküdar gibi merkezi bir semtte kalabalık kaçınılmaz. Şehir hayatının üzerimizde etkileri hakkında ne söylersiniz?

Kalabalık şehir yaşamı insanlara belli açılardan çeşitlilik ve konfor alanı sağlasa da stresli bir yaşamı da beraberinde getiriyor. Kişiler gürültü, karmaşa, trafik derken ruhsal yönden daha mutsuz, stres seviyesi yüksek, tahammül seviyesi düşük insanlara dönüşebiliyorlar.

Çocuklar ve gençlerin durumunu nasıl değerlendirirsiniz? Pandemi, gelişim döneminde olan çocukların geleceğini şekillendirecek kuvvette midir?  

Çocuk ve gençlerin mevcut düzenlerinin de oldukça değiştiği bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte ebeveynlerin tutumu aşırı kaygılı, titiz, koruyucu ve abartılı panik hissi içeriyorsa çocuk ve gençlerin de ruh sağlığı olumsuz etkileniyor. Online eğitimle beraber okul ortamından uzaklaşan çocuk, akran etkileşiminden de mahrum kalıyor. Çocukların ruhsal, akademik ve sosyal gelişimlerinin sekteye uğramaması için aile içi rutinlerine dikkat etmek oldukça önemli. Ebeveynlerin tutumları ve bu süreci nasıl yönettiklerine bağlı olarak çocuk ve ergenlerin ruh sağlığı değişiklik gösterecektir. Zor bir dönemden geçiyoruz ve bu sürecin gelişim döneminde olan çocukların geleceğine etkisi olması da kaçınılmaz.

Travmaların genetik olarak aktarıldığını düşünürsek, bu günlerde baskıladığımız ya da maruz kaldığımız duygular gelecek nesli toplumsal düzeyde etkiler mi, gelecek neslin şekillenmesinde ne ölçüde rol oynar? 

Pandemi, insanların ruhsal açıdan travmatize olduğu süreçleri de içerdiğinden etkilerini uzun süreli yaşayacağımızı düşünüyorum. Şimdi belirsiz bir durumdayız, ne kadar sürecek, nasıl son bulacak bilemiyoruz ama toplumsal düzende ve beklentilerde değişiklikler olacağını öngörebiliyoruz. Bunun da gelecek nesile nasıl yansıyacağını ve ne ölçüde etkili olacağını yaşayıp göreceğiz.

Covid-19’la birlikte hayatımıza yerleşen stres ve kaygıyla baş etmek için önerileriniz nelerdir?

Kontrol edebildiğimiz durumlara odaklanmak, kaygı ve stres düzeyimizi de kontrol etmemize neden olacaktır. Hijyen kurallarına dikkat etmek, bağışıklığımızı güçlendirmek, sosyal mesafeye dikkat etmek kontrol edebildiğimiz durumlarken, salgının nasıl yayıldığı, nasıl ilerleyeceği ya da nasıl biteceği gibi konular kontrolümüz dışındaki konular olduğundan kaygı seviyemizi de artırır.

Bedensel hareketsizlik stresi ve strese bağlı tepkileri artırmaktadır. Bu nedenle kalabalık olmayan yerlerde kısa yürüyüşler yapmak, temiz hava almak ruh sağlığını korumak ve psikolojik iyioluş açısından oldukça önemli.

Virüsle ilgili güvenilir kaynaklardan bilgilendirme almak ve gelişmeleri takip etmekte kaygı seviyemizi kontrol altında tutmaya yardımcı olacaktır. Sürekli virüsle ilgili haberleri takip etmek endişelerimizi, stres seviyemizi artıracağından günlük yaşantımızın akışını etkilemeyecek şekilde haberdar olacak kadar kendimize sınırlar koymak kaygı havuzuna dalmaktan alıkoyacaktır.

Zor ve bilinmez bir dönemden geçiyoruz ama yalnız değilsiniz. Dünya üzerinde her insan bu virüsle ve pandemi süreciyle mücadele halinde. Yalnız olmadığınızı ve bu durumun geçici olduğunu kendinize hatırlatmaya ihtiyacınız var. Bu süreçte kendinize şefkatle yaklaşmaya, işinize ya da hayatın akışına konsantre olamadığınızda kendinize yüklenmemeniz gerektiğini unutmayın.

Kendinizce her baş etme yolunu denemiş ve işin içinden çıkamayacak kadar sıkışmış hissediyorsanız pandeminin hayatımızda yaygınlaştırdığı şeylerden biri de online terapiler, bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin. 

Berrak Ertörer
Berrak Ertörer. Yeditepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun. Öykü ve şiir yazıyor. Üsküdar'da yaşıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend