Manşet, Yaşam

8 Mart Kadınlar Günü: Üsküdar’ın Sembol Kadınları

İstanbul’un tarihi ve kendine has ruhuyla gözde semtlerinden olan Üsküdar sembolik yapılarıyla da dikkat çeker. Pelin Batu’nun +90 kanalıyla yaptığı “Semt bizim: Pelin Batu ile Üsküdar gezisi | ‘Güçlü kadınların mekanı'” adlı röportajda dikkat çektiği gibi Üsküdar kadın figürleriyle öne çıkar. 8 mart Dünya Kadınlar Günü haftasında, Üsküdar tarihindeki önemli kadın figürleri sizin için derledik.

Florence Nightingale

Üsküdar, Harem’de bulunan Selimiye Kışlası, Kuzey-Batı kulesinde Florence Nightingale müzesine ev sahipliği yapmaktadır. Nightingale, 1854 yılında Osmanlı ve İngiliz ordularının Rusya’ya karşı savaştığı Kırım Savaşı sırasında askeri hastane olarak kullanılan Selimiye Kışlası’nda bulunmuştur. Hemşirelerin yöneticisi olarak görev almış, yaralı askerleri tedavi etmiştir. O dönemden kalma pek çok eşya, Florence Nightingale’e ait el yazmaları ve mektuplar müzede halen sergilenmektedir.

Geceleri de ara vermeden gaz lambası ışığında askerleri tedavi ettiği için Lady with the Lamp yani “Lambalı Kadın” olarak da bilinir. Viktorya Dönemi’ne de damgasını vurmuş, kültürel bir simge haline gelmiştir. 

Modern hemşireliğin kurucusu olarak bilinen Florence Nightingale 12 mayıs 1820’de, Floransa’da dünyaya gelmiştir. 1860 yılında ilk modern sivil hemşirelik okulu St. Thomas Hospital’ı kuran Florence Nightingale böylece profesyonel hemşirelik vakfının da temellerini atmıştır. Doğum günü her yıl “Uluslararası Hemşireler Günü” olarak kutlanmaktadır.

Kız Kulesi

İstanbul’un, hatta Türkiye’nin simgelerinden biri haline gelmiş olan Kız Kulesi, Boğaz’ın en göz alıcı noktalarından Salacak açıklarında bulunuyor. Kız Kulesi, Roma’dan Bizans’a, Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine kadar tarihe şahitlik etmiş, masallara konu olmuş bir yapı. Üzerinde bulunduğu kaya parçasının tarihinin M.Ö. 410’a kadar uzandığı bilinmekte. 2000 yılında yapılan restorasyonun ardından ziyarete açılan yapı pek çok efsaneye de ev sahipliği yapıyor.

Kız Kulesi denince akla gelen efsanelerden biri şüphesiz Hero ve Leandros’un hikayesidir. Hero, Üsküdar’da yer alan Tanrıça Afrodit’in tapınağındaki rahibelerdendir. Her yıl baharın gelişini kutlamak için törenler yapılır, aşkı arayanlar hayallerine kavuşmak için Afrodit’e yakarır. Karşı kıyıda yaşayan Leandros da kutlamalara katılmak için tapınağa gelir ve Hero’yu görür. İlk görüşte aşık olurlar. Bir rahibe olan Hero’nun evlenmesi yasak olmasına rağmen iki aşık kavuşmak için ellerinden geleni yapar. Kız Kulesi’nin tepesinde yanan ışığı gören Leandros, durgun deniz ve ay ışığının da yardımıyla, Boğaz’ın sularını aşmak üzere denize atlar. İki sevgili o gece nihayet kavuşur ve sonrasında da gizlice buluşmaya devam ederler. 

Fırtınalı bir gece yine aşkına kavuşmak üzere sulara atılır Leandros. Hero her zamanki gibi sevgilisine yol göstermek için meşalesiyle kulenin tepesinde beklemektedir ancak rüzgarın etkisi meşaleyi söndürmeye yeter. Yolunu kaybeden Leandros güçten de düşünce dayanamaz ve karanlık sularda gözden kaybolur. Sabaha kadar sevgilisini bekleyen Hero karşı kıyıda Leandros’un cansız bedenini görür ve duyduğu acıya dayanamaz, kendini kulenin tepesinden Boğaz’ın sularına bırakır. Hero ve Leandros’un hikayesiyse kuleyle birlikte ölümsüzlüğünü korumaya devam eder.

Mihrimah Sultan Camii

Üsküdar Meydanı’nda yer alan Mihrimah Sultan Camii aynı zamanda İskele Camii olarak da bilinmektedir. Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın kızı Mihrimah Sultan için Mimar Sinan tarafından yapılan camidir. Mimar Sinan’ın erken dönem eserlerinden olan caminin yapımına 1540 yılında başlanıp 1548 yılında tamamlanmıştır. Caminin aynı zamanda Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan’a olan aşkının bir temsili olduğu da söylenmektedir. 

1522 yılında doğan Mihrimah Sultan’ın ismi Farsça’da güneş ve ay anlamına gelir. Rivayete göre evlilik yaşı gelen Mihrimah Sultan’ın taliplerinden biri Rüstem Paşa diğeri ise Mimar Sinandır. Evililiğin Rüstem Paşa’yla olmasına karar verilince Mimar Sinan aşkını sanatına aktarmıştır. Diğer Mihrimah Sultan Camii Edirnekapı’dadır ve yine rivayete göre 21 mart günü Üsküdar’daki caminin minareleri arasından ayın doğuşu, Edirnekapı’daysa güneşin batışı izlenebilmektedir. 

Pek çok tutarsızlık barındırmasına rağmen bu hikaye, Kız Kulesi efsanelerinde olduğu gibi tarihe işlemiş, nesilden nesile aktarılmıştır.

Berrak Ertörer
Berrak Ertörer. Yeditepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun. Öykü ve şiir yazıyor. Üsküdar'da yaşıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend