Yaşam

Deyimlerle Üsküdar

Üsküdar ile ilgili günlük hayatımızda sıkça kullandığımız, meramımızı bir çırpıda anlatmamızı sağlayan deyimlerin hikâyesini biliyor musunuz? Deyimlerin kökeni ile ilgili pek çok değişik hikâye anlatılıyor. “Üsküdar’da Sabah Oldu”, “Atı alan Üsküdar’ı geçti” ve “Bulgurlu’ya gelin gitmek” deyimleri nereden geliyor sorularına cevap aradık.

Üsküdar’da sabah oldu: Üsküdar’ın merkezinde iki selâtin camii bulunur. Emetullah Gülnuş Sultan için yapılmış Yeni Valide ve Mihrimah Sultan’ın adını taşıyan camilerin müezzinleri, karşı yakada ikâmet eden sultanın dikkatini çekmek, ihsanına mazhar olabilmek, hatta belki saray müezzinliğine yükselebilmek ümidiyle sabah ezanlarını mutlaka Beşiktaş camilerinin müezzinlerinden evvel okurlarmış. Bir şeyin zamanını geçirmek, geç kalmak anlamında bugün hâlâ kullanılan “Üsküdar’da sabah oldu” deyimi, vaktiyle aynı hat üzerinde olmalarına rağmen Üsküdar’ın Beşiktaş’tan önce okunan sabah ezanlarından kaynaklanmış.

Atı alan Üsküdar’ı geçti: “Eli çabuk ve kurnaz olanın bir işi başka kişilerden önce yapması” ve “iş işten geçti” anlamlarına gelen “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözü, bir rivayete göre Köroğlu’nun yaşadığı bir hadiseden doğuyor.

Bolu Bey’ine başkaldırması ile bilinen, çoğunlukla ünlü halk ozanı ile karıştırılan eşkıya Köroğlu bir gün kendisi için çok değerli atını çaldırır. Dillere destan olan atını çaldıran Köroğlu, atını bulabilmek için diyar diyar dolaşır ve son durağı İstanbul’da bir hayvan pazarı olur. Tanınmamak için kılık değiştirerek dolaşan Köroğlu, hayvan pazarında atına rastlar ve hemen satıcıya at hakkında sorular sorar. Satıcıya atı almadan önce binmek istediğini söyler. Atın üzerine biner binmez sahibini tanıyan at dörtnala koşmaya başlar. Kısa bir sürede kıyıya ulaşır ve Sirkeci’de kiraladığı sandalla karşıya, Üsküdar’a geçer.

Kandırıldığını fark eden satıcı, dövünüp dururken dostlarından biri onu teskin etmek için ”Üzülmeyi bırak! Atı alan Üsküdar’ı geçti. O adam Köroğlu’nun kendisiydi” der.

Bir başka rivayete göre de “Atı alan Üsküdar’ı geçti.” sözü, Üsküdar’da bulunan ve bugünkü adı ile Tunusbağı olarak bilinen bölgeden gelir. Tunusbağı kelimesinin Tunus ülkesi ve üzüm bağı ile tarihi açıdan bir ilgisi olmayıp, bu kelime “eşkıya ini” ve “eşkıya yuvası” anlamlarına gelen “tonozu bagi” kelimesinin farklı bir söylenişidir. Tonozu bagi,  içinde kanun kaçakları ve suçlu yeniçerilerin barındığı tonoz örtülü bir yapıdır. Suçlular çevre civarda haydutluk yapar ve bir at tedarik ederek Anadolu’ya Celaliler’in arasına firar ederlermiş. “Atı alan Üsküdar’ı geçti” böylece günümüze ulaşmıştır.

Bulgurlu’ya gelin gitmek: Bulgurlu, eski zamanlarda, Küçük Çamlıca Tepesi’nin -ki eski adı Bulgurlu Dağı’dır- Marmara’ya bakan yamacında eşsiz manzaraya sahip bir yerleşim bölgesidir. “Bir işte çok acele etmek” ve “gereğinden fazla telaş etmek” anlamlarına gelen deyim, bu yerleşim bölgesinin eski bir adetine dayanır. Hikayeye göre her bahar Bulgurlu Köyü’nde şenlik düzenlenirmiş. Bu şenlikte güreşler yapılır ve güreşleri seyretmek için İstanbul’un dört bir yanından insanlar köye akın eder ve yazlık kiralarlarmış.

Bulgurlu Köyü’nün dillere destan diğer bir özelliği ise dokuz gün dokuz gece süren düğünleri imiş. Köyün yağız delikanlıları, yakışıklılıkları ve endamları ile pek meşhurmuş da Bulgurlu’ya gelin gitmeyi paha biçilemez kalan asıl unsur, oğlan analarının gelinlere öz evlat muamelesi yapmasıymış. Bu sebepten mütevellit gelin olacak kızlar evlenmek için elinden geldiğince acele eder ve telaşa düşermiş. Müstakbel geline “Bu ne acele, Bulgurlu’ya gelin mi gideceksin?” denir, gelin de “Evet” dermiş.  Böylece “acele etmek”  “Bugurlu’ya gelin gitmek” ile özdeşlemiş ve günümüze kadar ulaşmıştır.

İskender Pala, İki Dirhem Bir Çekirdek, Kapı Yay:İstanbul, 2015
Çilem Tercüman, İstanbul’un 100 Deyimi, İBB (Kültür Aş) Yay:İstanbul, 2013

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend